Şimdi oturdum.
Hasan paşa köfte hazırlandı, dolaba kondu. Yarın akşam fırına sürülüp peyniri kızartılacak.
Mantar kavruldu.
Patlıcan pişirildi.
Karnıbahar haşlandı.
Köfteden artan patates püresi bir kaba kondu. Yarın ona garnitüle karıştırıp amerikan salatamsı bişey yapılabilir :)
Kereviz sapları yıkandı.
Bulaşıklar yıkandı kaldırıldı.
Bacaklara kara su indi.
Ve o uyku var ya o uyku, c vitamini desteğine rağmen bir nebze bile açılmadı anacım.
Hava da aydınlanmadı zaten.
Gözlerim kapanıyor. Biraz kapatsam. Sonra mutfak dolap kapaklarını cifleyeceğim. Hem beyaz olup da hem de bu kadar zor temizlenen kapakları çok aramış mı acaba ev sahibimiz.
23 Aralık 2016 Cuma
Tabii ki
Bugün milyonlarca işim olduğundan sabahın beşinde hortlamam gerekiyordu. E daha işe koyulamadan uykum geldi şimdi benim. Pufff.
Saat sekize gelirken havanın hâlâ kapkara olması da olayın tuzu biberi tabi.
Enerjiii, güüç...
Puhahahah kendi pelte gibi halime bakınca gkelimeler pek komik geldi 😀
Saat sekize gelirken havanın hâlâ kapkara olması da olayın tuzu biberi tabi.
Enerjiii, güüç...
Puhahahah kendi pelte gibi halime bakınca gkelimeler pek komik geldi 😀
22 Aralık 2016 Perşembe
Sinirliyim Hiç Bulaşmayın Anacım
Mahallenin trafiği zaten kötüydü bir de abuk subuk düzenlemelerle iyice içine ettiler.
Artık E5 ten otobüse minübüse binemiyoruz. Tek bir minibüse kaldık. Onun da yolunu kapatmışlar. On dakikalık yol iki katı uzamış. Taksiye bineyim diyorsun Kadıköy'den, üstelik de mahallemin taksisi, gelmiyor.
Yeni yol açılışlar pek havalı yapılıyor ama o arada kapananlar daha fazla.
Bazen yolun ortasında durup YETEEEER ELLEMEYİN ARTIK HİÇBİR YERİ, BIRAKIN DAĞINIK KALSIN diye bağırmak istiyorum.
Hayatta kalmanın bile şansa bağlı olduğu bu ülkede yaşayanlar yaşadıklarına şükretmekten yaşam kalitelerinin ne kadar düştüğüne kızamaz oldular artık.
TOWANDAAAAA!!!
Artık E5 ten otobüse minübüse binemiyoruz. Tek bir minibüse kaldık. Onun da yolunu kapatmışlar. On dakikalık yol iki katı uzamış. Taksiye bineyim diyorsun Kadıköy'den, üstelik de mahallemin taksisi, gelmiyor.
Yeni yol açılışlar pek havalı yapılıyor ama o arada kapananlar daha fazla.
Bazen yolun ortasında durup YETEEEER ELLEMEYİN ARTIK HİÇBİR YERİ, BIRAKIN DAĞINIK KALSIN diye bağırmak istiyorum.
Hayatta kalmanın bile şansa bağlı olduğu bu ülkede yaşayanlar yaşadıklarına şükretmekten yaşam kalitelerinin ne kadar düştüğüne kızamaz oldular artık.
TOWANDAAAAA!!!
21 Aralık 2016 Çarşamba
Cingıl Bels Cingıl Bels :)
Abur cuburlar, tamam.
Ekip, bir eksikle de olsa tamam.
Geçen sene yılbaşı sonrası ucuz diye alınıp sonra tamamıyla unutulmuş süsler, tamam :)
Evdeki bütün bitkileri süsleme işlemi, tamam.
Mavi köşe,tamam.
İçinden ağaç çıkacak diye açtığımız bavuldan çadır çıkmasının ardında depoya gönderdiğimi hatırladığım ağacın bulunması, tamam :)
Raflar, tamam.
