4 Mart 2017 Cumartesi
Kuşlaar Şeen Kuşlaar Heep Gülüşeen Kuşlaar
Önce gökyüzünde görüyorum harika cıvıltıların kaynağını, sonra bir bakıyorum yerdeler.
Hem de beni çok umursamıyorlar.
Ama afacanlar iki saniye hareketsiz durmadıklarından yakala yakalayabilirsen :)
Baştankaramız nereye taşıyor topladıklarını acaba?
Kendime o kadar şaşıyorum ki bunca sene bu güzelim kuşlara hiç dikkat etmediğim için.
Gerçi onlar da kamufle olma uzmanı şimdi, sık dallı ağaçların arasında çok çok çok yükseklerde duruyorlar.
Aaa orada değişik bir cins var, tipine bakarsak kesin kızılgerdandır bu.
Duruşunu sevsinler :)
Orada bütün günümü geçirebilirdim sanırım.
Başlıktaki Yalçın Tura şarkısı dilimde..
cik cik cik cik cik cik de cik cik cik de ötüyor kuşlar.
cik cik cik cik cik cik de cik cik cik de ötüyor kuşlar.
yepyeni bir güne selam duruyor
alemin halini soruyor kuşlar
bildiği dilleri dilleri bir bir şakıyor
sevdiği şeyleri övüyor kuşlar
kuşlar şen kuşlar
hep gülüşen kuşlar
sessiz dalların, minik süsleri
yuvanız nerdedir, sonsuz göklerin hür sahipleri
gönlüm sizlerdedir.
cik cik cik ciiiiik cik cik de cik cik cik de ötüyor kuşlar.
cik cik cik cik cik cik de cik cik cik de ötüyor kuşlar.
gezdiği yerleri bir bir sayıyor
bildiği şeyleri anıyor kuşlar
yepyeni bir güne selam duruyor
alemin haline şaşıyor kuşlar
kuşlar şen kuşlar
hep gülüşen kuşlar
mahzun kalplere ümit sesleri,
ancak sizden gelir.
sonsuz göklerin hür sahipleri
gönlüm sizlerdedir.
Herhalde çocukken bu şarkının sözleri benim için bu kadar anlamlı değildi :)
Hepinize günaydın.
Haydi gelin kendinize nostaljik bir şarkı alın, sonrasında da harika bir haftasonuna başlayın..
Ve kuşlar hep cıvıldasınlar...
3 Mart 2017 Cuma
Neden İşleri Ertelediğimi Hatırladım
Bitmiyo ki bunlaaaar :)
Sabah altıda kalktım. Üç posta kahvaltı hazırladım. Yürüyüş yaptım. Bilgiç'i İzmir'e yolcu ettim. (Ben gitmedim, tek başına halletsin işlerini ben gidince yayılıyor. Ama bunu da kazanırlarsa yurt dışına giderim peşine :)
Çocukların yataklarını değiştirecektim ama kolumdan cesaret edemiyordum, derken evdeki koca boş boş oturmasın da işe yarasın diyerek ona çarşaf taktırdım. Demez mi bana işkence mi ediyorsun diye. Yavrum o zaman yirmi yıldır ben ne işkenceler çekiyorum deyince susmayı akıl etti neyse :)
E madem yastıkların mitillerini de yenileyeyim diyerek pamukları aktardım. Kenarları dikilecek şimdi.
Evi süpürdüm. Çocukların masasında ne varsa torbaya doldurdum, artık kendileri ayıklasınlar pirincin taşını.
Bu saat oldu. Hâlâ gidip oturamadım. Şu anı saymazsak.
Neyse, ben gidip şu mitilleri dikeyim.
Oturacam oturucam, umudum var...
Sabah altıda kalktım. Üç posta kahvaltı hazırladım. Yürüyüş yaptım. Bilgiç'i İzmir'e yolcu ettim. (Ben gitmedim, tek başına halletsin işlerini ben gidince yayılıyor. Ama bunu da kazanırlarsa yurt dışına giderim peşine :)
Çocukların yataklarını değiştirecektim ama kolumdan cesaret edemiyordum, derken evdeki koca boş boş oturmasın da işe yarasın diyerek ona çarşaf taktırdım. Demez mi bana işkence mi ediyorsun diye. Yavrum o zaman yirmi yıldır ben ne işkenceler çekiyorum deyince susmayı akıl etti neyse :)
E madem yastıkların mitillerini de yenileyeyim diyerek pamukları aktardım. Kenarları dikilecek şimdi.
