12 Temmuz 2018 Perşembe

Dün Akşam Bilgehan İçin Shakira'yı Getirip Büyük Bir Parti Yaptık :D

Bilgiç oğluşumun doğumgünü bugün. 16 yıl önce bu zamanlarda pamuk prens gibi gelmişti hayatımıza.


Ne yazık ki doğum fotoğrafı yok. Neden ? Makinaya film takmadan çeken annesi yüzünden. Yaaa işte, işin gücün fotoğraf olsa bile başına gelebiliyor böyle şeyler :)


Sessiz sakin bir ağabeyden sonra bizi ters köşeye yatıran minik afacanımız bu kadar tatlı olmasa kendini cami avlusunda bulabilirdi sanırım ama


Gülümsediğinde bizi yeniden tavlıyordu.

Hayatımın sınavı varsa onunla yaşadıklarımdır. Yine de tek anını başka birşeye değişmem.

Gelelim konsereee.


2011 de doğumgünü hediyesi olarak gittiğimiz ilk stad konserleri Bon Jovi'nin pozunu dün akşam yine verdiler :)


Ne güzel bir şey insanın çocuklarının büyümesini izlemesi. Allah onları korusun.







Ve son olarak da yine ana konuya dönersek.

İyi ki doğdun Bilgehan. Nice sağlıklı, huzurlu, mutlu, başarılı , bol kahkahalı, harika yıllara canım oğlum.


11 Temmuz 2018 Çarşamba

İnce İş


Bu sabah yürüyüşten dönerken yakaladığım güzellik. Cep telefonuyla çekeceğim diye çok uğraştım, neyse en sonunda bir poz elde edebildim :)

Hepinize günaydın. Ertelediklerinizi yaptığınız bir güne açılsın sabahınız :)

8 Temmuz 2018 Pazar

Öyle İşte

Beş tane ayakkabım olmasını istemem, bir tane olsun, rahat olsun ve ben onunla beş ayakkabılık yol gezip tozayım isterim.

On beş çantam olsun istemem. Bir tane olsun, kullanışlı olsun ve ben onu takıp sırtıma yepyeni yerlere gideyim isterim.

Lüks bir restoranda yengeç yemek de belki denenebilir  bir kere. Yine de simit peynir ve domatesle çayım varsa, bir ağaç altında dünyalar  benim olur.

Evet konsere gitmek için altın bileziğimi sattığım doğrudur :D Bence en değerli bileziğim odur, bana dünyaları verdi.

Her gün geçtiğim yolları, her gün yeniden izlerim. Ağaçlara dokunup deniz havasını içime çekmeyi severim .

Arada çok karışınca durup derin nefes alırım.

Dünyadaki en güzel şeylerin parasız olduğuna inanırım.

Taşların arasından çıkmış papatya , cıvıldayan serçe, örümcek ağının üzerindeki yağmur damlaları.

Koskocaman kahkaha atarım bol bol, ve bir o kadar da sık ağlarım .

Bir varım, bir yok olacağım.

Dünya üzerinde küçücük bir yer kaplarım. Tüm dileğim varlığımın birilerine dokunup onları gülümsetmesi.

Daha fazla ne isteyebilirim ki hayattan.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

Bloğumu İyi ki Açmışım Dediğim Günlerden Biri

Bu buluşmayı biz değil evren ayarladı desem yanlış olmaz. Baktı biz bir türlü ayarlayamıyoruz olaya el koydu, oh iyi ki öyle oldu :)

Neden mi bahsediyorum sevgili Tülin'le buluşmamızdan. (Bulut Gölgesi bloğunun sahibesi altın yürekli harika kadın:)



Bu sabah kahvaltıda birlikteydik.

İlk defa buluşmuş gibi değil kaldığımız yerden devam eder gibiydik .


Bol kahkahalı , göz dolmalı,  bir saniye susmamacasına keyifli sohbetli bir sabah geçirdik.

