Aklımdan Geçenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aklımdan Geçenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2026 Pazartesi

Açık Mektup

 Sevgili erkeklerim. Bundan sonra anneler günü, yaş günü , kadınlar günü vs kutlamak istemiyorum. Beni sinirli yapıyor, siz de ne yaparsanız yapın karşınızda sevimsiz bir kadın görüyorsunuz.

Bugün oturdum ,düşündüm. Neden böyleyim ?

Oğluşlarım, siz ilkokula, orta okula giderken benim için masaya iki peynir bir bütün domates koyduğunuz kahvaltı sofraları güzeldi. Miniciktiniz. Elinizden geleni yapıyordunuz.

O zamanlar odanız düzgündü, dağıttıklarınızı topluyordunuz, kıyafetleriniz yerinde asılı, yataklarınız yapılıydı.

Şu an biriniz neredeyse 24, diğeriniz 27. (Sen de 56 sın Cancım 29 yıldır benimle evlisin ve kirliliğe atılacak çamaşırlarını ters çevrilip de öyle atmanı bile öğrenmedin inatla.) Artık arada bir mutfağa girip bu akşam yemek benden olsun, kahvaltıyı hazırlayayım. Hiçbiri olmadı bu akşam bulaşıkları ben toplayayım, dur sofrayı kurayım diyebilirsiniz. Üçünüz de. Onun yerine ben her yemek sonrası tabaklar makineye konsuuuun demek zorunda kalıyorum. 

Odalarımız bizim alanımız modundasınız. Ama burası benim evim. Ve koridorlarda uçuşan tozlar, saçlar, ben ne kadar kalan kısmı süpürsem de o odalardan uçup geliyor. Düzeni ve temizliği seven, öyle ortamlarda ruhu huzur bulan bir kadın olarak sürekli dağınıklık ve kire maruz kalıyorum. Sürekli. Kendi evimde gözlerimi kapatıp yaşamaya çalışıyorum.

Bir gün birisi çamaşırları asayım demiyor. Toplayayım demiyor. Hepsini geçtim klozete dönüp bakılmıyor, umumi tuvalete girmiş gibi hissediyorum. 

Ha ben desem yapıyorsunuz.

Ben demekten yoruldum. Ben herkesi idare etmekten yoruldum. Ben salondaki vitrinin üzerine yığılan elektronik şeylerden yoruldum. Temizlemem gerektiğinde elli parça ortalıkta cimdik cimdik. Temiz çamaşırı çekmeceye yerleştirmek için odaya girmem gerektiğinde adım atacak yer bulamamaktan, çekmecenin önüne yığılanlar yüzünden açılmamasından yoruldum. 

Ben çok yoruldum. Ve bunun burukluğu ne kadar istemesem de size yansıtıyorum. 

21 Ağustos 2024 Çarşamba

54 Yaşından Felekten Bir Gün / Gece Çalmak Deyimini Anladım İyi mi ?


Dün arkadaşlarımızla buluştuk. Can'ın devre arkadaşı ve eşi. Evlendiğim günden beri arkadaşız. Hatırlayanınız olur mu bilmem, dört teog anası olarak dolanıyorduk bir ara. Selma ikinci çocuk isteye isteye dolanırken hepimize bulaştırdıydı. Dört arkadaş peş peşe hamile kaldıydık. Komik günlerdi.


 Önce karadeniz restoranında kahvaltı yaptık. 


Yeşillikler içinde harikaydı .


Ama oraya rüzgâr çok gelmeyince kahvaltı sonrası daha ferah bir yer ararken Cam Müzesi 'ne düşürdük yolumuzu.


Cam ve Billuriye Müzesi'ne daha önce de gitmiştim ben. Bahçesi harika olduğundan onlar gezer ben otururum dedim ama dayanamayıp tekrar gezdim.


Küçük bir müze. Ben de küçük müzelere bayılıyorum.




Selma bana oradan kolye alıp hediye etti.






Müze gezisi, çay kahve keyfi, bol fotoğraf çekirmek sonra bu sefer kendimizi Anadolu Kavağı 'na atmaya karar verdik.


Giderken yolda Yuşa Tepesine çıktık. Önünden çok geçmiştik ama hiç çıkmamıştım. Tam ikindi ezanına denk düştü. Dua ettik, oradaki duayı dinledik, manzarayı izledik. Çamlıca Tepesi 'nden sonraki en yüksek tepesiymiş İstanbul'un. Türbenin kapısında ekmekten meyvaya, yazmadan incil boncuğa bir sürü şey satan yerler vardı. Ekmek aldık oradan.




Yolumuza devam edip Anadolu Kavağı'na geldik.


Gün batımı izledik, sessizliğin tadını çıkarttık, yemeğimizi yedik.



Akşam kapıdan içeri girerken bunca şeyin arasında böylesi bir gün yaşamak hayattan bir güne el koyabilmek, her şeye inat bir günü yaşamayı başarmak gibi diye aklımdan geçirirken bir an ampul yandı bende. Aaaaa. Felekten gün çalmak tam da bu demek.

11 Ağustos 2024 Pazar

Dans Etmek

İnstagrama yazdığım yazı burada da dursun :


Yarım saat dans ettim. Hareketlerinin ne olduğunu çözmeye çalışırken sadece kolumu nereden uzatacağım bacağımı nereden çekeceğim diye düşündüğüm içim bütün olumsuzluklar silindi aklımdan, sonra o kolu bacağı o şekilde hareket ettirmeye çalışırken motor becerilerim paslanmaktan kurtuldu, müzik içimi aydınlattı, ezberlemek hafızamı çalıştırdı, üzerine kan ter içinde kaldım,kalbim, ciğerim tembelliği bıraktı, kaloriler gitti. Daha ne olsun.

