25 Ocak 2026 Pazar

Defter




 Düşüncelerimi ve ruhumu kurcaladığım yazılar yazdığım bir defterim oldu hayatımda ilk defa . İlkokuldan beri günlük tutarım. İlk günlüğümü birinci sınıfta öğretmeninim yaz tatili için verdiği ödev için tutmuştum. Bugün sokağa çıktım mutluyum, bugün sokağa çıkamadım mutsuzum şeklinde özetlenebilecek bir günlük :) Ondan sonrasında ergenliğimden itibaren kırk yıldır günlüğüm var. O senelerde annemin de okuduğunu bildiğim için herşey gizli kapaklı.  Meselâ birine "İşte insanın hayatında böyle dönüp baktığında hep hatırlayacağı, içini sıcacık yapan kırmızı noktalar olmalı" demişim. Dönüp baktığımda o noktayı asla hatırlamıyorum, pembeleşip , beyazlamış sanırım 😂 Derken işlere güçlere dalmışım, defterler müfettiş defterine dönmüş. Hangi şubedeyim, üstad nasıl, turne otelleri falan. O arada Can'la bunalım mektuplaşmalarımız var. Derken çocuklar doğmuş. İlk sözleri, yaptıkları falan dolmuş defterler. Zamanla hava güzel çamaşır yıkayayım, akşam ne yemek yapsama evrilmiş. Defterler yerlerini bloğa bırakmışlar. Blogda ilk yazarken iki küçük çocuklu anne olarak kendimi kaybetmemek için birşeyler karalamaya çalışmışım. İyice bunalıma girmişim öyle olunca. Sonunda orayı da salmışım, günce gibi olan biteni yazdığım, beni rahatlatan, gülümseten bir hal almış. İyi ki almış , burası bütün ailenin veri deposu. Bu arada evdeki defterleri de bırakamamışım, çünkü ben yazma hastasıyım. Önümde derli toplu yazılı görmem gerekiyor her şeyi. Yaşamak yaşadığımı anlamama yetmiyor kelimelere dökülmedikçe. O defterler de çoğunlukla iş güç dökümü, çok arada sinir ve isyan anları ile dolmuş. Bütün bu senelerde ben kendimin üzerini kapatmışım. Tam da öyle değil aslında. Çevreme iyi gelecek şeyleri parlatıp kalanını içime atmışım. Hem de ne atmak. Bazen ruhsuz bir psikopat olduğumu düşünecek kadar gömmüşüm diplere duygularımı. Çünkü güçlü ve ayakta kalabilmem için kendimi zırhlamam gerekmiş. 

Senenin başından beri bu deftere olanı biteni değil aklımdan geçenleri yazmaya çalışıyorum. Nasıl zorlanıyorum nasıl. Fakat bazen boş kâğıda bakıp kalsam da ufak ufak kurcalamaların ardına ufak ufak ulaşmaya başlamak çok iyi geldi. 


11 Ocak 2026 Pazar

Heybeme Doldurduklarım




















 

Kürşad'ın doğumgünü yaklaşırken, ona hediye olarak küçük bir kaçamak ayarlayalım dedik. Neyse bu sefer erkenden plânlama yapmayı başardık. Herkesin müsait olduğu o aralığı bulmak da az iş değil haaa :D

Cuma öğleyin oluldan çıkan Aynur'u alıp Sapanca'ya doğru yola koyulduk. 

Fakat perşembe de annemin doğumgünü için bizde toplanmışız, yemek falan yapmışım, bende bir yorgunluk, bir yatma isteği. Kılımı kıpırdatasım yok. Hadi Handan hadi, gidince çok mutlu olacaksın diyerek kendimi silkeledim. 

Sapanca otelleri ile ilgili çok söylentiler var. Dolandırıcılık yapan internet siteleri oluyormuş . Aynur orada yaşayan akrabalarına sordu. Bize bir yer ayarladı. Genel itibariyle Arapların gittiği bungalovlar çoğunlukta. Bunlar çevreleri tüksek çitlerle çevrili, içlerinde ısıtmalı havuzlar olan yerler. 

Bizim ayarladığımız otelin havuzu büyüktü. Normalde içine oturulan jakuzivari yerler oluyor. 

Biz gitmeden önceki gün lodos fırtınası çıkmış. Bahçedeki kocaman saksı havuza düşmüş. Gittiğimizde işleten çocuk havuzu ancak temizleyip ısıtıcısını açtık, daha tam ısınamadı dedi. Hava da nasıl soğuk. Buz gibi. Gökyüzü pırıl pırıl. Şansımıza bir gün önceki fırtınadan eser yok.

