7 Mayıs 2015 Perşembe

Joker Hakkını Sonraya Bırakmak...

Yarışma seyrederken bana en saçma ve komik gelen şeydir. Yarışmacı soruyu bilmediği halde joker hakkını daha ilerdeki zor sorular için sakladığından kullanmaz. Sonra tabi yanan joker haklarıyla birlikte elenir çoğunlukla...

Bir yarışmaya katılsam joker hakkımı saklamaya uğraşmazdım kesinlikle ama pazardan aldığım armutu daha keyifli zaman yerim diye bırakırken yumuşatıp en sevmediğim haliyle başbaşa kaldığım olmuştur. Ya da yıkadığım maydonozları daha acil durumlara sakladığımdan sararttığım.. Sanki o acil durumda iki dal maydonoz yıkanmayacak, ya da yerine başka bir çözüm olmayacak...

Diyeceğim o ki joker haklarımızı sonraya bırakmayalım.

Çok para verdiğimiz parfümü özel günlere saklarken bir kenarda bozmayalım. O tişörtü dışarıda arkadaşlarla buluşacağımız zaman değil akşam eşimiz eve geldiğinde giyip karşılayalım. Çocuğumuzu her an öpelim, koklayalım, çalışmalarından dolayı tebrik etmek için karne zamanını beklemeyelim.Tabak çanakların en güzelleri sadece misafir yüzü görmesin, sıradan bir yemekte çıksınlar sofraya.. Canımız çok çay içmek istediğinde meselâ  illâ elimizdeki işin bitmesi gerekmesin önce.


Hepinize günaydın.

Yaşadığımızın farkına varıp tadını çıkarttığımız bir güne açılsın sabahımız...


6 Mayıs 2015 Çarşamba

Hayat Bir Varmış Bir Yokmuş

Bloğuna gidip baktığımda en son yazdıklarını okuyunca aklıma babamın bir şarkısını sözleri geldi...

“İç iç bitiremezsin
Tasta mey yarım kalır,
Çok sevdiğin bu fasıl,
Tanbur,ney yarım kalır...

Hayat zamana küskün,
Bir gün şen, bir gün üzgün,
Ömür de biter bir gün
Ve her şey yarım kalır...”

Sevgili Cihan, nur içinde yat... Tıpkı buradaki harika bahçen gibi harika bir bahçede, kuşların, çiçeklerin ve birbirinden güzel işlerinle..

Şu Masanın Başındayım, Dönücem


Ama ne zaman biter bak onu hiç bilmiyorum. Devasa kutulardaki legoları parçalarının şekillerine göre ayırmaya karar verdik zira bizimkiler parça aramaktan bir şey yapamaz hale gelmişlerdi...

Ayırması neyse de böyle kalabileceğinden hiç umutlu değilim, dur bakalım:-)

Hepinize günaydın, küçük parçaların birleşip harika şeyleri oluşturduğu rengârenk bir güne açılsın sabahınız:-)

5 Mayıs 2015 Salı

İşte Benim Dileklerim..


 Hayatın küçük güzelliklerini kaçırmayalım büyük şeylerin peşinden koşarken..


Doğayı doymak bilmez hırslarımızın kurbanı yapmayalım, ağaçlarımız , yeşil alanlarımız çirkin kocaman yapılara dönüşmesin ..


Evimiz huzur dolu olsun, içer girdiğimizde sarsın sarmalasın bizi..


İnce ve zarif olalım, çaba harcayalım bunun için, kırıp geçmeyelim ortalığı.


Güzel ülkemiz silkinsin, toparlansın, her gün yeni bir şeye üzülmek yerine yeni bir şeyle gururlanalım.


Bereketimiz bol olsun..


İçimizdeki yaratıcı ateş hiç sönmesin, söndürülmesin.


Dostluklarımız daim olsun, dostlarımız yanıbaşımızda..


Neşemiz, mutluluğumuz cıvıl cıvıl bizimle.


İçimizdeki yaşam enerjisi sonsuz..


 Ve kocaman kalplerimiz kocaman sevgilerle dolsun...




Ama Plân Yapmak da Bu Kadar Zor Olmamalı...

Ciddi ciddi kafam çorba vaziyette.

Haftasonu için plânlar yaptım, Bilgiç dün geldi, katılacağı münazara yarışması hafta sonu iki gün sabahtan akşama sürüyormuş, eeee... Hayır bir de para verdik katılması için.. Anneleri yok mu bu yarışmayı düzenleyenlerin.

