12 Şubat 2014 Çarşamba
Radioactive
Ooooooooo diye bağırmak serbest anacım, iyi dinlemeler :)
11 Şubat 2014 Salı
Aranıyor:-)
Yağmur yağdığında yolcularına başka zaman binmezsiniz gibilerinden tafra yapan taksi şöförlerine "karnın tokken gelmezsin tabi" diye fırça çekecek lokanta sahipleri olsun istiyorum:-)
Açık Mektup:-)
Sevgili Coca Cola, lütfen lütfen lütfen, bırak şu şişelerin üzerine isim yazmayı artık, on saatte bir kola seçer oldum.
Tam bir azap halini almaya başladı:-)
Tam bir azap halini almaya başladı:-)
Sıcak Çikolata..
Bana biraz tatlı geldi, şekerli vanilin yerine vanilya atacağım içine bir dahaki sefere.
Herkese günaydın , sıcak ve tatlı bir güne açılsın sabahınız:-)
10 Şubat 2014 Pazartesi
Nedenini Sormayın:-)
Benim gibi ayda yılda zorla bir makyaj yapan kadının geçen hafta her sabah rujunu , göz farını sürmeden hastahaneye gitmediğini biliyor muydunuz:-)
8 Şubat 2014 Cumartesi
Başlık Bulamadım Anacım:-)
Evde ve boştayım ama sanki birşeyler yapmam gerekiyormuş gibi hissediyorum:-) Eee, yatağımın çarşafını sermem gerekiyor acaba ondan mı:-)
Dayıcığım hastanede. Haftasonu bir şey yapılmaz diye pek istememiştik ama asıl hastalığı dışında şisen el ve ayakları yüzünden çok ızdırabı vardı, onunla ilgileniyorlar. Evde yapabileceğimizden daha iyi bakılıyor.
Aslında tam zamanında kaçtı, faşır fuşur dolaşıyorum şu anda. Burnum tıkalıyken nasıl akabiliyor, onu çözemedim henüz:-)
Bugün oğluşların küçüğünü tek başına büyüğünü bir arkadaşıyla sinemaya bırakıp ben hastaneye giderken, bebeklerim ne zaman büyüdüler diye düşündüm. Ne güzel bir annenin bunları yaşaması. Allah korusun çocuklarımızı..
Küçük ayrıntılarla uğraşıyorum, aklımı bunlara yönlendiriyorum. Minik şeyler işte. Yastık yüzü vermeyi unutma, emboli çorabı bul, çamaşırları yıka gibi sıradan, sıradan oldukları için de hayat alt üst olduğunda insanın tutunabileceği şeyler .
Olumsuz hiçbir duyguya ihtiyacım yok...
Hepinize iyi geceler. Rahat ve dinlendirici uykular...
Ve yorum yapıp geçmiş olsun diyen herkese teşekkürler. Kocamanından:-)
Dayıcığım hastanede. Haftasonu bir şey yapılmaz diye pek istememiştik ama asıl hastalığı dışında şisen el ve ayakları yüzünden çok ızdırabı vardı, onunla ilgileniyorlar. Evde yapabileceğimizden daha iyi bakılıyor.
Aslında tam zamanında kaçtı, faşır fuşur dolaşıyorum şu anda. Burnum tıkalıyken nasıl akabiliyor, onu çözemedim henüz:-)
Bugün oğluşların küçüğünü tek başına büyüğünü bir arkadaşıyla sinemaya bırakıp ben hastaneye giderken, bebeklerim ne zaman büyüdüler diye düşündüm. Ne güzel bir annenin bunları yaşaması. Allah korusun çocuklarımızı..
Küçük ayrıntılarla uğraşıyorum, aklımı bunlara yönlendiriyorum. Minik şeyler işte. Yastık yüzü vermeyi unutma, emboli çorabı bul, çamaşırları yıka gibi sıradan, sıradan oldukları için de hayat alt üst olduğunda insanın tutunabileceği şeyler .
Olumsuz hiçbir duyguya ihtiyacım yok...
Hepinize iyi geceler. Rahat ve dinlendirici uykular...
Ve yorum yapıp geçmiş olsun diyen herkese teşekkürler. Kocamanından:-)
6 Şubat 2014 Perşembe
Kısaca Son Durumlar...
Kâh beklemekten bıkkınlık geçirip kâh kaba varlıklara sinirlenirken. Kâh hızlı giden işlere şaşırıp kâh iyi yürekli insanların davranışlarına gözlerim sulanırken. Kâh iki lokma atıştırıp yollara koyulup kâh kocaman sofralara kalabalıkla kurulurken. Bir hafta geride kaldı ve yarın hastahaneye yatış yapacak dayım. Biyopsi ne zaman yapılacak o kadarını bilemiyoruz. Her şey adım adım ilerliyor. Bende de bir tevekkül, bir sakinlik.
2 Şubat 2014 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



