Biliyor musunuz? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Biliyor musunuz? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2022 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba : Çiğdeci

Dün bir arkadaşımla onun katıldığı baskı kursunun sergisini görmek için Küçük Ayasofya Camii' ne gittik. 




Orada harika baskı hayat ağaçlarına baktıktan sonra ( üstteki videodakiler arkadaşımınkiler ) Sultanahmet' e geri döndük. Ne zamandır Sultanahmet Köftecisi ' ne gitmemiştim. Orada köftemizi yedik. Tazecik ekmekler ve tatlı yemeden çıkmayı başardığım için kendimle gurur duyduğumu söylemeliyim :)

Yemek sonrası Gülhane Park ' ından geçtik. Bir anda kalabalık ve gürültü geçip papağanların çılgın seslerinin arasında kaldık.







İşte o sırada değişik bir kuşa rastladım.


Uzaktan sığırcığa benzettim ama yaklaşınca o olmadığını fark ettim 


Eve gelir gelmez videodan bu fotoğrafı çıkartıp internette aradım.

Çiğdeci Kuşu ' ymuş bu kuş. Sığırcık familyasındanmış. Kent yaşamına da bayağı uyum sağlamışlar. Aslen Hindistan, Pakistan,  İran memleketleri . Ama bizim bu geveze tipler en çok yayılan yüz tür içindeki üç kuştan birisiymiş.  Az biraz istilacılarmış. Papağan gibi konuşmayı da öğrenebiliyorlarmış . Daha merak edenler Vikipedi ' ye bakabilirler. ( Tıkla )

Bu arada AnaBritanicca ' ya baktığımda Çiğdeci Kuşu bulamadım. Diğer adı Hint Mayna' sı diye baktım. O da olmadı. Hindistan'ın bitki ve hayvan örtüsü kısmında Mino kuşu gördüm. 


Sanırım Mayna o sırada Mino olarak çevrilmiş . Mino Kuşu olarak internette arattığımda Mino, Mina olarak da yayınlar gördüm. 

Bu arada mino mina bakarken ansiklopedi başka ilginç bişeye rastladım ama o da haftaya kalsın :)

Neyse gün bitmeden yazıyı tamamladım. Siz duymuş muydunuz bu kuşu daha önce ?

17 Ağustos 2022 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba / Revzen + Billur Müzesi

Geçen hafta bir de Beykoz Cam ve Billur Müzesi'ne gittim arkadaşlarımla. Zamanlamayı pek iyi ayarlayamamışım. Dönüş vapur saati 17.45 , biz de oraya vardığımızda 15.00 olduğundan biraz hızlı tur geçti ama yine de güzeldi. Yine gideceğim belki . İskeleden taksi ile gittik biz, zira yürüyerek yokuş yukarı yarım saat sürecekti. Dönüşte de taksi durağından çağırdık. Zaten yakın mesafe olduğundan aynı parayı ödedik gidiş dönüş.

Yeni bir müze burası. Bir buçuk sene olmuş. Tarihi bir ahırdan müzeye çevrilmiş. Binaya bakınca at olsam diyor insan :) Müzenin kendisi küçük aslında ama bahçesi kocaman. İsterseniz sadece bahçesine de giriş yapabiliyorsunuz. Tavşanlar, tavuskuşu falan görebilirsiniz bahçede. Çok da güzel bir çocuk parkı vardı. Bir dahaki gidişimde piknik yaparım belki diye düşünüyorum. Pazartesi hariç her gün 9.00-18.00 arası açık müze 30 TL, indirimli 10 TL yabancılara 60 TL imiş. 12 yaşına kadar ücretsiz sanırım. Müze kart geçerli değil. 




Bu müzeden aklımda tutmaya çalıştığım kelime revzendi. Bir kelime daha vardı ama onu unuttum :D

Revzen alçı ile birleştirilmiş cam parçalarından oluşan pencere. Bir nevi vitray olarak biliyoruz biz onu. ( Şuradan bakabilirsiniz)

Müzenin arkadan ışık vurulup yere rengârenk izlerinin düştüğü revzen kısmı çok hoştu . 


Diğer kelimeyi de hatırladım. Daha doğrusu az önce internetin altını üstüne getirip buldum. Kubadabad.