Boynumdaki güzellik de Tülin'in el emeği. Çok güzel, değil mi ?

Durun, durun daha yakından bakalım.


Tam benlik :)


Sevgili Tülin, seni tanıdığım için çok mutluyum.

Veee , bana diyorsun ama asıl sen fotoğraflarından çok daha gençsin.

Yalnız inanılmaz fasıl dinleyesim geldi, bir sonraki gelişine ayarlayalım bence .

5 Temmuz 2018 Perşembe

...


Çok hasta olduğum bir gün tramvayda ayakta giderken fenalaştığımı hissetmiştim. Çantamdan kolonyamı çıkarttım, sıkı sıkı tutundum, panik bir halde toparlanmaya çalışırken bir anda kendimi yemyeşil kırlarda buldum. Korku ve telaş uçup gitmişti,  onu hayal meyal hatırlıyordum,  sonsuz bir huzur kaplamıştı içimi.

Derken ayağını çekin sesleriyle kendime geldim. Bayılmışım.

İşte o gün bugündür ölümün böyle bir şey olduğunu düşünürüm. Üzerimizde dünyaya ait ağır gelen ne varsa sıyrılıp ruhumuzun en sevdiği yere gideceğiz diye.

Sevgili Buket. Bu kadar erken aramızdan ayrılmanın acısı içimizi acıtsa da, hastalığınla savaştığın yılların yorgunluğunu geride bırakıp huzur ve mutluluk bulmuş olduğunu düşünmek rahatlatıyor. Harika bir müzikle dans ediyordur ruhun.

Seni çok özleyeceğiz.

Ve hiç merak etme, güzel kızın hepimize emanet.

4 Temmuz 2018 Çarşamba

Sabah


Yürüdüm, üzerine markete de uğradım. Şimdi bir de mutfağa girip yemek işini halletsem ne güzel olacak.

Hava çok sıcak ama neyse ki esiyor. Benim serin evimde henüz klima çalıştırmamız gerekmedi. Ama öğleyin mutfağa girilmez. Yani git yemek yap Handan:)

Dün çocuklar arkadaşlarıyla buluşmaya gitmişlerdi. Hazır onlar bilgisayar koltuklarından ayrılmışken o odaya girdim. O ne pislik o ne dağınıklık.


Çok kıyı köşe olmasa da temizlendi, tülü bile yıkandı. Bakalım kaç gün dayanacak. Gün çok mu iyimser oldu, saat demek gerekiyordu sanırım :)

Asıl odalarına girmek gerekiyor ama dursun  biraz daha.

Peki son kalan enerjimle mutfağa gidiyorum . Yemeği azaltamıyorum bari sağlıklı yiyeyim. Hadi bakalım.

Hepinize günaydın. 

3 Temmuz 2018 Salı

Kitap Salı

Ne zamandır hazırlamadım kitap yazısı. Okumayınca hazırlanmıyor tabi. Dünya Kupası maçları, filmler derken kitap kısmı geri planda kaldı. Zaten bir müddet çok kitap okuyunca sonrasında uzaklaşırım ben hep.

Bakalım neler okumuşum koca Haziran ayında .


Okuma Şenliği'nin yaz temalı kitapları kapsamında okudum Güneş Yiyen Çingene ve Yaz Bitmesin kitaplarını.

Buket Uzuner en sevdiğim yazarlardandır. Bu kitabını okumamışım. Annemden aldım. (Laf aramızda beş kitabın dördünü annemden almışım zaten:) Kısa hikâyeleri yine yürekten vuruyordu.

"Birisi durdurmalı bu deliyi, birisi yok etmeli bu manyağı! Neden pek çoğumuz sessiz kaldı bu adamın yükselişine. Yalnızca korku mu ? Hepimiz sessizlikle desteklemedik mi onu ve faşizmi. İlgisizlik sessizliğin erkek kardeşi ; lanet olsun sana , kimse ilgisiz ve sessiz kalmasın dünyada bundan böyle ."

