Do it....
Ne zamandır aklımda olan şeyleri uygulamaya geçmek için çok güzel bir gün bugün. Hadi yap...
Do it....
Ne zamandır aklımda olan şeyleri uygulamaya geçmek için çok güzel bir gün bugün. Hadi yap...
Geçen hafta Metehan'ın arkadaşı kalacak yeri olmayınca bir hafta bizde kaldı. Üç oğlum oldu :) Bir kaç gün kızım da eklendi onlara. Ay dört çocuk da güzelmiş heee, ben büyütmeyince hepsini.
Videoda (umarım yüklenmiştir) onları kareoke yaparken izliyorsunuz. Evet evet doğru duydunuz. Anacım kareokeye gideceğiz diye buluşup hep benim başıma kaldı bunlar :D
Haftanın gerilimli günü çarşambaydı. Zira Can'ın pet sonuçları çıkacaktı. Öksürüğünün yeniden başlamasından anladığım şeyin geeçek olduğunu gördük.
Bu kötü.
Ama başlamak istediği akıllı ilaç vardı, gen testinde iyi geleceği çıkmıştı geçen sene, protokol ilk ilaç olarak almasına izin vermiyordu, artık başlayabileceğimizi söyledi doktor.
Bu iyi.
İlaç daha kısa sürede alınıyor.
Bu iyi.
Kemoterapi de içerdiği için yine midesini berbat yaptı.
Bu kötü.
İşe yarasın diye dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Gen testine güveniyoruz artık.
Bazen Can'a bakıp yanımda olmayabileceğini düşününce yüreğim sıkışıp nefes alamaz hale geliyorum. Sonra kendime diyorum ki kimin ne kadar yaşayacağının garantisi mi var . Hayat.. Sen en azından doya doya keyifle vakit geçiriyorsun. Çok şükür özel sigortası var iş yerinden, para düşünmüyorsun. İlaçların tek dozu 150 bin lira civarında. Şu dünyadaki en acı şey hastalığının çaresine parasızlıktan ulaşamamak olmalı.
İşte bu karmaşada evdeki gençlerin enerjisi iyi geldi bana.
Hastaneden dönerken aydede yanımızdaydı. Bu hafta bir de hormonlarımın beni yerden yere vurmadığı bir hafta olmasına müteşekkirim. Hepsini bir arada kaldıramayabilirdim. En azından o sayede hayatın güzelliklerini görüp kendimi sarılıp sarmalanmış hissedebiliyorum.
Çiçeğim üçüncü oğluşumun annesinden geldi son gece. Teşekkür etmek istemiş oğlu bizde kaldığı için. Çocuklarımın arkadaşlarını zor bir durumda bırakmak çocuklarımı bırakmak gibi bir şey benim için. Saygılı, hoş sohbet , işlere yardımcı bir oğluş da olunca (zaten çocuklarımın arkadaşlarının başka türlü olması mümkün değil ) benim için hiç bir zorluğu yoktu.
Dün dört arkadaş buluşup Fransız Kültür Merkezi'ndeki Noel Pazarı'na gittik. Bugün de var. Önden internet sitesine ismini yazdırıyorsun, istediğin saat aralığında gidiyorsun.
Önce kahvaltı yapıp oradan geçtik. Kendine çok güzel bir keçe-ipek fular aldım. Çok para verdim ama değdi bence.
Ben oradayken Metehan kahvaltı hazırlayıp babasıyla ilgilendi.
Arada işlerimi delege edip kendime vakit ayırmak çok iyi geliyor.
Şansımıza hava da çok güzeldi. Paltoyu bile çıkarttım üzerimden. Deniz havası, İstiklâl Caddesi havası, Noel havası ve canım arkadaşlarım ile çok güzel sabah geçirmiş oldum.
Bu sabah yağmurlu İstanbul. Benim yürüyüşe de gitmediğim tembel tatil sabahım. Şimdi gidip kahvaltı hazırlayacağım.
Hepinize mutlu pazarlar.
Buraya yazdığımın ertesi sabahı sanki biri omuzlarımdan tüm yükü almış, içimdeki patlamaya hazır bomba sönmüş gibi uyandım. Çok şükür. Allahım kendime kavuşmak ne güzel. Nefes almak keyifle, iş yapmak uçarcasına, yanındaki konuşurken ciyak ciyak çığlık atmak istemeden dinleyebilmek.
Can ne oldu da düzeldin diyor. Hiçbir fikrim yok dedim. Hormonlar bir şekilde yerine oturdu herhalde.
