Başlığın türkçesini yazayım dedim ama cümle yapısını uyduramadım:-)
Yok henüz oscar zamanı gelmedi. Ben his tanımlaması yapıyorum şu an:-)
On altı yılı devirmeme az kaldı annelikte. Harika bir anneyim diyemeyeceğim, ne yazık ki hiç o kadar sabırlı olamadım. Sinirli ve çekilmez olduğum zamanlar boldur. ( Çoğunlukla hakkediyorlar ama neyse:-)
Yine de dengede tutmayı çalışırım her şeyi. Kızgınlıklarımın yanında güzel şeyleri de söylerim örneğin. Hep öğüt veren konuşmalar ya da nutuklar çekmek değil gerçek sohbetler yapmaya da çalışırım. Bol bol öperim. Gık diyen olursa o kadar altını temizledim tabii ki istediğimi yaparım diye sustururum:-)
Hele çocuklarım da benimle aynı şeylerden hoşlandıklarında keyfim iyice artar. ( Gerçi müzik konusunda çok emin değilim, her konsere ben de gelicem diyorlar, eee, biletler ne kadar pahalı biliyor musunuz siz:-) Kitap konusunda da Can biraz huzursuz olabilir:-)
Neyse konuyu çok uzattım. Metehan geçenlerde arkadaşlarım cool olduğunu düşünüyorlar anne dedi. Nedenmiş o dedim. Ne bileyim, dinlediğin müzikler, şiirler falan dedi. Belki daha fazla da anlatmıştır gerisinde ben uçtuydum hatırlamıyorum:-)
Var yaa.. Oscar almış kadar mutlu oldum:-)
Havalıyım millet ben:-) Gençler diyor valla:-)
Bu arada diğer rakçı anneler nerde anacım. Bu çocuklar niye benim dinlediğim şarkıları duyunca şok oluyor. Stad dolusu konserlerde bir sürü kız vardı, onlar çocuk doğurmadı mı, doğurduysa nerede yaşıyorlar, ben niye sap gibi kaldım. Ha?
12 Kasım 2014 Çarşamba
11 Kasım 2014 Salı
Ne Zamandır Aradığım Poz...
Çektiğim fotoğrafların çoğu sıradan geliyor, siliyorum... Ama bu tam istediğim gibi olmuş. Hem de hiç el değmemiş, fotoğraf makinasından nasıl çıktıysa tam öyle :)
Bir de ağaçlara baktıkça ağlayasım gelmeseydi iyiydi...
Ya Ben Yıllarca Villada Kalmışım da Haberim Yok
Canım sıkılınca ev ilânlarına bakarım bazen. İki yılda bir ayakkabı beğenip alamayan bir insanın ev bulması da bayağı zor takdir edersiniz ki. Evi biraz beğenmeye başladığımda fiyat uçmuş oluyor zaten.
İlanlardaki fotoğraflarda ilk pencereye bakıyorum, oradan karşı evin penceresi gözüküyorsa içinde her nevi lüks olsa da benim için bitiyor .
Şimdi villa diye evler satıyorlar. Dört katlı falan olma saçmalıklarını geçtim. ( Dört kat yahu, dört kat, in çık bitmez, düşünmesi bile fena) Evler bitişik düzen, bahçede masa atacak yer yok neredeyse, kapının önünde iki lâf etsen beş aile dinleyecek.. İnsan utanır ona villa demeye. Toplu konut bildiğin.
Onca yıl İzmir'de oturduğum lojman evi o villalardan konforluydu inanın. Duvardaki kocaman çatlakları, temeli olmadığından sağa sola yatmaktan arada bir açılan ya da kapanmayan kapıları ve national geographici aratmayan börtü böceğiyle yine de daha iyiydi, hiç olmazsa kimseyle burun buruna değildim.
Villaymış, pöh...
İlanlardaki fotoğraflarda ilk pencereye bakıyorum, oradan karşı evin penceresi gözüküyorsa içinde her nevi lüks olsa da benim için bitiyor .