Can'ın 8 günlük yaz izni var, onu hayalleniyoruz. Yine Bilgiç'in bu sefer de robotik yarışması çakışıyor. Giresun'da üstelik. Gitti dört günü.

Bir doğumgünü partisi plânlayacağım, babamızın evde olduğu haftasonu yok neredeyse, olan da kesin değil, her an değişebilir.

Bilet alıyorum meselâ konsere falan, adam yine yok, haydiii, birilerine veriyoruz sonra o bileti..

Mayıs sonu için hayaller kurmuştum hani boş günleri var diye, aman yoruldum , oturayım oturduğum yerde, bıktım ben.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Boşluk-12

Kahvaltı ve bir kaç saatlik uyku sonrası Metin Bey'le birlikte hastaneden içeri girerken kendisini daha iyi hissediyordu.

-Merhaba, Doktor Veysel ile görüşmek istiyordum, randevum yok ama.
-Bir bakayım, bugün çok dolu gözüküyor..
-Lerzan Hanım, siz misiniz?

Yine hangi tanımadığım birisiyle karşılaşacağım acaba diye başını çevirdiğinde Çiğdem Hemşire'yi gördü.

-Merhaba Çiğdem Hanım.
-Veysel Bey'i mi görmeye geldiniz?
-Evet ama bugün müsait değilmiş herhalde.
-Gelin sizi yukarı alayım, araya sıkıştırırız. İyi misiniz? Sorun yok değil mi?
-Hayır hayır, aklıma takılan sorular vardı da kontrole biraz erken geldim.
- Madem geldiniz,bu arada tansiyonunuzu falan kontrol edelim. Siz burada bekleyebilirsiniz beyefendi.
-Tamam.
-Eşiniz mi?
-İş yerinden bir arkadaşım. Çok yardımcı oldu bugün bana.
-Akrabalarınızı falan bulamadınız mı?
-Şimdilik ulaşamadığım eşim dışında kimse yok gözüküyor.
-Hay Allah.
-Çiğdem Hanım , ben geldiğim gece burada mıydınız?
-Evet.
-Vücudumda yara bere falan var mıydı? Şu anda olmaması garip geldi de.
-Aslında o sırada bilinciniz yerinde olmadığından tamamıyla ona odaklanmıştık ama bir düşüneyim. Hava çok soğuktu, sizin de üzerinizde kat kat kıyafet ve pofuduk bir kaban vardı.Çıkartmak için bayağı uğraştığımızı hatırlıyorum. Vücudunuzu o korumuş olabilir.

-Lerzan Hanım, hoş geldiniz..
-Merhaba Veysel Bey. Çok yoğunmuşsunuz ama size bir iki şey sormak istemiştim.
-Tabi tabi tabi.. Hemşire Ha.. Çiğdem Hanım lütfen hanımefendiyi odama alın, hemen geliyorum.
-Tansiyonunuz normal, diğer tetkikler için haftaya geleceksiniz zaten. Gelin odaya geçelim. Arkadaşınız da gelecek mi?

Metin Bey'le göz göze gelen Lerzan onun huzurlu sessizliğiyle yanında olmasını istediğini hissetti.

-İsterseniz geleyim sizinle.
-Teşekkür ederim,siz oturun, kendim halledeyim bu işi de.

O sırada kapıdan giren Veysel Bey sordu:

-Kim geliyor sizinle?
- Kimse. Arkadaşım Metin Bey sordu sadece. Metin Bey doktorum Veysel Bey'le tanıştırayım.

İçeri girerken

-Arkadaşınız olduğunu bilmiyordum Lerzan Hanım, hastaneye geldiğini görmedik gibi..
-İş yerimden. Çok yakın değildik sanırım ama

Devam edecekken gereksiz konuştuğunu fark edip sustu.

-Neyse, ben siz bir şey sormak istiyordum.
-Ağrınız mı var? Hatırladığınız bir şeyler? Tansiyonunuzu hemşire hanım ölçtü değil mi?

İçinden dün geceki rüyam mı gerçekleşiyor ne, diye düşünerek soru yağmurunun bitmesini sessizce bekledi. En sonunda karşısındaki adam da sustu.

-Bitti mi?
-Ha ha ha Lerzan Hanım, sizden korkulur. İnsan doktoruna da bu kadar kötü davranmaz ki canım.
-Doktor da hastasını önce dinlese bir çok iyi olacak ama

dedi gülümseyerek Lerzan.

-Peki, tamam, affedersiniz, buyurun..

