7 Mayıs 2015 Perşembe

Boşluk-13

Çıkışta Metin Bey'e doktorun anormal bir şey bulmadığını kısaca anlattıktan sonra otoparka doğru yürürken bahçede, bir ağacın altında tek başına oturmuş bir kız çocuğu gördüler.Yüzünde ciddi bir ifadeyle kimseye bakmadan orada duruyordu.

-Bu çocuk burada tek başına, kaybolmuş falan olmasın ?
-Yok, sanmam, bu bahçede hastaneye bağlı küçük bir kimsesizler yurdu var, oradandır ihtimal.
-Yaaa, çok ilginç. Hastaneye bağlı ha?
-Evet biz de çok şaşırmıştık. Hatta hukuksal sorunlarla da bayağı uğraştılar ama..

Bakışları kıza takılan kadının artık kendisini dinlemediğini görünce sustu..Lerzan'ın kendi kaybolmuşluğu bu küçük çocuğunkini hissetmesine neden olmuştu sanki. O umursamaz bakışların ardındaki fırtınalar, kaskatı duruşun ardındaki kırılganlık. Tutunacak bir dalı yokmuş da sırtını bu ağaca vermiş gibi.

-Lerzan Hanım?
-Ah, affedersiniz, her şeyden çok etkilenir oldum bugünlerde.
-Eskiden de etkileniyordunuz belki.
-Nedense bana hiç öyle gelmiyor. Sizce?
-Daha önce hiç bu kadar muhabbet etmedik, insanlara çok yakın durmuyordunuz ama sonuçta geleli fazla da olmadı. Biliyor musunuz , tuhaf ama, bu çocuk gibiydiniz sanki.
-Tuhaf gerçekten..

Eve döndüğünde kapının önünde biraz oturmak istedi ama kimseyle konuşmak zorunda kalmak da gelmiyordu içinden. Biraz yürüyüşe çıksa kim olduğunu bilmediği birileriyle karşılaşıp konuşmak zorunda kalabilirdi.Evin duvarları üzerine üzerine geliyor gibiydi ama içeri girdi yine de. Manasızca etrafına bakınırken yaptığı pazar alış verişini hatırladı. Mutfağa girip onları yıkayıp yerleştirmeye başladı. Semizotunu yemek mi salata mı yapsam sorusunun aklına gelmesi onu mutlu etti biraz. Sulu sıcak yemek canı çektiğinden soğan doğramaya başladı.

-En azından gözyaşlarımı saklamak zorunda değilim. Hoş pek sakladığım da söylenemez ya neyse. Her önüme gelene ağlıyorum.

O akşam unuttuklarını bir müddet bırakmaya karar verdi. Komplo teorileri üretmeden yaptığı işe dikkatini yöneltip düşüncelerini günlük basit şeylerle sınırlı tutmak için uğraştı.

Batmakta olan güneşin son ışıklarının vurduğu bahçesine açılan pencerenin önündeki sedirde çayını içerken hayatındaki üç erkeği karşılaştırırken buldu kendisini.

Veysel Bey babacan görünüyordu. Ama bunun yanında otorite ve kontrol altına alma isteği vardı hafiften. İşi gereği öyle olması gerekiyordur belki de diye düşündü. Nedense kendisi de ona karşı kolayca savunmaya geçmeye başlıyordu, kızdırıyordu bu tavırlar onu.

Sarp Bey nazik ve ince düşünceliydi. Belki de fazla düşünmekteydi hep. Bir güvensizlik hissediyordu ona karşı yine de. Sanki söylediğim her söz bir gün aleyhime kullanılabilirmiş gibi. Ne bileyim.. Aslında en ketum olması gereken kişi de mesleği gereği o ama diye mırıldandı..

Metin Bey'in yanında huzur buluyordu. Onunla ilgili hemen hiçbir şey bilmiyordu aslında. Tanışmış oldukları iki gün boyunca kendi başına gelenler dışında çok bir şeyden bahsetmemişlerdi. Çok konuşmuyordu zaten ama konuştuğunda karşısındakine iyi geliyordu dedikleri.

-Evet on beş günlük şanlı tarihinle ilgili harika fikirlerini aldık artık bir bardak çay daha içebilirsin. Bu kendi kendine konuşma işini de çok ilerlettin, sokakta falan da yapmaya başlama sakın.

Bir gece öncesinin uykusuzluğuyla erkenden yatmaya karar verdi. Bu akşamı gayet iyi atlattın diyerek kendisini kutladı merdivenlerden çıkarken.

Hikâye

6 yorum:

  1. Sarp banada guven vermemisti ama, sonunda kesin en guvenilir adam o cikar:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben de tedirginim ona karşı Mevlüde, dur bakalım:-)

      Sil
  2. Ben de seni kutluyorum bu akıcı heyecanlı öykü için :) devamı için fazla bekletme lütfen

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Çınar, umarım sonunda da bütün taşlar yerine oturur:-)

      Sil
  3. Bloglar Yarışıyor ile siz de blogunuzla kazanmaya aday olun, promosyon ödüller kazanın. Sponsorlarımızın desteği ile bloglar arası etkinlik yarışmamızı düzenliyoruz. Siz de başvurun kazanan olun, farklı kategorilerde çok sayıda site ödüller için yarışıyor. Detaylı bilgiyi websitemizden öğrenebilirsiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler!


    Web: http://www.bloglaryarisiyor.net
    Mail: iletisim@bloglaryarisiyor.net
    Tel: +90212 330 9707



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ha ha ha, ben , on yıldır yılmadan yazan,ama on kişilik bi hediye çekilişi yapmayı düşünüp hediye sayısı kadar katılımcı bulamayanlarlar kategorisinde yarışmak istiyorum bi zahmet. Dur bi dakka, başka kimse olmasa gerek, hükmen galibim:-)

      Sil