10 Temmuz 2026 Cuma

Bunu da Gördük :D

Dün sabah hazırlanıp her şeyi karavana yükledik. Arkadaşlarımız geldi. Onları da alıp yola çıktık. Evden henüz on beş dakika kadar uzaklaşmıştık ki tam tünelden geçerken bomba gibi bir patlama sesi ile yerimizden zıpladık. 

Karavanın lastiği patlamış. 

Kağnı hızında tüneli geçip kenarda durduk. 

Can daha karavanı aldığında stepnesiz olmaz diyerek ona uygun yedek lastik bulmuştu. Tabi onu karavandan çıkarttığını düşünüp de eve dönmeye karar vermeseydi yarım saatimiz boş yere geçmezdi :D

 Yoldan sağa saptığımız anda lastiği karavana geri koyduğunu hatırladı ama bizim o beş metrelik mesafeyi geri dönmemiz yarım saat sürdü. 

Neyse , hidrolik krikodan tekerlek şişirme zamazingosuna her türlü zamazingosu da olduğu için Sabri ile yarım saatte değiştirdiler lastiği.


Yeniden yola koyulduk.

Kamp yerine varıp kurulduktan ve Can'a zorla karavanın tentesini de açtırdıktan sonra yağmur başladı. Nasılsa meteoroloji tam bilmiş. Dörtte başladı yedi buçuğa kadar yağdı. O saatte kesildi. Ama her yer çamur deryası olmuştu bile. Umarım bugün kurur biraz da çıkarken yine çekici çağırmak zorunda kalmayız.


Onca çamura yağmura inat düzgün bir sofra kurmak için çabalayan hatunlar alkışı hak etti bence . Bulaşık yıkamaya da üşenmedim. Ama sabah kahvaltısı uyduruk olacak diye uyardım. Sürekli de bulaşık yıkanmaz ki canım :D


Bir ara yapmur yağarken güneş çıktı. Gökkuşağı olur kesin diye arandım. Bu sanatsal fotoğraf çıktı ortaya.


Gece yarısına kadar yıldızların altında ateş başı keyfi yaptık. 


Ve sabah...

Şu an ışıl ışıl güneşin altında sabah keyfi yapıyorum. Deniz gel bana diye çağırıyor. Belki gireriz. Can Efendi muhalefet yapmazsa. Paso her şeye muhalefet. Onu yapamayız , bu olmaz :D Neyse ki sonra bana kıyamıyor . 

Dün gece çocuklar olmayınca arkadaki yatakta yattık. Çok rahatmış. Bizim yattak yaptığımız yemek kısmındaki minderler o kadar yüksek değil, üzerine ne koyarsak koyalım bir yerden sonra omzum kalçam ağrıyor. Arkada mis gibi yattım. Can da yatağa yatınca , evet ya , burası rahatmış, dediğin karavanla Türkiye turunu yapabiliriz dedi :D Sözü aldım bakalım :)

İşte böyle. Hemen yazdım ki sonra biriktikçe üşeniyorum :D

Şimdi şu sandalyede keyfime devam edeyim. Öptüm sizi.





8 Temmuz 2026 Çarşamba

Ortaya Karışık Bir Hafta

Geçen çarşamba zorla konsere gittim. Daha önce dinlediğim bir grup değildi. Sadece oğlanlar bilet alıyor diye almıştım. O sırada diğer konserler de duyurulmamışlardı. Peşinden on konsere daha gideceğimi bilsem almazdım bilet. 


Bir de bir gün önce üç saat dans videosu çekmeye çalışırken omzum sakatlanmış, üzerimi giymekte zorlanıyorum, öyle berbat halde. Konserin Life Park'da olması da ayrı dert. Git git bitmez. 

Bir ara gerçekten vazgeçmiştim. Öyle gözümde büyüdü. Sonra kendime evde duracağına hit. Spor olsun dedim.


Sağdaki üçlü bizimle headbang yapan iki Türk bir Koreli :D Koreli çektirdi fotoğrafı herkes evine dağılmadan önce :D

Bir saat zıpladık, kafa salladık. Kolum açıldı biraz o sırada :D


Cumartesi Can'ın devre toplantısı vardı Hava Harp Okulu 'nda. Okulun şu anki komutanı bizimkilerin devresi olunca nostaljik bir gün yaşadık.






Yemekhanelerinde yemek yemek en keyiflisiydi.



Pazar günü arkadaşlarımızla ne yapalım derken Parkta Caz programını gördüm. Yoğurtçu Parkı'nda program varmış. Sandalyelerimizi, çayımızı, böreğimizi kapıp gittik.




Dün de okul arkadaşımla tee Rumeli Kavağı 'na denize gittik. Bir misafir götürme hakkım olunca onu da askeri kampa sokabildim. Valla gidiş geliş üç üç altı saat sürdü ama . Beşiktaş 'tan Kavak'a vapur öyle keyifli ki insan yolda ayrı mutlu oluyor. Yaz sıcaklarında İstanbul'da yapılabilecek en güzel aktivite bir vapura kendini atmak .




