23 Şubat 2023 Perşembe

2302.2023

Dileğim belli.. Ölenleri geri getiremeyiz ama yıkılanların çok daha güzelini, sağlamını yapıp gidenleri geri getirelim .


Bugün çöpte budanmış gül dalları buldum, suya koydum. Köklenip serpilip bana umut versin istedim.


Evde belki bir gün kullanılır, hediye verilir diye sakladığım ne kadar şey varsa gidip mahallemizin gönüllü evine götürdüm. Benim dolaplarımda durmaktansa birilerinin yeni baştan başlamasına yardımcı olsunlar.


Yazı yazmayı düşünmüyordum bugün ama tarihin güzelliğini görünce dilek dilemeden geçmek istemedim.


Sevdiklerimize kocaman sarılıp her anın değerini bilelim. Ve yaşadığımız için utanmayalım. Oturduğumuz yerden utanmanın kimseye bir hayrı yok, oysa yaşamamız kim bilir ne güzelliklere vesile olacak. 

20 Şubat 2023 Pazartesi

Sevdiklerimle Geçen Haftasonu Yüreğime İyi Geldi

Üniversite arkadaşlarımla buluştuk cumartesi akşamı. Artık bir araya gelmeliyiz dedik, iyi ki dedik. 


Dün de yemekte bizimkiler vardı. Kalabalık sofra insanı mutlu ediyor.


Biz buradayken, birileri de ağabeyiyle hasret gidermeye gitti.


Birlikte Tokyo'nun altını üstüne getiriyorlar.


Cumartesi Can kitaplıkları duvara sabitledi, vitrinin kapanmayan kapağını nispeten düzeltti, bayağı iş halletti.

Bir ara evde Yelkovan Atölye 'den kalan aktivite malzemelerini toparladım, onları göndereceğim deprem bölgesine. 

Karavan'a ayırdıklarımı götürdüm, yerleştirdim, karavanı temizledim. Biraz daha bozulmayacak yiyecek ve su takviyesi yapacağım.

Bugün testembel bir gün modundayım.

Sabah spor yaptım, yürüyüşten döndüğümden beri de koltuktan kıpırdamadım.

Kürşad iş için Las Vegas 'a gidiyor. Haftasonu dönecek. Bilgehan da haftasonu dönecek.

Kendimi inanılmaz saldım. Çeki düzen vermem gerekiyor ama rejim yapmaktan çok sıkıldım. Sürekli yemek yemek dışında bir mutluluk bulmak gerek ama çözemedim henüz. Şu satırları yazarken bile yemek hayalindeyim.


Metehan pirinç keki mini videosu yollamıştı onu da buraya koyayım.

Bir de dans yarışması hatıra fotoğrafı ile size gençlik enerjisi vereyim .

 

İlk cemre düştü. İçimize sıcaklık yürüsün, üşümüş yüreğimiz ısınsın ve tüm gidenlerin de yerine yaşayalım, yaşayalım ki birilerinin yakasına yapışıp hesap soralım, yaşayalım ki brilerinin elinden tutup merhem olalım.


Sonradan Eklenen Not : Yine deprem olmuş. Oradakilerin yaşadıklarını hayal bile edemiyorum.  Geçmiş olsun da pek sönük kalıyor. Tek umudum belki bundan sonra daha düzgün binalar yapılır, tepelere doğru dikmek yerine az katlı insanca yaşanacak yerlere yönenilir. Ve bir deprem anında böyle saçma sapan elleri ayaklarına dolanmaz da harekât planı olur devletin. (Son kısım çok mu ütopik oldu ?)



13 Şubat 2023 Pazartesi

Düşünüp Durdum

İnsan oturduğu yerden düşünüp duruyor haliyle. Bakıyor, görüyor, sinirleniyor, kimilerine dua kimilerine beddua ediyor. 

Ağzımı açasım gelmedi. 

Neye üzüleceğimi de bilemedim, ölenlere mi ,kalanlara mı , pisi pisine , göz göre göre yapılan ya da yapılmayanlara mı, kaybolan şehirlere, tarihe, güzelliklere mi, korkuyla bakan diğer canlara mı, en çok da çocuklara mı ? 

İlk haftanın çaresizliği geride kalırken önümüzde yapılması gerekenlerin çokluğuna baktım. Bunca beceriksizlikle nasıl yapılacak bu işler dedim. Malum daha yeni bir ev yapmaya çalışıp nasıl şalap şulup işlerle, sıkıntı yoklarla, hasır altına sürülüp ne kadarını yapmasak kaç lira kurtarırız  zihniyetiyle uğraştık. 