Dışarıdan nasıl gözüktüğüm önemli değilönemli olan neler kazandığım. Ve bunu göstermeye de söylemeye de devam edeceğim zira utanıp yapmayan birileri varsa onlara örnek olsun. Ruhumuza bedenimize iyi gelen şeylerden başkaları ne der diye vazgeçmeyelim .Yüreğimizdeki şeyi yaparken ışıldıyoruz. En çok da karanlıkların her yeri sarmaya çalıştığı bu günlerde o ışığa ihtiyacımız var.




28 Nisan 2024 Pazar

Karışık Duygular

Evvelsi gün annemle anne kız kaçamak yaptık.

Annemin çok sevdiği babamın bir öğrencisinin kızı ve oğlunun konseri vardı. Yeldeğirmeni Mahallesi'nde konserin olacağını öğrendiğimde hemen bilet almıştım ki annemle hem konseri izleyelim hem de uzun zamandır görmediği Emine Abla'yı görsün.

Tabii ki anneciğim ikna etmek pek kolay olmadı ama neyse ki kızına kıyamıyor:)

Akşama kadar vakit geçsin diye önce biz de güzel bir kahvaltı yaptık. Duş aldık evi toparladık falan derken akşam oldu. Kadıköy'e gidip kuaförde şeklimizi şemalimizi düzelttirdik.


Bir lokantada oturup karnımızı doyurduk. Oradan da konsere geçtik. 

Bütün bir süre boyunca içimde bir hüzün vardı. Zira dün sabah kız kardeşim gibi yakın gördüğüm bir arkadaşımın annesinin vefat haberini almıştım. Daha geçen bayramda iki kız kardeş yurt dışında tatilde oldukları için kendini yalnız hissetmesin diye iki günde bir arayıp Suna Teyze ile konuşmuştum. 30 yıldır tanıyordum.  Arkadaşım yurt dışında yaşadığından bu vefat onu daha da sarstı. Bu herkesin korkulu rüyası değil midir zaten. Birkaç gündür de annesiyle konuşmamış. 

Haberi aldığımda Metehan yanımdan geçiyordu ona çağırdım ve sarıldım. Durumu anlattıktan sonra ilk söylediğim şey "Oğlum sen uzaklardayken başıma bir şey gelirse sakın kendini kötü hissetme çünkü ben ne kadar sevildiğimi çok iyi biliyorum" oldu. 

Hayat böyle bir şey. Birisinden her ayrıldığında bunun son ayrılık olduğunu düşünebilmek gerekiyor belki ama , bir taraftan da sürekli karşındakine ölecekmiş gibi davranmak da psikolojik açıları hiç normal ve iyi bir şey değil. Benim en dikkat etmeye çalıştığım şey birisinden ayrılırken kırgın ve sinir olmamak. Onun için benim ne kadar tepemin tasını attırmış veya aşırı derecede cinlerimi tepeye çıkartmış bile onun için benim ne kadar tepemin tasını attırmış bile olsalar bizimkileri muhakkak ki evden öperek yolcu ederim, arkalarından el sallarım:)

İşte böyle karman çorman duygular. Az önce de sevgili pilates hocanın babasının vefat ettiği haberini aldım. Benim yaşlarımda olmalı. Son zamanlarda çok hasta olduğu belliydi o babasını yolcu edebildi. Hangi yaşta nasıl olursa olsun her ölümün üzücü yanı var. Bir taraftan da hepsinde teselli bulabileceğimiz bir şey olabiliyor.


Hayat akıp gidiyor. Hepimize ne kadar çok anı doldurabilirsek yanımıza kâr.


31 Aralık 2023 Pazar

Seni Sevdim 2023

Uzun uzun yıl özeti yazıyordum ki sildim hepsini. Zaten anlatmışım burada zamanında tekrara gerek yok.


2023 bende değişim senesi oldu. Rejimi bıraktım. Yeni müzik grupları keşfettim. Depresyon yaşadım. Koza örmüş gibi oldum. Dansa başladım. Dansımı paylaşmaya başladım ve hayatıma bi heyecan geldi. Bu da başka bir sınav oldu. Kendime dur deme, abuk subuk lâflara gülüp geçebilme, hırsa kapılmama gibi konular çıktı önüme. Kapalı, korunaklı bölgem biraz fazla afişe oldu. Sonra bu afişe olma korkusundan yıllardır kendimi sınırladığımı fark ettim. O zaman düşündüğüm kadar güçlü değilmişim fikri dank etti kafama .

Ve bütün bu sorgulamaları, değişimleri, gerilimleri , heyecanları ve hatta depresyonu sevdim. Zira ot gibi yaşamadığını hissettirdi bana.

Hayat bana karşı hep çok cömert oldu. Benim de her zaman en büyük dileğim çevremdekilere bu duyguları yayıp onlara güzel dokunuşlar yapabilmek . Sahip olduklarım maddi ya da manevi çevreme de ulaşmadıktan sonra, bir arkadaşımı gülümsetmedikten, yolu bloğum düşen birisine minicik bir hayat ışığı vermedikten sonra dünya üzerindeki yerimin ne kıymeti var. Yaşıyoruz ve öleceğiz.

İşte böyle bir sabah. Ev sessiz. Erkeklerim geç yatmışlar.

Akşam geleneksel olarak annemde buluşacağız. Son hazırlıklarımı yapacağım. Dün akşam bi enerjiyle mutfağa girdiğimden çoğu işimi halletmiş olmanın huzuru var içimde.

Az sonra çıkıp kahvaltı için eksik şeyleri alacağım. Metehan'ın misafiri de var, bugün evimizdeki gençlik ateşi yüksek. Gençleri öyle seviyorum ki. Enerjileri, heyecanları bana mutluluk veriyor. Çocuklarımın pırıl pırıl arkadaşları yüreğimi aydınlatıyor.


Hepinize günaydın. 

Gülümseyen bir pazara açılsın sabahınız.


15 Aralık 2023 Cuma

?


