13 Haziran 2016 Pazartesi

Yeni Bir Hafta Başlarken


Hepinize günaydın.

Dün aklımda bir sürü nostaljik pazartesi yazısı vardı şu an birini bile hatırlamıyorum iyi mi?

Dur şöyle bir bakıp seçeyim.

Heh, buldum bir tane. On yıl öncesinden, İzmir'deki evimizin bahçesinden fotoğraflar eşliğinde bir hayat yazısı :) İşte tam şurada.

12 Haziran 2016 Pazar

Aslında Gördüğüm Her Güzel Şeyi Almam Hele ki Mutfak Eşyasıysa


Bunları da kendi tabağında savrulup duran çay bardaklarım için daha sabit durabilecekleri bir tabak olur diyerekten aldım.

Oldu mu peki.

Iııh, olmadı.

Ama yine de pişman değilim, çok şekerler çünkü :)

Hepinize günaydın, hayatınıza güzel şeyler kattığınız pırıl pırıl bir güne açılsın sabahınız :)

11 Haziran 2016 Cumartesi

Mickey Filmi Yok mu?

Video kaset kiralanan yerler vardı eskiden. Betamax videolarımızda izlemek için gider film seçerdik. Hatta filmler bozulmasın diye bittiğinde geri sarılmasını istemezdi kiralayan yerler onun ayrı makinası vardı :)

Şimdiki gibi çok seçici değildim o zamanlar, ne çok film izlerdim. Ve Mickey Rourke'a hayran olmuştum. Çılgınca onun filmleri geldikçe alıyordum.

O gün de biraz bakındıktan sonra içerideki görevliye - ay pek komik oldu görevli deyince, dükkandaki adam işte - Mickey filmi yok mu diye sormuştum. Yüzü biraz tuhaflaştı ama Mickey Rourke diye tekrar edince cevapladı beni. Neyse dükkandan çıktım eve geldim ki uyandım adamın neden tuhaflaştığına. Miki dedim sanmıştı ve inanmaz gözlerle bana bakıyordu haliyle :D Allah'tan ben onun ne sandığını o sırada anlamadım kıpkırmızı kesilirdim ihtimal :D

Söylemeden geçemeyeceğim Mickey Rourke da Mickey Rourke'du o zamanlar, kim derdi ki sonradan hilkat garibesine dönecek.. En güzel ağlayan aktördür bence. ( Angel Heart 'ta meselâ)

Bu arada, eğer Barfly'ını seyretmediyseniz şiddetle öneririm. En sevdiğim filmlerdendir :)







10 Haziran 2016 Cuma

Bilemiyorum

Belki de hanımelinin kokusuna inanmak gerek, ya da leylak ya da filbahar. Ne kadar solsalar açarlar yeniden.



Belki de leyleklere inanmak gerek, ya da bülbül ya da kırlangıç. Ne kadar gitseler gelirler yeniden.



Bilemiyorum.

Belki de kıyıya vuran dalgalara inanmak gerek alçalır,yükselir,alçalır, yükselir..


Belki de aydedeye inanmak gerek, tam kayboldu derken çıkıverir yeniden bir yerden.


Ve gece ne kadar karanlık, uzun, soğuk olursa olsun gündüze inanmak gerek, her sabah güneş doğar yeniden...



9 Haziran 2016 Perşembe

Bir Mayıs Günü



Küçücük bir kitapçık. Elli yedi sayfa gözüküyor ama yarısından fazlası yazar ve kitaplarıyla ilgili giriş yazısı. Kısacık bir masal. Yazar bu kısa yazılarını elyazısıyla yazıp resimleyerek hediye ediyormuş. Ne hoş değil mi :)

İsmi aslında hem mayıs günü hem de imdat çağrısı ki açıklamalarda? "mayday"in fransızca" m'aidez "den geldiği yazıyor. Hımm. Bak şimdi mantıklı oldu. Bana yardım edin anlamına gelen bu sözün okunuşu mayday'e benziyor :)

 Bizdeki yüznumaranın da fransızcadan geldiğini biliyor muydunuz? Gerçi bir çok kelimemiz oradan geliyor da bu yanlışlık sonucu öyle gelmiş. Otellerde tuvalet numarası 00 ya fransızcada sans numéro deniyormuş. Numarasız yani. Biz ise okunuşundan onun cent numéro olarak alıgılayıp yüznumara yapmışız :)

Neyse, bu minik masaldan nerelere gittim :)

Okuma şenliğinin bitmesine on beş gün kaldı. Listemdeki son iki kitabı okuyorum. Bitirebilirsem yeni ekleme yapar mıyım bilmiyorum. Macera kitaplarımı özledim :)

7 Haziran 2016 Salı

Yağmurda Yıkandım Akıp Gitsin İnsanlığın Bütün Kirli Eylemleri Üzerimden Diye

Bilgiç'i okula gönderdikten sonra koltuğa kıvrılıp yağmur sesi eşliğinde huzurla uyuklarken şehrimde neler neler olmuş yine :(

Kalktım kendimi dışarı attım. Yağmur, toprak kokusu ve baygın çiçek kokusu çektim içime. Mahallemin ara sokaklarında dolaştım.

Aklıma o şiir geldi..

SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ 

Söyle sevda içinde türkümüzü 
Aç bembeyaz bir yelken 
Neden herkes güzel olmaz 
Yaşamak bu kadar güzelken? 

İnsan, dallarla, bulutlarla bir 
Hep o maviliklerden gelmiştir. 
İnsan nasıl ölebilir, 
Yaşamak bu kadar güzelken?

Fazıl Hüsnü DAĞLARCA



İnsan nasıl ölebilir....

Ve öldürebilir,  işte asıl bunu asla anlayamayacağım...

Yağmurlar alıp götürse bütün kötülükleri, pırıl pırıl olsak keşke...













Tırnak Teli

Düne kadar bilmiyordum. Oğluşu hastaneye götürüp de minik bir operasyon gerekli dediklerinde hemen araştırmaya başladım. Tek bir yerin dediğine atlamam genelde, hele ki operasyon falan anında karar veremem. Oldu bittiye getiriyorlar gibi gelir.

Tırnak batmasına karşı tel diye bir şey çıkartmışlar. Eskisi gibi kesip biçmeden küçük bir tel yardımıyla tırnağı düzleştirerek batmasını engelliyorlarmış.

Bir ayak sağlığı merkezine götürdük bugün Bilgiç'i. İltihaplı da olsa o telin takılabildiği bu sayede daha kolay iyileşeceği söylendi. Beş dakika sürmüyor taktırmak. Bizimkisi biraz daha uzadı çünkü takarken tırnağın altından aktı birikenler.


İşte böyle bir şey. Teli sabitlerken üzerine boncuk falan takıp süslüyorlarmış da, benim hoşuma gitti görüntüsü. Tabi Bilgiç'e boncuk takmadık, kurukafa istiyoruz dedik bir dahakine ;)

Tel takıldıktan sonra ayda bir gidilip yenileniyor. Yetişkinlerde bir yıl, çocuklarda daha hızlı uzayacağından sekiz ayda falan tırnak tamamıyla uzayıp yenilendiğinde işlem bitiyor. Bu arada siz normal hayatınıza devam ediyorsunuz,  hiçbirşeyi engellemiyor.

Tel 350 TL,  yenileme 75 TL. Tırnak batmasına kesin çözüm diyorlar. Göreceğiz bakalım.

6 Haziran 2016 Pazartesi

Nerde Kaldı Bizim Kitaplar Handan?

Biliyorsunuz bu sene pek hevesli bir şekilde geçen yılki gibi uzuun bir gecikme olmadan çekiliş hediyelerini yollamaya kararlıydım.

Ki ilk posta adres verenlere yolladım da.

Ama ikinci posta çanta içinde kapımın önünde durmakta hâlâ.

Olay kara kedi nerde ağaca çıktı, ağaç nerde balta kesti, balta nerde suya düştü moduna döndüğü için açıklamam biraz zor olsa da kısaca müsebbibi Bilgiç diyebiliriz. Önce kolunu sakatladı, sonra robot yarışmasına katılmaya karar verdi bir hafta onunla geçti, ardından mezuniyet töreni, o da yetmedi balosu yıllık fotoğrafı, yarışma tişörtü. Bu sabah pek kararlıydım. Bu sefer de ayağındaki batık tırnağı iltihaplanmış. Onunla boğuşuyoruz anacım.

Allah izin verirse bu hafta içinde göndereceğim. Umudunuzu yitirmeyin kardeşlerim :) Bakınız geçen seneki arkadaşlar sonbahar gibi ellerine geçen paketlerle nasıl da mutlu olmuşlardı :P


:)

Dün akşam İyi Kötü Çirkin'i izlerken bu sözü duyup çok beğendik :)

Eğer yaşamak için çalışıyorsan neden kendini öldürürcesine çalışıyorsun sahi?

Hepinize günaydın.

Asıl amacımızın güzel yaşamak olduğunu unutmadığımız bir haftaya açılsın sabahımız..

5 Haziran 2016 Pazar

Dün Akşam Neredeydim?


Çağdaş Drama Derneği, Aynur aracılığıyla bildiğimiz bir dernek.  Kendisi her yeni dönem başladığında bıkmadan bana tavsiye eder :) Her zaman gitmemek için bir sebebim vardır. Sanırım biraz da tembelim ;) Neyse, kurslara katılmasam da, dün akşamki gösteriyi kaçırmak istemedik.

İnsanın içindeki yaratıcılığı ortaya çıkartması, hiç bilmediği yeteneklerinden haberdar etmesi ve bir nevi terapi olması açısından harika bir şey.

Dün orada çok güzel bir cajon gösterisi izledik, oyunlar oynadık, doğaçlama tiyatroya katıldık. Çok güldük. Hele Bilgiç hiçbir etkinliği kaçırmadı.



Bu cajon gösterisinin başlangıç kısmı, devamını da izletebilseydim keşke.

Aslında Bilgiç'in katıldığı doğaçlama tiyatroyu da çektim ama benim kahkahamdan başka birşey duyulmamakta. Merak eden youtube hesabımdan bakabilir.


Özgürlük Parkı, yağmurlu bir günün ardından pırıl pırıl bir akşam, güzel insanlar, yaratıcı aktiviteler ve sevdiklerim.. İyi ki gitmişiz :)