Cuma sporumu keyifle yaptım. Dans çalıştım . Kpop'un Grammy'si gibi olan Mama törenini seyrettim. Metehan'ın arkadaşı kalmaya gelecekti, evi toparladım, çamaşır yıkadım.
Cumartesi de aynı ödül töreninin ikinci günü vardı. Kahvaltıdan sonra gömüldüm koltuğuma onu izledim. Stray Kids de katılacaktı. Harika bir gösteri sundular. İçlerinden birinin bileği burkulmuş oerformans sırasında , yine de o bacakla sonuna kadar nasıl dans etti diye hayretle izledim. Sağı solu sürekli sakatlanan biri olarak o acıyı çok iyi hissedebildiğim için içim acıdı.
Neyse cumartesi akşamı çıtır tavuk pilav yapıyordum. Can'a masayı salonda hazırla dedim. Beş kişiyiz ya. O masayı hazırladı Bilgehan'ın arkadaşları dışarı çağırdı. Neyse eline ekmek arası tvuk parçası sıkıştırarak verdim. Aklı kalacaktı yoksa. Can da ben beş tabağı boşuna mı taşıdım diye çocukların deyimiyle boş yapmaktaydı :D Az sonra Metehan anne arkadaşım buraya geçecek karaokeye gidecektik, yoldaymış, o da yemeğe gelsin mi deyince beşinci tabağın sahibi ortaya çıkmış oldu.
Neyse gençler çıktılar. Biz Can'la baş başa kaldık. Az sonra Metehan arıyor. Anne sokağa çıkan çocukların eve dönüyor diye :D Yalova'da onları iki kişi zorla sokağa yollardım, on dakika sonra beş kişi eve dönerlerdi . Hahaha. Neyse geldiler. Bilgehan da döndü o arada. Oturup Travial Persuit oynadık.
Benim okul arkadaşımın eşi ile Can sık sık buluşuyorlar bu sene. O yıl başında emekli oldu. Ama bir aktif bir aktif. Yüzmesinden korosuna sürekli bir yerlere koşturuyor. PaAr akşamı korosunun konseri varmış. Can'a dedim ki zaten yapacak işimiz yok, gidelim. Hem o da mutlu olur. Arkadaşıma mesaj attım, sen de gelebiliyor musun diye. Am mesajı özelden değil de dörtlü kız grubumuza attım. Diğerleri de belki gelir diye. Birinin misafiri varmış, birine misafirliğe gidecekmiş. Gidecek olan ânında iptal etti :D Az sonra da diğeri mesaj attı, benim misafirler gelmiyorlarmış, ben de katılacağım size diye. On dakika içinde buluşma ayarlamış olduk :D
Fotoğraflar dün akşamdan. Komik bir buluşma oldu. Can beni kızların yanına götürdü. Ahmet provada olduğu için biz birlikte yemek yiyecektik. Bizimle birlikte kalmayı gözü yemediği için gidip tek başına yemiş yemeğini. Ben kızlarla oturdum. Salonda Can'la buluştuk. Çıkışta Ahmet'i gördük. (Ay karışık oldu, boş ver , he de geçsin :D)
Rumeli Türküleri dinleyerek haftayı kapattık.
Nursaç Doğanışık'tı koronun şefi. Soner Özbilen de konuk olarak katıldı. Keyifli bir geceydi.
Yılın son ayının ilk günü ve pazartesi. Yeni başlangıçlar için ideal gözüküyor. Ben biraz daha beslenmeme dikkat etmeye karar verdim. Biliyorsunuz rejim yapmıyorum ama saçma sapan yemeyi bırakabilirim. Bir de bu ayı verimli geçirmek istiyorum. Zaten en yoğun olduğum zaman.
Ah şunu da anlatıp sporuma kaçayım.
Bu ayı etkin kullanayım derken tiyatroya falan gitsem dedim. Tiyatro deyince de aklıma Evde Yazar geliyor. O çok güzel takip eder. Ona sorayım da gideceği bir oyun varsa kapıdan bilet bulayım ben de diye aklımdan geçirdim. Aklımda geçirdim ,peşinden Evde Yazar'ın mesajı geldi. Ayın on birine biletim var benimle tiyatroya gelir misin yazısını okuduğumda "Yok artık" diye cevaplamışım . Hahaha.
İşte bende son durumlar böyle. Geeçi yazılarım da kimsenin önüne düşmüyor, ya da ben pek dolaşmadığım için kalan üç beş kişi de artık gelmiyor ama gelenleri kocaman kucaklıyorum. İyi ki varsınız.