Ben tabii ki gireceğim dedim. Beni gören Aynur'da peşimden geldi. Erkekler tembel çıktı. 


Otele giden yol karışıktı. Navigasyon dereleri görmeyip yanlış yollara sokuyor. Oraya varmamız macera oldu. Zaten stabilize yolların yarısı su birikintileri ile doluydu. Neyse bir şekilde geçmeyi başardık.

Otelimiz iki kişilik aile için güzeldi. Üst katta açık bir alan, çift kişilik yatak. Altta da bir odası vardı çift kişilik. Mutfak, salon. Yerden ısıtmalı. Hele güneş de vurunca çok güzeldi. Ama gece biz altta yatanlar üşüdük. Üst kat tabii ki çok sıcak. Alt katta şöyle diyeyim, gece bir derecede ateş başında giydiğim kıyafetlerin hiçbirisini üzerimden çıkartmadan yattım:D Ki biz evde de soğuk odada yatmayı severiz. Bence yatağın üzerine pike yerine yorgan sermeliydiler. Battaniyeler vardı . Hiç sevmem battaniyelerini otellerin. Tabii kullandık. Neyse kendi evdeki koltuk üzerinde kullandığım battaniyeleri de götürmüştüm, havuz çıkış üşürsem diye. Onları da aldık üzerimize. Gevenin ilerleyen saatlerinde ısındı içerisi biraz daha .

Yalnız salondaki avize çok komikti. Bir kaç saniyede bir flaş patlarmış gibi ışık parlıyor. En son üzerine havlu örttük. Meğer o şajlı ampulmüş, elektirik kesintisinde devreye girsin diye. Gece elektrik kesilip jeneratör devreye girmiş. O ara ampülün de devreleri yanmış sanırım :D

Sabah ya iyi hoş da insan mutfağa bi kahve, çay falan ikram bırakmalıydı diye konuşurken baktık raftaki süs gibi gördüğümüz kavanozlarda şeker, çay, türk kahvesi doluymuş. Günahlarını almışız.

Bana göre otelin en kötü yanı gece sessizliğinde otobandaymışçasına araba seslerinin gelmesiydi. Meselâ Kürşad ondan hiç etkilenmemiş. Bir de duş başlığı ölmüştü, değiştirmeleri gerekiyordu. Ev iki aile için çok yeterliydi. Sonradan başka bir teri daha gezdik. Meselâ o göl kıyısında olduğu için tatlıydı ama karavandan halliceydi, iki aile kalınmazdı. 

Akşam Bağdat Caddesi 'nden geçip masalsrda mangalı olan bir restorana gittik. Caddedeki kafeler, bahçelerinde yaktıkları ateşler ve yılbaşı süsleriyle çok tatlı gözüküyorlardı 


Restoran fena değildi. Mangaldaki köz az gelince kendileri fark edip doldurdular, güzel eğitimli garsonları vardı. Yalnız mangal yaparken etleri istediğimiz kadar değil de porsiyon usulü almak saçma geldi. Şiş isteyeceksin beşli porsiyon, yok tavuk isteyeceksin, ikili falan. Ya ben kendi sayıma göre sana diyeyim. Ya da kilo uzulü yap. Ne uğraştırıyorsun ?

Otele dönünce ateşimizi yaktık. Bize odun hediye ettiler otelden. 


Yağışsız ve sakin havanın tadını çıkarttık. Sabah rüzgâr önüne kattığını götürüyordu yine:)

Gerçi o da işime yaradı. Hamakta çok gözüm kalmıştı ama sırılsıklamdı. Rüzgârla kuruduğu için ayrılmadan hamak keyfi de yapmayı başardım .

Öğlene doğru göl kıyısında çok keyifli kahvaltımızı yapıp evimize geri dönmek üzere yola çıktık.

Her türlü aksilik ve macerasıyla çok güzeldi.


1 Ocak 2026 Perşembe

Mutlu Yıllar



 Can'ın midesi düzelip enerjisi olacak mı , Aynur iyileşecek mi, kimse toplansak, Metehan'ın arkadaşı gelecek mi, annem köfte yapacak mı falan derken yine her şey olması gerektiği gibi oldu.

Çok şükür.

Bu sene çok ama çok , musmutlu olalım yaaa :)