Şebeklik yapan oğluşlar, tamam :)
Camdaki ışıklar kaldı birtek, o babanın işi olduğundan onun dönmesi beklenecek.
Şimdi dağınıklık toplayıp odanın kalanını savaş alanı görüntüsünden arındırma zamanıdır :)
Nardugan bayramınız kutlu olsun :) ( Teknik olarak ilk dolunayda kutlanıyor ama, napalım biz kutladık bile :)
Çok İşim Var Çok
Bir yandan parti hazırlıkları, bir yandan kartlar, hediyeler. Bir yandan hasta üç erkek. (Neyse iki gündür okula gidiyorlar ama akşam pür ihtimam lâzım)
Ev tamamıyla dandini.
Bu gece süsleme gecemiz, dağınıklığı toplayamazsam komik bir ambiyans yakalayacağız.
Yemek yapmam lâzım.
Çamaşır sepeti neden bu kadar hızlı doluyor.
Aralık ayı her sene rüzgâr gibi geçiyor.
Ev tamamıyla dandini.
Bu gece süsleme gecemiz, dağınıklığı toplayamazsam komik bir ambiyans yakalayacağız.
Yemek yapmam lâzım.
Çamaşır sepeti neden bu kadar hızlı doluyor.
Aralık ayı her sene rüzgâr gibi geçiyor.
Kendimi çoklasam mı ne yapsam :)
20 Aralık 2016 Salı
19 Aralık 2016 Pazartesi
Örümcek Ağı
Ayşe'nin şemsiyesini lokantada unutmasaydık, Metehan'la o geri dönüp almaya gitmeselerdi, sonra döndüklerinde bana ballandıra ballandıra örümcek ağlarını anlatmasalardı kimse beni yarım saat beklemek zorunda kalmayacaktı :)
Ağlar ve ışık ve damlalar harikaydı ama rüzgâr bi fırsat vermedi ki çekeyim. Sürekli gıpraşmakta olan bir obje net çekilemiyor netekim.
Süsleye püsleye bu kadar netleşti ancak.
Şimdi buraya en sevdiğim şiirlerden birisini tekrar yazmak da farz oldu tabi.
Örümcek
Bazan bir rastlantı ya da önemsiz bir sözcük
umulmadık bir anlam kazandırır şiire,
nasıl ki, nicedir kimsenin uğramadığı
terkedilmiş bir bodrumda, büyük, boş bir küpün
karanlık kasnağında bir örümcek amaçsızca dolaşırsa-
(size göre amaçsızca, ama ona göre...)
Yannis RİTSOS
Çvr:Cevat ÇAPAN
Ağlar ve ışık ve damlalar harikaydı ama rüzgâr bi fırsat vermedi ki çekeyim. Sürekli gıpraşmakta olan bir obje net çekilemiyor netekim.
Süsleye püsleye bu kadar netleşti ancak.
Şimdi buraya en sevdiğim şiirlerden birisini tekrar yazmak da farz oldu tabi.
Örümcek
Bazan bir rastlantı ya da önemsiz bir sözcük
umulmadık bir anlam kazandırır şiire,
nasıl ki, nicedir kimsenin uğramadığı
terkedilmiş bir bodrumda, büyük, boş bir küpün
karanlık kasnağında bir örümcek amaçsızca dolaşırsa-
(size göre amaçsızca, ama ona göre...)
Yannis RİTSOS
Çvr:Cevat ÇAPAN
Eee Ben Son Geceyi Anlatmamışım :)
Bilgiç nevrimi döndürdüğü için son kısmı yazmayı unutmuşum :)
Ondan önce araya bir iki fotoğraf da sıkıştırayım. Can çekmiş bunları da :)
Fotoğraflara bakarken bile ağzım kulaklarımda yalnız :)
Son gece Giethoorn dönüşü doğru Ayşelere gittik. Karnımız tok dedik, yemeğe gerek yok dedik ama bir müddet sonra önümüzdeki masa dolmuş taşmış :)
Aslında çay bardaklarını da çekmemiz gerekiyordu bak. Yolda gelirken o kadar çaysamıştık ki, arabadan Erkan'a çay demleme siparişi verdik ki eve girer girmez hemen içelim :D Hahaha, ne misafir ama :)
Neyse masa sürekli dolarken müziğimiz de geldi.
