5 Mayıs 2017 Cuma

Çiçek Böcek Dışında da Birşeyler Çekmeye Çalışıyorum


İskeleyle sohbet eden bank.


Suyla sarmaş dolaş iskele.


Çok korunaklı bir kapı.


Aralık.


Ah o tuğlalar, ışık.


Camdaki yansımalar, hangisi gerçek hangisi hayal karışmalar.


Zincirlerin ardındaki dünya...

Bir dahaki sefere daha güzellerini toplamak ümidiyle makinamı boşaltıyorum :)

Siz en çok hangisini sevdiyseniz tıklayın bakalım.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Haydi Boğaz'a :)

Benim gibi fotoğraf çekme sevdalısı bir  arkadaşımla sabahın sekiz buçuğunda buluşup sokaklara vurduk kendimizi :)

Hayır mutfak dolaplarının hepsini bitirememiştim daha ,amaaan bahar kısa, mutfak dolaplarının bir yere kaçtığı yok, di mi ama :D


Çengelköy'de buluşup Tarihi Çınar Altı Çay Bahçesi'nde çayımızı yudumladıktan sonra yavaş yavaş yola koyulduk.


Çengelköy İskelesi'nin fotoğrafını çekerken içeriden bir görevli koşarak geldi, uzak plan giriş fotoğrafı çekmek yasaklanmış. Eminim teröristler bizim gibi sırt çantalarını takıp dur gidip bir fotoğrafını çekeyim şu bölgenin diyorlardır :)  Neyse geniş açı giriş dışında ayrıntıları çekmek serbestmiş de ben de bu şirin kulesini ve çevreyi çekebildim.





Mor salkımlar ahşap binalara daha mı yakışıyorlar ne ..



Deniz her zamanki gibi başka güzeldi.. Otobüse binip Kuleli'ye gittik. Orada ilerlerken bir kafe ilgimizi çekti.


Kapısında fotoğraf çekerken içeriden gelen yöneticisi ile ahçısı içeri davet ettiler.


En üst katından manzarası şöyleydi


 İçerideki ayrıntılar.



Giriş bahçesi de tarihi duvarları ve aralardan fışkıran yeşilliğiyle beni başka büyüledi.



 Bu arada ısrarla ikram edilen çayları da en sonunda geri çeviremedik.


 Esthan isimli bu kafe açılalı bir ay olmuş. Filambarları'nda.(Facebook hesabı için tık) Eskiden dizi çekiliyormuş burada, benim o kültürüm hiç olmadığından bilmiyorum tabi.

Bildiğim, bize çok misafirperver davranıldığı ve oradan çıkarken bir daha gelmeye kararlı oluşumuzdu. Güler yüz, hoş sohbet ve bir bardak çay, insan başka ne ister ki..




Papağanı görenler el kaldırsın :)






Yukarılara tırmanırken de manzara başka güzel.



Yerim sizi ben:)




 Bak bak bak martı nasıl da tam ortaya kurulmuş.



En kısa sürede yeniden fotoğraf turuna çıkmak üzere  anlaşıp oradan ayrılırken bu şehri çok sevdiğimi düşünüyordum.

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Bir Avuç Bahar :)

Her gün yeni bir güzellik merhaba diyor. Leylaklardan sonra filbaharlar da açmış mis kokularıyla. Ayva ve at kestanelerinin meyvelerinden kat be kat zarif çiçekleri. Erguvanlar. Hangisine rastlasam o en güzeli gibi geliyor diğerine rastlayana kadar :)

Dünyanın en büyük zenginlikleri bunlar. Hâlâ rastlayacak kadar şanslıysan durup kokla, izle ve şükret, emi :)














Dünkü ev temizliğinden yorulan bedenimi yerinden kaldırabilirsem bugün de mutfak temizliğine gidiyorum.  Siz ben yokken fotoğraflara tıklayıp şarkılara gömülün anacım.

Çüüz.

2 Mayıs 2017 Salı

Pencereyi İki Dakika Açamamaktayım

Anında girip yuva yapmaya devam ediyorlar.


Tamam arka balkonu bıraktım da oğluşların odasına yayılmayın demedim mi ben size.

Delikanlı onlar odalarını havalandırmazsam içeride zehirlenme tehlikeleri var :)

Dallar çöpe gitti, gemi deterjanla bir güzel silindi, eh artık kokuları da kalmamıştır, rahat ederiz umarım.

Beyaz Dizi :)


Başucumdaki kitapları düzeltirken yine içimi sımsıcak yapan beyaz dizilere gülümseyerek baktım.

On beş gün geçmesini zor bekler perşembe günü gidip alırdım. Üç tane çıkardı.

Arkasındaki yazıyı okurdum önce, sonra ilk sayfadaki kısa alıntıyı.

Şimdi okuduğumda çoğu deli saçması gelse de ortaokula giden Handan için pek güzellerdi. Bundan dolayı benim için çok özeller :)


Sedece bu kadar değiller tabi, kocaman bir çantayı sahafa götürüp arkadaşlarının yanına koymasını söyledikten sonra bile bir kutu dolusu duruyor :D

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Film Festivali Dışında da Film İzliyorum Aslında :)


Cuma akşamı meselâ, ailece Galaksi'nin Koruyucuları 2 ye gittik. Birincisinde çok eğlenmiştik ikincisi de aynı keyfi verdi. Bir yanda macera yaşarken bir yandan kahkaha atmak üzerine de güzel müzik dinlemek için tavsiye ediyorum. Hâlâ izlemediyseniz birincisinden başlayın, bana çok iyi geldi.



Hacksaw Ridge daha ilk duyduğumda izlemek istediğim filmlerdendi. Dün akşam canım bir şey yapmak istemeyince bizimkileri beklemeden tek başıma seyrettim internetten.

Eline silah almayı reddeden Doss'un sıhhiyeci olarak orduya katılmak istemesi üzerine başına gelenler, korkaklıkla itham edilip hapse atılması ve sonunda savaşta yaşadıkları. Yukarıdaki posterde sol taraftaki fotoğraf gerçek Doss'a ait. Bol kanlı revanlı patlamalı ölümlü savaş sahnelerinin arasında etkileyici bir hikâye, tam da düşündüğüm gibi çok sevdim.


Bu filmi ikinci defa izledim. 2010 yapımı zaten, çoğunuz biliyordur ama kaçıran varsa yine komedisi ve aksiyonu tam dozunda olduğundan haber vereyim dedim. Masalsı bir şey.

Not ettiniz mi, haydi izleyin o zaman :)


Günler Uzamış Sabahları Balkonuma Güneş Vuruyor :)


Hepinize günaydın, ilkbahar tazeliğinde bir haftaya açılsın sabahınız.

Bugün bir çiçek koklayın, bir ağacın gövdesine dokunun, bir kuş sesi duyduğunuzda durup dinleyin biraz,  rüzgârı, güneşi, yağmuru hissedin teninizde, derin bir nefes alıp dünyaya gülümseyin.

Ve sizi bezdiren her türlü zorluğun gözünün içine bakıp fısıldayın :

Acımadı kiii,  acımadı kiiii..

Biz de yeniden yeşillendirip kendimizi, kurudu derken çiçeklenebiliriz, hiç kuşkunuz olmasın :)