Sorusunu sormasının ardından, doktor bir müddet duraklayarak düşündü.

-Eeee. Doğru söylüyorsunuz, ancak, merdivenden yuvarlanmakla ilgili kısım Sarp Bey'in sizin eve girdiğinde gördüklerinden çıkarttığı sonuç. Hafıza kaybına uğramak için bir yere çok sert çarpmanız gerekli değil.Çok daha hafif darbelerle, hatta darbesiz, sadece yaşanan şokla bile olabilecek bir şey. Yanı belki de o sırada gördüğünüz ya da duyduğunuz bir şey sizi şoka soktu. Ya da bir nedenle tansiyonunuz falan oynadı bayılıp düştünüz. Zaten her durumda ilk günlerde size verdiğimiz ilaçlarla ağrı sızı hissedemezdiniz.
-Peki düşmem için fizyolojik bir sebep gördünüz mü?
-Neler olduğunu bilmediğimiz için her şeyi tetkik ettik geldiğinizde. Ancak anlık bir şey gerçekleştiyse yakalanamamış olabilir. Bu sebeple takip altında tutuluyorsunuz zaten. Haftaya yeniden durumu inceleyeceğiz.
- Merdivenden düşmediysem..
-Düşmediniz demiyorum bakın. Hatırladığım kadarıyla çok kalın kıyafetleriniz vardı. Siz de kilolu değilsiniz, hafif atlatmış olabilirsiniz. Zaten başka ne olmuş olabilir ki?
-Bilmiyorum. Sadece garip gelince sormak istedim.
-İyi yaptınız tabi. Bence içinizi rahat tutun, ortada garip bir şey yok.
-Tamam , teşekkür ederim.
-Lerzan Hanım, arkadaşlarınız konusunda dikkatli olun yalnız. Durumunuzdan faydalanmaya çalışmasın kimse.
-Zekâmı kaybetmedim bence Veysel Bey, sadece hafızam..
-Deneyimlerinizden öğrendikleriniz sıfırlandığında geriye kalanlar yeterli olmayabilir.
-Ateşi tutmaya çalışıp camların içinden geçmedim henüz, merak etmeyin siz.
-Sizi kızdırmak istememiştim, haftaya görüşmek üzere diyorum.
-Görüşmek üzere

diyerek ayrılırken uzun bir süre görüşmesek ne güzel olurdu aslında diye düşünmekteydi..


Hikâye

May The Fourth Be With You Anacım:-)

İnternette dolaşırken Kadıköy Belediyesi'nin instagramında gördüm, bugün Star Wars günüymüş:-) Ha ha ha, kutlayayım bari dedim:-)

Güç sizinle olsun:-)






 "Aaaaa " ladıklarımın Hepsine Çok Önemli Not: Hani bu kadar Aaa'nın üzerine filmi seyredeyim bari gibi bir fikre kapılırsanız birinci değil dördüncü bölümden başlamanız gerektiğini unutmayınız :D 4-5-6-1-2-3.. Tamam mı canlarım. Yok hâlâ seyretmem diyorsanız güç sizi bildiğiniz gibi yapsın , ne diyeyim ben :D

Çok Ciddiyim, Sanırım Günleri Bize Belli Etmeden Kısalttılar, Bu Kadar Çabuk Geçer mi Bir Hafta Yaa..

Şu anda ciddi ciddi pazartesi sabahı uyku hali diye bi hastalığa mı yakalandım düşüncesindeyim. Tamam pazar günü sabahtan akşama ödevini yaptın mı, ne kadar kaldı, hangi sayfadasın, önüne bak modunda yaşam enerjim tükeniyor olabilir ama dinç olmak istiyorum ben...


Neyse, geçen haftanın listesindekileri şööyle bir yaptım sanırım. Yılan hikâyesine dönen fotoğraflar hariç. Ama Kadıköy'de fotoğrafçı aradım internetten Allah için ve fakat gitmek kısmet olmadı:-)

Biz önümüze bakalım şimdi:

% İki haftadır süregelen tatillerden dolayı ertelediğim dişçi randevusunu bugün almalıyım artık. Başladık mı ne kadar sürer bu turlar bilmem.
% Tatiller sonrası bizimkilerin odası yine nefes alınmaz hale geldi, orayı adam etmek gerek. Aslına bakarsan bu başlıbaşına bir aylık bir madde olabilir.
% Koltuk kumaşına karar verip servisi aramalı. Söyleyin bakiim mavi mi, pembe mi yoksa güllü desenli mi olsun:-)
% Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Şık'ı bitti, İffet ve Şıpsevdi'yi de bitirmeli bir an evvel, beni bekleyen devasa bir kitap var:-)
% Doğumgünü partisi için düz beyaz mendil, ten rengi çorap , grafon kâğıdı ve altın şeklinde çikolatalar bulmalı. ( Acelesi yok, haftaya da kalabilir ama aklımda olsun)
% Anneler günü geliyor.

