30 Temmuz 2021 Cuma

Ne Kadar Yeşil Ne Kadar Mavi Görsek Yanımıza Kâr Kalıyor Sanki


Bir ara "Handan bu yeşili bu maviyi  daha ne kadar görebileceğin meçhul, hâlâ varken tadını çıkart" diye düşünürken buldum kendimi.



Bu ülkede sevdiğimiz lokantalar kapanıyor, tarihi sinemalar yıkılıyor, yeşil yakılıyor, deniz ölüyor, paramızın değeri her an öyle düşüyor ki aldığımız her şey yanımıza kâr kalıyor. Minimalist yaşamaya kalksak meselâ aynı baklagile üç katı para vermemiz gerekebilir. 



Kendimi varil içinde yokuş aşağı yuvarlanır gibi hissediyorum, her yerime başka bir şey çarpıyor.



İşte o arada, insan olduğumu unutmamak, elimden kayıp gitmeden yakalamak için yüzümü güzel şeylere çevirip nefes almaya çalışıyorum. 



Hayatta yarım yüzyılı geride bırakmış bir insan olarak benim bu yaşımda huzurla dolu olmam gerekirken her mutlu olabileceğim ânıma sızan bu hüzün bu umutsuzluk bu acıyı yaratan hiç kimseye hakkımı helâl etmiyorum.  



Keşke şu fotoğrafların altına daha güzel birşeyler yazabilseydim.









 

27 Temmuz 2021 Salı

Bir de Ayın Karanlık Yüzüne Bakalım

Can'ın on gündür beli tutuk, rapor aldı 2 gün en biraz dinlensin diye kampa da o sayede gittik.

Karvanda inanılmaz keskin bir bıçak takımım var. Karpuz keseceğim derken parmağını kesti. O akşam büyük bir bantla kanamayı durdurduk ama eve döndüğümüzde onu doğru hastaneye yolladım. Üç dikiş atmış doktor.

Dün sabah yürüyüşten döndüm, Metos'un yüzü bembeyaz kesmiş karnının sağ alt kısmının ağrıdığını söylüyor.

Hemen babasıyla hastaneye gittiler. Büyük ihtimal karnını üşütmüştür ama yine de apandist mapandist olmasın sakın diye endişelendik. Apandist değilmiş böbrek taşı düşürüyormuş :/ Neyse ki kendi kendisine düşecek boyuttaymış.

İşte bu da her şeyin öte tarafı.

Yine de bir çok şeye şükür. 


Dün akşam karavanı kıyı köşe temizledim, dolap içlerini döküp yeeleştirdim. Metos'un bir arkadaşı yarın İzmir'den gelip orada kalacak. Hoş hava o kadar sıcak ki bence evde kalsa daha mantıklı. Dolayısıyla bugün de evi  temizleyeceğim.

Yarın bir sergiye gideceğiz.  Bir arkadaşımın resimleri de varmış. 

Bu hafta bir gün de vapur turu hayalim var. Boğazda salına salına gitmek. Bakalım.





26 Temmuz 2021 Pazartesi

Upuzuuun Bayram Tatilinin Son Günlerinde Kampa Gitmeye Cesaret Eden Aile

Yep. Biziz o.

Normal zamanda bile haftasonları çıkmayan ben Can'ın bulabildiği yegâne boş zamana söylene söylene tamam dedim. 

Artık gittiğimiz yer çok kalabalık olmaz umarım, dönüşte yolda üç bin saat geçirmeyiz umarım felan diyerek hazırlandım.

Hazırlandım dediysem evde yiyecek içecek ne varsa torbaya doldurdum.

Bilgiç bizimle gelmek istemedi. Onun bir kırıklığını hissetmiş olsam da sonuçta göbekleri benimle kesilmedi. (Hımm, aslında kesilmiş gibi bişi oluyo ama bu kısmı çok çözemedim henüz :D) 

İzmit'te dere kıyısı olan küçük bir kamp yeri görmüştüm. Dalından Yensin. 

Ata tohumlarıyla sıfır kimyasal kullanarak bir bahçe yapmış sahibi. Kalan yeri de üç küçük karavan ve sayısını hatırlamadığım çadır alanı olarak değerlendirmiş. Kendisi planını çizmiş, anne babası ile birlikte yapmışlar. 

Doğrusu alan güzeldi ama beni benden alan dere kıyısıydı. Hele bir de semaverde odun ateşi ile çay demlediklerinde tamam dedim kesinlikle cennetteyim.

Ve bilim bakalım kaç kişi vardı. Hahaha, bayram tayfası sabah ayrılmış, bizim rezarvasyon tamamlanmış gözükmeyince yeni gelmek isteyenlere de kapalı demiş biraz dinlenip işlerini halletmek için. Kapıda bizi görünce bu hayalleri iptal oldu ama napalım, bi geleceğiz demiştik. Sadece uçuştan yorgun dönen kocam kimlik numaralarımızı yollama kısmını önemsememiş pek.

Dün bütün günü şu şekilde geçirmiş olabilirim.


Ve çok çok fazla fotoğraf çekmiş olabilirim.


























Bir de bol su sesli videom var. 



Ah, söylemeyi unutmuşum. 45 dakikada döndük kamptan. Pazar günü herkes trafikten korkup dönüşünü başka güne alarak bizim için boş bırakmış yolları sanırım :D