Stockholm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stockholm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2018 Çarşamba

İnterrail 5. Gün 2. Kısım : Skansen Müzesi

Eveet Metehan'la baş başa kalınca yeniden Gamla Stan'a dönüp oradan bir motora binerek sanırım kurulan ilk açık hava müzesi olan Skansen'e doğru yola çıktık.

Ama Skansen'e bakmadan önce uğramam gereken küçük bir yer vardı :)

Müzenin olduğu adada bir çok gezilecek yer görülüyordu. Lunapark meselâ. Ama benim uğrayacağım yer ABBA Müzesi'ydi.

ABBA Müzesi'ni gezecek vaktim yoktu ama onun kapısının önünden aramam gereken bir blog arkadaşım vardı :)


Bana harika poz veren müzenin önünde sevgili Müjde'yi aradım. (Bücürük ve Ben ) Kapısının önünde de uzun uzun ayağımı sürttüm ki o da gelsin :)

Ne yazık ki o müzenin kapanma vakti yaklaşmıştı. Oradan hemen ayrıldık, diğer müzeye ilerledik .

Bu müzenin de içinde gezilecek evleri (bir iki tanesi hariç)  kapalıydı ama açık hava müzelerinde dolaşmak ve evlere dışarıdan da bakmak keyifli olduğundan girdik.

İyi ki de girmişiz. Burada hayvanat bahçesi de varmış. Ve benim oğlum tam bir hayvan delisi :)


Yalnız girişte ekstra para verilerek girilen mu kısma girseymiş daha da mutlu olacakmış. İçeride lemurların arasında yürüyormuşsunuz. Ayrıca sürüngenler de buradaymış.

Ama annesinin klonu oğlum buna çok da üzülmedi , o zaman diğer şeyleri kaçırabilirdik diyerek mutlu olmasına devam etti.




Burası da başka bir yerdi. İçeride özgürce uçan kuşlar vardı. Her yere yiyecekler koymuşlardı. Ama tabi akıllı kuşlar yoklardı ortada, sadece seslerini duyduk, bir de bu ufaklığı gördük .


Evet, sonunda parkın içinde gezmeye başladık.



Kazlar ve yavru kazlar ayaklarımızın dibinde.



Bizonlar, domuzlar .


Sağımızdan solumuzdan koşturan sincaplar.


Burası geyiklerin bölgesinin ucuydu. Ağaçları nasıl korumaya almışlar gördünüz mü, bayıldık.


Suda göremeyince üzülüp içeri girince yuvalarında uyumalarını izlediğimiz,su samurları. Şşş Uyuyorlar gibisinden bir de yazı vardı orada :D


Kurtları ve vaşakları göremedik, bir yerlerde uyuyorlardı. Öyle güzel bir hayvanat bahçesiydi ki,  hayvanlar yeşilliklerin arasında özgür ortamlarındalar.





Dolaşırken şans eseri beş dakika sonra kapanacak bir eve rastladık.


Duvarlarının güzelliğine bakar mısınız?



Oradaki kıza tek görebildiğimiz evin bu olduğunu söylediğimde bana kapının önünde on dakika içinde başlayacak dans gösterisinden bahsetti.


Kazların arasından geçip ne şanslıyız, koskocaman alanda tam dans zamanında buraya buradayız diyerek gösteri yerine gittik.




Yarım saat boyunca keyifle seyrettik. Dansçılar o kadar tatlı ve mutlu görünümlüydü ki.

Gösteriden sonra parkın henüz dörtte birini dolaşmışken geri dönüp yeniden kurtlara bakmaya karar verdik.



Bu arada kaçırdığımız bir iki hayvanı daha gördük.


Kurt ailesi ortaya çıkmışlardı , üç yavruları vardı ve pek şekerdiler.


Pek çekmemişim ama bu sırada başka bir yerde asılı duran etin sahibi wolverine gelmiş, onu da gördük. (Wolverine kutup porsuğu imiş)


Artık etraf bayağı boşalmışken, sakinliğin arasından huzurla dolaşıp çıktık.