Sevgili Cem bizi kırmadı gitarını alıp çaldı söyledi. Benim gibi rakçıyı yürekten vurdu yalnız. Hem o nasıl ses öyle. Allah nazardan saklasın, sesi güzel, kendi güzel, huyu güzel. Canım canım.
Cem'in youtube kanalı şurada. Dinleyin,hak vereceksiniz bana :)
Gece Ayşe'nin söylediği güzel şarkılarla devam etti. Mest olmuş bir şekilde dinledik. Harika vakit geçirdik.

Küçük, güzel kar küresi koleksyonuma katıldı hemen.
Bu mum da kendine güzel bir köşe bulacak. Bilgiç yakmamı tembih etti, süs mum bu :)
Bir gün böyle evimiz olur inşallah :)
Ya da böyle :)
Bunun da hikâyesi ilginç. Geçen sene yılbaşında bir arkadaşım bu mumluğu vermişti bana. Üst kısmına mana vermemiştim. Kutusunda duruyordu. Çiçekçiye gittiğimizde üstteki turuncu çiçekleri gördük. Önce kokulu sabun zannettik. Sonra bir baktım benim mumluğa benzeyen mumluklarla satılıyor. Meğer o kısıma bunlar konuluyor eriyince de mis gibi kokuyormuş :)
Ayşe'nin bana hediye olarak aldığı kokuların birisi eve gelir gelmez test edildi, onaylandı. Çok güzelmiş :)
Minik kardan adamlar :)
Giethoorn 'da gezinirken hediyelik eşya dükkânları kapandığından oradan tek hatıra bu harita :)
Bayılırım haritalara :)
Bu minik melek ve aşağıdaki bütün çikolatalar Ayşe'nin hediyesi. Çılgın hatun biz Giethoorn 'dayken Erkan'a sipariş vermiş. Aslında daha da çoktu, kimi yok olmuş fotoğrafı çekmeyi akıl edene kadar :) Ham hum :)
Bir de son olarak şunu anlatayım.
Havaalanında Ayşe bizi karşılamaya geldi. Hava kararmıştı ve akşam trafiği vardı. Navigasyon cihazı kuş uçmaz kervan geçmez arka yollara yönlendirdi. Ağaçlar ve biz. Ayşe bize döndü, korkmayın canım sizi kaçırmıyorum. Düşünsenize daha önce hiç görmediğimiz birisinin arabasında, bambaşka bir ülkedeyiz ve kapkaranlık ıssız bir yolda gidiyoruz :D
Ehehe, ama asıl korkması gereken Ayşeydi bence. Kapkaranlık ıssız bir yolda ilerliyor, arabasında daha önce hiç karşılaşmadığı üç erkek ve bir kadın, hepsi de kocaman üstelik :D
Bir de şunu eklemeliyim ki aslında Ayşe Alamanya'da değil arkadaşlar. Antep Sofrası'nın yanından sağa dönüp kuaför Selim'i, Ayvalık bişisini geçtikten sonra Ege Market'ten sola sapınca evine varılıyordu. Ehehe, İstanbul'da bulamazsın bu kadar Türk ismi :D
Evet sanırım bu sefer bütün her şeyi anlattım.
Örümcek ağları da vardı amaa :) O da başka zamana kalsın :D
Not: Ayşe de bloğunda anlatmış buluşmamızı, işte şuradan okuyabilirsiniz :)
Ondan önce araya bir iki fotoğraf da sıkıştırayım. Can çekmiş bunları da :)
Fotoğraflara bakarken bile ağzım kulaklarımda yalnız :)
Son gece Giethoorn dönüşü doğru Ayşelere gittik. Karnımız tok dedik, yemeğe gerek yok dedik ama bir müddet sonra önümüzdeki masa dolmuş taşmış :)
Aslında çay bardaklarını da çekmemiz gerekiyordu bak. Yolda gelirken o kadar çaysamıştık ki, arabadan Erkan'a çay demleme siparişi verdik ki eve girer girmez hemen içelim :D Hahaha, ne misafir ama :)
Neyse masa sürekli dolarken müziğimiz de geldi.