" 'Naziler kurşuna dizeceğine bırak savaşa girsin hiç değilse kurtulma şansı var!' Bir insanın ancak savaşta kurtulma şansı olması ne korkunç ,değil mi? "

" Unutma Catherine, kadın olmak, ağlamaktan korkmadan ve böbürlenmeden kuvvetli olabilmektir."

" Hiçbir şey karışık değildir doğada, karışıklığı insan beyni yaratır, çözüm bulup, rahatlamak ve gurur duymak için."


İclal Aydın'ın kitabı bir kadın olarak yüreğimizden geçenleri yansıtıyor. Onu da severek okudum. Aynı zamanda sayesinde harika bir şiirle tanıştım .

" Zaman denilen acımasız , şakası yok büyücüye verdiklerimiz. Daha az üzüleyim bu hayatta , daha güçlü olayım dileğinin karşılığında bizden aldıkları.

Şarkılar daha az ağlatıyor artık değil mi ?

Çocuksu geliyor heyecanlar .

Yapılacak onca ciddi ve önemli şey varken."

"Unutma her evlilik başkadır, her kadın başka, her ev başka. Sen kendi tecrübelerini yazacaksın. Kimseye kulak asma. O evliliğin başı ağrırsa eğer , sakın komşunun önerdiği ilaçları alma. Herkes kendi tecrübesiyle yol alır."

"Düşünüyorum da gittikçe artıyor kandırılma isteğimiz galiba. Gerçek, olduğundan daha ağır geliyor çünkü artık. Daha dayanılmaz daha kaldırılmaz oldu. İç karartan, umutsuzluğa alıştıran, bezdiren, hani olmasa daha iyi olur bir hale geldi. İşte bu yüzden artık kimin uğrunda ki gerçek."

" Yapamadıklarını yapanların felâketini bekliyor, bir başarısızlığın üzerine bir aevinç kuruyorlar. Bu sevinç aslında onları bir yere götürmüyor ama zaten bir yere varma derdinde de değiller. Yaşayıp gidiyorlar işte."

"Sahi  niye herkes bu kadar yalnız ve yaralıyken ; hepimiz bu kadar yalnız ve yaralıyız? "


Markus Zusak'ın bu kitabı ilginç gelmiş, almıştık Metehan'la. 19 yaşındaki bir taksi şöförünün posta kutusunda bulduğu bir mesajla hayatının değişmesini anlatıyor. Oldukça esprili bir başlangıcı var, gidişi de akıcı. Sadece en sonunu sevmedim. Olayları bağlama şekli pufff dedirtti :)

" Bazen insanlar çok güzel oluyorlardı.

Görünüşleriyle değil.

Söyledikleriyle de değil.

Sadece varlıklarıyla"

" Cenazemde birşeyler söylenmesini istiyordum. Ama sanırım bu , hayatınızda bir yaşam olması gerektiği anlamına geliyordu."

" 'Ed ' dedi Richie daha sonra.  Hâlâ suyun içinde duruyorduk. 'İstediğim tek bir şey var '
'Nedir o Richie?'
Cevabı basitti.
'İstemek.' "


Uçurtmayı Vurmasınlar'ın filmini izlemiştim ama kitabını okumamışım. Elime almamla bitmesi bir oldu. Annesi ile hapiste yaşamak zorunda olan bir Barış'ın, oradayken kendisiyle çok ilgilenen İnci'nin ardından ona yazdığı mektuplardan oluşuyor. Orada gördüklerini çocuk masumluğuyla sorgularken bizi de hüzünlendiriyor. 

"Sordum ona 'Senin de yüreğin çarpıyor mu? ' diye.

Çarpıyormuş. Herkesinki çarparmış. Ama kimininki aydınlık olurmuş, kimininki karanlık.  Dışarıdan hangisinin aydınlık hangisinin karanlık olduğu nasıl anlaşılır İnci? Nevin'e sordum
'Dünyanın en zor işidir onları birbirinden ayırmak ' dedi.
'Dünyanın en zor işi nedir?' diye Zahide Ana'ya sordum.
Islak odunla kâğıtsız soba yakmakmış. Nevin'in dediği,  ıslak odunla soba yakmaktan bile daha mı zor ?"


