New York etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
New York etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2019 Perşembe

9 Eylül New York / Son Gün

Son gün. Akşam 19.00 uçağına bineceğiz. Öğlene kadar bir tur daha atmak istiyorum ama eşyamız çok.

Can Bilgiç'le otelde kalmayı teklif etti. Saat üç gibi oradan taksiye binip bizi Manhattan'dan alacaklar. Hiç ikiletmedim tabi, her iki tarafın da keyfine uygun harika bir plân :)

Aklımda Metropolitan Müzesi'nin bakamadığımız hediyelik eşya dükkânına bakmak ve Central Park 'ta Strawberry Hills'i görmek var. Bir de kütüphaneyi görür müyüm tekrar diyordum ama hediyelik eşya dükkânı da müze kadar çekici olunca ona yetişemedik :)


Bu sefer değişik yoldan gidince Flatiron binasını da görebilmiş oldum. Ütüye benzediği için ismi flat iron olmuş :)


Madison Meydanı'na da bir merhaba deyip müzeye gittik.



Müzede gördüğümüz yılanlı yüzüklerden buluruz umuduyla gitmiştik ama kitap alıp çıktık hediyelik eşya kısmından .

O arada biraz kendimizden geçmiş de olabiliriz.



Alış veriş tamam olduğuna göre artık geze geze bizimkilerle buluşma noktasına gidebiliriz.



En sevdiğimiz yerlerden birisi bu alan oldu :)


Durup biraz tadını çıkarttık. Fondaki müzikle öyle güzel geldi ki.










Oradan John Lennon'un vurulduğu binanın yakınındaki Strawberry Hills'e geçtik.





Buradan Central Park 'a veda edip beşinci ve altıncı caddelerden buluşma yerimize indik.



Buluşma noktamızın burası olması sizi şaşırtmamıştır eminim ki :)

İşte spordan sanata, denizaltıdan uzay gemisine, kavgadan barışa, feribottan köprüye, kütüphaneden su parkına her telden tatilimiz böylece sona erdi.

Okuyan herkese selâm olsun :)

18 Eylül 2019 Çarşamba

8 Eylül New York / 7. Gün

Son bir buçuk gün kalmış,  ha gayret.

Pazar günü sabahın altısında kalkıp Bilgiç'i trene bindirerek New Jersey'e arkafaşıyla buluşmaya gönderdikten sonra odaya dönüp uyumuşum.

Bugün çok fazla bir plânımız yok. Brooklyn 'de gördüğüm tarihi bir eve bakmaya gidip, sokaklarda uzun uzun yürüyüp köprüyü geçeceğiz.


Doğrusu ev şirindi ama buraya kadar sırf onun için gelmenin gereği de yokmuş.


Neyse geldik madem, şöyle bir ev de bizim olsun diye dilek dileyelim.


Hoş geldiniz, buyruuun :)



Ev sadece haftasonları açık.


İçeride burada olan İngiliz Amerikan Savaşı ile ilgili ayrıntılar, hoş interaktif panolar ve bir de zarla oynanan oyun var.


Üst katında büyük boş bir salon. Konder falan düzenleniyormuş burada.


Önce anlamasak da sonradan bir resim sergisi olduğunu fark ettik.



İlginç bir sergiydi.


Ve çıkışta başladık yürümeye.






Uzuun bir yürüyüş sonrası denize ulaştık.


Köprüyü yürüsek mi yürümesek mi, çok mu uzun,  başından fotoğraf çektirip dönsek mi şeklinde geçti ama neyse Metehan ne kadar uzun olabilir canım diyerek yürümek istediği için o güzel Brooklyn Köprüsü 'nü yürüyerek geçtik. İyi ki de öyle yapmışız. Yanız yaya trafiğinden adım atmak o kadar zordu ki.




Kalabalık olsaydı durup uzun uzun tadını çıkartırdım bu manzaraların sanırım.






Ve yeniden Manhattan.


Burada Harry ile Sally Tanışınca filminin meşhur sahnesinin olduğu restorana gidecektik.


Bilşn bakalım neyle gittik.


Hahaha, acıkmış ve artık yürümek istemeyen Can pozu :D


Ama metro durağı ile gideceğimiz yerin ortasında bir yerdeyiz. Uber çağırmaya ne gerek var canıım, yürürüz işte. Hem bak Konfüçyus Amca ve Çin mahallesini göremezdik aksi halde.


Sonunda geldik. Gerçi gelmekle de bitmedi yorgunluk yarım saat de yiyecekleri almak sürdü. Neyse o işi erkeklerim hallettiler ben masayı tuttum.


Acı bir gerçek var ki canlarım, milletin iki kişiye yeter,  çok büyük dedikleri bu sandviç bizi anca doyurdu.

Açıkça ve utanarak itiraf ediyorum ki ben hiç bir porsiyonu çok büyük bulmadım, hepsini afiyetle mideye indirdim :D

Ama kahvaltı dışında tek öğün yedim bak çoğunlukla. 


Eh bu yorucu, bol yürüyüşlü gün de bir çayı hakketmişti artık.

Ertesi gün eve dönüş günü.

Odada çantaları toparlama işini geceden halledebilirsek sabah biraz daha gezeriz belki.

Ay hâlâ gezmek diyor kadın :D