Şimdi villa diye evler satıyorlar. Dört katlı falan olma saçmalıklarını geçtim. ( Dört kat yahu, dört kat, in çık bitmez, düşünmesi bile fena) Evler bitişik düzen, bahçede masa atacak yer yok neredeyse, kapının önünde iki lâf etsen beş aile dinleyecek.. İnsan utanır ona villa demeye. Toplu konut bildiğin.
Onca yıl İzmir'de oturduğum lojman evi o villalardan konforluydu inanın. Duvardaki kocaman çatlakları, temeli olmadığından sağa sola yatmaktan arada bir açılan ya da kapanmayan kapıları ve national geographici aratmayan börtü böceğiyle yine de daha iyiydi, hiç olmazsa kimseyle burun buruna değildim.
Villaymış, pöh...
Sabah Plânları
Acaba kitap fuarına bir kaçamak mı yapsam dedim ama pazar günü tam yedi saatini yolda geçirmiş biri olarak üşendim . Ben de evimle ilgilenip tembellik yapacağım asla ama asla haberleri açmayıp alt üst olan moralimi biraz toparlamaya çalışacağım bir gün geçirmeye karar verdim.
Ütü, yemek temizlik derken ihtimal akşam olur ama neyse:-)
Dün mobilya boyamayı araştırdım internette biraz. Ne zamandır aklımda ama tam da karar veremedim. On yedi yıllık salon takımım kütür kütür ve kullanışlı. Yeni modellere bir baktım o bit kadar vitrinler benim hiçbir şeyimi toplamaz. Beğenemedim bir türlü. Benimkiler bir tek taşınırken çizildiler biraz . Ama renklerinden sıkıldım en çok. Aslında tam da emin olamıyorum, salonun yer renginden dolayı da öyle hissediyor olabilirim. Kiraz ağacı rengi gibi , dolayısıyla boğuluyor herşey. Neyse ben boyar mıyım bilinmez ama bir site keşfettim. Turuncu Oda diye. Bu boyama işlemlerini benim gibi hiç alâkasız olanlar için o kadar güzel anlatmış ki. Hem yazılı hem videolu , bayıldım:-) ( Site için tıklayın)
Aganta Burina Burinata'yı okuyorum. ( Belki bugün okumam, çocukların kitaplığından eğlenceli bir şey seçerim. Afacan Beşler meselâ, şurada yaptığımız gibi mini bir keyif olabilir) Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın Robert Koleji üzerine Oxford Üniversite'si mezunu olduğunu öğrendim. Ah ne güzel okullar ne güzel:-)
Evet bir ortaya karışık postun daha sonuna gelirken hepinize huzurlu bir gün diliyorum. Çevrenizde bir ağaç varsa dokunun gövdesine, nasıl mutlu ettiğini hissedin vakit geç olmadan...
Son olarak da bağırmak istiyorum..
AGANTA, BURİNA, BURİNATA.....
10 Kasım 2014 Pazartesi
Karmaşık
Senin de yüreğin kan mı ağlıyor sarmaşık...
Kıpkırmızı..
Sen de çaresiz ve hüzünlü mü hissediyorsun kendini?
Sarılmışsın ağacına sımsıkı.
Dikkat et..
Ağaçlar bugün var, yarın yok bu ülkede.
Bir sabah bir uyanırsın yerdesin boylu boyunca...
İçimdeki acı hiç geçmiyor sarmaşık.
Biz insanlar
Sen, ben, o demeden
Sarılabilseydik birbirimize
Ve dünyamıza
Keşke...
Atatürk İçimizde
İşte uyandık ya her sabah
İşte çiçekler açtı ya bahçelerde
İşte okuyor, yazıyor, geziyoruz ya;
Atatürk her yerde.
İşte düşünüyoruz ya özgürce,
İşte bayrağımız dalgalanıyor ya göklerde,
İşte canımızı veriyoruz ya seve seve
Atatürk içimizde.
