Can Bilgiç'le otelde kalmayı teklif etti. Saat üç gibi oradan taksiye binip bizi Manhattan'dan alacaklar. Hiç ikiletmedim tabi, her iki tarafın da keyfine uygun harika bir plân :)
Aklımda Metropolitan Müzesi'nin bakamadığımız hediyelik eşya dükkânına bakmak ve Central Park 'ta Strawberry Hills'i görmek var. Bir de kütüphaneyi görür müyüm tekrar diyordum ama hediyelik eşya dükkânı da müze kadar çekici olunca ona yetişemedik :)
Bu sefer değişik yoldan gidince Flatiron binasını da görebilmiş oldum. Ütüye benzediği için ismi flat iron olmuş :)
Madison Meydanı'na da bir merhaba deyip müzeye gittik.
O arada biraz kendimizden geçmiş de olabiliriz.
Alış veriş tamam olduğuna göre artık geze geze bizimkilerle buluşma noktasına gidebiliriz.
En sevdiğimiz yerlerden birisi bu alan oldu :)
Durup biraz tadını çıkarttık. Fondaki müzikle öyle güzel geldi ki.
Oradan John Lennon'un vurulduğu binanın yakınındaki Strawberry Hills'e geçtik.
Buradan Central Park 'a veda edip beşinci ve altıncı caddelerden buluşma yerimize indik.
Buluşma noktamızın burası olması sizi şaşırtmamıştır eminim ki :)
İşte spordan sanata, denizaltıdan uzay gemisine, kavgadan barışa, feribottan köprüye, kütüphaneden su parkına her telden tatilimiz böylece sona erdi.
Okuyan herkese selâm olsun :)


