Son kitabımı pazar günü sınav kapısında okudum. Daha önce de dediğim gibi biraz zor ilerledi ama akşama kadar bitirdim. Düşünmek, sevmek, çalışmak ,öğrenmek,  yaşlanmak gibi konularda hem eğitici hem düşündürücü bir kitaptı. Günümüzdeki kişisel gelişim kitaplarının babası hatta dedesi diyebiliriz :)

Bu yazıyı hazırlarken parmaklarım iyice ağrıdığından alıntıları fotoğraf olarak koyacağım. Yoksa bugün bitmeyecek :)








Bu sonuncu satırlar tam benim duygularıma tercüman olmuş, cennet tam da öyle olmalı :)

Evet sabahtan beri içime fenalık geldi yazmaya çalışırken ama bitirdim sonunda. Bir daha haftalık yazmayı atlamayayım :)

Bakalım haftaya salımıza neler gelecek.

Tatil Başladı mı? O Zaman Dansss.... Yok İp Parkuru :)

Benim ne işim varsa orada ?


Dur baştan anlatayım.

Biliyorsunuz çocuklarınızın delikanlı olması onlar için aktivite bulmanız gerektiği gerçeğini değiştirmiyor. Evet artık iş yaparken ayağınıza dolaşmıyorlar ve "Anneaa benimle oynaaa" demiyorlar ama bıraktığınız an bilgisayar sandalyesiyle organik bir bağ kuracaklarını bildiğinizden birşeyler yapmak zorundasınız hâlâ .

Takdir edersiniz ki önlerine sabunlu su koyup oyuncak yıkatmaca, sele koyup çorap basketi atmaca gibi harika etkinlikler artık işe yaramamaktadır.

O zaman anne gömülür nerede ne varmış aktivitelerine.

Eh artık dinozor sergisi, köpek balığı bişeysi falan da olmuyor. Daha çok araştırmak gerekiyor haliyle.

Bir iki sene önce bir arkadaşım bu ip parkurlarından bahsetmişti. Gidememiştik bir türlü. Geçen gün instagram hesabıma (handan78778 ) reklâm yayın olarak düşen yeri görünce "Oooo burası harika " dedim. Hem aktivite hem orman.

Gerçekten de çok güzel bir yerdi. Öğlen sıcağında orada olmamıza rağmen ağaçların altında serin serin vakit geçirdik.

Gittiğimiz yer Forest Kemerburgaz Doğa Macera Parkı , sitesine bakmak isterseniz işte şurada.

İp parkuru, ağ parkuru, gokart bisiklet, dev salıncak (ne yazık ki bozuktu), zipline, serbest düşme, paintball, kaçış odası gibi bir çok aktivitesi vardı.

Biz yüksek ip parkuru, zipline, serbest düşüş, tırmanma duvarı ve salıncak olan paketi aldık 105 TL kişi başına. Doğrusu ip parkurunun eğlencesi gayet yeterli olduğundan diğerlerine para vermesek de olurmuş . 60 TL ile biterdi o zaman. (Çocuklar için daha ucuz, sitesine bakabilirsiniz)


İp parkuru ve paintball için önceden randevu almak gerekiyor. İki buçuk saatlik bir süre veriliyor size. Biz pazartesi günü gittiğimiz için randevu almadan da yer bulduk. Yalnız haftasonu gelmemişiz iyi ki dedik, o boş halde bile sıra bekliyorsun, kalabalıkta sürenin çoğu bekleyerek geçebilir.

Başımıza bonelerle kaskları geçirip emniyet kemerlerimizi giymeyi öğrendikten sonra basitten zora sıralanmış parkurların kolaylarından başladık.

Ben niye oradaydım, hiçbir fikrim yok.

