4 Haziran 2016 Cumartesi
3 Haziran 2016 Cuma
Bir Taşla İki Kuş :)
Geçen ay köprünün üzerinden lokomotifleri çekerken bir gün gitsem de oradan çeksem diye içimden geçirmiştim. Geçiş var mı , gidebilir miyim diye düşünürken Kitap Günleri'ni öğrendim. Yuppiii, kitap, Haydarpaşa Garı, trenler, lokomotifler ve graffiti .
Okulu olmayan Bilgiç'i de aldık, annem ve ben üçümüz yola koyulduk.
Ah anneanneme gittiğimiz günler geldi aklıma. Meysu alırdık büfeden. Cevizli'ye tıngır mıngır ilerlerdik. Oradan da faytonla Dragos'a çıkardık.
Neyse günümüze gelelim. Ortam harika. Kitaplar, kitap severler, trenler. Hava akşam bardaktan boşanırcasına yağacağını hiç belli etmiyor tam fotoğraf çekmelik :)
Yoruldukça çayımızı alıp bir vagona attık kendimizi :)
Hasan Saraç hiç okumamıştım ama yazarla kısa bir sohbetin ardından kitabını alıp imzalattım. İmzalarken ismimi öğrenince gülümseyerek kitabın editörünün ismini gösterdi, Handan Saraç, eşiymiş :) Bir de internet sitesi var, orada kitaplardan, yazarlardan, ressamlardan, bestekârlardan bahsediyormuş. Benim çok hoşuma gitti, merak edenler için işte şurada.
Günün anlam ve önemini anlatır fotoğrafımız :)
Bilgiç makinist oldu:) Koltuk çok ilginçti, üstteki fotoğrafta görebildiniz mi bilmiyorum, içeri kapalı duruyor. Girdikten sonra ancak açılıyor anladığım kadarıyla. İkinci fotoğrafta arkada görüldüğü gibi oluyor :)
Fotoğraftı sohbetti derken saatle geçmiş, eve döndüğümüzde kitaplarımızı dizdik mutlulukla. Güya kitap almayacaktım bir müddet :)
Bir sonraki yazımda da grafitiler ve vagonlar olacak , güzel fotoğraflar çektim, bekleyin anacım :)
Okulu olmayan Bilgiç'i de aldık, annem ve ben üçümüz yola koyulduk.
Ah anneanneme gittiğimiz günler geldi aklıma. Meysu alırdık büfeden. Cevizli'ye tıngır mıngır ilerlerdik. Oradan da faytonla Dragos'a çıkardık.
Neyse günümüze gelelim. Ortam harika. Kitaplar, kitap severler, trenler. Hava akşam bardaktan boşanırcasına yağacağını hiç belli etmiyor tam fotoğraf çekmelik :)
Yoruldukça çayımızı alıp bir vagona attık kendimizi :)
Hasan Saraç hiç okumamıştım ama yazarla kısa bir sohbetin ardından kitabını alıp imzalattım. İmzalarken ismimi öğrenince gülümseyerek kitabın editörünün ismini gösterdi, Handan Saraç, eşiymiş :) Bir de internet sitesi var, orada kitaplardan, yazarlardan, ressamlardan, bestekârlardan bahsediyormuş. Benim çok hoşuma gitti, merak edenler için işte şurada.
Günün anlam ve önemini anlatır fotoğrafımız :)
Bilgiç makinist oldu:) Koltuk çok ilginçti, üstteki fotoğrafta görebildiniz mi bilmiyorum, içeri kapalı duruyor. Girdikten sonra ancak açılıyor anladığım kadarıyla. İkinci fotoğrafta arkada görüldüğü gibi oluyor :)
Fotoğraftı sohbetti derken saatle geçmiş, eve döndüğümüzde kitaplarımızı dizdik mutlulukla. Güya kitap almayacaktım bir müddet :)
Bir sonraki yazımda da grafitiler ve vagonlar olacak , güzel fotoğraflar çektim, bekleyin anacım :)
Mektup
Bebektin yeni doğmuş, göbek bağına ilaç sürerken kendini bir o yana bir bu yana atarak kaçardın. Teslim olmazdın.