Kubad Abad Selçuklu Sarayı. Bu da oradaki kalıntılarda br foseptik çukurundan çıkmış tabakmış. Konya'daki bir müzeden buraya taşınmış. Üzerinde 2. Gıyaseddin Keyhüsrev'in isim ve ünvanları yazıyormuş. Ben kubadabad bir cam türü falan diye düşünmüştüm. 

Bu arada müzede fotoğraf çekmek yasaktı, son iki görseli internetten buldum. 

İşte bu haftalık bilgilerimiz de bunlar .

Sınav yapıcam ay sonunda iyi çalışın bak :D

3 Ağustos 2022 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba ( Tembellikten Ne Zamandır Yazmadığım :)

Aslında bu konu ne zamandır yazılacak bekliyor. Ya çarşambayı kaçırıyorum ya tembellik ediyorum:)

Metehan geçen dönem Osmanlıca dersi alırken kelimelerin kökenlerini anlamlarını ilginç bulup benimle de paylaştı. Ben de buraya yazayım dedim. Geçen dönem Yunanca, Japonca, Rusça felan da aldı oğlum ama en zoru Osmanlıcaymış , öyle dedi.

İşte size hoşumuza giden kelimelerden bir demet.

Duhter-i rez = asmanın kızı = şarap
Duhter-i ineb = üzümün kızı = şarap
Ser (baş) + mest (mest olmak) = ser mest = ser hoş = sarhoş
Veliaht = veli (sahip) + aht (söz) = söz sahibi
Serhat = ser (baş) + hadd (sınır) = sınır başı
Beter = bed (kötü) + ter (karşılaştırma eki) = daha kötü
Bihter = bih (iyi) + ter =daha iyi
Güzergâh = güzer (gitmek) + gah (yer adı eki) = gidilen yer
Tezgâh = dest (el) + gah = el yeri (elin durduğu yer)
Bostan = bu (koku) + istan (yer adı eki) = koku yeri (kokunun olduğu yer)
Şamdan = şem (mum) + dan (alet eki) = mumluk
Çaydanlık = çay + dan (Farsça alet eki) + lık (Türkçe alet eki) = çaylıklık
Bahçe = bağ + çe (küçültme eki = küçük bağ
Kemançe = keman + çe = küçük keman
Ayçe = ay + çe = küçük ay (parçası)
 Berg-ü bar (yaprakla meyve) = genç-ü mar (yılan ve hazine)= Etle tırnak (olmak), birbirinden ayrılmamak
Tarumar = Tar (karanlık) + u (atıf terkibi) + mar (yılan)=Karmakarışık, dağınık
Keşmekeş = keş (çekmek) + me (ikileme eki) + keş = (oraya buraya) çekilip durulan
Zerdali = zerd (sarı) + ali (erik) = sarı erik
Şemşir = şem (kuyruk) + şir (aslan) = aslanın kuyruğu = kılıç
Dilara = Dil (gönül) + ara (süslemek) = gönül süsleyen
Dilber = Dil + ber (götürmek) = gönül götüren (çalan)
Canavar = Can + aver (götürmek) = can götüren
Nadide = na (olumsuz eki) + did (görmek, geçmiş zaman) + e (edilgen eki) = görülmemiş (olan)
Kazazede = kaza + zed (vurmak, geçmiş zaman) + e = kaza tarafından vurulmuş (olan)
Beste = best (bağlamak, geçmiş zaman) + e = bağlanmış olan
Şehzade = şeh (padişah) + zad (doğmak, geçmiş zaman) + e = padişahtan doğmuş (olan)
Canbaz = can + baz (oynamak) = canıyla oynayan
Çilekeş = çile + keş (çekmek) = çile çeken
Hunhar = hun (kan) + har (yemek) = kan yiyen (içen)

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba

Bilgiç bana eskiden notalar A dan başlıyormş da sonra onlar kaydırılınca C den başlar olmuş anne diye anlatırken bizdeki notaların nereden çıktığını merak ettim. 

Guido D'Arezzo tarafından 1030 yılında bir koroya dizeleri ezberletmeye çalışırken icad edilmiş. 

  • Ut* queant laxis , (sadece senin hizmetçilerin)
  • resonare fibris, (özgürce ilahi söyleyebilir)
  • Mira gestorum, (mucizeleri hakkında)
  • famuli tourum , (işlerin hakkında)
  • Solve polluti, (günahlarının lekelerini sil)
  • labii reatum, (onların dudaklarından)
  • Sancte Iohannes… (Aziz John…)
Si hariç altı nota bu şekilde çıkmış. Ut şarkı söylerken uzatılamadığı için Do ya çevrilmiş. 