Deprem bölgesinde yaşayan biri olarak eve bir daha baktım. Daha sabitlenecek mobilyalar var. Nereye kendimizi atsak diye göz gezdirdim. Alt katlardayız, o alt katlar hep yok oluyorlar . Sokağa çıkmalı becerebiliyorsak diye düşündüm. Hatta balkona merdiven mi koysam dedim. Ama bütün apartmanlarda olduğu gibi bizim apartmanın da zemin katı küçük, benim camlarımının hepsi dışarı çıkıntı, altları boş. Çok cam yanında da durmamak lazım gibi geldi. Deprem çantamız Bilgehan'ın yatağının altında ama kim aklına gelip oradan alır onu bilemedim. Herkesin yatağının yanına su şişesi ve düdük koysam daha manalı belki de . Bir de yatarken telefonumu salonda bırakıyorum hep. Yatmadan şarj edip kapatıp yanıma almak daha akıllıca olabilir. Ama asıl karavana gidip onun içindekileri kontrol edeyim dedim. Sitedekilere inat hâlâ bahçede tuttuğumuz Sincapımızı alırken depremi de düşünmüştük. Su doldurayım, yedek kıyafet koyayım, kuru bakliyat falan ekleyeyim. Sonra tüplerini doldurayım. Hatta evdeki küçük tüpü yeni almıştım, onu da oraya götüreyim dedim. Zaten yedek şarj aletlerimiz orada . Elektriği var. Deposunu da boş tutmak yerine dolu tutmak daha mantıklı olabilir .

Başka ne yapabilirim ki ? 
Birilerinin deprem senaryosuna hazır olduğunu umud etmekten başka. Tek tesellim annemin de kardeşimin de bizim de evlerimizin yüksek katlı olmaması. Bu ev meselâ gecekondu gibi olmasına rağmen duvarlarında tek çatlak yoktu, çivi çakmak için canımız çıkıyor. 

Şans meselesi de aynı zamanda tabi ama insan kafasında plânlarsa en azından o şok ânında otomatiğe bağlar ,işe yarar.

Çok şeyler düşündüm , çok. 

Küçücük çocuklar yıkıntılardan kurtarılırken, zaten hiç tanımadıkları adamların arasındalar, öyle hep birlikte Tekbir diye bağırmak korkutmaz mı onları, her ezan okunduğunda içleri titremez mi diye düşündüm .

İlk günlerde elektrikli ısıtıcı niye istiyorlar ki soba , küçük tüp falan daha mantıklı değil mi, elektrik yoktur ki oralarda diye düşündüm.

Geçen ay ihtiyaç sahiplerine diye ayırdığım kıyafetleri gönderdim ama ilk aşamada gönderilenler çok olur, biraz durup bekleyeyim de bizim balık hafızalar devreye girince neler yapabileceğime bakayım diye düşündüm. 

Okullar neden kapatılıyor yine, başka hiç yer yok mu öğrenci yurtlarından başka, gençler yeterince çekmediler mi online eğitimden diye düşündüm .

Yazmadım o sırada, çok üzüldüm diye ortaya atılıp asıl önemli yazışmaların arasına dalmayayım diye düşündüm. Niye hepimiz üzüldüğümüzü yüksek sesle belirtmek zorundayız, söylemeyince üzülmemiş mi oluyoruz diye düşündüm.

İnsanların ölesiye dövülmeleri mantıklı mı, o kargaşa da masum birilerini nasıl koruyacağız diye düşündüm.

İşte böyle. 

Yine yazasım yoktu, Metehan niye yazmıyorsun anne deyince silkeledim kendimi. 

Kayıpları olan bütün arkadaşlarıma sabır diliyorum. Bir varmış bir yokmuş yaşam. Yanımızda kalanlara sarılalım kocaman. Bizi ancak o sevgi sağaltır.



1 Şubat 2023 Çarşamba

Valla Ben Zor Hesaplıyorum Herkes Nasıl Yapıyor

Bir haftadır damla saatlerinin arasına bir hayat sığdırmaya çalışıyorum. Ay deli olaciğim. Bu katarak ameliyatı çok kolay bişi diyenlere uçan tekme ile gitmek frlan istiyorum.

Annemle karşılıklı didişiyoruz. Doktor gerilimi ve benim evimde kalmanın değişimi onu çarptı. 


