20 Aralık 2012 Perşembe

20.12.2012

Geçen gün bangır bangır dilek dileyin dedikten sonra kendim 12.12 yi kaçırmıştım :( Ama azimliyim anacım, bu akşama saatimi kuruyorum tam 20:12 de dileklerimi tutacağım :D

Hatta şimdiden başladım :)

Ben özet geçtm ama sizin de dilekleriniz varsa altına ekleyin canlarım. Birlikten kuvvet doğar :)



19 Aralık 2012 Çarşamba

Benzetme :)


Çorabıma bakarken bana çok benzediğini düşündüm.

Valla nasıl düşündüm onu sormayın günlerdir diş ağrısından içtiğim ağrı kesicinin haddi hesabı yok, çorabı afrika kıtasına bile benzetebilirdim :)

Neyse konumuza dönelim , ona bakarken çok beğendiğimi düşündüm. Özü sade, üzerinde renkler. Tıpkı ben. Temelde sakin, tembel, huzurlu, gri.... Ama arada küçük kaçamaklar, minik farklılıklar, gülümseyişler falan kırmızı, mavi, beyaz noktalar...

Tamam, tamam, dün dişçiye gittim, asayiş berkemal :)

16 Aralık 2012 Pazar

Beni Asla Bırakma

Sevgili Sevda'nın katıldığımız hediye etkinliğinde bana gönderdiği kitaptı bu, hem sürükleyici hem düşündürücüydü, bir solukta okudum.



Mini Kaçamak :)

Dün sabah kahvaltıdan sonra çayımızı içerken, hava da ne güzel gözüküyor, güneşli ve rüzgâr yok derken. Bir anda Yalova'ya gitme fikri gelişti :) Uzuun zamandır mangal keyfi yapmamıştık.

Öğleyin Metehan'ı dersanesinden Bilgehan'ı okulundan kaçırdıktan sonra hep birlikte dünyanın en yavaş giden feribotuyla geçtik küçük şehrimize.

Mangal yanmaya başladığında, güneş de batmaya başlamıştı artık.


Ellerimizi onun ateşinde ısıtmaya çalışarak bekledik :)


Tabi günün son dakikalarının peşinden koşan bir Handan vardı her zamanki gibi.



Beş dakikada hazırlanmış bir kaçamak olmasına rağmen masada yok yoktu..

Salatalar bitirilemedi bile.

Şekerpare ne zaman ve nasıl yapılmıştı da yetişmişti gözlerimize inanamadık.

Soğuğa inat içeri girmeden yediğimiz balıkların ardından ısınmak için içtiğimiz bu çorba o kadar lezzetli ve harikaydı ki :)



Hımmm, iyi ki gitmişiz :D

14 Aralık 2012 Cuma

Benden Yemek Bloğu Falan Olmazmış Kesinlikle

Şurda bir tarif vereceğim, bir tembellik bir tembellik. Çektiğim fotoğrafın üzerinden bir yıl falan geçmiş herhalde, zor buldum arşivimde :)

Geçenlerde Dr. Öz'ün programında rastlamıştım, iki günde bir mantar yemek gayet faydalıymış. Hatta mantarı yerken harcanan kalori mantarın kendi kalorisinden çoktur gibi birşey demişti yanılmıyorsam. Tabi benim şimdiki tarifimden bahsetmiyor.

Şimdi bu aşamada bloğuma mantar kızarması deyip de yanlışlıkla bu sayfaya atılanlar varsa, sizi şuraya alayım.  (Valla ikici en çok tıklanan yazım olduğu için , bu açıklamayı yapmam gerekiyordu:)

Gelelim tarife.

Yemek kitabında bayat ekmekten sufle gibi bir ismi olmakla birlikte ben ona fırında mantar diyorum.

12 dilim bayat ekmek
250 gr mantar
3 çorba kaşığı tereyağ
4 baş soğan
1 bağ maydanoz
4 yumurta
1 su bardağı süt
2 çay bardağı kaşar rendesi
kırmızı biber, tuz

diyor tarifte . Ben ekmek miktarını daha az tutup mantar miktarını daha fazlalaştırıyorum. Tabi sütü de azaltmak gerekiyor bu bağlamda. Aman kafama göre takılıyorum yani.

Ekmekleri kızartıyorsunuz önce. Yine tarife göre ekmekler dilim halinde kızartılıyor. Ben küp küp doğrayarak teflon tavada yağsız kızartıyorum.

Mantarları soğanla kavuruyoruz. Bildiğiniz gibi mantarlar en güzel yüksek ateşte kavrulur. Kararmadan , aşırı suyunu salmadan.

Bir kaba kavrulmuş mantarı yayıyoruz. Üzerine doğranmış maydanozları serpiyoruz. En üste ekmeklerle örtüyoruz. Tereyağı bu ekmeklerin üzerine küçük parçalar halinde koyduktan sonra yumurta, süt ve kaşar peyniri rendesinin yarısını çırparak döküyoruz. Kabın üzerini  alüminyum folyo ile kapatarak 20 dakika pişirdikten sonra kağıdı alıp kalan kaşar rendesini üzerine serperek 10 dakika daha fırında tutuyoruz.


Ortaya nefis kokusuyla bu güzellik çıkıyor ..

Ben daha beğenmeyeni görmedim :D

Afiyet olsun efendim.

13 Aralık 2012 Perşembe

Sabah

Oğluşlar okulda.

Evde mutlak bir sessizlik hakim.

Kitabım ve çayımla koltukta battaniyemin altına kıvrılarak keyif yaptığım, kendimle başbaşa olduğum, dinlendiğim anlar.

Dünyadan soyutlanıp, herşeyi bırakıp, sadece kaybolduğum bu zaman dilimi olmasa ne yapardım bilmem...

12 Aralık 2012 Çarşamba

...

Bir şarkı, birkaç tesadüfün bütün bir hayatı ele geçirdiği zamanlar... belki de hepsi bu kadardır aslında. Üst yanı yoksul düşlerimiz için bir avuç oyundur hayatımıza saçılmış, biz onları bir bir toplarken ölürüz ölürüz ölürüz...

Murathan Mungan
Paranın Cinleri

121212

Saat tam 12.12 de 12 tane dilek dilemeyi unutma :)

10 Aralık 2012 Pazartesi

Gerardus Mercator

Ben küçükken Amerika ile Rusya'nın nasıl birbirlerine komşu olabileceklerini hiç anlamazdım. Birisi dünya haritasının bir ucunda diğeri öteki ucundaydı :)



Morpa yayınları "Neden " kitabından alıntıdır.


(Yine çocukların kitaplarını karıştırdım da :)


Size de Öyle Oluyor mu?

Birisinin bloğuna bir yorum yapmış da cevap alamamışsam sanki havaya konuşmuşum gibi hissediyorum. Bir daha pek yorum yapasım gelmiyor açıkçası.

Bir de arada kimilerini cevaplamış benimkisi es geçilmişse çok bozuluyorum. Komik ama bayağı bozuluyorum yahu .

Bu kadar.

Oh, söyledim, rahatladım :D