Çok ilginç değil mi? 

Daha çok ayrıntılı bilgi için şuraya ve şuraya ve daha da ayrıntılısı için şuraya bakabilirsiniz,  ben öyle yaptım :)

Dur bir de ansiklopediden Guido'nun sayfasını ekleyeyim buraya.





15 Ocak 2020 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba

Scrabble oynadığımız şu anda yaşadığım aydınlanmayı hemen sizinle paylaşayım.

Ne zamandır kelime oyunlarında da çıkıyordu ama anlamına hiç bakmamışım.

Fak.

Kapan,  tuzak demekmiş.

Faka basmak da ne demek anlamış oldum böylece.

Şimdi oyunuma döneyim.

25 Aralık 2019 Çarşamba

Dağarcığımıza Yeni Bir Kelime Ekleyelim (Çalışkan Çarşamba)

Bu nedir bu?

Dağarcık :D


Dağarcık : Meşin torba.

Meşin ne demek dersen.

Meşin : Deriden yapılmış.

Bu kadar, dağılabilirsiniz. Sınavlara hazırlanın, haftaya sorucam bunlardan :D

18 Aralık 2019 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba

İla ahir : Vb gibi manasında ilh. diye kısaltması kullanılıyor. Tam anlamı sonuna kadar.

Sahih: Aslına uygun, doğru, gerçek.

Lâyezal : Yok olmaz, varlığı devam eder.


Melfufen : Eklenmiş olarak

İtiyat : Alışkanlık, huy.

Mufassal : Ayrıntılı

Takavvül : Hem haber vermek hem de yalan söylemek anlamına geliyormuş,  pek manidar buldum, günümüz habercilerine pek uyuyor :D


İştiyak : Güçlü istek, özlem.

Müsellesat : Trigonometri.

Derâguş : Kucaklama,  sarma

Nısfu'l leyl : Gece yarısı

Zebun : Esir

Saiki : Sebebi

Mucip : Gerekli

Vazıh : Açık


Bu haftanın Çalışkan Çarşamba'sına kelimeler koydum. En son okuduğum iki kitapta bir çok bilmediğim kelime vardı. Âkile Hanım Sokağı'nda rahattım,  sayfa sonuna yazılmıştı açıklamaları, Ziya'ya Mektuplar'da internetten anlam aramaktan bir hal oldum. Zaten sonlara doğru bıraktım artık bakmayı.

Şimdi biraz eğlenelim. Bu kelimelerden en az beş tanesi ile kısa bir yazı yazıp yorumlara bırakanlar arasından çekilişle belirleyeceğim bir kişiye kitap hediye edeyim diyorum.  Bakalım neler yazılacak :)  Yazı yazan olmazsa gidip kendime alırım ben o kitabı heeee :D

4 Aralık 2019 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba

Bu haftaki konu Metehan'ın biyoloji dersinden çıktı.

Anne, biliyor musun, buğday eskiden böyle değilmiş, pisi pisi otuna benzer bir şeymiş, sonradan bir kaç tür birleşip yenilecek hale gelmiş dedi.


Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'ndeki şu sayfadan baktığımda bir çok değişik hibrit olduğunu gördüm. Anladığım kadarıyla kimisi doğal şekilde hibritleşmiş, kimisini biz  yapmışız.



Muzun da çekirdeği varmış.

Muzun çekirdeğinin olmaması uzun zamandır kafamda soru işaretiydi. Bir bakayım şuna dedim.


Yenilebilir muzlar Musa acuminata ve Musa balbisiana doğal hibriti ile oluşmuşlar. Tatlısı, ekşisi, düzü, eğrisi, sarısı, yeşili, pembesi, gümüş rengi hatta noktalısı 1000 çeşit muz varmış.

Konuyla alakalı syaılmaz ama okuduğum yabancı kaynakta (bknz) ingilizce muz anlamına gelen "banana" nın Arapça parmak anlamına gelen "banan"dan geldiğini yazıyordu.



İşte böyle.  Çok derinlemesine bir bilgi veremesem de en azından düşünmediğimiz bir konuyu daha aklınıza düşürmüş oldum :)

Bakalım bir daha ne takılacak aklıma :)

26 Kasım 2019 Salı

Kitap Salı

Bu haftaki salımızda yine bir kitap var.


