* İki tane mezuniyet kepi gözüme ilişti. E daha birinin iki birinin bir mezuniyeti var, kaç kep biriktireceksin kızım diyerek atılacakların arasında koydum.
* 22 senedir duran büyük kırmızı mum. Boyundan posundan utansın kendini bile aydınlatamadı yaktığımızda. Süs diye duruyordu öyle.
* Birikmiş dergiler. Biriktirmiyorum ama aylar nasıl geçiyor da dergi yığını oluyor bilmiyorum.
* Birisinden kalmış yıllardır çekmecede duran tarak, Can'ın aldığı kokusundan nefret ettiğim kolonya.
* On senelik farlarım. Zaten kullandığım bir far var. Bir renk daha almayı düşünüyorum başka gerek yok.
* Bilimum el kremi. Sonuçta Madecassol'dan güzel el ve yüz kremi yok benim için.
* Ahşap kuş evi. Boyamışım. Koca angut bişey.
* Balkona koyup niyeyse atamadığım yirmi cam kavanoz.
* Balkona serdiğim minik paspas. Zaten kapının içinde var bir de dışına gerek yok. Balkonu yıkarken ve süpürürken ekstra iş çıkartmak dışında bir işe yaramıyordu.
* Buzluk bişiler. Şu içine meyve suyu koyup dondurulanlardan. Bi kere yaptım sanırım.
* Fırın altı çekmecesinde paslanmış bir tepsi.
* Kazık gibi bir tahta kaşık
* Spor ayakkabı. Şu içinde ayağına göre şekil alan zımbırtı olanlardan. Benim sakat parmağıma hiç yaramadı. Pilatese götürüyordum. E orda da yürüyüş yapmaya başlayınca pek mantıklı olmadı tabi. Üstelik kayıp duruyordu zeminde, e kaymıyormuş benim diğer ayakkabım. Yerine yenisini almam gerekiyor, yani azalma olmayacak ama bunu atmazsam o yenisini alamayacağım bir türlü. Geri dönüşüm kutusuna onun için.
* Eski tencere tutamaçlarını neden saklıyormuşum hiçbir fikrim yok.
* Neredeyse bütün pomatların son kullanma tarihi geçmiş. Yeni stilex almam gerekiyor.
* Bir sürü kullanmadığım burun damlası var. Ben sadece İliadin damlayı kullanıyorum, yanlışlıkla alınan ya da reçetede yazan spreylerden dört tane birikmiş, bunları sağlık ocağına vereceğim. Geçenlerde ecza dolabımda olup ne işe yaradığını bilmediğim bütün ilaçları vermiştim sağlık ocağına. Bende durup duracağına birilerinin işine yarasın.
* Yirmi yıllık bir allık. Sanırım bunca yıl kullanmadıysam bundan sonra da kullanmam.
*İki tane taç toka.
Ohhh, sıkıntılı zamanlarda yapması pek iyi geliyor bu işi.
Pırıl pırıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pırıl pırıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mart 2020 Pazar
24 Şubat 2020 Pazartesi
Bahar Temizliği Savurtup Atasım Var Modu
* Belki gerekli olur diye bir köşede duran iki okul pantolonu, bizimkisi zayıfladığından bol geliyordu, tıkıştırmışım bir köşeye
* 10. Sınıf kitapları. El değmemiş. Zaten oğlanın lisedeki üçüncü senesi, aynı defterleri kullanıyor ve hepsi hâlâ boş.
* Bilimum çerçeve ve mumluk. Küçücük şeyler mi battı bana diyorum ama valla batıyor.
* Naylon torba. Koca bir pazar arabası dolmuş naylon torbalarla.
Dünkü ayırdıklarım bu kadar bakalım bugün bişeyler çıkacak mı :)
* 10. Sınıf kitapları. El değmemiş. Zaten oğlanın lisedeki üçüncü senesi, aynı defterleri kullanıyor ve hepsi hâlâ boş.
* Bilimum çerçeve ve mumluk. Küçücük şeyler mi battı bana diyorum ama valla batıyor.
* Naylon torba. Koca bir pazar arabası dolmuş naylon torbalarla.
Dünkü ayırdıklarım bu kadar bakalım bugün bişeyler çıkacak mı :)
23 Şubat 2020 Pazar
Bahar Temziliği Modu On
Pazara mı gitseeem temizlik mi yapsaaam. Can evde yok bugün, bi temizlik moduna girdim o yokken.
Dün akşam iki koca torba kıyafet daha koydum geri dönüşüm kutusuna. (Umarım ihtiyacı olan birilerinin eline geçer) Görünürde giymediklerimi sürekli veriyorum. Daha on beş gün önce koca iki torba göndermiştim bir yerlere. E ihtiyacım olmadan kıyafet de almam, nereden çıkıyor bu kadar çok verecek şey bilmem. Gerçi kimi yirmi beş otuz yıllık :D Kimi de hediye falan ama. Yakında giyecek bir şeyim yok deyip alış verişe gitmeye kalkarsam dövün beni.
