Trabzon'a gittiğimizde Bilgehan kendi ekibiyle Giresun'a doğru yola çıkarken biz Metehan'la kuzenim Akif ve eşi Sevgi'yi ziyarete gittik. Metehan orada yaşıtım kimse var mı diye soruyordu, ben de çocuklara bayılacaksın, Akif Dayı'nla da sohbet edersin diye cevap vermiştim. Haklı da çıktım. Bu arada benim ağabey oğluşum harika bir ağabey olmuş :)
Akşam dışarıda yemeğe çıkarak küçük bir gezi yapalım dendi ama tepelerin üzerindeki yere geldiğimizde hepimiz çok güldük. Pencereden görülen beyazlık aslında ufukta deniz manzarası olması gereken yer :)
Akif'e bizi neden duvarın yanına getirdiniz diye bayağı takıldık:)
Ama onlar umutları hiç kesmediler :)
Bakınız bu gittiğimiz andaki manzara..
Bu da arada sisin açıldığı anda görebildiğimiz kısım.. Deniz hâlâ belirsiz ama en azından yeşillikler bizimle :)
Sislerin dağılmasını izlemek de başka harika..
Tabi ben fotoğraf makinamı çantamda unuttuğumdan bu pozu birisinin cep telefonuna el koyarak çekebildim. Ah makinam olacaktı ki.. Zaten o makina hiç işime yaramadı, yanıma almayı unutmadığım zamanlarda da pili bitti. Çok ayıpladım kendimi..
Ertesi akşam Görele'ye geçtik. Bilgehan'ı da aldık yanımıza. Teyzemde cümbür cemaat toplandık.
Öndeki ikili karşılıklı azarken - ki Bilgehan beş yaşındaki Osman'la yaşıtı gibi oynadığından boyut farkından küçük kazalar da çıkmadı değil :) Neyse ucuz atlattık çoğunu.. Arkadaki ikili de kitap bakıyorlar, Duru Metehan ağabeyinin kucağında mutlu :)
Mis gibi kokularla iyice acıktığımızı hissederek sofra başına toplandık. Fazla ayrıntıya girmiyorum :)
Sabah, yeniden Giresun yolu. (Kaç kilometre katettik bilmiyorum:) Yağmur altında minibüse binmeden önce çocuklara doğduğum evi göstermekten de geri kalmadım. En üst katta sağdaki iki pencere, dünyayı ilk gördüğüm yer. Ne yazık ki bu güzel evin mirasçısı çok ve el değmeden duruyor bu yüzden. Keşke restore edilse, harika bir yapı oysa ki..
Onu arkamızda bırakıp ana konuya dönüyoruz. Bilgiç ve robotu :)
Ve akşama yeniden Trabzon'dayız. Havaalanında bizi geçirmeye gelmiş sevdiklerimizle son bir sanat daha yaptıktan sonra uçağımıza biniyoruz.
Çok yorulduk, ama değdi :)
İyi ki gitmişiz :D