Bu sabah ne fark ettim biliyor musun Sebastiyan, yaşadığım ne varsa şanslı bir insan olmama bağlıyorum. Hayatımda elde ettiğim ne varsa benim yerimde başkası da doğsaydı elde ederdi gibi . Akıllı ve güzel kızım diye büyütüldüm. Hep akıllı ve güzel olduğumu hissettim ama bunlar benim başarılarım değil, hayatın bana sunmuş olduğu hediyeler. Sevgi dolu bir ailede büyüdüm. Çevremde harika arkadaşlarım oldu. Mahallem İstanbul'un en güzel yeri bence. Pozitif bakış açım da hem bu güzelliklerin hem de beyin kimyamın bir sonucu. İyi de o zaman ben etkisiz eleman mıyım ?

30 Kasım 2023 Perşembe

Şöyle Afili Bir Başlık Bulamadım Ama Bu Yazıyı Kaçırma

Yaa Sebastiyan, ununu elemiş eleğini asmış, hayatımda bundan sonra heyecan verici ne olabilir ki diye düşünürken ne ilginç bir kasım yaşadık böyle. 

Ay başında bana bir dans videosu çekeceksin bir milyon kişi izleyecek deseler rüyamda mı derdim herhalde. 

Bedenimin yeni hormonlarına alışma sürecinde yaşadığım depresyonla başa çıkmaya çalışırken dansın beni mutlu ettiğini hatırlamak ne iyi geldi . Bedenimden, hantallığımdan , yaşımdan başımdan utanmadan kalkıp dans etmeye çalışmak  yaptığım en cesur şey olabilir. Çünkü farkına varmadan görünmez ağlarla kendi elimizi kolumuzu bağladığımızda o bağları aşması gerçekten çok zor. Benim gibi deli tepelek görünen birisinin bile kalıplara girip bunun farkına varmaması mümkün. 

Oysa karma karışık asla yapamayacağımı düşündüğüm figürlerle uğraşırken aklımda dolaşan olumsuzluklardan ve çivisi çıkmış insanlıktan uzaklaştım ve çocuklarıma hep söylediğim sevdiğiniz işi yapın cümlesini bilfiil kendim yaşayıp sevdiğim şeyi yaparken hiç yorulmadığımı gördüm. Ve sadece yattığım yerden söylenmek yerine kıpırdanınca yüreğimden geçip hep istediğimi kendimin bile bilmediği bir şeyler oluşmaya başladı. 

Geçen yaz nefes almaya çalışıp üzerime abanan karabasanın altında yaşamak için uğraşırken kendi kendime mantra gibi bu geçecek ve sen iyi ki yaşamışım diyeceksin, bu bir koza ve dönüşümden geçeceksin derken haklıymışım. Ya da belki de öyle dediğim için öyle olmuştur. Bilemiyorum. Bunu buraya yazıyorum, çünkü unuttuğum zaman okuyup hatırlamam için gözümün önünde olsun istiyorum. İnsan çok kolay kayboluyor. Kaybolduğumuzda korkmayıp çıkacağımız yerin daha güzel bir yer olduğunu düşünmemiz , ve sadece bir adım atmaya odaklanmamız iyi geliyor

26 Ekim 2023 Perşembe

Hasta Pasta Sokaklarda

Önce oğlanlar hapşırmaya başladılar. Üç gün sonra da bana geçti. Dünden beri hepten nane mollayım.

Ama bu spor yapmamı ya da sokaklara çıkmamı engelledi mi ? Hayır.

Dün anneme kuaföründen randevu almıştık, Kadıköy'e yürüdük. Kuaförün bahçesinde oturup onu bekledim, sonrasında bir yerlere oturup yemek yedik, bir yerlere oturup çay içtik. Eve dönerken peynir ,ekmek, midye dolma felan aldık. Sırtıma yükledim yürüyerek döndük. Şöyle taksiye atlayıp paşalar gibi dolanamıyorum anacım. Sağımdan solumdan bilimum torbalar sarkarak yürüyecem illâ.


Bugün İzmir ekibi buluştuk. Master Chef izleyen Selma geçen gün bana oradaki iki yarışmacının açtığı bir yerin instagram hesabını yollamıştı. Bana neredeyse komşuymuş. Gel gidelim dedim. 



İlginç bir deneyimdi. Gözümüz çok doymadı ama lezzetler güzeldi. Asıl sohbete daldık ki bahaneyle buluşmak harika oldu.





Yarın da üniversite arkadaşımla buluşacağız. Daha önce anlatmışımdır, emekli olduktan sonra sâdekârlık dersleri aldı, şimdi harika bir atölyesi var. Kültür Bakanlığından da Sanatçı ünvanı aldı son günlerde.



Ben harika bir kolye almıştım ondan. Metehan'a da çok istediği yılanlı yüzük tasarlamıştı. Şimdi de sarmaşık şeklinde bileklik istiyoruz dedik. Onun için buluşup nasıl bir şey istediğini konuşacağız. Evde kahvaltı yapacaktık ama nezle olunca çok riske atmayalım diye dışarıda buluşacağız. Maskeli süvari şeklinde dolanıyorum etrafta anlayacağınız.

Gelecek ay Can'ı yine yıllık izni var, koca sene alamayıp hepsini peşpeşe vermeleri kötü olmuş. Napacağımızı bilemiyoruz. Ya noel pazarı ya da kuzey ışıkları diye iki seçenek var aklımda. Adam emekli olmadan gezeceğimiz kadar gezelim, sonrasında emekli maaşı ile makarna çorba evde oturmaca yaşayacağız gibi gözüküyor. ( Pöh buna ben bile inanamadım, Handan ve evde oturmak, omzuma çıkın asıp yürüyerek gezerim herhalde :D)

Bütün parti süslerini topladım. 31 Ekim'e kadar bir kısmı dursun diyordum ama başlayınca hepsi girdi kutuya. Dolaptaki el izleri çok kolay çıktı. Yüz boyasıydı, bulaşık deterjanı ile silince gitti. 

