3 Ağustos 2014 Pazar

On Beş Gün Önce Pazar Günü Neredeydim:-) ( Day 5)

Önce Camdon Town'daydım. Her ülkeden satıcıların, çeşit çeşit yemeklerin ve kafelerin olduğu çılgın bir yer. Herkes bir gidip görmeli, çok keyifli:-)





Üniversiteden arkadaşım Nadide ile yıllar sonra buluştuk:-)  O bizimle buluşmakla yetinmedi sonradan Metehan'ı da buldu:-) 



Ünlü fish & chips i orada yedik. O kadar kalabalıktı ki taze ve nefis olacağına emindik, öyle de çıktı:-)


Yemekten sonra daha sakin bir yerlere kaçalım dedik, hımm, biz hâlâ Hyde Park'ı görmedik:-) 


Bilgiç kendisine bir ağaç buldu, ben de arkadaşımla sohbet ettim:-) 


Çiçek kızla entellektüel oğlum:-) 


Ay nihayet birileri de bizi çekti:-)






Gölün kıyısında çay keyfinin ardından parktan çıkarken bu çiçek mi meyve mi ne desem bilemediğim şeyleri gördük. Nasıl güzeller değil mi:-) 


Kısa keseyim diyorum ama hâlâ anlatacak iki günüm var:-)

Şimdi ben bu hatıraların keyfiyle şu cehennem sıcaklarında ne demeye başladığımı bilmediğim mutfak dolaplarını temizleme işime geri dönerken size güzel bir pazar akşamı diliyorum:-)


2 Ağustos 2014 Cumartesi

Sience Museum (Bilim Müzesi)

Sadece bir buçuk saatte, sanırım, müzenin onda birini ancak gezebildik. En azından bir gün gerekiyor bu müze için.

Bu arada söylemeyi unuttum, Doğa Tarihi Müzesi de burası da bedava. İnanılmaz değil mi :)









Muma fitil geçirme makinası pek değişik geldi :)


Küçük maketler.




Büyüük maketler :)



1962'den kalma bir insan gibi düşünen, cevaplayan, hatırlayan makine :)






Müzelerde en çok dikkatimi çeken interaktif kısımlar oldu. Bilgisayarlar her köşede, seyredebiliyor, cevaplayabiliyor. oynayabiliyor dolayısıyla daha da çok öğrenebiliyorsunuz :)

Üçüncü gün de bitti :)

Ben tatildeydim ilk günleri kaçırdım, bak nasıl da merak ediyorum diyenleri şöyle alalım :) (Bol miktarda fotoğraf içerdiğini söylemeye gerek yok sanırım:)

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7

1 Ağustos 2014 Cuma

Natural History Museum (Doğa Tarihi Müzesi) - Day 3

Müzenin binası içinde hiçbir şey olmasa bile gezilecek kadar güzeldi zaten :)












Dinozor kısmı çocukların ağzının suyunu akıtacak cinsten :)

Ne yazık ki Metos buraya gelememiş. Oysa tam onun yeriydi







Bir de Türkçe olaydı, ah ah :)


Dinozor bölümünden çıkarken oğlunuzun ısrarları sonunda bu yumurtaya bir pound atarsanız göreceğiniz şey bu:)




Evet balina en büyük hayvandır , şu kadardır, bu kadardır, hep biliyoruz ama bu salona girene kadar gözümde hiç canlandıramamışım büyüklüğünü..


Buna rağmen yediği şeylerin bu olması da başka bir şaşırtıcı unsunr :)


İlk çağlardaki bıçaklar :) İçeride bununla bir hayvanın kesildiğini gösteren video vardı, gerçek bıçak gibi işe yarıyordu valla.


Bu da beni en çok gülümseten yer oldu.. Bu uzayıp giden taş aletlerle dolu stand yüzlerce yıllık gelişimi gösteriyor. İnsanlık ilk yüzyıllarda şu taştan bu taşa ulaşabilmiş ancak. Bizimle çocuklarımız arasında icat edilenleri sayamıyoruz bile :)


Burası da koza.. Gerçekten de koza biçiminde yapılmış kocaman bir yapı. En üstten başlayıp eğimli bir yolla en alt kata kadar inerken biyolojik araştırmalar nasıl yapılıyor, ne gibi yöntemler kullanılıyor gibi sorulara cevap veriyor. Neredeyse başlı başına bir gün alabilir layıkıyla dolaşmak.









Darvin Amca ile bir poz çektirmeden gidilmezdi değil mi :)


Bir de giriş salonuna bakış atalım :)



1335 yaşındaki ağaca da hüzünle gülümseyerek buradan ayrılalım.

Daha bilim müzesi var gezilecek, iki saatten az vaktimiz kaldı, ne kadarını görsek kârdır :)