Bir azimle sıralıyorum ama bunları tamamlamak bir haftadan uzun sürebilir:-)

Hepinize günaydın:-)

Sağlıklı, huzurlu, mutlu, enerjik, cıvıl cıvıl bir haftaya açılsın sabahınız:-)

Bu arada , haftasonu görmeyenler çekilişe katılmayı unutmasın. Bir aşağıdaki yazı oluyor kendisi.



3 Mayıs 2015 Pazar

Civciv Çıkacak Kuş Çıkacak :-)

Baktım bloğumun yıldönümü geliyor. İçimden bi çekiliş düzenlemek geldi. Her yıl için bir hediye. Daha ne alacağımı bilmiyorum.  Zaten mesele hediyesinde değil, benden küçük bir hatıra olmasında:-)

Aslında pek çekiliş yapmam bilirsiniz, ilk gelene veririm genelde ama bu sefer herkesin bir şansı olsun diyerek erkenden bildiriyorum.

Şimdiii gelelim çekiliş şartlarınaaaa... Beniiii buradaaan, feysbuktaaan, tvitırdaaan ve instagramdaaan izlemeniz gerekiyor. Puhahaha, tabi blog dışındakileri bulup da izleyebilenlere benden bi merceydes:-)

Tamam tamam ciddileşiyorum.

Tabii ki gelip buraya ben de katılmak istiyorum demeniz yeter:-) Başka bi şartım şurtum yok anacım.

Sadece madem bu çekiliş geçen on yılı (Rakamla da yaziim 10 ) anmak için, gidip eski yıllardaki yazılarıma yorum yapanlara yaptıkları yorum sayısı kadar ekstra hak vereceğim.. Seviyorum ben eski yazılarımı da yaa, ilgilenin azıcık. Yanda etiketler var bak, komiği vaar, pozitifi vaaar, doğumgünü fikirleri vaaar, bizimkilerin neler yaptıkları vaaar, kitap, film, şarkı, şiir.. Havalandıralım eskileri..

Haydi yorumları bekliyorum:-)

Not:  Anlatabildim mi ben demek istediğimi? Bu yazının altına katılmak istiyorum demeniz yeterli. Eski yazılara yorum yaparsanız ekstradan çekiliş hakkı, tamam:-)

Not2: 15 Mayıs'a kadar süreniz var canlarım:-)


1 Mayıs 2015 Cuma

Bahar Bayramı :-)


Küçük balkonumdaki minik mucizelerle kutladım bayramı bu sabah:-)

( Papatyalar Bağdat Caddesi'nden, balkonumdan değil:-) ( Ya ama Evrencim, koyungözü diyesim gelmiyor bu narin güzelliklere:-)


Çiçeklerimi sularken bu minik şey dikkatimi çekti. Yine ne dikmiştim acaba diyerek dibini biraz eşeledim, kayısı kabuğu çıktı. İkinci kayısı ağacım çıkmış:-)


Bu bitki ne bilmiyorum. Bilen varsa söylesin anacım,bekliyorum büyümesini:-) 


Biliyor musunuz içimde dünyaya karşı minicik bir umut varsa o da bu kare sayesinde:-) Doğa düşündüğünden daha güçlüdür belki Handan diyor bu kare bana.

Akçaağaç otuz santimi geçmiş. Kayısı da yirmi santimden uzundur. Malta eriği minik ama sağlıklı. Limon biraz büyüse de mis kokulu çiçeklerini açacak hale gelse diye bakıyorum. Hanımeli babamın armağanı:-) Hanımelleri bana onu hatırlattığında kopartırım hep bir iki tane. Bu da minicik bir çiçekli daldı, köklendi suyun içinde:-)

Yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini siz de toprağa sokuşturursanız o minik saksının içinde oluşacak mucizelere tanık olabilirsiniz:-)

Hepinize günaydın.

Çalışmalarımızın karşılığını tıpkı topraktan aldığımız gibi doğallıkla elde ettiğimiz , çalışkan, adil, herkesin haklarına saygılı bir dünyaya açılsın sabahımız..