Dün ikinci gözden de operasyon geçirdi. Damlalar iyice evrildi. Yok sağ göze saat başı , her defasında değişik üç damla, yok sol göze üç saatte bir ama on dakika arayla iki değişik damla, yok üç gün şöyle yok beş gün böyle. Valla bütün gri hücrelerimi kullanmaktayım.

Geçen hafta tenis, buzpateni derken vakit geçirmiştik, dün spor kanallarında bir şey bulamayınca hepten sıkıldık. Neyse bugün buzzz gibi soğukta yürüyerek döndük doktordan, iyi geldi. Dönüşte de Kürşadlara kahvaltıya gittik. 


Ve üzerimden yük kalkmasını sağlayan bir haber de aldım eve dönüşte. Bilgehan bütün derslerinden geçmiş :D Bütünleme için lineer cebir çalışmaktan kurtulduk. Üzerine ağabeyinin yanına gitmeye de hak kazanmış oldu. Derslerinden geçersen ara tatilde göndeririz demiştik. Buna en çok kim mutlu, peynirrrr diye sayıklayan Metehan :D


Haftaya Can'ın neredeyse on beş gün izni var ama bu damla furyasında bir şey yapabilecek gibi durmuyoruz. İzni alın dedi ama almama ihtimalleri yüksek. Artık, sen git , kardeşlerini falan dolaş dedim, ne diyeyim.

Ocak ayı doktor kontrolleri açısından verimli geçti. Kitap okumam da çok kötü değil. Çıtır çerez filmler izledim. Misafir ağırladım. 


Şubatın ilk günü geldi bile. İlk defa kışı hissediyoruz bugün . Gerçekten buz gibi. Kar yağsa ne güzel olur .

Can gece Hindistan'dan gelecek. Çarpılmasa bari üç günden sonra otuz dereceden bir anda kışa düşünce.

İşte benden böyle. Görüşürüz, çüüzzz.





24 Ocak 2023 Salı

Kitap Salı 2023/1

Hehehe, yılın ilk ayının sonu geliyor, ben nihayet bir kitap salı hazırladım. Mantıken bunların 52 tane olması gerekiyor ama 12 tane olsa bile geçen seneden çok olur sanırım.

Bendeki unutkanlıkla kitapları okur okumaz yazmazsam hakkında bir şey yazamıyorum. Ama tembellikle de hemen yazamıyorum. 

Hoş eylül ayının başından beri geçen haftaya kadar bir kitabı ancak bitirdiğime göre olay yazmamda değil okumamda da olabilir :D

Neyse gevezeliği bırakalım. İki tane çok sevdiğim kitapla geldim bugün:)


Sözlerin Ağırlığı, çok ağır ilerledi bende. Ve fakat o arada evle ilgilendiğimi de unutmayalım :) 

Öyle hemen başlayıp hemen bitireyim kitaplarından değildi. Zira içinde ana karakterin dışında onunla bağlantılı öyle çok insan hikâyesi vardı ki , ağır ağır, düşüne düşüne okunabiliyordu. Kimi gün bir sayfa okuyabildim. Sonra sabah dinç kafayla daha rahat okuyabildiğim keşfettim. 

Kahramanımızın Londra'ya dönmesi ile başlıyor kitap. Daha ilk cümlelerden hayatında çok önemli bir olay atlatmış olduğunu anlıyoruz. Onu tepe taklak edip hayatını sorgulatmış. Biz de hayatımızı sorgulamaya başlıyoruz her sayfada. Bayılırım böyle kitaplara :)

Bu hayat felsefelerinin yanında bir de kahramanımızın çevirmenlik mesleği var ki o da çok irdelenmiş kitapta. Sırf bu yüzden Metehan'ın da okuması gerektiğini düşünüyorum. Eğer çıtır çerez şeyleri okumaktan fırsat bulup da eline alabilse eminim sever. (Mesaj alındı mı yavrııım )

Sadece en sonu beni biraz sıktı. Roman çevirmekten yazmaya geçişin sancılarını göstemek açısından mantıklıdır belki ama benim için konular bitmişti , kararını verdiği anda sonlanması daha iyi olurdu gibi hissettim.

Ehehehe, yazan yazar yazamayan eleştirmen olur cümlesini hissettim kendimde ama neyse.



📖Onun için sözcükler hep en önde gelen şey olmuştu. Bir şey ancak adı konulup üzerinde konuşulduğunda var olurdu.


📖Nesneleri ancak sözcüklere dökerse hissedebildiğini söylerdi bazen.

📖Neden bütün duygular böyle geçiciydi, neden hiçbir şey kalıcı değildi.

