31 Mayıs 2010 Pazartesi

Çok İşim Var Çok...

Zaten hiç azaldığı yok ya bu işlerin.


Ay sadece ev kadınıyım yine de bu hal. Bir de çalışsam herhalde hiçbirşeye yetişemeyecektim artık.


Sokağa çıkma mevsimi açıldı ya artık yıka ütüle dur. Buna bir de bahçe çapalama mevsimi de eklenince benim ütü işim hiç bitmiyor Allahtan.


Yarın Metehan'ın mezuniyet balosu var. Ne anlamı varsa. Biz ilkokuldan mezun olurken ne güzel diploma töreni hazırlamıştık. Rondlar, korolar, folklor gösterisi falan. Hâlâ aklımdadır. Şimdi balo kıyafetleri giyip dolanacak kızlar ve yaşlarından büyük edalarla efelenecek erkekler , bir gece için üç günde büyüyecek kızlara elbise almaya uğraşacak aileler, tabi kuaföre dökülecek paralar falanla mezuniyet olacak... Pöh... Neyse ki oğlum var da kot pantolon üzeri gömlek ve jöle ile masrafsız idare edeceğiz.


Gelibolu'ya gittik Cuma günü. Bir ara fotoğrafları koyarım artık. Gece yolculuğu, bozulup duran araba, her durduğumuz yerde koşturan, uyumayacağım diye direnen 30 çocuk... Daha yorgunluğu atamadım üzerimden. Zaten İzmir'e gideli de fazla olmamıştı. Leyleği havada gördüm diyordum ki gerçekten de gördüğüm geldi aklıma, dur onun fotoğrafını koyayım.


Herkese günaydın.


Enerji dolu bir haftaya açılsın sabahımız...

27 Mayıs 2010 Perşembe

Temizlik

Kafamın içindeki bütün olumsuz düşünceler, gereksiz alınganlıklar, üzen hatıralar, lüzumsuz bilgiler ve bir işe yaramaz kompleksleri toplayıp klozete doldurmak istiyorum...

-Anneee bittiiiii...

(Eski yazılarımdan, şu anki hislerime pek uygun diye yeniden yazdım:)

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Tatlı Blog :D


Sevgili İçim bana tatlı blog ödülü vermişti :D (Tekrar teşekkür ederim canım :)

Benim de on kişiye devretmem gerekiyormuş.

Ben de bu ödülü

Daisy'ye
Katre'ye
Özii'ye
Banu'ya
Aysema'ya
Lola'ya
Bibis 'e
Ella'ya
Boogie'ye
Dolunay'a

veriyorum.

Nice güzel yazılarda birlikte olmak dileğiyle.

25 Mayıs 2010 Salı

Filbahri


Niçin bu nazlı çiçeğe bu ismi vermişler ki?

Kiraz Çekirdeği Ağacı



Üç yıl oldu, henüz bu ağaçtan değil kiraz yemek kirazları görmek kısmet olmadı.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Otların Arasında

Annemle küçük bir yürüyüş yaptık elimizde fotoğraf makinası. Uzamış otların arasında, sadece bir benek olarak gördüklerimizi yakın plana aldık.











Zzzzzzzzzzz....

Yarım saattir ona baktım buna baktım, şarkı aradım, resim aradım, ııh, canım hiçbirisini istemedi.

Bugün bişi yok.

Çekilebilirsin Sebastiyan...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

İzmir...


İnsanın senelerce yaşadığı şehirde turist olması ne tuhaf.

Otelde, körfez manzarası, karşı yakanın ışıkları... Sanki biz orada oturup o ışıkları seyrederken eski evimizdeki bizi görür gibi olmak... Sanki biz hâlâ orada yaşıyormuşuz bir yandan da...

Belki onun içindir, fırsat bulup da evimizin olduğu yere gidemeyişimiz. Orada başkalarını görmek acıtacağı içindir... O evdir evlendiğimiz, eşyaları yavaş yavaş alıp döşediğimiz, karnım burnumda yürüyüşler yaptığımız, oğluşların ilk gülüşleri, ilk adımlarını izlediğimiz... Kapısının eşiğine boylarını çizdiğimiz...

İnsanın senelerce yaşadığı şehirde turist olması ne tuhaf. Sanki hiç ayrılmamışsın oradan ama hiç de yaşamamışsın gibi...

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Bayramımız Kutlu Olsun


O GELİYOR

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Kızaran ufuklardan kaldırıyor başını
Yeryüzüne can veren,
Cana heyecan veren
Al yüzlü Oğan güneş.
Takanın burnu nasıl Karadeniz'i yırtar ?
Siz de bir an öyle yırtınız uykunuzu.
Uyanın Samsunlular!
Kurutacak gözlerde umutsuzluk yaşını
Al yüzlü Oğan güneş.
Bugün Çaltıburnu'ndan gülerek doğan güneş.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Uyanın Samsunlular.
Uyumak ölüme eş.
Diriltir ruhunuzu,
Ufukta bir gemi var.
Fakat bu gemi niçin böyle yavaş geliyor ?
Fakat yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ?
Bu gemi umut yüklü, insan yüklü, hız yüklü !
İçinde bu vatanın derdiyle yanan bağır.
Kurulacak yarını düşünen baş geliyor.
Bir baş ki, gökler bir küme yıldız yüklü.
Bu gemi onun için böyle yavaş geliyor.

Yıl 1919
Mayıs'ın on dokuzu.
Ufukta duran gitgide yaklaşıyor.
Sanki harlı bir ateş
Yakıyor ruhumuzu.
Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor.
Üzülmemek elde mi ?
Hız yüklü, iman yüklü, umut yüklü bu gemi.

O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,
O hız, doldukça bütün damarlara kan gibi,
Gizli inleyen her yürek canlanacak.
Ateşler püskürecek uyuyan volkan gibi.
Gittikçe büyükleşen
Gölgene dikilmekten karardı gözlerimiz.
Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz.
Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel !
Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel !

Celal Sahir EROZAN