6 Kasım 2014 Perşembe

Momo

Michael Ende

Sabah Kitabı

Stephan King'in Kara Kule'si içime fenalıklar getirdi. Dün gece boğuştuğum rüyaların müsebbibinin o olduğuna karar verdiğimden okumayacağım artık. İç karartıcı ötesi..

Epeydir Momo'yu okumak istiyordum, bu sabah ilk iş onu elime aldım . Oh, mis gibi geldi:-)


5 Kasım 2014 Çarşamba

Kaldı Otuz Dört

44lük listemden onuncu maddeyi de bugün bilmeden gerçekleştirmiş oldum. Değişik bir yemek arıyordum, beşamel soslu sebzeli dana sote pişirdim:-)

Soğanlı sarımsaklı kısık ateşte pişirip dometes sosuyla karıştırdığım eti borcama yaydım. Üzerine garnitür (Patates, bezelye, havuç haşlanıp katılabilir ben kolayına kaçtım:-)  ve beşamel sos ve rendelenmiş kaşar koyup 180 derecede üzeri kızarana kadar pişirdim.

Zaten kemerin bile üzerine beşamel sos dökülüp kaşarla fırına sürülse böyle görünür eminim:-)



Küçük Güzel Şeyler :-)

Dün English Home'a uğradım. Bu minik şeylere bayıldım. Yirmi liraydı fiyatları, biraz fazla geldi ama kendimi şımartmak için almaya karar verdim:-)

Kasada ödeme yaparken beklediğimin çok altında bir fiyat çıkınca eksik mi geçirdiniz acaba dedim , meğer indirimdelermiş:-)  Tanesi on lira ( Dokuz bilmemkaç) olmuş:-)

Eh, haber vermedi de demeyin artık.

Baksanıza çok güzel değiller mi? Minik kalpler mis gibi de kokuyorlar:-)


Baş Harflere Baksana:-)

Sevgili Şenay beni mimlemiş. Mim aslen kitap veya yazar isimlerinin baş harfleri ile ismimizi oluşturmak üzerine ama ben biraz abarttım :)

Hobbit - JJ.Tolkien
Atatürk'ün Sofrası- İ. Bozdağ
N.H. Kleinbaum - Ölü Ozanlar Derneği
Daha Çok Ateş Daha Çok Rüzgâr - S. Tamaro
A. Altan - Kristal Denizaltı
Notre Dame'ın Kamburu - V.Hugo

Sıdıka - A.Atalay
İstanbul Yolculuğu - M.Levy
Zaman Çarkı - R. Jordan
İ. Allande - Canavarlar Kenti

Simyacı - P.Coelho
Ermiş - H. Cibran
Vincent Konağı - H.N.Durmuş
İ. Allande - Altın Ejder Krallığı
Yüzüklerin Efendisi - J.J. Tolkien
Olasılıksız - A. Fawer
Ruhi Mücerret - M.Menteş

Hımm.. Kadriye, Hamiyet, Nesrin, bu mim de sizlere gitsin :)

4 Kasım 2014 Salı

3 Kasım 2014 Pazartesi

Oldu da Bitti..

Kuaförlerin iki arada bir derede insana yeni bir şey satmaya,oldu bittiye getirip bir işlem yapmaya çalışmasına sinir olurum.

Geçen gün kuaför saçlarınıza bakım yapalım mı diye sordu. Zaten saçlarımı sürekli boyattığım için şampuanı onlardan alıyorum. Hemen cevabı yetiştirdim.

- Niye, sağlıksız mı duruyor? O zaman ben neden şampuan bir ton para veriyorum her defasında?

-Hık, kem küm, yok yok gayet sağlıklı..

Hiç dolduruşa gelemem...

Söyledikleri şeyleri dinlerim, kaç lira diye sorarım, çok pahalıymış yaptıramam şimdi derim. O kadar. Gururum yerle bir olmuyor böyle deyince.

Anladım Ben Anladıım...

İncognito okuyorum şu sıralar ya, her şeyi beynin kimyasına bağlıyor.