Bir kaç süs eşyası kaldırdım ortalıktan. Bahar geliyor ya bende çekmece döküp içindekileri düzenleme sevdası başlıyor. Evelsi akşam vitrindeki iki çekmeceyi boşalttım. Bir sürü yuvarlak sehpa örtüsü çıktı içinden. Ben ikisini kullanıyorum. Diğerleri kısa olduğundan işime yaramıyor. Birileri örmüş, anneme yüz defa sormuşumdur kimdi diye ama hatırlamıyorum tabii ki. Yine soracağım mecbur, belki ona veririm.
Sonra bir sürü masa örtüsü var. Çok misafir geldiğinden kullanıyorum çoğunu ama olmasa da idare eder miyim, ederim.
Sanırım bir ara kapıma bu eve hediye olarak kap kacak, kupa, fincan, borcam, süs eşyası, resim çerçevesi, mumluk ve kıyafet getirmeyiniz yazacağım. Geriye ne kaldı derseniz, alın simit falan, peynir, sucuk, yüz gram pastırma, yumurta kırıp yeriz karşılıklı. Çorap alabilirsiniz bir de. Çoraplar kısa sürede eriyip gidiyor, fazla çorap göz çıkartmaz.
Salonda iki laptop bir iş çantası duran köşeye taktım şu aralar. Oradaki sehpanın yerine çekmeceli bişey alsam da içine mi koysam çantaları diyorum. Bir yandan da odada eşyadan nefes alacak yer kalmamakta. Temizlik yapmak azap halini aldı artık.
Balkona yeni dolap bakayım en iyisi ben, içerideki kablo yığınını oraya aktarırım belki.
Asıl ve en önemlisi mutfaktaki raf. 30 cm genişliğinde çekmeceli bi şey bulmam gerek. Benim enlemesine koyduğum raf iyi de, buzdolabını çekmem gerektiğinde yirmi kavanoz boşaltmak zorunda kalıyorum o raftan.
Ay siz hâlâ okuyor musunuz? Pardon ya, ben daldım öyle kendi kendime düşüncelere.
Benden başka kim bahar temizliği moduna girdi bakiim? Var mısınız kim daha çok eşya ayıklayacak yarışına :D
Dün akşamki iki torba kıyafetimi sayarım bak. En az altı yedi kazak, iki pantolon, bir hırka, iki tişört, bir şort vardı onun içinde :D
Dün akşam iki koca torba kıyafet daha koydum geri dönüşüm kutusuna. (Umarım ihtiyacı olan birilerinin eline geçer) Görünürde giymediklerimi sürekli veriyorum. Daha on beş gün önce koca iki torba göndermiştim bir yerlere. E ihtiyacım olmadan kıyafet de almam, nereden çıkıyor bu kadar çok verecek şey bilmem. Gerçi kimi yirmi beş otuz yıllık :D Kimi de hediye falan ama. Yakında giyecek bir şeyim yok deyip alış verişe gitmeye kalkarsam dövün beni.
Bir kaç süs eşyası kaldırdım ortalıktan. Bahar geliyor ya bende çekmece döküp içindekileri düzenleme sevdası başlıyor. Evelsi akşam vitrindeki iki çekmeceyi boşalttım. Bir sürü yuvarlak sehpa örtüsü çıktı içinden. Ben ikisini kullanıyorum. Diğerleri kısa olduğundan işime yaramıyor. Birileri örmüş, anneme yüz defa sormuşumdur kimdi diye ama hatırlamıyorum tabii ki. Yine soracağım mecbur, belki ona veririm.
Sonra bir sürü masa örtüsü var. Çok misafir geldiğinden kullanıyorum çoğunu ama olmasa da idare eder miyim, ederim.
Sanırım bir ara kapıma bu eve hediye olarak kap kacak, kupa, fincan, borcam, süs eşyası, resim çerçevesi, mumluk ve kıyafet getirmeyiniz yazacağım. Geriye ne kaldı derseniz, alın simit falan, peynir, sucuk, yüz gram pastırma, yumurta kırıp yeriz karşılıklı. Çorap alabilirsiniz bir de. Çoraplar kısa sürede eriyip gidiyor, fazla çorap göz çıkartmaz.
Salonda iki laptop bir iş çantası duran köşeye taktım şu aralar. Oradaki sehpanın yerine çekmeceli bişey alsam da içine mi koysam çantaları diyorum. Bir yandan da odada eşyadan nefes alacak yer kalmamakta. Temizlik yapmak azap halini aldı artık.
Balkona yeni dolap bakayım en iyisi ben, içerideki kablo yığınını oraya aktarırım belki.
Asıl ve en önemlisi mutfaktaki raf. 30 cm genişliğinde çekmeceli bi şey bulmam gerek. Benim enlemesine koyduğum raf iyi de, buzdolabını çekmem gerektiğinde yirmi kavanoz boşaltmak zorunda kalıyorum o raftan.
Ay siz hâlâ okuyor musunuz? Pardon ya, ben daldım öyle kendi kendime düşüncelere.
Benden başka kim bahar temizliği moduna girdi bakiim? Var mısınız kim daha çok eşya ayıklayacak yarışına :D
Dün akşamki iki torba kıyafetimi sayarım bak. En az altı yedi kazak, iki pantolon, bir hırka, iki tişört, bir şort vardı onun içinde :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)