 Can Bey'in keyfi gelirse yarın da bir gecelik kamp kaçamağı yapacağız. Hava yağmurlu gösteriyor . Can keyifsiz biraz. Ben kamp hazırlığı yapacağım bugün dediğimde "Dur bakalım, gidecek miyiz" diyerek tepemin tasını attırdı ama. Dedim , ne gapacağım, sabah kalkıp senin keyfin yerinde olursa ben şıp diye on saniyede mi hazırlayacağım her şeyi. Bir insan nasıl bu kadar zeki ve aynı anda geri olabilir bilmiyorum. Kamp gitmek onun için teker dönünce başlıyor tabi. 

İşte böyle .

Şimdi balkonda çay keyfimi yapayım, sonra buzdolabına dalacağım. Yine karman çorman. 


2 Temmuz 2026 Perşembe

Bir Handan'ın Bıkmış Halleri

Bir gün bizimkilere şunu yapmak istiyorum:

Kıymayı güzelce yoğurup yemekte önlerine koyacağım.

Hani bu pişmemiş derlerse.

Bayağı yaptım işte, siz de çok nankörsünüz diye çemkireceğim.


1 Temmuz 2026 Çarşamba

Capitol'e Gitmek İnsanı Hüzünlendirir mi ?

Dün göz doktoruna randevu aldım. Gözlük camlarımı yenilemem gerekiyordu, o arada bir baktırayım da öyle yenileyeyim dedim. İyi ki öyle demişim. 

Çok komik. Şu anda ben yakını gözlükle görememeye başladım. Gözlüksüz görüyorum. Doktor sizin göz numaranıza özgü bu, büyük ihtimal gerekmeyecek yakın gözlük demişti. İlk başladığında çok can sıkıcıydı zira masanın üzerini gözlüklü de gözlüksüz de göremiyordum. O kör nokta yüzünden yapboz yapamaz hale gelmiştim. Neyse zaman içinde hipermetrop ilerledi. Bu bağlamda benim miyopumu geriletti. Ve şu an masanın üzerini rahat görüyorum. Mutfakta iş yaparken tezgâhı da gözlüksüz güzel görüyorum. Dolayısıyla gözlük genelde sağda solda beni bekliyor. Evdeki televizyon kocaman. Zaten çok izlediğim de yok. Sadece geçen aylarda sinemaya gittiğimde hafif rahatsızlık hissettim. Sanki gözlüğümü biraz öne alınca daha rahat görebiliyorum da almazsam beni rahatsız ediyor gibiydi.

Neyse doktor şu mu iyi, bu daha mı net gibi insanı deli eden soruları sorarak numaramı ölçtü. Sizin şimdiki numarayı açayım bir de dedi. Anaaaa. E ben körmüşüm ya :D bir anda bütün yazılar yok oldu. 

Hahaha. Şüphelendiğim gibi gözlük numaram küçülmüş. Ama benim tahminimden çok daha fazla küçülmüş. Bir ara gidip yeni numarayla camları yaptıracağım.


Doktor çıkışı Capitol'e gittik annemle. Burası sanırım bizim yakanın en eski avm si. 
Çok severim havasını. Küçük, derli toplu ve nezihtir. Annemle hafta bir giderdik ilk İstanbul'a geldiğim zamanlarda. Şimdi yılda iki üç kere gidiyoruz. Durup etrafıma bakarken eski bizi özledim. Kitap baktığımız, yapboz almadan çıkmadığımız, sohbet edip etraftan geçenleri çekiştirdiğimiz, capitol sendromu diyerek tuvalete koşturduğumuz, çocuklarımı okula, eşimi işe gönderip dolaştığım günleri özledim. 


Uzun zamandır kitap almamıştım, Nezih'den bunları aldım. İkinci kitaba yüzde elli indirim kampanyası vardı.

Bütün tişörtlerimi bir şekilde siyah beyaza çevirmeyi başarmışım. Renkli birşeyler baktım. Pembe bir atlet gördüm. Bildiğin atlet gibi yani. Gömleklerin içinde güzel olur diye elime aldım. İki yüz bir şey lira, iyiymiş dedim. Bir daha baktım basamaklar biraz fazla gibi geldi. İki bin küsürmüş. Anacım atlet yaaa, ne koydunuz içine ,altın iplikle mi diktiniz ?

Neyse pek renkli olamasa da uçuk sarı ve lila nispeten normal fiyatlı ve incecik iki tişört buldum. 

Orada kahvaltımızı yapıp. Öğlenin sıcağında eve kadar yürüdük. En son yokuşu nasıl çıktım bilmiyorum:)

Bu sabah omzum biraz daha iyi. En azından başıma kadar kolumu kaldırabiliyorum.

Akşam konsere gideceğiz. Yine Life Park'da. Yani şu yerde bu kadar konser olması beni deli ediyor. Git git, dön dön bitmiyor. Bir de hafta içi. Metro kapanmadan yetişelim, yok marmaray kapanmadan binelim derken hepten sinir bozucu.

Neyse. Gidip giyineyim de yürüyüşe erken çıkayım. 

Evim de öyle berbat halde ki. Temizlemem lâzım. Bilmiyorum yapar mıyım. 

Güzel bir gün olsun hepimize.