Sevgili Cem bizi kırmadı gitarını alıp çaldı söyledi. Benim gibi rakçıyı yürekten vurdu yalnız. Hem o nasıl ses öyle. Allah nazardan saklasın, sesi güzel, kendi güzel, huyu güzel. Canım canım.
Cem'in youtube kanalı şurada. Dinleyin,hak vereceksiniz bana :)
Gece Ayşe'nin söylediği güzel şarkılarla devam etti. Mest olmuş bir şekilde dinledik. Harika vakit geçirdik.

Bu da gecenin en güzel fotoğrafı bence. Almışız yakışıklılarımızı arkamıza, sırtımız yere gelmez bizim :)
Eveet, son olarak da cicilerime bakalım :)
Küçük, güzel kar küresi koleksyonuma katıldı hemen.
Bu mum da kendine güzel bir köşe bulacak. Bilgiç yakmamı tembih etti, süs mum bu :)
Bir gün böyle evimiz olur inşallah :)
Ya da böyle :)
Bunun da hikâyesi ilginç. Geçen sene yılbaşında bir arkadaşım bu mumluğu vermişti bana. Üst kısmına mana vermemiştim. Kutusunda duruyordu. Çiçekçiye gittiğimizde üstteki turuncu çiçekleri gördük. Önce kokulu sabun zannettik. Sonra bir baktım benim mumluğa benzeyen mumluklarla satılıyor. Meğer o kısıma bunlar konuluyor eriyince de mis gibi kokuyormuş :)
Ayşe'nin bana hediye olarak aldığı kokuların birisi eve gelir gelmez test edildi, onaylandı. Çok güzelmiş :)
Minik kardan adamlar :)
Giethoorn 'da gezinirken hediyelik eşya dükkânları kapandığından oradan tek hatıra bu harita :)
Bayılırım haritalara :)
Bu minik melek ve aşağıdaki bütün çikolatalar Ayşe'nin hediyesi. Çılgın hatun biz Giethoorn 'dayken Erkan'a sipariş vermiş. Aslında daha da çoktu, kimi yok olmuş fotoğrafı çekmeyi akıl edene kadar :) Ham hum :)
Bir de son olarak şunu anlatayım.
Havaalanında Ayşe bizi karşılamaya geldi. Hava kararmıştı ve akşam trafiği vardı. Navigasyon cihazı kuş uçmaz kervan geçmez arka yollara yönlendirdi. Ağaçlar ve biz. Ayşe bize döndü, korkmayın canım sizi kaçırmıyorum. Düşünsenize daha önce hiç görmediğimiz birisinin arabasında, bambaşka bir ülkedeyiz ve kapkaranlık ıssız bir yolda gidiyoruz :D
Ehehe, ama asıl korkması gereken Ayşeydi bence. Kapkaranlık ıssız bir yolda ilerliyor, arabasında daha önce hiç karşılaşmadığı üç erkek ve bir kadın, hepsi de kocaman üstelik :D
Bir de şunu eklemeliyim ki aslında Ayşe Alamanya'da değil arkadaşlar. Antep Sofrası'nın yanından sağa dönüp kuaför Selim'i, Ayvalık bişisini geçtikten sonra Ege Market'ten sola sapınca evine varılıyordu. Ehehe, İstanbul'da bulamazsın bu kadar Türk ismi :D
Evet sanırım bu sefer bütün her şeyi anlattım.
