Ama Skansen'e bakmadan önce uğramam gereken küçük bir yer vardı :)
Müzenin olduğu adada bir çok gezilecek yer görülüyordu. Lunapark meselâ. Ama benim uğrayacağım yer ABBA Müzesi'ydi.
ABBA Müzesi'ni gezecek vaktim yoktu ama onun kapısının önünden aramam gereken bir blog arkadaşım vardı :)
Bana harika poz veren müzenin önünde sevgili Müjde'yi aradım. (Bücürük ve Ben ) Kapısının önünde de uzun uzun ayağımı sürttüm ki o da gelsin :)
Ne yazık ki o müzenin kapanma vakti yaklaşmıştı. Oradan hemen ayrıldık, diğer müzeye ilerledik .
Bu müzenin de içinde gezilecek evleri (bir iki tanesi hariç) kapalıydı ama açık hava müzelerinde dolaşmak ve evlere dışarıdan da bakmak keyifli olduğundan girdik.
İyi ki de girmişiz. Burada hayvanat bahçesi de varmış. Ve benim oğlum tam bir hayvan delisi :)
Yalnız girişte ekstra para verilerek girilen mu kısma girseymiş daha da mutlu olacakmış. İçeride lemurların arasında yürüyormuşsunuz. Ayrıca sürüngenler de buradaymış.
Ama annesinin klonu oğlum buna çok da üzülmedi , o zaman diğer şeyleri kaçırabilirdik diyerek mutlu olmasına devam etti.
Burası da başka bir yerdi. İçeride özgürce uçan kuşlar vardı. Her yere yiyecekler koymuşlardı. Ama tabi akıllı kuşlar yoklardı ortada, sadece seslerini duyduk, bir de bu ufaklığı gördük .
Evet, sonunda parkın içinde gezmeye başladık.
Kazlar ve yavru kazlar ayaklarımızın dibinde.
Bizonlar, domuzlar .
Sağımızdan solumuzdan koşturan sincaplar.
Burası geyiklerin bölgesinin ucuydu. Ağaçları nasıl korumaya almışlar gördünüz mü, bayıldık.
Suda göremeyince üzülüp içeri girince yuvalarında uyumalarını izlediğimiz,su samurları. Şşş Uyuyorlar gibisinden bir de yazı vardı orada :D
Kurtları ve vaşakları göremedik, bir yerlerde uyuyorlardı. Öyle güzel bir hayvanat bahçesiydi ki, hayvanlar yeşilliklerin arasında özgür ortamlarındalar.
Dolaşırken şans eseri beş dakika sonra kapanacak bir eve rastladık.
Duvarlarının güzelliğine bakar mısınız?
Oradaki kıza tek görebildiğimiz evin bu olduğunu söylediğimde bana kapının önünde on dakika içinde başlayacak dans gösterisinden bahsetti.
Kazların arasından geçip ne şanslıyız, koskocaman alanda tam dans zamanında buraya buradayız diyerek gösteri yerine gittik.
Yarım saat boyunca keyifle seyrettik. Dansçılar o kadar tatlı ve mutlu görünümlüydü ki.
Gösteriden sonra parkın henüz dörtte birini dolaşmışken geri dönüp yeniden kurtlara bakmaya karar verdik.
Bu arada kaçırdığımız bir iki hayvanı daha gördük.
Kurt ailesi ortaya çıkmışlardı , üç yavruları vardı ve pek şekerdiler.
Pek çekmemişim ama bu sırada başka bir yerde asılı duran etin sahibi wolverine gelmiş, onu da gördük. (Wolverine kutup porsuğu imiş)
Artık etraf bayağı boşalmışken, sakinliğin arasından huzurla dolaşıp çıktık.
Bu bol yürüyüşlü gün de böylece bitti.
Ertesi gün plânların dışına çıkıp maceraya atılacağımız gündü. Öncesinde iyi bir uyku çekmek lâzım :)