Evi süpürdüm. Çocukların masasında ne varsa torbaya doldurdum, artık kendileri ayıklasınlar pirincin taşını.
Bu saat oldu. Hâlâ gidip oturamadım. Şu anı saymazsak.
Neyse, ben gidip şu mitilleri dikeyim.
Oturacam oturucam, umudum var...
Zaman Su Gibi Akıp Gidiyor
Kendimi bir boş vermişlik ve bezginlik içinde buluyorum son günlerde.
Canım hiçbir şey yapmak istemiyor.
Tatil plânlamak bile içimi sıkmaya başladığında depresif moda girdiğimi iyice anlamış bulunuyorum.
Silkelenip kendime gelmem lâzım. Hareketlenip enerji dolmam lâzım. Bu münasebetsiz enerji dururken dolmuyor hiç ne hikmetse.
Hayat akıp gidiyor.
İşleri son raddeye kadar ertelemek sadece içimin sıkıntısını arttırıyor.
Sabahları artık gün ağarmaya başlıyor, çocukları gönderdikten sonra koltuğa kıvrılmak yerine yürüyüşe gitmeli, bir köşeye yığılmadan önce işleri bitirmeli.
Yapılacak işleri listeleyip yanlarına çek atmalı.
Enerji kendi kendine yükselmiyorsa vitamin desteği almalı.
Hadi hadi, kalk Handan. Kış uykusundan uyan artık. Ayıcık modundan da çıkıver bi zahmet :)
Şimdi şu fotoğraflarıma güzel şarkılar bulayım, şöyle enerjik ve pozitif bir şeyler.
Başka kim kış uykusundan uyanmak istiyor. Hadi kaleye mum dikin de başlayalım artık anacım.
2 Mart 2017 Perşembe
Can'a Dedim ki Haydi Kahvaltıya Dışarı Çıkalım
Anacım hafta içi Can'ı nerde buldun demeyin. Benim adamın iş saatleri karışık. Dün gece yoktu örneğin. Ama bu sıralarda da çok boş günü var, emekli gibi başıma kaldı. Bi git, yüzümü eskitiyorsun diyorum, nerdeeee :)
Neyse, baktım evde ekmek bitmiş. Kalkıp bakkala gitmektense dışarı kahvaltıya gitmek daha cazip geldi, gelmez olaydı .
Hayalimde deniz kıyısı vardı, Paşalimanı'ndaki Beltur tesislerini gözüme kestirmiştim. Ama hava kapalı ve soğuk olunca dışarıda oturmak pek mümkün gözükmedi, içerisi de bir gürültü bir gürültü. Hem denizi zor görüyorum hem gürültü. Zaten kahvaltı servisi de yok, attık kendimizi dışarı.
Karşısındaki Fethi Paşa Korusu'na gidelim dedik.
Dedik de orası da inşaat alanı olmuş. Velhasıl kahvaltının yegâne güzel şeyi ucuza gelmiş olasıydı. O da gürültü ve ufukta deniz manzarasıyla birleşince pek hayalimdekine yaklaşamadı.
Dün Validebağ Korusu'nda gezerken Can şuraları azıcık düzenleseler diyordu, aman sakın ha ellemesinler diye cevaplamıştım onu. Bugün Fethi Paşa Korusun'da düzenlenmiş hali gördü.
Her yer beton, her yer yol falan. Ağaçların altına çim döşemişler...
Şöyle bir düşündüm. Köpekler yayılmış yatıyorlar çok güzel de kuşlar ne yapacak orada ? Çünkü yukarıda ellenmemiş bölümde bir sürü kuş ağaç altlarındaki toprakta bir şeyler eşeliyorlardı. Bütün dengeleri alt üst etmekte üzerimize yok.. Doğal hayatmış, canlılarmış umurumuzda değil, sadece kendi totomuz. Bırak kardeşim, elleme. Dökme betonu ,yolu deli gibi. Ağaçların altında çimen olmaz ki zaten ormanlarda, nerde görülmüş ..
Anlayacağınız birileri küpünü dolduruyor, memleketimdeki yegâne iş parklar bahçeler, yol kenarlarına dikilen ot felan zaten.