Örümcek ağları da vardı amaa :) O da başka zamana kalsın :D
Not: Ayşe de bloğunda anlatmış buluşmamızı, işte şuradan okuyabilirsiniz :)
18 Aralık 2016 Pazar
Kendime Yılbaşı Hazırlıkları İle Terapi Yapıyorum
Evet sadece sıradan bir gün olarak da düşünebilirim, ne fark var ki de diyebilirim. Ya da bunu bir kutlamaya dönüştürebilirim. Ah ben her şeyi kutlamaya dönüştürebilirim :)
Hem de aile aktivitesine dönüştürebilirim ki en güzeli de bu :)
Meselâ bu hafta sonu öksürük aksırıkların arasında ateşin düştüğü anlarda erkeklerimi masa başında toplayıp yılbaşı kartlarımızı hazırlamayı başardım. Seninki güzel, benimki yamuk, bak şimdi nasıl harika olacak kıkırdamalarıyla birer kar tanesi de kesip astık.
Ama öncelikle geriye dönüp sevdiğim fikirlere bakalım, bugün yaptıklarımızı en sona saklayayım.
Ooo sekiz yıl geçmiş, Yalova'daydık bu kartları hazırlarken. Bir dergide çıkmıştı, kendimiz kesip biçip yapmıştık. Sanırım o zamandan beri de hep kendimiz yapıyoruz. Bu bir tanesini de saklamak üzere yazmıştık, herkese tavsiye ederim, arada bakmak çok keyifli :)
Severim onların küçük ellerini :)
Bir senesinde evdeki plastik hayvanları simlemiştik.
Yılbaşından sonra indirime girdiğinde çok ucuza aldığımız bu seti ilk sene böyle kullanmıştık :)
Yumurta kabına bakıp da çam ağacı nereden aklıma gelmişti hiç bilmiyorum.
Hatta bir de plastik ışıklı oyuncakla birlikte renkli ağacımız olmuştu.
Her sene yılın en uzun gecesinde süslemelerimizi yapıyoruz. Tabi aburcuburlarımız ve müziğimiz de oluyor. Çok eğleniyoruz.
Bu ağaç süsleme işi aslında hristiyan işi gibi gözüküyor ama bence alakasız. Çok daha öncesine dayanan bir gelenek, adamlar bayramlarına eklemişler. Eski Türklerin de en uzun gecede akçaçamı süsleme gelenekleri varmış meselâ. Nardugan Bayramı 'nı merak edenler viki amcaya bakabilirler. (Tık)
Fikirlere devam edelim :) Bir senesinde bir mağazanın hediye paket kâğıdından bu peçete halkalarını yapmıştım.
Kuru dallar en sevdiğim süsleme araçları. Üzerine kar spreyi sıksanız bile yeter başka bir süse gerek yok.
Burada bir de dilek kartları asmışız. Yine peçete halkası gibi kestiğimiz kartların arkasına dileklerimizi yazmıştık.
Bu da evde yapılan harika süslerden. Dilimlediğiniz portakalları 175 derecede fırınlıyorsunuz. Dadaaam, çok güzel değil mi?
Kurumuş yapraklara kar spreyi. Biz ışıklı yapmıştık ama ipte de güzel duruyor.
Eski bir fanila ve şeker paketleri yuvarlanarak yapılan toplar, kumaş boyasıyla da boyayarak bu komik süsü oluşturmuştuk.
Çam kozalaklarını toplayıp koyduğum kâseyi ışıklandırınca yılbaşı kâsesi olmuştu.
Kozalaklar da kuru dallar kadar harika, hem çocuklarla toplamaya çıkarken yanımıza çay ve kek falan alıp küçük bir kış pikniği de yapıyoruz.
Bu da en pratik ve güzel görünümlü ve güzel kokulu olanlardan. Portakala karanfilleri istediğiniz gibi saplıyorsunuz, işlem tamam.
Bir kaç yemek sunumu da vereyim. Peynirlerden minik çamlar. Patates püresinden yonca. Pazı kavurması ve yoğurttan karlı çam ağacı. Mozarelladan kardan adam.
Milföy tatlısı için milföyleri pişirmeden kurabiye kalıbıyla kesip çamlık üzerine de pudra şekeriyle kar.