Bu aralar her yerde yüzüncü yıl marşları, reklâmları, videoları görüyorum, iyi geliyor ama yüreğimdeki acı ve kırgınlık engelliyor çok mutlu olmamı. Cumhuriyet için ne yaptık ? 

Diyorum ve huzurlarınızdan ayrılıyorum. Burun damlamı bulmam lâzım.


 

20 Ekim 2023 Cuma

Aklımdan Geçenler

 İnsanların dünya üzerindeki görevleri çeşit çeşit Sebastiyan. Meselâ kedi insanları var. Kedileri bulurlar, bakarlar, tedavi eder ettirirler, mamalarını alırlar. Meselâ insan insanları var. Her insana yardıma koşarlar, afetlerde hemen ordadırlar. Meselâ ağaç insanları var. Gerekirse kendilerini ağaca zincirlerler. Önüne yatarlar bir şey olmasın diye. Her insan kendi sorumluluğuyla doğuyor bence.Ve her insan sorumluluğunun acısını en çok hissediyor. Din insanları meselâ kendini dinine adamış oluyor, sadece kendi dininin acısını hissediyor. Köpek insanları aç köpekleri görüyor en önce. Ben hiçbirisi değilim sanırım. Kedileri severim, kuşları severim, ağaçları severim, insanları severim, dinleri değil Yaradanı severim, denizleri çiçekleri severim . Hepsini sevdiğim için hepsine dokunurum ama  hiçbirisine çok  faydam olmaz. Ve hepsini sevdiğim için bir yere ateş düşünce hepsine üzülürüm. Futbol maçında taraf tutmamak gibi bir şey bu, kim yense diğerine üzülüyorsun. İstiyorsun ki bölünüp küçülmek yerine  birlikte olup büyüsünler..

18 Ekim 2023 Çarşamba

Sen Tetris Tipi misin Satranç Tipi mi ?

Sabahın beşinde rüyamın ortasından kalkıp sonra neydi ki o rüya diye düşünürken iyice uyanınca yataktan çıktım mecburen. Sanırım haftanın yapılacak işler listesi beni gerdi :) 

Salona geçip çiçek saksısının altında duran ıvır zıvır kutusunu çıkarttım, içindekilere bakıp işime yarayacak gibi olanları alayım dedim. Meğer ıvır zıvırdan çok dosya saklamışım en son yerleştirdiğimde. Diplomalar, belgeler falan hep oradaymış. Arasam bulamam. Diğer saksının altındaki kutuda ne vardı ki diye ona bakınca yılbaşı süsleri buldum. Acaba hiç hatırlamadığım neleri nerelere tıktım yerleşirken :D

Akşam Harbiye Açıkhava 'da konsere gideceğim, kalktığımdan beri yağmur yağıyor. Evden çıkarken yağmurluk almayı unutmayayım bari. O saatlerde duracak diye gösteriyor ama ben daha meteorolojinin bir şeyi tutturduğunu görmediğimden .

Saat yediyi geçiyor. Bilgehan hazırlanıyor. Bir saat sonra da Metehan kalkacak. Onu yollayıp pilatesi de yaptıktan sonra gidip yine uyuyabilirsem çok güzel olacak. Yoksa gün bitmeden yığılabilirim bir köşede.

Dün sabah yürüyüşte kendimle ilgili bir şey keşfettim. Tuhaf bir keşifti. 

Ben hiç satranç , dama gibi stratejik oyunları oynayamam. Ama tetris , candy crush , klax (Commodore 64 'de ne oynardım) gibi oyunlarda çok iyiyimdir. Hayatımı yaşama şeklim de aynen böyleymiş. Hiç bir hedefim, ona ulaşmak için uzun vadeli plânlarım falan olmadı. Üniversite sınavından bir gün önce tercihe ne yazacağımı bilmiyordum. En yüksek alacağım puana göre yol çizilecekti. ( Herhalde eğitim sisteminde benim zamanımdan beri yapılmış en mükemmel değişiklik puanı aldıktan sonra tercih yapmaktır, bizimkisi kadar saçma sapan bir şey olamaz, daha sınava girmemişsin tercih yapman gerekiyor :/) Ben geleni doğru yere yerleştirerek geçirdim hayatımı. Önüme çıkanları bir bir savuşturdum. Dolayısıyla da sürüklendiğim yere ulaştım. Bunu fark etmek çok tuhaf hissettirdi. Yürüyüş yaparken bir anda aklımda belirmesi de düşünce kadar şaşırtıcıydı doğrusu. Herkes hayatı yetenekleri doğrultusunda yaşıyor. Strateji oyunu oynayamıyorsam hayatta da yapamamam çok doğal, bunu anlamamam çok komik .

Neyse işte, öyle karışık bir şeyler.

Bilgehan'ı yolcu ettim şimdi. Daha Metehan'ın kalkmasına ve pilatese bir saat var. Gidip alış veriş listesi yapayım kendime. Sonra da Halloween kutusunu çıkartayım, oradakiler ilham verir belki.

Hepinize keyifli bir çarşamba olsun. 

Dansöz bloggırınız şu dansa taktı bu aralar. Daha on saniyesini çözebildim ama olsun. Size sabah enerjisi versin şu şeker çocuklar. 



