13 Ekim 2009 Salı

Bol uyuyarak geçirdim doğumgünümü.

Neyse ki gerçek hayattaki arkadaşlarım unutmamıştı beni de sabahın ilk saatlerinden itibaren kutlamalarımı aldım mutlu oldum :)

Burger King'deki romantik doğumgünü yemeğimin ardından, bol mumlu doğumgünü pastamla mum söndürme keyfi yaptık. Şu havai fişekli sönmeyen mumları herkese tavsiye ediyorum. Söndürüyorsun, yeniden yanıyor. Hele karanlıkta uçuşan parıltılar harika :)

12 Ekim 2009 Pazartesi

1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
29
29
29
29
29
29
29
29
29
29
İyi ki doğdum :D

7 Ekim 2009 Çarşamba

Canım Babam

Fethi Karamahmudoğlu
07.10.1942-07.10.1999


Seni en çok büyük oğluşum "dede" dediğinde özledim. Sonra senin Kürşad'a aldığın arabalarla " dede arabaları" diye oynarken özledim.

Seni en çok küçük oğluşum doğduğunda özledim. Çalan her güzel şarkıyı dinlemek için koşturmasında özledim.

Seni en çok milli takım dünya üçüncüsü olduğunda özledim. Sonra avrupa kupasında ilk dörde kaldığımız gece. FB nin şampiyonluklarında. Olimpiyat madalyalarında.

Seni en çok dijital fotoğraf makinaları çıktığında özledim. Bilgisayarlarda fotoğraflarla milyonlarca şey yapıldığında.

Seni en çok oğluşların ilk okula gittikleri günde özledim. Ellerim onların elinde senin ellerinin sıcaklığıyla gittiğim okulları hatırladığımda.

Seni kuru fasulye- pilava bayılan Metehan'a her baktığımda özledim. "Oooo kuru fasulye" diyen sesin yankılandı mutfakta.

Seni en çok hanımelleri açtığında özledim. Odama dolan akşam rüzgârlarında.Radyoda bir şarkını duyduğumda.

Seni en çok çocuklar saçlarını kestirip "fırça baş" olduklarında özledim. Kendi saçlarımı kısacık kestirdiğimde de "oğlum oğlum" diyen sesin çınladı kulaklarımda.

Seni en çok "soğuk moğuk çay" içerken özledim. " Çıntı pıntı birşeyler" yerken özledim.

On yıl...

Dile kolay...

Doğumgününü kutlamalıydık bugün. 67 mum olmalıydı pastanda. Senin beğeneceğin bir hediye düşünmeliydim uzun uzun. Sonra içindekini anlayamaman için paketlerken özel uğraşmalıydım.

Çocuklarımla oynamalıydın. Onlara da oyuncaklar yapmalıydın bize yaptığın gibi. Şarkılar bestelemeliydin. Arayıp "Metehan'la Bilgehan'ın annesi nasıl?" diye sormalıydın.

On yıl...

Hiçbir şey değişmedi.

Ben yine seni çok özleyen küçük kızınım.

Sen de benim kırılan şişeyi bile tamir edebilen "TETİ BA"m sın....

6 Ekim 2009 Salı

Sabah Egzersizi (Muhakkak Katılın :)

Derin bir nefes alın bakiim.

Derin dedim, kaytarmayalım.

"Oh" çekerek bırakalım şimdi.

Gülümseyelim şimdi :)

Herkese günaydın....

Cıvıl cıvıl harika bir güne açılsın sabahımız...
(Günaydın'ları duyalım bakalım :)

2 Ekim 2009 Cuma

Suçlu Ayağa Kalk!

Kendi ellerimizle yıktık herşeyi...Kendi ellerimizle yok ettik o güzel doğayı...
"Aydınlanma Devrimini" boğan da bizdik, laikliğin altını oyanları izleyen de...

....

Yaşamın bin bir rengini yakalamak geçmedi hiç içimizden.
Örgütlü toplum olmaktan korktuk.
Sevgiyi , aşkı, barışı kardeşliği öğrenemedik.
Sinema, tiyatro salonları değil kahveleri doldurduk..."Kurtlar Vadisi" izleyerek kendimize geldik.
Batman'daki kız çocukları intihar ederken psikolog değil , imam gönderdik.
Okul yerine cami açtık, çocuklarımızı tarikat yurtlarına "sudan ucuz" diye yerleştirdik.
Kadınlarımızı, kızlarımızı kapattık!
Şimdi oturmuş düşünüyoruz:
"Türkiye İran mı olur, yoksa Malezya mı?"

Daha ne olsun ki!

Hikmet Çetinkaya'nın dünkü Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazından ...

1 Ekim 2009 Perşembe

***

Şimdi dönersen hayata 1-0 yenik başlayacaksın. Sonrası çorap söküğü gibi gelecek. Öylesine bir yerde okuyacaksın. Sonra öylesine bir işe gireceksin hiçbirşey hissetmeden. Taksitlerini daha rahat öderim diye öylesine bir ev alacaksın belki. Ne bileyim, hayat öylesine geçiverecek. Kötü değil büyük ihtimal. Ama asla en iyisi olmadan. Çünki her zaman içinde kalacak. Hep geri döndüğünü bileceksin. Hemen pes ettim diyeceksin. Oysa ne savaşlar vermiştin gidebilmek için.

Herşey ters gidiyor olabilir. Ama her zaman bir gül goncası ya da papatya , bir gün batımı, gözünün içine bakan minik bir köpek yavrusu ya da pervasızca cıvıldayan bir kuş olur yanıbaşında. Sana yardım eder.

Sonra seni sevenler. Yanında yoklar diye hiç yok değil ya...

Üstelik daha savaşmadın bile.

En başında...

İlk adımda...

Sakın pes etme...

Polly Teyze Olmuşum :)

Yaş ilerliyor, bir de bakıyorsun eskiden büyük dediklerinin yaşına ulaşmışsın.Derken fark ediyorsun ki hiçbirşey değişmiyormuş. Onlar da aynı senin gibilermiş. Hâlâ birşeyleri bulmaya çalışıyorlarmış. Hâlâ savaş veriyorlarmış. Hâlâ ipe sapa gelmez şeylere üzülebiliyorlarmış. Hâlâ büyüyünce ne olacaklarını soruyorlarmış kendilerine.

He canım, yaşgünüm yaklaşıyor da öyle düşüncelere dalıyorum. Zaten geçende Pollyanna okurken Polly teyzeyle aynı yaşta olduğumu da farkettiydim. Ama o yaşlıydı !!! :D

30 Eylül 2009 Çarşamba

---



Ninni


- The funniest videos clips are here

Göçmen kuşlara bakarken dilime bu şarkı dolandı. Melihat ablanın sesinden dinlemeye değer doğrusu.

Dilime de dolanacak daha hüzünlü bir ninni olamazdı herhalde :)
Göçmen kuşlardan garip kuşlara atlayan akıl işleyişime söyleyecek bir söz bulamadığımı da bildiririm :)
Allah çocuklarımıza analı babalı büyümek nasip etsin. Amin.

Leyleği Havada Görmeyenler İçin :)