Canan annemden aldığım kitaplardan birisi. İçindeki not da başka güzel :)


Peyami Safa okurken aklıma Zweig geldi sık sık. Sonra da kendime kızdım elin adamını biliyorsun da kendi yazarından haberin yok. 9. Hariciye Koğuşu'nu tabii ki okumuştum ama kim bilir ne zaman. Şimdi yeniden okuma zamanı gelmiş sanki.


İçindeki bilmediğim bir sürü kelimeye rağmen sonuna kadar sıkılmadan okumayı başardım. Kelimelerin kimilerine baktım kimilerinin gidişten anlamlandırdım.

Kadınlara bakış biraz sinir bozucu olsa da eski İstanbul sokaklarında dolaşmak güzel geldi.

" Odanın için hafif yasemin kokulu bir rüzgâr doldurdu. Ne rüzgâr! Başını çevirince Lâmi Canan'la gözgöze geldi. Bu rüzgâr ondan. Ve bir anda Lâmi'nin içine dolarak bin iştiyak birden başını savurdu,  ruhunun tozunu dumana kattı, kanını kaynattı. Ne rüzgâr!  Bir anda herşeyi unutturuveriyor. Ne rüzgâr!  Lâmi o saniyede hissetti. Bu kadın bir rüzgârdır ve insanın başında hiç dinmeden eser."

"Madem ki Allah irade-i külliyesiyle semi ve ben, bu gül fidanlarını istediği gibi yaratır, büyütür, sevindirir, mükemmel bir sıhhat içinde pembeleştirir, ihya eder yahut kederlendirir, illetler içinde sararıp soldurur, ağlatır, bunaltır ; madem ki ne fırtınayı avucumuzla durdurabiliyoruz,  ne eceli geriye itebiliyoruz ; madem ki onun irade-i külliyesi içinde,  biz, bir rüzgâr önünde uçan tüy gibiyiz, keder etmek nafile, üzülmek nafile, cismi telef etmek nâfiledir."

Bir iki kelime de yazayım buraya.

Hayat-ı içtimai / hayat-ı içtimaî : Sosyal hayat
İbtidai : Başlangıca ait, en önce olarak. İlk, evvelâ. * Ham, işlenmemiş.
Rabıta : İki şeyi birbirine bağlayan ip; alâka, bağ, münasebet
Haleldar olmak: Bozulmak, sarsılmak.
Saik : Neden
Müyesser  olmak : Nasip olmak
Malumatfuruş : Bilgiçlik taslayan kişi 

İşte bu hafta da böyle,  bakalım haftaya neler okuyacağım :)

2 Ekim 2019 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba

Böyle de bir yazı dizim vardı ama ne zamandır baktığım yok.

Geçen gün çok güzel bir konu gelmişti aklıma,  düşün düşün bulamıyorum şimdi. Gelir gelmez not almalıydım.

Neyse ben başka konuya bakıyorum bugün.

Daha önce haftanın isimlerini yazmıştım,  bu sefer de ayları öğrenelim.


Ocak : Yanan ocaktan gelmiş

Şubat : Süryanice şabattan gelmiş. Şabat dinlenilen gün anlamındadır ve şubat ayı hava koşullarından dolayı tarımla uğraşan Anadolu süryanilerinin dinlenme ayı.

Mart: Bütün dillerde savaş tanrısı Mars'tan geliyor. Kış bitince savaş zamanları başlıyor tabe, dinlendik o kadar :)

Nisan : Farsça, süryanice, sümerce de kullanılıyormuş. Sümerce ilk meyve,  taze mahsul, tufanda gibi anlamları varmış.

Mayıs : Haha bu çok iyi. Mai yağmur bereket tanrısıymış. Bize ise mayıs latinceden geçmiş, taze yaş sığır gübresi de demekmiş. Ben yağmur tanrıçasını aliim.

Haziran: Süryaniceden geliyor, sıcak demekmiş.

Temmuz : Yine süryaniceden geliyormuş. Çok sıcak cehennem anlamına gelen tamuzdan.

Ağustos : Latinceden geliyor. Augustus'un ayı olmasın mı :) Aynı zamandan büyümek,  artmak, yücelmek anlamına da geliyormuş.

Eylül : Süryanice İlul dan geliyormuş,  hasat mevsimi anlamındaymış.