📖İnsan başkalarının yanında kendisi hakkında konuşursa , söylemek istediğini asla tam olarak söyleyemez . Kendisi farkına varmasa da bir takım şeyleri göz önüne alması engeller onu, ya sözlerinin başkaları üzerinde bırakacağı etkiyi düşünür, ya da bu sözleri söyleyince başkalarının gözünde nasıl görüneceğini. Sonradan da, kendisini açık seçik ortaya koyma yönünde herhangi bir ilerleme göstereceğine başkaları üzerinde bıraktığı etkiyle mücadele etmek zorunda kalır.

📖Kimi tanıdım ben, gerçekten tanıdım? Kime yalnızca alıştım ?

📖Şu anda , ömrüm boyunca hayatın artık başlamasını beklemişim gibi geliyor bana. Sanki kendi hayatımda asla tamamıyla var olamamışım , bulunmamışım gibi. Ama neyi bekledim ben ? Nasıl bir şey başlayan hayat sayılır - içinde hiç çekinmeden şimdi yaşıyorum ve böylesi iyi , demeye hazır olacağım bir şimdiki zaman sayılır?

📖Başkalarının beklentileri - zorbalığa dönüşebilir bunlar, bu beklentiler öyle sinsidir ki , o zorbalığı algılayamayız, kötülüklerini bilinçsizliğimizin karanlık alanlarında işlerler, bu yüzden kendimizi savunamayız.

📖Şaşılacak derecede geç sallamıştı başını, başını sallamadan önce aklındaki düşünceyi ya da anıyı bitirmesi gerekiyormuş gibi. Bu gecikme hoşuna gitmişti Leyland 'ın. Sanki Pat kendisine yalnızca dıştan başını sallayarak değil de içinden de yanıt veriyordu.

📖Hayat, insanın her gün yenibaştan uğraşması gereken bir şeymiş, sıkıntılı bir işmiş gibi , hem de aşağılayıcı bir anlamı vardı. Hayatı değersiz bir meşgale gibi , this sözcüğünün içerdiği bezgin alaycılıkla gülümsediğimiz kaçınılmaz şeylerin silsilesi olarak gösteriyordu.

📖Sadece boş sözler bile olsa - insanın kendi sözlerini yutması bir sanattır.

📖Bu, kendine aşırı güvenmenin bir şekli, hangi hızda tepki vereceğini başkalarının dikte etmesine karşı koyuyor, karşısındakinin pek fark edemeyeceği küçük, minikbir başkaldırı, kendisi için önemli bir özgürlük deneyimi, öyle bir deneyim ki hapishanede bile kimse elinden alamaz .

📖Bir hayat ne zaman beyhude sayılmaz ?

📖Kendimi bu kadar unutabilmiş olmam karşısında dilim tutuluyor, üstelik unuttuğumum hiç mi hiç farkında olmamışım .

📖"Katedraller bu iş için yapılmışlardır," demişti, "hayattaki şeyler insanın üzerine binince gidebileceği bir yer olsun diye  (...) "

📖Biz insanlar standart değiliz ki, çatlaklar ve yarıklarla doluyuz, içimizde değişik düzlüklerde yaşıyoruz, onlara tırmanıyoruz, onlardan aşağı düşüyoruz.

📖Öncelikle duygularının uzun zamandır tekrarlanmasından usanmış. Artık onu şaşırtmıyorlar. Kendime ait hiçbir yeni deneyimim yok, türünden bir cümle uygun düşer ona.

📖Biraz da korkuyorum kendi sözlerimi okumaktan. Kendimi o sözlerin içinde okumaktan.


Eveet, diğeri elimde aylarca süründükten ve ondan sonra elime aldıklarım da bir türlü ilerleyemedikten sonra ben en iyisi bildiğim ve sevdiğim bir yazarın kitabını bulayım dedim. Çıt Yok ve Sincap 'la tanıştığım İsmail Güzelsoy'un Kıpırdamıyoruz'unu elime aldım.

Almamla da bitirmiş olabilirim.

Kitabım bir de Çıt Yok ile yolları kesişmesin mi ? Başka keyifli oldu böylesi.

Kıyamet söylentilerinin arasında herkesin mahşer korkusu ile dolaştığı zamanda Settar'ın kendi hayatının sırlarını öğrendiği bir yolculuk. Yine hikâyenin içine ışınlıyor bizi yazar. Settar ile ilmek ilmek öğreniyoruz her şeyi. Hikâyeler hikâyelere karışıyor. Kitap elden bırakılmıyor .



