Kısaca Salvador Dali :)
Resimden anlamam pek ama kelebekleri seviyorum :)
Uzaktan bakınca kim çıkacak bulun bakalım :D İlk öğrendiğimden çok şaşırmıştım :)
Bugün Doğanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bugün Doğanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Mayıs 2015 Pazartesi
4 Eylül 2014 Perşembe
David Garrett (4 Eylül 1980, Aachen, Almanya),
Sevgili Arzu'nun bloğunda geçen hafta rastlayıp tanıdım kendisini :)
Sabah sabah keyifli bir şarkıyla başlayalım güne :)
Sabah sabah keyifli bir şarkıyla başlayalım güne :)
29 Kasım 2013 Cuma
1 Nisan 2013 Pazartesi
30 Mart 2013 Cumartesi
Eric Clapton (30 Mart 1945)
Vincent Willem van Gogh (30 Mart 1853 – 29 Temmuz 1890)
En sevdiğim ressamlardandır Van Gogh.
Akira Kurosawa'nın Düşler filmindeki Kargalar adlı düş onunla ilgili, hem de alt yazılısını buldum sizin için :) Tablolarının içinde kaybolmak isteyenler seyretsin ... (Yani benim gibi burnunun dibine kadar sergisi gelip de tablolarının içinde kaybolma olanağı olan, ama becerip gidemeyenlere avuntu olsun..)
17 Şubat 2013 Pazar
Engin Varol (17 Şubat 1949)
ben ressam engin varol. öncelikle seçtiğiniz bu tablo için sizi kutlarım. hangi kritarle hareket ettiniz bilemiyorum ama iyi bir göze sahipsiniz. bu tablom pera palas oteli agatha CHRİSTİE nin 1926 lı yıllarda kaldığı 411 nolu odada kalarak yaptığım 102 tablolarımdandır, ne yazık ki ülkemizdeki kolleksiyonerler. sanatla uğraşanlar ve de galeriler resim nediri sorgulayamamışlardır. tek kriter imza kime aittir. yani kazanç, zaten sanat geçmişi incelendiğinde de herşey ortadadır. sanatcı para için resim yapmaz, yapamaz. yaparsa 0 ressamdır, tabloyu duvara asmak sadece başlangıçtır. asıl olan GİZ dir, gerçek sanat eserlerinde olduğu gibi,
Bugün doğanlar köşesinde iki yıl önce yayımladığım bu resme Engin Varol'un yaptığı yorumu aktarıyorum olduğu gibi :) Kendisine teşekkür ediyorum. Sanat dolu nice yıllara...
7 Ekim 2012 Pazar
Canım Babam~Fethi Karamahmudoğlu (07.10.1942-07.10.1999)
![]() |
Bak herkesi buraya topladım babacığım doğumgününü kutlamak için :)
Seni çok özledik. Çoooookkkk.....
3 Ekim 2012 Çarşamba
Chubby Checker ( 3 Ekim 1941)
O kadar dinlemişimdir kimin söylediğini hiç bilmiyordum doğrusu :)
2 Ekim 2012 Salı
Mohandas Karamçand Gandi ( 2 Ekim 1869 – 30 Ocak 1948)
Basit yaşa ki başkaları da var olabilsin.
Gordon Matthew Thomas Sumner ( 2 Ekim 1951)
Bu şarkıyı da klibini de çok severim...
26 Kasım'da belki canlı dinleriz, kim bilir :)
29 Haziran 2012 Cuma
Antoine de Saint-Exupéry (29 Haziran 1900- 31 Temmuz 1944)
"Eğer bir kisi, milyonlarca yıldızda sadece bir tane bulunan bir çiceği seviyorsa, o yıldızlara baktığında mutlu olmasına yeter bu."
28 Haziran 2012 Perşembe
Jean-Jacques Rousseau (28 Haziran 1712- 2 Temmuz 1778,)
"Zor iş, zamanında yapmamız gereken fakat yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle meydana gelir."
25 Haziran 2012 Pazartesi
Antoni Gaudí (25 Haziran 1852–10 Haziran 1926)
En ünlü eseri ise hayatını adadığı, yapımı halen süren La Sagrada Familia bazilikasıdır. Gaudí, 1882’de Francesc de Paula Villar y Lozano tarafından yapımına başlanan bu kiliseyi tamamlama işini 1883’de üzerine aldı. Gittikçe daha fazla zamanını bu esere ayıran Gaudí, 1908’de başka proje almayı bıraktı ve 1926’daki ölümüne kadar sadece La Sagrada Familia ile uğraştı. Gaudi, tüm mimari bilgisini karmaşık semboller sistemi ve inancın gizemlerine ilişkin görsel açıklamalarla birleştirerek bir 20. yüzyıl katedrali yaratmayı arzuluyordu. Sadece tüm enerjisini esere ayırmakla kalmadı, stüdyosunu da inşaata taşıdı. 74 yaşında bir trafik kazası sonucu projesini tamamlayamadan öldü ve La Sagrada Familia'ya gömüldü. (Vikipedi)
3 Haziran 2012 Pazar
Rafael Nadal Parera (3 Haziran 1986 )
Hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki. Şu sıralar 7. Roland Garros şampiyonluğunun peşinde. Tükenmez enerjisi, yılmaması, her sayı için yeniden başlaması. Sonra maçın sonlarında rakibine davranışı. Yense de yenilse de her zaman ağırbaşlı oluşu. Röpörtajlarda daima seviyesini koruyuşu. Samimi konuşması, asla kimseyi kıracak birşey söylememesi. Turnuva başından final maçını soranlara şu anda sadece birinci turu düşünüyorum herşey birer birer diyen hayata bakış açısı. Yenilgiyi kabullenişi. Her durumdan pozitif pay çıkartmaya çalışması.