29 Ağustos 2023 Salı

Boş

Sabah pilates yaptım, duş aldım, bulaşık makinası çalıştırdım, yıkananları yerleştirdim, geri dönüşüm çöplerini toplayıp attım, dişçiye gittik, dönüşte kahvaltı hazırladım, karpuz kesip dolaba koydum, uzun zamandır konuşmadığım büyüklerimi aradım sohbet ettik, miras kalan bir arsa konusu vardı onun ne olduğunu anlamaya çalıştım, tavuk haşladım, pilav pişirdim, çorba yaptım, kasaba sipariş verdim, markete sipariş verdim, gelen siparişleri yerleştirdim, akşam yemeğini yedik, kitap okudum , video düzenledim, bir sürü müzik videosu izledim, Manga konserine bilet aldım, abur cubur keyfi yaptım, blog yazdım, duolingoda fransızca çalıştım, oğluşlarımla sohbet ettim. Ve gece yarısını geçen şu anda bomboş bir gün geçirmişim gibi hissediyorum. İçimdeki boşluk nasıl dolacak ?

17 Ağustos 2023 Perşembe

Hiçbişi Yapmadan Bu Kadar Çok Yazıyosam Bi de Yapsam Nolucaktı Heee

Sabah pazara gidip eskiden bir ayda harcayacağım parayı ellerine sayıp döndükten sonra bari bozulmasınlar diye hemen işe giriştim. Birer ikişer kapya, patlıcan , havuç felan aldıydım türlü yaptım. Kavurmamsı bişey oldu aslında. 

Reyhan şerbeti haftada bir yapıyorum. İçiyor muyum, hayır. Genelde Bilgehan bitirmiş oluyor .

Yeşillikleri yıkayıp kuruttum. En üşendiğim şeydir. Allah seni inandırsın, yapacak başka işim mi var, yatmayayım da yıkayayım diye yıkadım. Bu yaz niye bu kadar boş kaldım çözemedim ama .

Meyve yemekten şiştim.

Bir de ailevi olaylardan şiştim .

Can'ın yeğenine kız isteme işi çıktı bir anda. Ama çok bir anda. Hani ne yapacağımızı bilemedik. Zaten Can'ın yurt dışında olduğu zamana denk düşmüş. İki yurt dışı uçuşunun ortasına , bir tanesi de değil. İzin gibi şansımız olmuyor pek bizim. 

Neyse sanırım bir haftadır yaşadığı karmaşadan ve gerilimden hepimize bi küstü bi bişeler oldu. Can'a telefonda ters davrandı falan.

Valla kocamla gurur duydum. Normalde o davranışlara inanılmaz tepesi atar ama öyle güzel alttan alıp idare etmeye çalıştı ki. Şimdi de iş çıkışı yanına gidiyor, yüzyüze anlaşırız diye .

Yeğeninin annesi de babası da aramızdan çok erken ayrıldılar. Ne derse ne yaparsa yapsın sen sakın kapıları kapatma dedim ben sadece. O kapatırsa bile bizimkinin açık olduğunu bilsin. Bu dünyadaki en yakınları biziz, büyük olan biziz, belli ki çok bunalmış, bir şekilde kırılmış, sinirlenmenin, köprü yıkamanın zamanı değil. 

Gençken insan büyüklerin her şeyi çözüp kaldırdığını düşünüyor. Oysa her şeyi çözüp kaldırmak gibi bir lüksümüz yok hayatta. Bütün işlerimiz harika gitse bile günlük yaşamda bir çok şeyle uğraşıyoruz. Birbirimizle didişiyoruz. Önümüzdeki hayat kısaldıkça sorgulamalarımız artıyor. Hayallerimiz azaldıkça heyecanlarımız soluyor. Velhasıl ak saçlı dede bilgeliğinde olmak saçların aklaşmasıyla alâkalı değil. O koşturmacada gençlere az vakit ayırmış olabiliyoruz. Bunu anlamalarına imkân yok.

Senin için yaptıklarımdan sonra bana böyle mi davranacaktın demesi kolay. Neden böyle davrandı onu anlayayım demesi asıl önemli olan.

Tüm ilişkilerde bu böyle.

Bizimkiler bazen çok çileden çıkmışlarsa ne kadar sinirimi tepeme çıkartsalar da gidip onlara sarılırım. Çünkü bazen sadece öyle bir şeye ihtiyacımız vardır da bilemeden sinirleniriz.

Can'a dedim ki git benim yerime sarıl ona. Biz erkekler öyle anlaşmayız dedi omza yumruk atarız :D Zaten benim yerime sarıl dedim, kendi yerine değil.

Bilmiyorum aralarındaki konuşma nereye varacak. Birbirlerini sevdiklerini düşünüyorum, çıkarlar bu durumun içinden. Yeter ki sinirlerimizin kurbanı olmayalım. Silip atmak çok kolay , birleştirip oluşturmak asıl zor olan, onu başarmak önemli .


4 Ağustos 2023 Cuma

Ağzımızdan Çıkanı Kulağımız Duyuyor mu ?

Geçen hafta bir arkadaşımızın oğlunun düğününe gittik. İzmir günlerimizden, minicik hallerini bildiğim şeker Batuhan'ın "Anne Metehan bile abi oldu" diyerek kardeş istediği günler dün gibi aklımda. Zaman nasıl hızla geçiyor.

Neyse konumuz bu değil. 

İzmir arkadaşlarım kokoştur benim :) Lojmanlarda evlilik ve annelik hayatımızın ilk günlerinde birbirimize destek olduğumuz için aramızdaki bağ bambaşkadır. Hepsinin yeri ayrıdır yüreğimde. Ve fakat kokoşlar anacım :D Ben de gitmeden kendime azıcık çeki düzen vereyim dedim.

Manikür, pedikür, kaş maş yaptırdım, saçlarımı kestirdim. Olabilecek en bakımlı halimde gittim düğüne. Göz farı, rimel ve rujdan mütevellit büyük makyajımı da yaptım.


Üzerimde lcw nin günlük elbisesi vardı ama daha cafcaflı giyinesim gelmedi, napalım.

Masamızda en yakın arkadaşlarım bir de ilk defa karşılaştığım bir çift vardı. Onlar erken ayrılmışlar hava kuvvetlerinden. Bizim yaşlılarımızda . İsmini de hatırlamıyorum kadının . Neyse içimizden biri onu tanıyor , sohbet falan ediyoruz.