Ekim : Türkçe,  ekim yapıldığından böyle isimlendirilmiş.

Kasım : Arapça'dan gelen kasım ayıran bölen anlamındaymış. Bu ayda hızır günleri bitip kasım günleri başladığından öyle deniliyor denmiş.

Aralık : Eski yıl ile yeni yıl arasında kaldığı için böyle isimlendirilmiş diye düşünülüyormuş.

Şurada yabancı isimlerinin anlamları ile birlikte uzun bir yazı var, oradan daha ayrıntılı bakabilirsiniz :)

Bakın yine çok bilgilendik. Unutmazsak  iyi :)

Çalışkan çarşamba yazılarını "biliyor musunuz?"  etiketine tıklayarak topluca görebilirsiniz :)

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba

Epeydir haftalık yazılarımı yazmıyordum ama bugün ansiklopedide gördüğüm ilginç şey aklıma getirdi :)

Aydaş diye bir çocuk hastalığı varmış.

Siz duymuş muydunuz? Ben bilmiyordum.

Kırkı karışan çocuklardan biri sağlıklı diğerinin hastalıklı olmasına aydaşlık deniyormuş. Hastalıklı çocuk sağlıklının evine götürülüp onun giysileri giydiriliyormuş. Düzelmezse annesi sağlıklı çocuğun evinden birşeyler yiyormuş. Neyse devamı aşağıda yazıyor.

Ne ilginç inanışlar var.


14 Kasım 2018 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba

Ne zamandır bu diziyi de boşlamışım.

Geçen gün Metehan'a "Altı kaval üstü şişhane" derken bunun nereden çıktığını merak ettim. Kaval bir çalgı şişhane de bir semt bana göre, bu durumda manasız kalıyor :)

Önce ansiklopediye baktım şişhane tamam ama kaval yine müzik aleti. Bir de sözlüğe baktım.

Hımm.

Şimdi oldu.


Kaval namlusu yivsiz tüfek, şişhane namlusu altı yivli tüfek olunca uyumsuzluk ortaya çıkıyor :)

İnternetten baktığımda şişhanenin aslının şeşhane olup söylene söylene değiştiği anlatılıyordu. Şeşin altı olduğu düşünülürse o da büyük ihtimal :)

Evet bu çok önemli bilgiyle hayatınızı aydınlattığıma göre artık huzurla hayatıma dönebilirim :)

19 Eylül 2018 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba


Bu hafta çalışkan çarşamba konumuz geçen hafta gördüğüm ipek üretimi üzerine aklıma takılan soruma bir cevap arayışı.


Koyunu kırktın, pamuğu topladın,  anladım insanoğlu da ipek kozasından ipi bulmayı nereden çıkarttın?


İlk Kim Buldu sitesinde şöyle bir açıklama yapılmış.

İpek kumaşın icadı yada bulunuşu ile ilgili bir Çin efsanesi olan İpekböceği Efsanesi’ne bakmak gerekir. Çinliler ipeğin kendilerinin buluşu olduğunu, onu keşfeden ilk kişinin ise, M.Ö. 3000 yılında Sarı İmparator’un eşi Hsi Leng Şih olduğunu söylemektedirler. Hsi Leng Şih bir gün kraliyet bahçesinde dut ağacının altında oturuyor ve çay keyfi yapıyormuş. Ağaçtan bir koza sıcak çayın içine düşmüş. Kozanın güçlü ipliğinin çözüldüğünü farkeden imparatoriçe, ipekböceği yetiştirmeye başlamış. İpek böceklerinin kozalarından elde ettiği iplikleri yapılan bir tezgâhta çözmeye başlamış. Ona bu keşif şerefine, “İpek Tanrıça” unvanını vermişler.

Hımmm.

Kozabirlik sitesinde ise aynı olay şans eseri değil araştırmayla çıkmış diyor.  Şurada uzun uzun anlatmış. 

Biz insanların merakından korkulur azizim.

Bir de böcekleri öldürmeden elde edilebilseydi ne güzel olurdu. 