Adnan Ardağı
İşte çiçekler açtı ya bahçelerde
İşte okuyor, yazıyor, geziyoruz ya;
Atatürk her yerde.
İşte düşünüyoruz ya özgürce,
İşte bayrağımız dalgalanıyor ya göklerde,
İşte canımızı veriyoruz ya seve seve
Atatürk içimizde.
Adnan Ardağı
9 Kasım 2014 Pazar
Parlez Vous Frainçais ?
Bilgehan'la fransızca çalışırken hiç ama hiç hatırlamadığımı fark ediyorum. Yani öyle basit kelimeler var ki anlamını öğrendiğimde "Evet yaaa, şimdi hatırladıım" bile demiyorum. Ama üniversite bitirene kadar fransızca okumuş biri olarak mümkün değil o kelimeyi öğrenmemiş olmam.
Yirmi üç senede unutmak normal tabi. Sanırım bir senede öğrendiğim ingilizceyi unutmama sebebim, kolay olmasının yanı sıra sürekli altyazılı fim izlemem olmalı.
Pazar sabahı bu muhabbetin sebebi tabii ki sınav zamanının gelip nihayet Bilgiç'le fransızca çalışmamız.. Beyefendi yarım saatin ardından yorgunluk gidermek için bilgisayara geçti. Ben de onu bekliyorum. Zaten annenin işi ne.. Hem bir saat sonra evden çıkıp akşama kadar olmamamız, oğlumun daha hiç ödev yapmaması falan önemli değil. Çıldırtacak beni bu çocuk...
Not: 'Parlez vous français' fransızca biliyor musunuz ( konuşabiliyor musunuz) demek :-)
Yirmi üç senede unutmak normal tabi. Sanırım bir senede öğrendiğim ingilizceyi unutmama sebebim, kolay olmasının yanı sıra sürekli altyazılı fim izlemem olmalı.
Pazar sabahı bu muhabbetin sebebi tabii ki sınav zamanının gelip nihayet Bilgiç'le fransızca çalışmamız.. Beyefendi yarım saatin ardından yorgunluk gidermek için bilgisayara geçti. Ben de onu bekliyorum. Zaten annenin işi ne.. Hem bir saat sonra evden çıkıp akşama kadar olmamamız, oğlumun daha hiç ödev yapmaması falan önemli değil. Çıldırtacak beni bu çocuk...
Not: 'Parlez vous français' fransızca biliyor musunuz ( konuşabiliyor musunuz) demek :-)
8 Kasım 2014 Cumartesi
7 Kasım 2014 Cuma
Kitap Fuarı Listem :)
Bakmayın başlıkta gülümsediğime, ilk defa kitap listemi buraya yapmıştım, sabah başına bir iki cümle yazıp yayınlayayım dedim ve pufff , yazı uçtu..
Sinir olmamak elde değil. Listeyi yaptığım için sağa sola not etiğim kitap isimlerini de silmiştim. Hem hepsinin yayınevini falan da bulmuştum tek tek...
Neyse, geçtim kalemi kâğıdı kapıp bilgisayara, yeniden bir liste hazırladım. Aradan kimi kitaplar gitmiştir ama yenileri ile hemen telâfi ettim.
Zaten sizlere oldukça tanıdık gelecek çoğu, bloglardan otlandım bol bol :)
İşte benim kitap fuarı listem. Yani ne kadarını taşıyabilirsem :)
Sinir olmamak elde değil. Listeyi yaptığım için sağa sola not etiğim kitap isimlerini de silmiştim. Hem hepsinin yayınevini falan da bulmuştum tek tek...
Neyse, geçtim kalemi kâğıdı kapıp bilgisayara, yeniden bir liste hazırladım. Aradan kimi kitaplar gitmiştir ama yenileri ile hemen telâfi ettim.
Zaten sizlere oldukça tanıdık gelecek çoğu, bloglardan otlandım bol bol :)
İşte benim kitap fuarı listem. Yani ne kadarını taşıyabilirsem :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