Bir ara bana döndü, çok güzel bir kuaför var Etiler 'de yer zor bulunuyor, pahalı biraz ama nefis saç kesiyor, insanı gençleştiriyor kesimi, oraya gidebilirsin dedi. Bir de boyuyormuş beyaza.

Şimdi, iyi niyetli bir öneri gibi görünen bu cümlenin altında ne var ? Saçların kötü kesilmiş, seni yaşlı gösteriyor. Rengi de düzeltilmeli.

Hımmm.

Diğer en yakın arkadaşlarım bana bunu deseler, yine bir nebze anlayacağım. Onlar benim arkadaşlarım, yüzüme karşı "Mok gibi görünüyorsun" deme kredileri var. Ama aynı masaya denk düşmüş, büyük ihtimal bir daha karşılaşmayacağım birisi olarak , kendimce özen gösterdiğim bir gecede neden benim özgüvenimi sarsıcı bir öneri yapıyorsun ki ? Kendi arkadaşlarım dese, hee heee , buldun bir ay öncesinden randevu alıp üç vasıtayla ulaşacağı bir kuaföre gödecek kadını diye susturucam, kadına bir şey de diyemedim, o da uzattıkça uzattı, ben de kafa salladıkça salladım. Gerçi kuaförün ismini not etmememden pek niyetim olmadığını anlamıştır herhal ama anlamamış da olabilir.

Susmayı bilmiyoruz. Sözlerimizin nereye gittiğini anlamıyoruz. Kime ne konuşabileceğimizin sınırını anlamıyoruz. Ne zaman konuşabileceğimizi kestiremiyoruz. 

Oradaki İzmir'de birlikte olduğum en az sekiz dokuz arkadaşım vardı, tek beyaz saçlı bendim. Hepsi de bana harika yakışmış dediler. Birisi bile ay Handan boyatsana saçlarını demedi. Hımmm. Arkadaşlarımı güzel seçiyormuşum demek :D

Geçenlerde bir videoya rastladım. Yabancı bir anaokulunda öğretmen çocuklara anlatıyordu. Arkadaşınızın bir şeyini söylemeden önce bunun bir dakika içinde düzeltilebilecek bir şey mi olup olmadığına bakın. Ayakkabının bağı çözülmüş derseniz meselâ eğilip bağlayabilir. Bunu söyleyebilirsiniz. Saçın çok kısa olmuş derseniz, bunu bir dakikada değiştirebilir mi ? Hayır. O zaman söylemenize gerek yok.


Herkesin zaten bir sürü kuruntusu var, kimseye kendisi sormadan bir şey önermeyin anacım. 

Diyeceklerim bu kadar .

Hee, benim özgüvenim yerle bir olmadı tabe. Gördüğünüz gibi keyfime baktım 😁



29 Mayıs 2023 Pazartesi

Filbahar, Lavanta, Yıldız Çalısı, Gül





Sitenin bahçesindeki mis kokulu güzellikler.

Biliyorsun, bütün sene boyunca sulamayıp, toprağını çapalamayıp, budamayıp sonra da açmasını bekleyemezsin çiçeğin. Oturduğun yerden çiçeğe güzelleme yaparak olmaz o iş. Elini toprağa sürmen gerekir. 

Sonra karşısına geçip aptal çiçek işte, benim ona ihtiyacım yok demen çiçeğin umrunda değil. O kendisini yeşil yapraktan ibaret sanıyor. Ve tüm amacı o yaprakları tutmak. Açtığından habersiz sürüyor ömrünü ...

27 Mayıs 2023 Cumartesi

Sabah Kahvesini Bizim Balkonda İçelim Hadi


Hastalığın iyisi kötüsü olmaz ama zihinle oynayanlardan en çok korkuyor olabilirim. Düşün, beden kimyasalların bozuluyor ve sen şu ortamda, sevdiklerinle birlikte, huzur içinde yaşarken mutsuz, umutsuz ve kaybolmuş hissedebiliyorsun.

Sonra bu dönemi atlattığımda kendime sorduğum soru şu oluyor ?

Benim kimliğim ne kadar benim elimde ? Yaratılışımdan sahip olduklarımın keyfini sürmek dışında kişiliğime ne kadar etkim oluyor ? Birisinin beyin kimyası benden farklıysa ve onun etkisi altındaysa iyi ne kötü ne , ben kimi ne kadar yargılayabilirim ? 

25 Mayıs 2023 Perşembe

Ölüm Bir Şey Değil de Yaşamamak Korkunç

Ama blogcum ben burada hormonlarımla boğuşurken sürekli bişeylere hüzünlenip durmam için sebep de çıkartılmaz ki.

Dün Dimash'ın 29. doğum günüymüş, tabi her yerden videolar düşüyor önüme. Bir de yeni şarkı çıkartacak diye bekliyoruz falan .

Kendi 29 yaşımı düşündüm. Marks N Spancer'dan çok severek aldığım bulüzü giydiğim güzel fotoğrafım geldi aklıma. (ay ben hâlâ giyiyorum onu , çok da geride kalmamış o yaşlar herhal :D) Dört aylık hamileydim . ( Bir saattir fotoğrafı arıyorum)


Ama bu 28 yaş fotoğrafıydı.

Sonra hatırladım, 29 . yaş günüm en hüzünlü yaş günümdü.

Daha beş gün önce babacığım kendi yaş gününde vefat etmişti. O sabah beni kimse erkenden arayıp doğum günümü kutlamamıştı. Babamın yumuşacık sesini duyamamıştım. 

Neyse işte. 

Sonra Dimash'ın şarkısı çıktı. Ay ben bir de ona hüzünlen. Hayatımı boşa geçirmiş gibi falan hisset . 