On beş günlükken dizlerin kendini itmekten kızarırdı. Yerinde durmazdın.
Hiç bir dediğime ilgi göstermeden her şeyi kendin bularak öğrendin.
Sürpriz yumurtadan çıkan oyuncakları kendin yaptın hep, dışarıya çıktığımızda kendi başına gittin, pijamanı kendin giydin.
Bir saniye yerinde durmadan ful enerji.
İsteklerinden asla vazgeçmedin. Ah nasıl da yordun beni ama dünyaya da aynısı yapacağını bilmek rahatlattı.
Sene boyunca aynı anda video izleyip test çözüp abur cubur yerken yine kendi yolundaydın.
Bu akşam herkes düzgün adım giderken kollarını kavuşturup keşiş yürüyüşü yapan. Manowar selamı veren, yerinde durmayan da sendin.
Gülümseyerek izledim seni.
Keyif almanı.
Ah, mezuniyet töreninde eğlenemezsen nerede eğleneceksin.
Sırada düzgün yürümeyeceğini biliyorum, senin hep kendi adımların olacak.
O adımlar seni en güzel yerlere taşısın, o enerji hep bir basamak yukarıya çıkartsın ve farklılığın dünyayı yepyeni renklerle boyasın.
Bilgiç oğluşum akıllı bıdıkım, taklitçi yengeçim, duygusalım çılgınım.
Seni seviyorum.
Yolun hep açık olsun...
On beş günlükken dizlerin kendini itmekten kızarırdı. Yerinde durmazdın.
Hiç bir dediğime ilgi göstermeden her şeyi kendin bularak öğrendin.
Sürpriz yumurtadan çıkan oyuncakları kendin yaptın hep, dışarıya çıktığımızda kendi başına gittin, pijamanı kendin giydin.
Bir saniye yerinde durmadan ful enerji.
İsteklerinden asla vazgeçmedin. Ah nasıl da yordun beni ama dünyaya da aynısı yapacağını bilmek rahatlattı.
Sene boyunca aynı anda video izleyip test çözüp abur cubur yerken yine kendi yolundaydın.
Bu akşam herkes düzgün adım giderken kollarını kavuşturup keşiş yürüyüşü yapan. Manowar selamı veren, yerinde durmayan da sendin.
Gülümseyerek izledim seni.
Keyif almanı.
Ah, mezuniyet töreninde eğlenemezsen nerede eğleneceksin.
Sırada düzgün yürümeyeceğini biliyorum, senin hep kendi adımların olacak.
O adımlar seni en güzel yerlere taşısın, o enerji hep bir basamak yukarıya çıkartsın ve farklılığın dünyayı yepyeni renklerle boyasın.
Bilgiç oğluşum akıllı bıdıkım, taklitçi yengeçim, duygusalım çılgınım.
Seni seviyorum.
Yolun hep açık olsun...
2 Haziran 2016 Perşembe
Yaz Gelmiş...
Eve dönmek çok güzel de Kayseri'nin havası daha mı iyiydi ne. Uçaktan indiğimiz an yapış yapış olduk.
Bu akşam oğluşun mezuniyet töreni var. Fotoğrafçıdan da fotoğraflarını alacağım. ( Ne saçma bir cümle oldu iki kilo kiraz alacak halim yok ya :) Pek hoş çıkanlar vardı gösteririm sonra :)
Hava çok sıcak demiş miydim?
Hepinize günaydın.
Tez olsun kolay olsun tüm işleriniz:)
Bu akşam oğluşun mezuniyet töreni var. Fotoğrafçıdan da fotoğraflarını alacağım. ( Ne saçma bir cümle oldu iki kilo kiraz alacak halim yok ya :) Pek hoş çıkanlar vardı gösteririm sonra :)
Hava çok sıcak demiş miydim?
Hepinize günaydın.
Tez olsun kolay olsun tüm işleriniz:)
1 Haziran 2016 Çarşamba
Havaalanında Karışık Düşünceler
Havaalanına erkenden gelince kitabım bitti. Uçağın kalkmasına hâlâ çok var ve yanıma bir kitap daha almıştım ama diğerinin üzerine okuyamayacağım sanırım.