Bir de son olarak her yerde gözümüze sokulan evet pankartlarına baktıkça bir tarafımın tepesi atıyor. Kardeşlerim, canlarım, o lanet olası pankartlara bakıp da aman da ben oyumu değiştireyim diyen hiç kimse yokken sen niye benim paramı oraya akıtıp duruyorsun ki ? Çok mu paramız var. Vergi öderken canımız çıkıyor bizim yahu. Bir de üzerine yola ayrı para ödüyoruz, hastaneye ayrı, elektriğe ayrı, suyun gelişine ayrı gidişine ayrı.. Yeter ..
Gördüğünüz gibi huzurlu ve keyifli kahvaltı hayallerinden nerelere gelmiş bulunmaktayım :)
Neyse biz fotoğraflarıma bakalım.
Ağacın en tepesindeki devasa örümcek ağları nedir ?
Ona bakarken yakaladığım şirine ne demeli, görebildiniz mi?
Bizim otoparkta burnumun dibinde, sesini hep duyuyordum da kendilerini yakalayamamıştım henüz :)
Korudaki yegâne sevdiğim köşe..
Ah o eski evlerin güzelliği hiçbir şeyde yok..
Tepeden deniz manzarası. Karşı kıyıdaki çirkin binaları görmemek için yakına yakına bakıyoruz.
Bir iki artiztik çekim.
Dediğim çimenler. İtinayla döşenmiş. Tabi buna da şükür ağaçları komple kesip her yere beton da dökebilirlerdi...
Neyse, işte böyle.
Ama daha çektiklerim bitmedi. Bu sefer yakın yakın baştankara ve kızılgeldan kuşlarım da var üstelik. O da sonraya kalsın. Bu söylenmelerin altında güme gitmesinler :D
Çifte Kumrular :)
Balkonda yuva yapmaya çalıştıklarını görüp fotoğraflarını çekmek istersin. Servisten dönen makinanın hâlâ tamir olmadığını fark edersin o sırada. Sonra bir bakarsın harika bir poz çıkmış.
Sanki sana birisi mucizelere inan der gibi.
Ah, ben mucizelere inanıyorum.
Mucizelere inanıyorum.
Mucizelere inanıyorum.
Her iş hayırlısı neyse o olur.
1 Mart 2017 Çarşamba
Fotoğraf Makinam Yapıldı Millet:)
İki posta göndermek zorunda kalsam da sonunda bebeğime kavuştum :)
Bu sabah çok sıkkındım. İçimde bir ağırlık vardı ki sormayın gitsin.
Hava da şöyle olunca pek faydası olmuyor tabi ..
Neyse bir papağan kardeş umudunu kaybetme biz buralardayız dercesine kondu dala.
Öğleden sonra güneş çıkınca epeydir gitmediğimiz koruyu ziyaret edip bahar izlerini sürelim dedik.
Evet evet yavaştan kıpırdanmaya başlamış ağaçlar..
Papatyalar minik gülümseyişler olarak uzatmışlar başlarını.
Küçük yaramaz kuşları yakalamak ne mümkün :)
Doğrusu köpek sürülerimiz hava karardığında korkutmuyor değil, ama gündüz pek tatlılar.
Evet evet pek az kalmış çiçeklenmeye..
Ama niye hep arka dallara saklanıyorsunuz öyle şekerler.
Ağaçların her halleri güzel.
Yakaladım seniiii.
Neşeli cıvıltıları izleyince bir iki tanesine ulaşabiliyorum.
İstanbul'un orta yerindeki bu vahaya dokunmasınlar lütfen lütfen lütfen..
Ağaçlarıma dokunmasınlar. Şu güzellik başka nerede var. Ve huzur.
Güneşi görüp dışarı çıkan sadece biz değiliz :)
Derin nefes alıyorum, sıkıntıların uzaklaştığını hissediyorum.
Davetkâr yollara vuruyoruz kendimizi.
Şükür ki doğa var sarıp sarmalayan.
Ağaçlar var, kuşlar var..
Not : Tabii ki fotoğraflara şarkı sakladım. Ama çok daldan dala kondum, baktınız modunuza uymuyor başkasına tıklayın anacım :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