Bakın orta sağda yine kuru dallarla yaptığımız duvar süsü var.
Bu melekler kâğıt tabaktan. Pratik ve güzel.
Bu da bir mağazada görüp, biz bundan yaparız ki projem. Babalarıyla testere kullanıp kesip biçerken çok mutlular :)
Gördüğüm süs masa üstü süsüydü, benim duvara astığım hali çok daha güzel oldu bence. Uzun bir süre duvarda kaldı bu süs.
Bu da geçen seneki süsümüz. Çikolata ve şekerlerden yaptığımız kızaklar. Hem güzel hem lezzetli :)
Gelelim bugüne :)
Metos kar tanesi yapmayı internetten bulup öğrendi, bize yaptırdı.
Küçükler kapının üzerine.
Büyükler antrenin tavanından sarkıyor.
Bunlar da benim süslerim. Bu kavanozu geçen sene hediye fuarından almıştım. İçinde şeker vardı. Bu sene de toz şekeri kar olarak koyup içine minik kardan adamımla kar tanesi resmi olan taş yerleştirdim.
Hızımı alamayınca başka bir kavanoza da bu şeker evi koydum.
Kardan adamla ev Noel Pazarı'ndan alınmıştı, bak onları göstermemiştim sizlere. Bir dahaki yazıya bahsedeyim aldıklarımdan :)
Son olarak da bunu mutfak dolabıma yaptım. O da girsin yeni yıl havasına diye.
Dünya üzerinde kötülükler,haksızlıklar, üzüntüler hep var. Sıradan hayatlarımızda çaresizlikler,umutsuzluklar hep var.
Madalyonun diğer tarafının olduğunu, güzellikler, mucizeler ve iyiliklerin de bulunduğunu unutmayalım.
Çocuklarımıza geri dönüp baktıklarında içleri sımsıcak olarak hatırlayacakları bir çocukluk bırakmak için bütün karalara inat elimizdeki tüm renkleri kullanalım.
Zaten hayat bir varmış bir yokmuş. Gerisi o kadar boş ki.
Hem de aile aktivitesine dönüştürebilirim ki en güzeli de bu :)
Meselâ bu hafta sonu öksürük aksırıkların arasında ateşin düştüğü anlarda erkeklerimi masa başında toplayıp yılbaşı kartlarımızı hazırlamayı başardım. Seninki güzel, benimki yamuk, bak şimdi nasıl harika olacak kıkırdamalarıyla birer kar tanesi de kesip astık.
Ama öncelikle geriye dönüp sevdiğim fikirlere bakalım, bugün yaptıklarımızı en sona saklayayım.
Ooo sekiz yıl geçmiş, Yalova'daydık bu kartları hazırlarken. Bir dergide çıkmıştı, kendimiz kesip biçip yapmıştık. Sanırım o zamandan beri de hep kendimiz yapıyoruz. Bu bir tanesini de saklamak üzere yazmıştık, herkese tavsiye ederim, arada bakmak çok keyifli :)
Severim onların küçük ellerini :)
Bir senesinde evdeki plastik hayvanları simlemiştik.
Her yer sim olsa da çok eğlenmiştik, hâlâ da süslemelerde kullanıyoruz onları.
Yılbaşından sonra indirime girdiğinde çok ucuza aldığımız bu seti ilk sene böyle kullanmıştık :)
Yumurta kabına bakıp da çam ağacı nereden aklıma gelmişti hiç bilmiyorum.
Hatta bir de plastik ışıklı oyuncakla birlikte renkli ağacımız olmuştu.
Her sene yılın en uzun gecesinde süslemelerimizi yapıyoruz. Tabi aburcuburlarımız ve müziğimiz de oluyor. Çok eğleniyoruz.
Bu ağaç süsleme işi aslında hristiyan işi gibi gözüküyor ama bence alakasız. Çok daha öncesine dayanan bir gelenek, adamlar bayramlarına eklemişler. Eski Türklerin de en uzun gecede akçaçamı süsleme gelenekleri varmış meselâ. Nardugan Bayramı 'nı merak edenler viki amcaya bakabilirler. (Tık)
Fikirlere devam edelim :) Bir senesinde bir mağazanın hediye paket kâğıdından bu peçete halkalarını yapmıştım.