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Hostellerden Korkmayınız :)

Hostel kavramıyla ilk tanıştığımda onun ne olduğundan hiç haberim yoktu. Doğrusunu söylemek gerekirse tanışmamızdan yıllar sonra öğrendim ne olduğunu :D

Hahaha, nasıl oluyor o iş Handan derseniz.  Ki dediğinizi kabul ediyorum :)

Beş sene önce Danimarka'ya giderken Kopenhag'da çok güzel ve uygun fiyatlı hostel görüp orada kalmaya karar vermiştim. Netekim kaldık da. Bir yandan da neden bu kadar ucuz ki diye düşünüyorum tabi ama neyse.

Odamıza çıkarken bize çarşaflarımızı nevresimlerimizi verdiler. Odada bir çift kişilik yatak , iki ranza vardı.

Ne kadar büyükmüş, neden ki diye düşündük. Mis gibi yastıkların , yatağın üzerine kılıfları geçirirken bizdeki beş yıldızlı otellerin yastıkları bu kadar temiz değildir diyerek mutlu mutlu kaldık.

Seneler sonra hostelin oda değil yatak kiralanan bir yer olduğunu öğrendiğimde çok güldüm kendime.

Evet hostellerde oda değil yatak veriyolar size. Bir de kilitli dolabı var eşyalarınız için. Tuvaletler , duşlar ortak . Kullanabileceğiniz mutfağı var.

Ama bunun dışında odaları olanlar da çok.

Yani ailece gittiğinizde - ya da tek başınıza -oda da tutabiliyorsunuz.

Çarşafları kendinizin sermesi dışında bir farkı kalmıyor otellerden.


Sanırım en son tatille toplam beş hostelde kalmış oldum. Hepsi de tertemizlerdi ve yatak yastık lekesiz, pırıl pırıldı.


Düşündüğümüzün aksine sadece genç gezginler değil küçük büyük çocuklu aileler de kullanıyor hostelleri.

Kutu oyunları ve kitap olan bir oturma alanı ve büyük mutfakları var.


Mutfaklarda herkesin birşeyler yaptığı saatler pek eğlenceli.


Biz kendi halimizdeydik kimseyle pek ilgilenmedik ama arkadaş edinmesi de keyifli olur bence.




Kimilerinde ekstra ücret karşılığı kahvaltı vardı.


Kimilerinde bedava makarna kutusu pişirmen için.


Ya da herkesin giderken fazlalıklarını bıraktığı kutular. Makarna, şeker vs.


Mutfaklar çok temizdi . Kullanan herkes pırıl pırıl bırakmış.  Tencere tava insan gönül rahatlığıyla kullanıyor.


Öyle modern hosteller gördük ki.


Giriş işlemlerini kapısındaki makinadan yaptık mesela bir hostelde. Anahtar kartlar bile orada basılıp verildi.



Asansörü anahtarınla okutup çağırıyordun bir diğerinde. Kabinde kat tuşu yok, kendisi çıkartıyor seni.



Hepsinde emanet bölümü vardı. Sabah uğrayıp eşyalarımızı bırakarak şehri dolaşmaya çıktık.


Bu arada bazı hostellerde çarşaf için ekstra para alıyorlar. Ben Carrefour'dan kilo ile satılan çarşafların en hafiflerinden aldım. On beş liraya işimi hallettim.

Diğer ülkelerde nasıldır bilemiyorum ama kuzey ülkelerinde gönül rahatlığıyla hostellerde kalabilirsiniz.

Gitme plânlarınızı erken yaparsanız çok uygun fiyata kalacak yer sorunu çözülür böylece .

Tabi konumunu da iyi seçin. Ucuza gelsin derken yollarda helâk olmayın.

Demek ki neymiş. Hostellerden korkmuyormuşuz :D

Sonradan Not: Kaldığım hostellerin isimlerini de ekledim. Gerçi çok da önemi yok ben en ucuz olanlar arasından seçmiştim. Bir de son güne kadar iptal edilebilen ön ödemesiz olanlardan rezervasyon yaptırıyorum ki arada indirimlere rastlarsam daha uygun olanıyla değiştiriyorum.

Sonradan Not 2 : Ben gittiğimde NOK 0.55 TL gibi birşeydi. Şimdi 0.77 olmuş. Can'a en ucuz zamanda getirdim demiştim ama bu kadar kısa sürede bu kadar fark olacağını düşünmemiştim doğrusu.

Sonradan Not 3 :Yani ertelemeyin plânları anacım :D

Notun Dibi : Son bişi daha demezsem için rahat etmeyecek , küçük fotoğrafları internetten aldım, büyükler benim çektiklerim.