Şurada bazı röpörtajlardan alıntılar var. Okuyun anlayacaksınız ne demek istediğimi :)
Garip batıl inanaçları, takıntıları ile insan olduğunu hatırlatmasa nasıl bir yaratık diye bakacağım :)
Bu arada Fransa Açık Tenis Turnuvası ikinci haftasına girdi. Bu hafta maçlar daha çekişmeli geçer. Kaçırmayın derim :)
28 Şubat 2012 Salı
Ömer Seyfettin ( 11 Mart 1884 – 6 Mart 1920),
"Genç irisi bir şövalye tercümana bir şeyler sordu. Arslan Bey;
-Ne diyor? dedi.
-Bey bu topu kaç günde İstanbul'dan buraya getirmiştir, diyor.
-Sen de ki: İstanbul'dan getirmemiş. Burada bir hafta içinde kendisi yapmış.
Tercüman bu sözleri söyleyince esirler afallaştılar. Arslan Bey, daha ziyade yaklaşıp elleriyle yoklamalarına, daha yakından görmelerine müsaade ettiğini söyledi. Mağrur kumandan, kahraman asilzadeler, cesur şövalyeler, büyük topun etrafında toplandılar. Bir elini hançerinin elmas sapına dayayan Arslan Bey, öteki eliyle, gülümseyerek pala bıyıklarını büküyor, arkasındaki kâhya, başını kaşıyarak gülmekten katılıyor, tercüman aptallaşıyordu. Yirmi adım uzakta duran mızraklı nöbetçiler de gülüşüyorlardı. Esirler topa elini sürdüler. Deliğini aradılar. Bulamayınca sarardılar. Sonra kızardılar. Birbirlerine bakıştılar. Öyle kaldılar. Kolların, çaprazlayarak yere bakan kale kumandanı titreyerek mırıldandı. Arslan Bey, tercümana baktı;
-Ne diyor?
-Bu mertlik değil... diyor.
-Ona sor ki: Henüz bir kere patlamayan bir toptan korkarak, hemen teslim oluvermek mi mertliktir?
Tercüman sordu...Kale kumandanı, gözlerini yerden kaldırıp cevap veremedi. Asilzadeler, şövalyeler, birbirlerinin yüzlerine bakmaya cesaret edemediler, ani bir ölüm darbesiyle vurulmuş gibi oldukları yerde donup kaldılar. Bir güllesiyle kaleyi yıkacak olan bu korkunç top, siyaha boyanmış kocaman bir kütükten başka bir şey değildi!..."
Kütük
-Ne diyor? dedi.
-Bey bu topu kaç günde İstanbul'dan buraya getirmiştir, diyor.
-Sen de ki: İstanbul'dan getirmemiş. Burada bir hafta içinde kendisi yapmış.
Tercüman bu sözleri söyleyince esirler afallaştılar. Arslan Bey, daha ziyade yaklaşıp elleriyle yoklamalarına, daha yakından görmelerine müsaade ettiğini söyledi. Mağrur kumandan, kahraman asilzadeler, cesur şövalyeler, büyük topun etrafında toplandılar. Bir elini hançerinin elmas sapına dayayan Arslan Bey, öteki eliyle, gülümseyerek pala bıyıklarını büküyor, arkasındaki kâhya, başını kaşıyarak gülmekten katılıyor, tercüman aptallaşıyordu. Yirmi adım uzakta duran mızraklı nöbetçiler de gülüşüyorlardı. Esirler topa elini sürdüler. Deliğini aradılar. Bulamayınca sarardılar. Sonra kızardılar. Birbirlerine bakıştılar. Öyle kaldılar. Kolların, çaprazlayarak yere bakan kale kumandanı titreyerek mırıldandı. Arslan Bey, tercümana baktı;
-Ne diyor?
-Bu mertlik değil... diyor.
-Ona sor ki: Henüz bir kere patlamayan bir toptan korkarak, hemen teslim oluvermek mi mertliktir?
Tercüman sordu...Kale kumandanı, gözlerini yerden kaldırıp cevap veremedi. Asilzadeler, şövalyeler, birbirlerinin yüzlerine bakmaya cesaret edemediler, ani bir ölüm darbesiyle vurulmuş gibi oldukları yerde donup kaldılar. Bir güllesiyle kaleyi yıkacak olan bu korkunç top, siyaha boyanmış kocaman bir kütükten başka bir şey değildi!..."
Kütük
21 Şubat 2012 Salı
Anaïs Nin (21 Şubat 1903 - 14 Ocak 1977)
"Herşeyi olduğu gibi görmeyiz, olduğumuz gibi görürüz."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