Şarkıyı üstteki fotoğrafıma sakladım, kahvenizi alıp kulaklığınızı takıp dinleyin. 

Bu sabah da Tina Turner 'ı duydum. Radyoda What's Love Got To Do With It 'i dinlediğim günlere ışınlandım. Erkek sandıydım ilk önce söyleyeni :) Ne kadındı ama. Huzur içinde yatsın. 

İşte böyle.

Yapacak işim yok da kendi kendime hüzünleniyorum diyerek kalkıyorum şimdi. Daha pazara gidilecek. Annemin ilaçları eczaneden alınacak. Hastaneye tahlil sonuçları çıktı mı diye sorulacak. Öğleden sonra Can eve dönüyor. Gidip ona şarlayıp falan kendime geleyim azıcık :)


24 Mayıs 2023 Çarşamba

Ay Artık Olsam da Rahatlasam

Nedir biz kadınların her ay çektiği yaa. Çocuk doğurmuş olsun olmasın bütün kadınların anneler günü kutlanmalı sırf hayatı boyunca çektiği bu fizyolojik ve psikolojik zor zamanların hatırına.

Vallahi şiştim. Ya , tamam,  çok güzel, bu yaşta hâlâ devam ediyor vücudum yenilenmeye felan ama bu ay dağıttı yine beni .

Bir film izlemeye çalışıyorum, sanırım beş dakikalık bölümler halinde diziye çevirdim. Yatasım yok kalkasım yok, kitap okuyasım yok, müzik dinleyesim yok, evde durasım yok, dışarı çıkasım yok. 

Tam bir depresyon hali. Biyolojik olduğunu bilmek de rahatlatmıyor. Puffff.

Neyse , bugün mahallede yürüdük, size biraz bahar havası getireyim, ben de şu filmi bitirmeye çalışıp sonra da erkenden sızsam falan, ne güzel olur.

Ay, TOWANDAAAA...







23 Mayıs 2023 Salı

Sabahın İlk Saatlerinde Aklımdan Geçen Sevimsiz Ama Önemli Şeyler

Mükellef bir kahvaltı yaptım, klasik sabah çay videomu çekip instagrama yükledim, ikinci çayımı almaya giderken Bilgiç'i uyandırma çalışmalarına başlayacağım

Bugün annemle doktor maceralarımızın sonuncusunu ayarladım, nöroloğa gideceğiz. Hafiften unutmalar başladı annemde, bu pandemide yalnız kalıp dışarı çıkamadığı zamanlar da hiç yaramadı ona, zaten ailede alzaymır geçmişi de olunca gidip bir bakalım istedim. O bu işten nefret etti tabi. Doktora gitmekten nefret eden annemi yılbaşından beri kalpçi, gözcü, dişçi dolaştırıyorum zira :D Anneannemden beri bu tıp dalının da biraz daha ilerlediğini umud ediyorum, bakalım. 

Hayat hızla geçiyor. Biz kendimizi hep aynı kalacağız sanıyoruz. Ama bedensel sağlığımız harika bile olsa ruhsal olarak her gün çevremize koza örüyoruz. İlmek ilmek. Koza ördüğümüzün farkında değiliz aslında. Kendimize tam istediğimiz ortamları hazırladığımızı düşünüyoruz o sırada. O rahat koltuk, bahçedeki salıncak , mutfak masasını başındaki minderli sandalye. Rahat köşemizi hazırladıkça oraya iyice yerleşmeye başlıyoruz. Dışarı çıktığımızda meselâ , bildiğimiz kafeye geçip oturuyoruz, aynı yoldan yürüyoruz, sürekli aynı konuşmaları yapıyoruz, mutfakta elimiz otomatikman tabağa uzanıyor, çantamıza ilk el attığımızda cüzdanımızı şıp diye buluyoruz. 

İşte bu rahatlık dediğimiz şeyler hayata karşı ördüğümiz kozalar aslında. Konfor alanımızın içinde konforla yaşadığımızı düşünürken yaşamsal yeteneklerimizi bir bir bırakıyoruz. Öyle hissetmeden bırakıyoruz ki. Canımız istemiyor diye düşünüyoruz. 

Benim yaşlarımda çok anlaşılmıyor bu çekiliş. Zira hâlâ okula giden delikanlılar, çalışan kocam, gelen misafirlerim falan olduğu için, ister istemez birşeyler yapmak zorunda kalıyorum. Üf püf dediğim bütün bu işler hayatımı kaçırmamı engelliyor aslında. 

Ama yaş ilerledikçe, konfor alanımızdan çıkmamızı gerektirecek işler, kişiler azaldıkça, yaşamak nefes almaktan ibaret oluyor. Olsun, o yaşta belki de fazlasına ihtiyacım yok diye düşünebilirsiniz ama dikkat ve düşünce yavaş yavaş çekiliyor el altından, sisli bir dünya sarıp sarmalıyor sizi. Ne kadar çok kitap okuduğunuz, çengel bulmaca çözdüğünüz, puzzle yaptığınız falan önemli olmuyor o sırada. Hayatınızın yapbozu tamamlanmış (tüm parçaları yerine oturmuş oturmamış, eksikler kalmış kalmamış önemli değil, yapbozu bitirmişsiniz ) . Bu sefer bu sisin ortasında konfor alanınızda huzuru kaçırıyorsunuz yavaştan. Şıp diye bulduğunuz anahtarınızı beş defa arıyorsunuz hayatınız buna bağlıymışçasında. Ocağı on defa kontrol ediyorsunuz. Özene bezene senelerce hazırladığınız koza sarıp sarmalamıyor artık. Dışarısı ise hepten korkunç.

