Dokuz sene geçmiş gerçekten de. Çocuklarla altını üstüne getirmiştik adanın. En başta Mesta olmak üzere köyleri beni büyülemişti.
28 Eylül 2025 Pazar
Dokuz Sene Sonra Sakız Adası
Dokuz sene geçmiş gerçekten de. Çocuklarla altını üstüne getirmiştik adanın. En başta Mesta olmak üzere köyleri beni büyülemişti.
20 Eylül 2025 Cumartesi
Çok Güzel Hâlâ İstanbul'da Sonbahar
Bu sabah bazı buluşmalar yaşandı, mutlu olundu :)
18 Eylül 2025 Perşembe
Kırk Yılda Bir Tura Katılayım Dedim
Olmadı .
Gideceğiz diye Megadeth konserine gitmekten vazgeçmiştim. Can'ın yeğeninin nikâhına hidemeyeceğiz demiştik. Her şeyi ayarladık falan.
Bizim gemi hasar almış. Toparlayamamışlar.
Hahahaha.
Malak gibi yatacaktım göya.
Şimdi bilet ayarla, yer ayarla falan koşturmak gerekecek.
Dedim ben tatil moduna girdim. Sakız Adası'na gidelim o zaman. Orayı çok sevmiştik. Gerçi gezmediğimiz yeri de kalmamıştı ama neyse.
Bu arada şu an çatlama modundayım .
Bu yaz dört günlük Dedeağaç kaçamağında regl olmuştum. 2 gecelik kamp kaçamağında on beş gün üzerine yine regl olmuştum. Urla'da bilin bakalım olmuş muydum. Hahaha. Tabii ki Kuzen Larry . Şu anda yine oldum. Böylece hiçbir denizi es geçmedim.
Neyse , yarın bizimkiler gelecek pizza ve mercimek köftesi yapacağım. Cumartesi hazırlık yaparım. Pazar sabahı da yola çıkarız. Bu arada otel rezervasyonu iptal etmem gerekecek.
Bir de şu patlama kısmını atlatsam.
Şuraya bu sabah gittiğimiz kahvaltıdan fotoğrafları koyayım. Bizim eve arabayla on beş dakika uzaklıkta Trabzonlular Derneği var. Kahvaltısı fena olmuyor. Yeşilin içindeki binasını seviyorum.
Kuş Sesi Terapisi
Sabahın ilk saatlerinde henüz çoğunluk uyurken ve okula giden arabalar artıp etraf korna sesiyle dolmamışken...
17 Eylül 2025 Çarşamba
Günün En Güzel Saatleri
Bütün işler bitmiş, yemek yenmiş, mutfak toplanmış. Çayımı, telefonumu, kulaklığımı almış balkona çıkmışım. Mum yanıyor, üzerine döktüğüm aromatik yağ mis gibi kokuyor . Daha ne olsun ?
16 Eylül 2025 Salı
Kitap Salı 2025 / 3
%Kadere meydan okumanın çok çeşitli yolları vardır ve neredeyse hepsi de boşunadır ve en kötüsünün olacağını düşünmeye mecbur kalırken en iyisinin olacağına inanmak ise bu yolların en sıradanlarındandır, bu dikkate değer bir teşebbüs olabilir fakat mevcut durumda hiç sonuç vermeyecektir çünkü güvenilir bir kaynaktan biliyoruz ki masa başkanının karısı gerçekten sinemaya gitmişti ve en azından şu anda dek oy kullanmaya gelip gelmeyeceğine karar vermemişti.
%Umut tuz gibidir beslemez ama ekmeğe tat verir.
%Üstelik, bunca umut bağlanan olağanüstü
hal ilanı arzulanan yönde elle tutulur hiçbir etki yaratmamıştı, şöyle ki, bu ülkenin yurttaşları anayasanın kendilerine bahşettiği hakların düzenli olarak yürürlükte olmasını talep etmek gibi sağlıklı bir alışkanlığa sahip olmadıklarından askıya alınan şeyin hesabını sormamaları mantıklı, hatta doğaldı.
%Hükümet, birkaç günün sonunda, bir sıkı yönetimi söylenenden çok daha fazla işi olduğunu, özellikle uzak geçmişte yaygın bir uygulama olan kuşatılmış insanları açlıktan öldürme niyetine gerçekten sahip değilse, sıkıyönetimin bir anda her tarafa uydurulabilecek bir şey olmadığını, nereye ve nasıl varmak istendiğini iyi bilmek, sonuçları ölçmek, tepkileri değerlendirmek, huzursuzlukları tartmak, kâr ve zarar hesabı yapmak gerektiğini çoktan anlamıştı.
%Mükemmel anların, özellikle yüceliğe yaklaştığında, karşılaşacağı en ciddi terslik kısa süreli olmalarıdır.