Artık otelimize gitmek zamanıydı.


Otelde kendimize makarneks yapıp yedik.


Bu bol yürüyüşlü gün de böylece bitti.

Ertesi gün plânların dışına çıkıp maceraya atılacağımız gündü. Öncesinde iyi bir uyku çekmek lâzım :)

31 Temmuz 2018 Salı

İnterrail 5. Gün 1. Bölüm :Stockholm Sokakları Gamla Stan

Bir türlü yazamadım beşinci günü. Benim için biraz hüzünlü bir gündü sanırım onun için elim gitmedi yazmaya.

Bu tatilde Bilgiç hiç mutlu olamadı. Genelde tatil öncesi mızıltıktır gittiğimizde en çok o eğlenir ama bu sefer terse geçtiği bir zaman dilimindeydik. Doğrusu beni çok yıprattı. Tatilde ona cazip gelen tek şey gitmeden iki gün önce fark ettiğimiz Guns N Roses konseriydi. Ona da bilet bulma olasılığımız imkânsız gibiydi.

Can desem iznini zorla Ramazan'da verdiklerinden boş vakti yoktu. Beş gün zor bir araya getirdik. (Hatta hatırlarsanız gitmeden uçuş yazmışlardı neredeyse gelemeyecekti) Dolayısıyla onun son günüydü o gün. Biz  üç gün daha kalacaktık.

Bilgiç'e madem bu kadar mutsuzsun ve hayatının en kötü tatili babanla dön istersen dedim. Dönmeye de karar veremedi kalmaya da karar veremedi. (Zaten oldum olası seçemez ) En sonunda ben babanla git dedim.

Çocuklar doğduğundan beri onlarsız tatile hemen hiç gitmedim ben. Hani çocukları bırakıp gidersin ya, hiç yapamadım. Evlilik yıldönümlerimizi falan hiç başbaşa kutlamadık, hep birlikte. Pek yakında kendi yollarına gidecekler, ne kadar birlikte vakit geçirsek kârdır diye düşünüyorum. Gerçi eskisine göre biraz daha yalnız tatil ayarlıyoruz. Ama bu tatili öyle düşünmediğimden pek hüzünlendim.

Neyse sabah baba oğul çantalarını sırtladılar. Stockholm sokaklarına bıraktık kendimizi. Gamla Stan dedilen tarihi adaya yakındık zaten. Yürüyerek oraya gittik. Turist kalabalığının arasında dolaştık.

Haydi siz de bizimle dolaşın biraz.







Havalı Bilgehan pozu :)




Daracık daracık sokaklar :)


Komik Vikingler :)






Öğleden sonra dört kişilik ekibimiz ikiye ayrıldı.


Bu pozdan sonra Can'la Bilgehan trene binip havaalanına gittiler biz de Stockholm'e geldiğimde gitmeyi düşündüğüm bir başka adaya doğru yola çıktık.

Metehan ve Handan'ın sefillik, hastalık, açlık ve mucize içeren son üç günü de sonra devam edecek :D


20 Temmuz 2018 Cuma

Sabahın İlk Saatleri


Şimdi bahçede otururken bana eşlik eden güzellik 😊

Stockholm'deyiz. Bu sefer tam bir hostel deneyimi oldu bize. Yıllar sonra ilk defa ranzada yattım. Ve odada tuvalet yok. Yanımızda taşıdığımız çarşaflar işe yaradı. Çarşaf kiralamak 30 lira falan. Dört kişi olunca yüklü miktar. Ben Carrefour 'dan kilosu 24 lira olan çarşafların en hafiflerinden almıştım. On liraya falan maloldu :) Yanımda lavantalar var, arılar ve kuşlar. Akşam geç geldik, şehri henüz hiç görmedim. Kocaman bir günümüz var bakalım nereleri görebileceğiz.

Bizimkisi inrerrail demosu gibi oldu. Tren yolculuğu ağırlıklı gezi. Ben çok memnunum ama erkeklerim bir daha trene binmeyebilirler :D