Kuru dallar en sevdiğim süsleme araçları. Üzerine kar spreyi sıksanız bile yeter başka bir süse gerek yok.
Burada bir de dilek kartları asmışız. Yine peçete halkası gibi kestiğimiz kartların arkasına dileklerimizi yazmıştık.
Bu da evde yapılan harika süslerden. Dilimlediğiniz portakalları 175 derecede fırınlıyorsunuz. Dadaaam, çok güzel değil mi?
Kurumuş yapraklara kar spreyi. Biz ışıklı yapmıştık ama ipte de güzel duruyor.
Eski bir fanila ve şeker paketleri yuvarlanarak yapılan toplar, kumaş boyasıyla da boyayarak bu komik süsü oluşturmuştuk.
Çam kozalaklarını toplayıp koyduğum kâseyi ışıklandırınca yılbaşı kâsesi olmuştu.
Kozalaklar da kuru dallar kadar harika, hem çocuklarla toplamaya çıkarken yanımıza çay ve kek falan alıp küçük bir kış pikniği de yapıyoruz.
Bu da en pratik ve güzel görünümlü ve güzel kokulu olanlardan. Portakala karanfilleri istediğiniz gibi saplıyorsunuz, işlem tamam.
Bir kaç yemek sunumu da vereyim. Peynirlerden minik çamlar. Patates püresinden yonca. Pazı kavurması ve yoğurttan karlı çam ağacı. Mozarelladan kardan adam.
Milföy tatlısı için milföyleri pişirmeden kurabiye kalıbıyla kesip çamlık üzerine de pudra şekeriyle kar.
Bakın orta sağda yine kuru dallarla yaptığımız duvar süsü var.
Bu melekler kâğıt tabaktan. Pratik ve güzel.
Bu da bir mağazada görüp, biz bundan yaparız ki projem. Babalarıyla testere kullanıp kesip biçerken çok mutlular :)
Gördüğüm süs masa üstü süsüydü, benim duvara astığım hali çok daha güzel oldu bence. Uzun bir süre duvarda kaldı bu süs.
Bu da geçen seneki süsümüz. Çikolata ve şekerlerden yaptığımız kızaklar. Hem güzel hem lezzetli :)
Gelelim bugüne :)
Metos kar tanesi yapmayı internetten bulup öğrendi, bize yaptırdı.
Mükemmel olmayabilirler ama biz yaptığımız için çok değerliler :)
Küçükler kapının üzerine.
Büyükler antrenin tavanından sarkıyor.
Bunlar da benim süslerim. Bu kavanozu geçen sene hediye fuarından almıştım. İçinde şeker vardı. Bu sene de toz şekeri kar olarak koyup içine minik kardan adamımla kar tanesi resmi olan taş yerleştirdim.
Hızımı alamayınca başka bir kavanoza da bu şeker evi koydum.
Kardan adamla ev Noel Pazarı'ndan alınmıştı, bak onları göstermemiştim sizlere. Bir dahaki yazıya bahsedeyim aldıklarımdan :)
Son olarak da bunu mutfak dolabıma yaptım. O da girsin yeni yıl havasına diye.
Dünya üzerinde kötülükler,haksızlıklar, üzüntüler hep var. Sıradan hayatlarımızda çaresizlikler,umutsuzluklar hep var.
Madalyonun diğer tarafının olduğunu, güzellikler, mucizeler ve iyiliklerin de bulunduğunu unutmayalım.
Çocuklarımıza geri dönüp baktıklarında içleri sımsıcak olarak hatırlayacakları bir çocukluk bırakmak için bütün karalara inat elimizdeki tüm renkleri kullanalım.
Zaten hayat bir varmış bir yokmuş. Gerisi o kadar boş ki.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















































