15 Kasım 2005 Salı

Kayboldum


Dün kütüphanemi düzenlemeye karar verdim. Bu sabah itibariyle evde durum bu.



Çok uzun, zahmetli bir uğraş. Hele içinde kitaplardan başka herşey de varsa. Biraz zamanda yolculuk yapmak oluyor. Bir kitabın arasından düşen mektup, fotoğraflar, minik bir el izi alıp götürüyor bir yerlere.


İşte öylesi bir seyahatteyim şu anda. Sesim çıkmazsa akşama kadar kitapların arasında arayın beni...

Sizin kütüphanenizde sadece kitap mı var?

14 Kasım 2005 Pazartesi

Bizim Evin Can Halleri

Can'la başbaşa sinemaya gidebildiğimiz ender zamanlardan birinde, on dakikanın kayıplara karıştığı ve bize "ara" komutu verildiği o zaman dilimde torununa bakmakta olan anneanneyi aramayı daha uygun bulduk. Benim cep telefonumu bırakmıştık evde, Can'ınkini aldım aramak için.

Numarayı çevirdim, isim kısmında adım soyadım vardı. Birisi söylesin lütfen, kaç kişinin telefonunda eşinin numarasında adı soyadı yazar? "Canım" yaz, "Sevgilim" yaz, ya hadi hepsini bir kenara bırakalım sadece adımı yaz, elli bin tane Handan yok ya? Varsayalım ki oldu, bunlardan benimkinin mi soyadı olması gerekir?

Neyse benim bu isyanım karşısında Can açıklama yapma gereği hissetti. Efendim herkesin adı soyadı varmış zaten, öyle yazmış. Telefon rehberini açtım. Soyadı olan benden başka sadece bir kişi vardı. Onu görünce ve kendimi tutamadım daha fazla...Filmin ikinci yarısında gülmekten birşey seyredemedim.

Cep telefonunun rehberine cep telefonunun numarasını giren başka birisi varsa, hiç üzerine alınmasın.. Hah hah hah :)

13 Kasım 2005 Pazar

Reklâm

Burası da okunmayı hak ediyor ama, yeni şeyler yazıyorum oraya da..

İşaret

Çocukların diğer odaya gitmelerini fırsat bilerek geçtim televizyonun karşısına. Müzik kanallarını açtım hemen. Powerturk'te Duman'ı gördüm mutlu oldum. Ama o da ne, şarkının son notasıymış. İçimden bir ses "Hayır dinleyeceğim ben bunu" dedi. Ve hemen kanalları değiştirmeye başladım. Kral'da Şebnem Ferah elinde gitarıyla gidiyordu. Hah dedim, şimdi burada başlarsa bana bir işaret olsun.

Ve başladı...


Seni Kendime Sakladım

Onu bunu bilmem anlamam
Kim ne derse desin
Arkanızdan yol almam
Onlar ister alınsın
İsterlerse darılsın

Onu bunu bilmem karışmam
Kim ne derse desin
Ben alınıp satılmam
Onlar ister alınsın
İsterlerse satılsın

Seni kendime sakladım
Hepsini ben hesapladım

Onu bunu bilmem anlamam
Kim ne derse desin
İşte meydan işte can
Onlar ister kapışsın
İsterlerse barışsın



Bir de neye işaret olacağını söyleseydim keşke. Yoksa çok istediğim bir şeyin bana hediye edilmesi miydi sadece ...

Nedense

Pazar günü ile yıldızımız barışmadı bir türlü.

12 Kasım 2005 Cumartesi

İsyan

Tamam, sabah kalkıp kahvaltı hazırlamayı seviyorum. Sofrayı kurmayı, rengârenk. Tamam, kurmak kadar keyifli olmasa da toplayıp bulaşıkları kaldırıyorum. Herşeyi yerine koyup pırıl pırıl yapıyorum. Pişireceğim yemekleri ayarlıyorum. Ve çıkıyorum mutfaktan.

Ama bu işlem aynı gün tekrar tekrar da yapılmaz ki. İnsan kaç saatini geçirebilir canım mutfakta?

?

"Bunu hayatta yapamam dediğin şeyleri yaz" dedi bana. "Bunu hayatta yapamam" dedim.

Peki ya sen?

11 Kasım 2005 Cuma

?

Nedir seni en çok mutlu eden?

Çocuklar

Cüzdanımdaki kredi kartlarımı arıyorum koltuk minderlerinin altında. Can paçalarına sarılmış bir afacanla yürümeye çalışıyor. Fonda "Anne, anne..." "Baba ,babaaa" sesleri hiç susmuyor. Çığlıklar, koşuşturmalar. Her köşe başını temkinli dönmek gerek, serseri mayın gibi birisi çarpabilir zira.
Sinirlerimiz iflas etmemişse birbirimize bakıp gülümsüyoruz. Ne sönük bir hayatımız olacaktı, şimdi nasıl sıkılacaktık çocuklar olmasa. Kredi kartları hep aynı gözünde dursa cüzdanın, vileda salonun ortasına gelmese, halının üzerinde basacak yer kalsa, camlarda minik parmak izleri oluşmasa sürekli, koltuğa sağa sola bakmadan kendimizi attığımızda birşeylerin üzerine oturduğumuzu fark edip kalkmak zorunda kalmasak. Nasıl vakit geçirirdik biz?

BİRdir Bir

Uzun süredir aklımdaydı yapmak. Bu blog benim gibi karman çorman olduğundan yazılarım arada kayboluyorlardı. Onları farklı bir yere almaya karar verdim. Yeni yazılmış birşey yok içinde henüz ama okumak isteyenler buraya...