Bahar okuma şenliği bana güzel kitaplar kazandırdı. Yaz ise güzel anılar kazandırsın istiyorum.
Kaçak yaşıyormuşum gibi geliyor zaman zaman. Kitaba kaçıyorum, bloğa kaçıyorum, yapboz yaparken kaçıyorum film izlerken kaçıyorum. Zamanımı hiç sıkılmadan geçiriyorum, evet, ama sıkılmaya izin mi vermeli acaba bazı bazı.
Sanırım yoruldum :)
Yarın akşama kadar uzanıp yatmayı hayal ediyorum. Patates çuvalı gibi :)
Canım birşeyler yazmak istiyor ama herşey kopuk kopuk.
Çocuklar yarışmada derece alamadılar. Hiddetlendiler,üzüldüler... Derken yeni robot fikirleri çıkartmaya başladılar. Kimi uçuk kimi inanılmaz, gülümsedim, uçuk ve inanılmaz şeyleri hayal edenler olmasaydı ne okurdu dedim.. Kazandıkları şeyler de çoktu bu arada, anlasalar da anlamasalar da.. Aynı zevkleri paylaşmanın aynı dili konuşmanın keyfine vardılar. Odalar arasında koşturdular, soğuk espri üretip durdular, çimenlere yayıldılar , yerlere oturdular... Çok büyük hayallerin çok büyük kahramanları oldular. Ah, bütün çocuklara uzanabilseydi ellerimiz. Ah hepsi sevilip,öpülüp hayata öyle yolcu edilebilseydi. Gülümseyerek ve umutla bakabilseydi..
Bahar okuma şenliği bana güzel kitaplar kazandırdı. Yaz ise güzel anılar kazandırsın istiyorum.
Kaçak yaşıyormuşum gibi geliyor zaman zaman. Kitaba kaçıyorum, bloğa kaçıyorum, yapboz yaparken kaçıyorum film izlerken kaçıyorum. Zamanımı hiç sıkılmadan geçiriyorum, evet, ama sıkılmaya izin mi vermeli acaba bazı bazı.
Sanırım yoruldum :)
Yarın akşama kadar uzanıp yatmayı hayal ediyorum. Patates çuvalı gibi :)
Canım birşeyler yazmak istiyor ama herşey kopuk kopuk.
Çocuklar yarışmada derece alamadılar. Hiddetlendiler,üzüldüler... Derken yeni robot fikirleri çıkartmaya başladılar. Kimi uçuk kimi inanılmaz, gülümsedim, uçuk ve inanılmaz şeyleri hayal edenler olmasaydı ne okurdu dedim.. Kazandıkları şeyler de çoktu bu arada, anlasalar da anlamasalar da.. Aynı zevkleri paylaşmanın aynı dili konuşmanın keyfine vardılar. Odalar arasında koşturdular, soğuk espri üretip durdular, çimenlere yayıldılar , yerlere oturdular... Çok büyük hayallerin çok büyük kahramanları oldular. Ah, bütün çocuklara uzanabilseydi ellerimiz. Ah hepsi sevilip,öpülüp hayata öyle yolcu edilebilseydi. Gülümseyerek ve umutla bakabilseydi..
İstanbul İstanbul
Kuzey 'i çok sevdiğimden okuma şenliği için şehir isimli kitap ararken karşıma çıkan Burhan Sönmez kitabını tereddütsüz seçtim. İyi ki de seçmişim.
Yolculuk kitabı olarak yanıma aldım ama yavaş ve sindire sindire okunması gerektiğinden bitiremedim. Kitapları çiziyor olsaydım her sayfayı çizerdim sanırım :)
Bir hücrenin içinden koskocaman İstanbul manzarası çizmiş yazar.
Son Dakika
Ne yazık ki kurada birbirimize çıktık. Yensek de yenilsek de üzüleceğiz :(
Her sene bu şanssızlık başımıza geliyor, ilk turlardan kendimizi eliyoruz.
Her sene bu şanssızlık başımıza geliyor, ilk turlardan kendimizi eliyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