Diyeceğim o ki. Bu gün, işe giderken farklı bir yola sapın. Her gün girdiğiniz marketten değil de ilerdekinden alın suyunuzu. Öğlen yemeğinizi içinde kimse olmadığı için hiç girmediğiniz kafede yiyin. Belki de berbattır yemekleri ama olsun. O deneyim bile güzel. Her hafta değişik bir tarif katın sofranıza. Arkadaşlarınızla buluşmak için özel çaba sarfedin. Birlikte spontane çılgınlıklar yapın. Şehrin gitmediğiniz mahallesine gidin. Çocuklarınızı farklı parka götürün. Gidemem ki diye düşündüğünüz tatile nasıl gideceğinizin plânını yapın. Artık çok geç diye düşündüğünüz bir hayalinizi bulup gerçekleştirmek için neler yapabileceğinize bakın. Merak edin. Çiçeğin ismini, ağacın yaprağını, kuşun ötüşünü. 

Bırakın telefonu elinizden , en azından sabahları onu yerine kitap alın. Değişik kitap türü olsun .  Ya da bir şarkı açıp sadece dinleyin .

Ben de telefonu bırakıp da çayımı içerken şarkımı dinleyeyim bu arada .

Yaşamdaki zorluklar bizim yaşama tutunmamız için. Onları kucaklayalım. Meselâ ben dönince kocamı kucaklıycam. Üç gündür yok fazla huzur battı bana :D



21 Mayıs 2023 Pazar

Sanırım Hafiften İyileşmeye Başladım

On gündür öldürmeyen ama hafiften süründüren bir kırgınlığım var. Vitaminlerle ayakta duruyormuşum . İki gündür almayınca vitamini anladım. Neyse bu sabah hafiften divildiyorum. Yarına toparlanmış olurum herhal. Olmasam da vitaminlere dönüş yapacağım . 

Bu sabah ilk defa ekmek yiyesim gelmedi. Kendime tost yapmak yerine yumurta haşlıyorum. S*ktir Et Diyeti son hızıyla devam ediyor. 84 kiloyum. Yine etli butlu teyzelere döndüm. Horluyorum. Spor da yapamadım düzenli ne zamandır. Ama sanki doyma hissime ulaştım gibi. Saate kaloriye bakmadan acıktığımda yiyorum. Doyuyorum. Sonrasında sürekli ne yesem diye dolanmıyorum ortalıklarda. Sadece istediklerimi yiyorum. Restoranların menülerinde ne çok seçenek varmış meğer :D İstediklerimi yediğim için de bir eksiklik duygusu olmuyor. 

Yalnız kendimi çok saldım. Spor kısmına odaklanmalıyım. Sevdiğim bişey bulmam lâzım. Dans videoları izleyip figür mü öğrenmeye çalışsam acaba diyorum. Keşke yakınlarda yüzecek bir yer olaydı. Aslında Belediyenin yüzme havuzu var ama her ay randevu almaya çalışma stresi sinir bozucu.

Halsizlikten temizlik felan da yapmayınca günlerim uzandığım yerden kitap okumaya çalış, saçma sapan telefon oyunu oyna ve kısa video izleye dönüştü. 

Karar veremiyorum. Hayatım düzene oturmuş mu demeliyim, yoksa hayatımı boşa harcıyorum hissini mi gerçekçi bulmalıyım. Yazı yazasım var . Ama başlayamıyorum. Yazacaklarımın çok sığ olmasından mı korkuyorum, ipin ucu kaçar diye mi çekiniyorum bilmem.

Udumun sapı kırılmış. Neyse sadece ucu yerinden kopmuş. Kılıfının içinde teller meller karışmış hissedince sap parçalandı zannetmiştim. Yaptırsam da elime alsam .

Sitede kentsel dönüşüm konuşmaları başladı. Ağlamak istiyorum sayın seyirciler. Kimse düşünmüyor diye mutluyduk. Deprem olunca gıpraşmaya başlamışlar. Mütaahhide verilen eski evin halini görünce burası da neye benzer bilmiyorum. Evet ev değeri artar ama ben balkonumun manzarasını nereden bulurum bir daha. Ev aramak, taşınmak felan da cabası. Ay daha şimdiden içim şişti. Umarım işler yavaş ilerler . 

Yumurtalar haşlanmıştır, gidip sağlıklı kahvaltımı yapayım. Tost yemekten hiç sıkılmam zannediyordum. Vay be..

31 Mart 2023 Cuma

Sadece Yemek

Yemek yemek dışında da birşeylerden zevk alıyor olmam gerekmiyor muydu benim ?

 Evet nefsime hakim oluyorum. Ramazanda zaten hakim oluyorum. Onun dışında da zaman zaman bunu başarıp kilolarımdan kurtuluyorum. Ama elli iki yaşımda artık bir üst seviyeye ulaşıp nefse hakim olmayı aşıp başka bir yola sapmış olmam gerekiyordu sanki. Nefsimin bu döngüden sıyrılıp kendini bulması meselâ , ne güzel olurdu.

Film izleyelim, dur yanında çerez alayım. Kitap okuyorum, dur çayla bisküvimi de alayım. Balkona iftardan sonra çıkıyorum, neden, yiyip içmeden ağaçlar güzel gözükmüyor mu ?

Sabahtan akşama yaptığım tek iş akşam yemeğini düşünmek.

Allah sizi inandırsın aklıma yemek gelmeyen bir aktivite var : temizlik ve ev düzenlemek. Bu yaşımdan sonra temizlik delisi tiplere dönmesem bari.

Hayatımdan yemek çıktığında geriye kalan tek zevkim uyumak.

Bi yerlerde bi hata var sanki.

Bırak dağınık kalsın diyorum bazen. Ben bıraktıkça açlığım artıyor. Ne kadar çok yersem o kadar doymuyorum. Doyma hissim yok. Çatlayıp gideceğim at gibi . İnanın doysam da oh desem boş ver, ye diyeceğim kendime. Olmuyor.

Yemek yemeyi unutacağım bir uğraşım olsaydı keşke.