%İnsanlar arasında yapabileceğimiz en kesin ayrım onları zekiler ve aptallar diye ayırmak değil, zekiler ve aşırı zekiler diye ayırmaktır, aptallarla ne istersek yaparız, zekiler karşısında en iyi çözüm onları hizmetimize almak olur, aşırı zekilere gelince, onlar bizim tarafımızda olsalar bile özünde tehlikelidirler, bu tehlikeden kaçınamazlar, işin en tuhaf yanı, ne yaparlarsa yapsınlar sürekli onlara karşı dikkatli olmamız konusunda bizi uyarırlar, ama genellikle uyarılara dikkat etmeyiz ve sonuçları katlanmak zorunda kalırız
tüm bunları eğitimimizin bir parçası olarak görüyorum. Sinirlenmek
yaşamdaki yolumuzu yitirmek demektir.
&Temiz bir gömlekle, ketçap lekesi olmayan bir blucin giydim, uygun bir çift de çorap. Saçlarımı fırçaladım. Gene de on yedi yaşımdayken yaşadığım pazar sabahı duygusunu geri getiremedim nedense. O halde başka ve yeni olan ne vardı ki? Galiba ben yașadığım kadar yaşamıştım.
&Nasıl anlatacağımı bilemiyorum ama şimdi ve buradanın gerçekten şimdi ve burada olduğunu bir türlü kafama yerlestiremiyorum işte. Ya da benim gerçekten ben olduğumu. Yerli yerine oturmuyor gibi. Hep böyledir
zaten. Çok çok daha sonra her şey yerli yerine oturur ancak. Son on yldır hep böyle oldu...
11 Eylül 2025 Perşembe
Arayı Açmadan Gelmeyi Başardım. Şarkı Falı Bile Yaptım :)
Neyse yediğimiz her şey harikaydı da en azından pişman olmadık. Yalnız yan masamıza iki kadın oturdu. Oturmalarıyla biri konuşmaya başladı. Kalkıp masa değiştirdik sonunda. Öyle bir seviyesizlik.
9 Eylül 2025 Salı
Ben Yazamadıkça Birikti
Urla'dan döndüğümüzden beri aklımdan sürekli blog yazıyorum ama ucundan tutup başlamadıkça birikti , biriktikçe gözümde büyüdü yazmak.
Spora bir saat kalmış. O zamana kadar fotoğraf yükleyip aklımdakileri yazayım bari.
Spor da niye bugün , dün WhatsApp ı açıp da yapamadık ondan. Zira canım ülkemde birilerinin keyfine göre yaşamaya çalışıyoruz.
Neyse..
Döndükten bir hafta sonra Pınar, geçen hafta bu zamanlar birlikteydik diye mesaj atmış. Dedim sadece bir hafta mı olmuş döndükten beri. Zira döner dönmez evde misafir ağırladım, ertesi gün ilaç günüydü hastanedeydik, sonraki gün pazara gittim, o arada markette ucuz domates bulunca yirmi kilodan kışlık yaptım. Sonraki gün onun temizliğiyle geçti tabi. O arada evde durunca bol bol dans çalıştım falan.
Sonraki haftalarda
Bu arada cumartesi yağmur yağarak bütün sildiğim camları sıfırladı tabii ki :D
Pazar günü kahvaltıda Can'ın ağabeyi yeğeni kalabalıktık.
Dün de artık çok yoruldum mola vereyim modundaydım ama yaşananları izlerken (ya da izlemek için çabalarken ) öyle gerildim ki mutfağı döküp temizliğe başlasaymışım daha iyiymiş dedim.
Bu akşam Can bizi yemeğe götürecek. Pazar günü misafirlerden sonra yorgunluktan çıkamadık. Bizim evlilik yıl dönümümüzdü.
Dün akşam da o arkadaşlarıyla buluşmaya gidince karşı komşumu çağırdım birer çay içtik balkonda. Evden hemen hiç çıkamıyor, eşi rahatsız. Arada müsait oldukça çağırıyordum . Can da sürekli evde olunca denk düşmemişti hiç. İyi oldu. Benim balkondaki begovili falan eken o. Paso çiçek konuşuyoruz:D
İşte böyle. Üç hafta geçmiş bile. Yarın ilaç günü. Sonrasında bir hafta mutfaktan çıkamam. Sonrasında beş günlük kaçamağımız var, arkadaşlarımızla gemiyle Yunan Adaları turu yapacağız.
Evet hepsini döktüm.
Artık gelip rahat rahat yazayım :)
Buraya kadar sıkılmadan okuyan varsa onu da kocaman öptüm anacım. Görüşürüz .








































































