9 Nisan 2012 Pazartesi

Bir Tartılsam İyi Olacak Sanırım :)


 Dünkü kahvaltı soframız. Kahvaltı dediğime bakmayın akşama kadar yedik :)

Birbirimize bakarken acaba nasıl hâlâ 25 yıl önceki üniversiteli kızlar gibi olabiliyoruz yanyana olunca diye düşünmeden edemedim :) İyi ki de öyle oluyoruz.


 Çatlamak üzere olduğumu anlayınca onları zorla sitenin arkasındaki koruya çıkarttım :)


Burada sohbete kaldığımız yerden devam ettik :)

Eee 25 yıl ve geveze tipler olunca lâf hiç bitmiyor haliyle :)

Herkese günaydın.

Sevdiklerinizle buluşacağınız harika bir haftaya açılsın sabahınız...

Not: Tamam paniğe gerek yok 200 gr falan artmış, o şimdi metabolizmayı hızlandırmıştır bu hafta kesin kilo veririm ben :)
Not2: Fotoğraflara bakınca kesin beş kilo daha gitmesi gerektiğini anladım, o kadar zayıfladım sanıyorum hâlâ kocamanım :)

6 Nisan 2012 Cuma

Yok Hâlâ Rejimdeyim :)

Brunch soframız :)
 Sofraya yakın bir bakış atan Hülya :) (Hani oturup bir kazan patates kızartması ile salatayı yiyip yığıldığımız arkadaşım- şurada anlattıydım-:)
Kucağında kızı olan Ececiğimi saymazsam diğerleri mahşerin hamile dörtlüsü :) (Yok şimdi değil , şuradaki)

Hepimiz aynı zamanlarda evlendik aynı zamanlarda çocuk sahibi olduk. Büyüdüğümüz, bildiğimiz şehirlerden uzakta olmanın yalnızlığını hafiflettik birlikte.  Onların sayesinde İzmir güzeldi. İyi ki varsınız kızlar, daha nice buluşmalara :D

(Bu İzmir postasıydı, pek yakında İTÜ postası da burada olacak.)
(Ay ben bu haftayı kilo almadan atlatırsam rejimim için büyük başarı sayılacak:)

Lükse Bak :)

Ekmeğimi aldığım pastane başka, ekler aldığım pastane başka, simit aldığım pastane başka, yaş pasta aldığım pastane başka. Hepsi de bana beş dakika uzaklıkta :) Kapısından hiç girmediğim bir o kadar daha pastane var mahallede.

Ayrıca her gün başka yerde yemek yemeğe kalksam sanırım bir ay aynı yere gitmem.

Vay be...

5 Nisan 2012 Perşembe

Gülümse :)

Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. Birden şiddetli bir fırtına kopmuş.Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş.Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş.Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş:
-Eee,noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış:
-Nasıl olur,daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı.
Ne dedin onlara?
-Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim.
Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim

3 Nisan 2012 Salı

?



Nereye kadar gider

Öylesine özgür, öylesine başı boş.
Hiçbir şeyi umursamadan.
Yokuş aşağı yuvarlanan bir tekerlek?

 
Tırmanması gerekse yukarı
Ne yapar
Tek başına
Kahkahalar atarak yuvarlanan
Son hızla giden bir tekerlek?

Not: Fotoğraf şuradan alıntı.

Nasıl Bu Kadar Karışmayı Başarıyorum?

Şimdi, önce bir arkadaşımı arayıp cuma günü ne zaman, kaç kişi geleceklerini öğrenmeliyim. Sonra diğer bir arkadaşımı arayıp yarın temizlikçi geleceğini perşembe sabahı onu beklediğimi söylemeliyim. Sonra kızına ders verdiğim arkadaşımı arayıp perşembe gününü iptal etmeliyim. Bu arada pazar gününe kaç kişi toplanacağımızı tespit edip o günü de ayarlamam gerek. Perşembe akşamı gideceğimiz konsere ne yapacağım konusunda hiç fikrim yok, ya boşverip herşeye çocuklarla gideceğim ya da Can'a satmaya çalışacağım.

Bugün çocuk odasına giriyorum. Bahar temizliğine başlayayım oradan diyordum. Temizlikçi gelmeden halledeyim ki o oda hiç olmazsa tamamlanmış olsun. Oyyy oyuncaklar ve kitapları düşününce içim bir hoş oluyor.

Akşama ne pişireceğim konusunda hiçbir fikrim yok. Dünkü ıspanaktan sonra bugün de pırasa pişirmeyeyim diyordum ama bunca işin ortasında 20 dk da hazırlanıp pişecek olan pırasa en ideal yemek olarak gözüküyor. Tatile gitmek ve ne yemek pişirsem diye düşünmemek istiyorum.

Size günaydın bana hoşçakal canlarım.

Çok işim var çok...

Serçe


İnsanları gülümsetmek için yaratılmışlar sanki. Ooo canım canım.

Not: O kadar ekmek vs serptim balkona ama karşı evin çatısından yakına gelmedi zıpır şey :)

2 Nisan 2012 Pazartesi

Karga

Dün sabah zum objektifi takılmış fotoğraf makinam elimde uçan bir karga fotoğrafı çekeceğim diye balkonda pusuya yattım :)


Bu karga değil..


Bunu o sırada makinayı benden kapan Can çekti. Bir şey kapmış bir karga :)


Bunu son anda yakaladım.


Bunun için ha uçtu ha uçacak diye 5 dakika gözümü kırpmadan bekledim. Hızlı çekebilmek için netlik ayarını elimle yapıp bir daha dokunmadığımdan net olmadı pek ama yine de istediğim silüeti elde ettim :)

Epeydir Şaka Yapamamıştım :)

Dün çocuklar ne şaka yapsak ne şaka yapsak diye ortalıklarda dolanırken bir anda bir arkadaşıma harika şaka yapabileceğimi keşfettim. Normalde dün bende 3 kız kahvaltı yapacaktık ama birisi gelemeyince ve bensiz boğazınızda kalacak o kahvaltı diye söylenince "İyi o zaman ara Pardy'yi sen söyle iptal olduğunu" demiştim. Akşamına da teyidini almıştım. Ama ben hiç Pardy ile konuşmamıştım.

Saat 11 gibi onu aradım, endişeli bir ses tonuyla "Pardy nerdesin?" diye sordum. Soru işareti dolu bir "Evdeyim" cevabının ardından, "Hâlâ evde misin? Seni bekliyorum ya ben kahvaltıya" dediğimden sonraki bir dakikayı kahkahamı tutmaya çalışarak ve onun açıklamalarını dinleyerek geçirdim ama fazla da kıyamadım arkadaşıma :)

Onun dışında mouseun altına yapıştırılmış bantla bozulması, televizyon açılmıyor numarası ile babanın yerinden kaldırılması, her dışarı çıkışımızda ayakkabımızın içinde kâğıt dolu olması gibi küçük eğlencelerle geçti günümüz. En son Can "Bu 1 Nisan ne zaman bitecek?" diye dolaşıyordu etrafta :)