Otelimize vardığımızda bahçesinde mangal yapılıyordu. Her şeyi bırakıp giriş bile yapmadan mangal başına geçtik. Gerçi yolda kalın giyinmediğimizden ve o sırada hava -7 dereceyi gösterdiğinden donduk ama. Sadece biz de donmadık, kolam içerken kutusunda dondu, salata dondu, yoğurt dondu. İnanamadım. İlk defa böyle bir şey gördüm doğrusu (ki bu dağda , karlar arasında yaptığımız ilk mangal değil ), pek eğlenceliydi. Fakat soğuk denilen şey ısırıyor gerçekten. Bunu ilk Kars'ta fark etmiştim. Orada kat kat termallerin, kayak kıyafetlerinin içinde de ısırıyordu, güneş gider gitmez.
Neyse ilk gün, mangala takılınca sadece bir tur kayabildik. Telesiyejler kapandı.
O akşam otelin sinemasında Dangal oynuyordu. Erkeklerim izlememişti, haydi izleyelim dedim. Türkçe dublaj olmasaydı daha iyiydi tabi ama ben de oturup tekrar keyifle izledim. Metos bayıldı filme.
Ertesi sabah rüzgâr hızı yüksek olduğundan telesiyejler açılmadı. Can demişti zaten o gün kayılmayacak diye. Ben de demiştim ki kayılııır, ben hava bükücüyüm, hallederiiim
Uludağ'da bizim otel dışında her yer kapalı kaldı ama bizim pistin uç kısmı korunaklı olduğundan oraya kadar olan yeri açtılar öğleyin :)
Komik kısmı son ana kadar başka yere gitmek üzere ayarlama yapmıştık, son dakika burada yer bulunca değiştirmiştik.
Hemen giyinip dışarı attık kendimizi.
Pist kısacık olsa da hevesimizi aldık biraz.
Akşam bir tatil klasiği olarak scrabble başına kurulduk :)
Pis yedili de oynayacaktık ama bizim destelerin boyutları birbirine uymuyormuş. Kendimize yeni , güzel deste alacağım en kısa zamanda.
Bu sabah biraz yorgun hissettiğimden acaba kaymasam da oda mı toplasam dedim ama sonra kendimi zorladım çıkmak için.
Rüzgâr azalmıştı ama kardan göz gözü görmüyordu. Kar da buz taneleri şeklindeydi, yüzüme iyi masaj yaptılar doğrusu :)
Aslında hava koşulları işimize yaradı, pistte fazla kimse yoktu. Küçük bir yer olduğundan aksi halde keyifsiz oluyor.
Telesiyej kartlarımızı bitirince öğleyin odamıza dönüp hazırlandık ve yola çıktık.
Kısa kaçamak gayet uzun tatil modu yarattı bize.
Bir de geceleri uyumayıp Amerika'daki arkadaşıyla konuşma krizine giren Bilgehan sinirlerimi harap etmeyeydi iyiydi. Hayattaki sınavım bu oğlan benim. Nirvanaya ulaşacağım sonunda , dur bakalım, ya da nirvana bana ulaşacak.
İşte böyle.
Can kayarken kameraya almıştı, bir bakayım, çok spastik durmuyorsam onu da yayımlarım :D
Şimdi evde dinlenmek zamanı.
Boğazım hâlâ ağrıyor, burnum hâlâ akıyor, ama yakında geçer bence :)