Bizimkiler sağa sola tırmanmaya bayılırlar diye seçtiğim aktivite benim başıma da patladı tabi. Ay anneler aşağıda piknik masası kurmuşlar ben önümdeki bir metrelik ipe bakıp nasıl inicem buradan diye sızlanıyorum. Erkeklerim gaz veriyorlar falan.

Çift kancalı sistem çok sağlam ve güvenlik önlemleri tam. En fazla ipten sallanacaksın başaramazsan. Ve fotoğraflara bakarken aman canım çok rahat diye düşünüyorsun. Gelgelelim ipin başında pek bu mantıklı düşünceler kalmıyor :D



Ben sadece kolay bir parkurla yetindim. Bizimkiler iki parkur daha geçtiler.

Hepimiz çok yorulduk ve çok eğlendik.

Hem zekâ hem kas çalıştıran hem de adrenalin yükleyen bu aktiviteyi tekrar yapmaya karar verdik.

İçeride piknik masaları vardı, kimileri yanlarında yemek getirmişlerdi, çok özendim. Bir dahakine ben de sandviç ve içecek götüreceğim .

Biz restoranına gittik. Tahmin edebileceğiniz gibi pahalıydı biraz. En azından lezzetliydi.

İşte tatile böyle bir giriş yaptık.

Bugün herkes tuş ama şimdi yeni bir etkinlik arayışına girmem gerekiyor benim :)

Not: Metos'un sınavı iyi geçti. Soran herkese teşekkür ederiz . Sınav sistemi yeni olduğundan tam bir tahmin yapamıyoruz ay sonunda göreceğiz seçeneklerini.

2 Temmuz 2018 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Nostaljimiz 13 sene öncesinden bir kitap alıntısı. En sevdiğim sözlerinden derlemişim.

1 Temmuz 2005 Cuma

Bernard SHAW

" Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır."

" Bir insanın at olmasını gerektirmez, ahırda doğmak."

"İnsanların ölmesiyle yaşamın gülünçlüğü nasıl değişmezse, insanların gülmesiyle de yaşamın ciddiliği değişmez."

" Size yapılmasını istediğiniz şeyleri başkalarına yapmayın sakın.Onların istedikleri sizinkilerden farklı olabilir."

"Bir adamın söyleyecek birşeyi varsa şu dünyada, güç olan onu söyletebilmek değil, durmadan söyleyebilmesini engelleyebilmektir."

Hayran olmamak elde değil bu sözlere. Şakir ECZACIBAŞI hazırlamış,kitabın adı Gülen Düşünceler.Başucu kitabım.

1 Temmuz 2018 Pazar

Temmuz da Geldi, Zaman Çok Çabuk Geçiyor Üşenme, Erteleme , Oyalanma :)


Sınav başlayalı yarım saat olmuş. Can pes edip arabaya yatmaya gitti. Pes etmeden uzun uzun kıpırdandı, yapabileceği iş var mı diye baktı, bana sen de gel diye uzun uzun ısrar etti. Neyse kitabımla başbaşa kaldım nihayet.


Sandalyeler rahat, hava serin, biraz uğultu var ama kantin nostaljik geldi bana.

Kitabım zor okunuyor. Dikkatimi vermem lâzım . Yirminci sayfasına gelmişim. Bakalım daha ne kadar okuyabileceğim.

Yapılacak işler listeme bakayım bu arada dedim. Ve hatta bir tanesini yaptım.

1- Bilgiç'e randevu aldım. Haftaya pazartesi gidip elindeki beni göstereceğim .

2- Hâlâ yelken kursu ayarlamadım.

3- Kickbox'a da bakmadım.

4- Tatil biletlerimizi almadım.

5- Kitapları daha postalamadım.

6- Bilgiç'in şarkısı kaydedilecek.

7- Çanta alınacak.

8- Yarın şu ip parkuruna gitsek miydi.

Şimdi kitabıma döneyim.

Oğluşum da pıt diye çözsün soruları :)