30 Eylül 2005 Cuma

99 (O kendini bilir)

Gece 9-10 Şiirleri

Çömeldim bakıyorum toprağa
otlara bakıyorum
böceklere bakıyorum
mavi mavi çiçek açmış dallara bakıyorum
Sen bahar toprağı gibisin sevgilim
sana bakıyorum

Sırtüstü uzandım görüyorum gökyüzünü
ağacın dallarını görüyorum
uçan leylekleri görüyorum
Sen bahar mevsiminde gökyüzü gibisin sevgilim
seni görüyorum

Gece kırda ateş yaktım, ateşe dokunuyorum
suya dokunuyorum
kumaşa dokunuyorum
gümüşe dokunuyorum
Sen yıldızların altında yakılan ateş gibisin sevgilim,
sana dokunuyorum

İnsanların içindeyim seviyorum insanları
Hareketi seviyorum
Düşünceyi seviyorum
kavgamı seviyorum
Sen kavgamın içinde bir insansın sevgilim
seni seviyorum..

Nazım Hikmet Ran

(Hahaha, sana da başka bişi çıksa şaşardım zaten.)

Sevgi Dediğim

Parlak yıldızların üzerinde gezindiği süt yolu ve o süt yolunun her iki yanı boyunca sıralanmış, sarı, sıcak buğday başaklarıydı sevgi dediğim.
Şafağa doğru adım atışıydı sessizliğin, engin denizler üstünde gecenin geç saatlerinde. Saniyelerin kalp atışıydı, hatıraların aylar boyunca koruduğu ve dalgalarla genç bir insana sunduğu yeniden.
Sevgi dediğim yere uzanmışlığı, bir avuç serinlik alışı ve cömertçe sergilediği vücudunu besleyişiydi güneşin. Yıl yıl usanmaz yaprak dökümü mevsiminin onurlu yenilişiydi genç olanına. Yosun kaplı duvarların içine kapanmışlığıydı, kahverengi köşkün renginden utanmışlığıyla ve hanımellerinin değmişliğiydi bahar dallarına ve yusufcuk tüylerinin ürkütüldükçe karanfil bahçesine dökülüşüydü.
Sevgi dediğim bakire duyguların kanına girişiydi şairin. Umutsuz şarkıların özlemişliğiydi özgürlüğü. Heyecan yokuşunda soluk yitirişi öykülerin ve gülümseyişiydi bir gizemin ressamın bakışlarında.
Sevgi dediğin kalplerde biten tek sonsuzluk, ölümlere yeten tek anlıktı. Yaş yaş bırakılan tatlı dillerle, yudum yudum içilendi yeniden gözlerle.
Şu vakitlere doğru anlayabiliyorum ki ancak, herşeyin sahibi bu birşey, bu dilimin yuvarladığı, bu nefes kaçımı, bu adı SEVGİ, yaşayıp da diyemeyişimdi yeterince..


Yazarı bilinmiyor

Günaydın

Cuma sabahları bambaşka bir bekleyiş taşır içinde, onu diğer sabahlardan ayıran budur.

222

Çiçek değil bu sevi
Nasıl sunayım

Gözümün bakışından
Suların akışından
Kumrunun sekişinden

Anlamalısın

Memed Kemal Kurşunoğlu

29 Eylül 2005 Perşembe

Önem

Birisinden hoşlandığımızda bütün sözleri bize umut vermek içindir. Sinirlendiğimizde birine, tavırları bizi kızdırmaya yöneliktir. Kuşkulandığımızda ondan, bir gülümseyiş aldattığına işarettir. Hayransak eğer tüm hareketleri olağanüstüdür. Küçümsüyorsak herşeyi kusurludur.

Ne kadar da önemsiyoruz kendimizi...

Kendimle Konuşma

Sütü ısıtayım
Cezve nerde?
Tezgahın üzerinde
Kirli mi?
İçinde yağ eritmişim
Ama nasıl olur keki çocuklar yatmadan önce yapmıştık, dolayısıyla içi sütlü olmalı
Dün kutuyu yeni açmıştım
Haaa...

Herkese

Sabahları insanı uyandıran en güzel şey gülümseyerek dilenen bir "günaydın"dır.


GÜNAYDIN

Günümüz aydın, yüreğimiz aydın, zihnimiz aydın, yollarımız aydın, umudumuz aydın olsun..

Shell Sock

Güne zımba gibi başlamak isteyenlere zımba gibi bir şarkı. Sabah sabah bu kadar hız kaldıramam diyenler öğleden sonra uyku dağıtmak için kullanabilir. Güzel işte, dinleyin derim ben.

Bunu da konserde çalmamışlardı :(

28 Eylül 2005 Çarşamba

Sesli

Bazen kafamın içinden geçen hoşuma gitmeyen sesleri bastırmak için yüksek sesle bağırırken buluyorum kendimi.

Aaaaaaa....

Eksik

Birilerinden beklediğim birşeyler olduğu sürece eksik kalacağım...