Yahu dedim kendi kendime, kesin şu "dış mihraklar" bir madde karıştırdılar yiyecek içeceklere, bizim insanların sağ duyusu, aklı ve mantığı bozuldu.

2 Kasım 2014 Pazar

Yazmasam da Olur Aslında

Çok yorgunum.

Güneş var çamaşır yıkamalı..

Keşke o son krepleri yemeseydim. Ve kek. Ve kabak tatlısı...

Kitap fuarına ne zaman gidebiliriz acaba. Listemde yirmi kitap var, nasıl taşıyacağız onları.

Pazara gitmek lâzım, Can'ın kandırmalı.

İncognito'yu okuyasım yok, Stephan King'in Kara Kule'sine başlayayım. Seversem serinin diğer kitaplarını da alırım.

Dün gece Pardy Pamela ne hoş olmuştu kaftanıyla. Gerçi ağlatmaya çalışmaları beyhude bir çabaydı. Ben yirmi yedi yıldır ağladığını görmedim ki onun hiç( Allah da ağlatmasın) Yine de biraz daha uzatsalardı açlıktan ağlayabilirdi belki. Açken pek yırtıcı olabiliyor kendisi:-)

Çocukları bilgisayar süresi bitmek üzere, Bilgiç'in çıldırtıcı ders vakitleri geliyor. Ya sabır.

Akşama koruya gitmeli. Üff, dizim de tam zamanını buldu, ayakta duramıyorum fazla.

Feride'yle buluşma plânı yapacaktık, aramalıyım.

Güneş ne güzel.

Dün kına gecesi için şehrin öte tarafına giderken Any'yle ne güzel vakit geçirdik. İki saat olmuş, anlamadım bile.

Midem kötü, ıyk, o marshmallowu da yememeliydim.

Can'a kahvaltı hazırlamalı.

Uykum var. Niye sekizde kalktım ki.

Kuş sesleri ne güzel.

Hayaletleri sökmek lâzım artık.

İçimi sıcacık yapan film izlemek istiyorum.

Karda küçük bir kulübede şömine başında oturmak, karanlıkta oynaşan ateşi izleyip çıtırtıları dinlemek..

Çok yorgunum.


1 Kasım 2014 Cumartesi

Korkma, Gel Gel :)


O kadar koşturmamın ortasında gidip yine de kılığıma bürünmeyi başardım. Siyah oje sürmek hariç :) Ama bu pozdan sonra bebekler korkmasın diye,kimse gelmeden gidip yüzümdekileri çıkarttım :)


Bebeklerin tatlılığına bakar mısınız:) Yalnız Metehan'ın "Korku partisinden çok sevimli kahramanlar partisine döndük" yorumu beni çok güldürdü. Bilgehan mumya olmaya karar verdi. Evde parçalarını bırakarak yürümesi çok korkunçtu :)




Yalnız bana yapması basit gözüken ne varsa hepsi de pek oyalayıcıymış. Şu sofrada en çok uğraştığım süpürgeler, sonra da Bilgiç'in yaptığı hayalet bisküviler. Uygun kap olmayınca bisküvileri çikolata kaplamak zulüm oldu :) Annemin köfteleri ufak bir iki dokunuşla göz halini aldı :) Mezarlık en kolay yapılan oldu mesela. Annem çitlerini bir peyzaj mimarı kalitesinde çekti. Marshmallowlara yüzleri Metos çizdi. Uzun süre ne yapacağımı bulamadığım salata ve çorbaya yüz çizerek işin içinden çıktım. Çorbada mumluk yapmak için kullandığımız resmin üzerinden  karabiberi serpince bu sonucu elde ettim :)


Gecenin ilerleyen saatlerinde yeniden cadı olma zamanıdır :)


Oy , tuş olmuş birileri, severim ben onu :)

Kalabalık, cıvıl cıvıl bir gece oldu. Çok eğlendik.

Herkes gittikten sonra Mumya filmini izleyerek korkutucu olmayan korku partimizi korkutucu olmayan korku filmiyle tamamlamış olduk :)