📷 "Hudutları görebilmek...evet insan hayatın hudutlarını ne kadar vakitlicr tanırsa o kadar çabuk bilge haline gelir" .... " Hudutları bilirsen onları kolayca aşarsın çünkü, yoksa onlara mahkûm olursun çocuğum."

📷İki insan arasında oluşan gizli dil ne kadar değerlidir, biliyor musun ? Ortak geçmişi, ortak acıları, ortak yalanları şifreleyen gizli bir dildir o. Sevginin en billur hali.

📷Kendi hikâyesini hemen tanıyamaz insan. Kendi yüzü, kendi sesi kadar uzak ve yanıltıcıdır çünkü. Çünkü insanın hikâyesi onun kendi yazdıklarından oluşmaz. İyi insanların hikâyesini başkaları yazar.

📷Yalnız insanlardık biz. Yalnız insanların yaptığı gibi başkalarına bakardık. (...) Başkalarının hayatı yaşamakta olduğunun tek kanıtıdır bir bakıma.

📷Sevdiklerimize söylediğimiz yalanlar özeldir Perva. Onları kandırmak için değil avutmak için yalan söyleriz.

📷Deliler zamanın gerçek sahipleridir, kim ne derse desin. Geleceğin ve geçmişin kaybolduğu tek akıl , terk edilmiş bir akıldır çünkü. Deli Saraylı karşımda oturup hâlâ bana gülümsüyordu ve ben onu görmezden geliyordum. Çünkü bir delinin zamanına hapsolmaktan korkuyordum. Onun şimdisi ile benimki aynı olamazdı. Çünkü onun şimdisi gerçekti. Oysa benimki geçmişle geleceğin birbirine düğümlendiği sisli bir coğrafyada yaşanıyordu .

📷İyilik, kimseye zarar vermemek değil, kimsenin zarar görmemesine gayret etmektir.

📷Haksızlığa uğradığına inanan herkes gibi hazsızlık yapmayı kendine hak bellemişti.

📷Acılarımızın ,kurtulmamız gereken düşkünlükler olmadığını anlamıştım.

📷Başkalarına acı çektirmekle, başkalarını yok etmekle , canına kast etmekle mutlu olmaya çabalayan birini affettiğimiz anda acı çekenlere, diri diri toprağa gömülenlere ihanet ederiz.

📷On beş yaşımızdaki halimize de, otuzlu yaşlarımıza da , ellilerindeki insana da 'ben 'diyoruz ya, aslında gülünç değil mi bu ? İnsan değişir. 

İşte bu hafta salımızda birikenler bunlar. Umarım haftaya yine yazarım :D

20 Ocak 2023 Cuma

Azıcık Daha Ev Muhabbeti Yapayım

Önceli sonralı video felan çekerim diyordum ama kimi dikey kimi yatay videolarla uğraşmaya üşendim.


Tuhaf bir kolaj oldu ama banyo ve tuvaletin eskisi yenisi böyle . En üstteki ikisi ve alt sağdaki tuvalet, ortadakiler ve alt sol banyo. Tuvalette çamaşır makinası ve ardiye vardı. Onu yeniden tuvalete çevirdik. Banyoya çamaşır makinası da girip duşakabin büyütülünce daha küçük gözüküyor. Ama çok seviyorum ben. Hele çerçevelenmiş yapbozları asınca daha da güzelleşti. Küçük, ergonomik, yere çömelince tüm banyo hiç kıpırdamadan silinebiliyor :D İyi ki ev bu kadar kötüymüş de her şeyi tam istediğimiz gibi yaptık diyoruz arada. Şu pembe fayansların altından bir de mavileri çıkmıştı. Şu anda duş dışında fayans yok. 


Burası da mutfak ve balkonundan bir kesit. Duvarlardaki borular yere alındığı için her yer kırıldı. Balkon yeniden balkona çevrildi. Can'la büyük savaşlar verildi. Eski oturanlar geldiklerinde mutfağı büyümüş buldular oysa balkon içerideydi, tezgâhı daha dar olduğundan mutfak daha genişti ama yine de şu anda kapının hemen sağında buzdolabı olmadığından girişte ferah bir hissiyat veriyor.


Mutfakta iş yaparken pek mutluyum. Bütün dizaynını ben yaptığımdan her şey elimin altında. Tencereler, tabaklar, baharatlar hepsine zahmetsizce ulaşıyorum. Tezgâhın altının kenarlarını kapatmadık orada bile eşyalarım var. Ve süpürgeyle hemen alınıyor tozu pisi. Balkonumda bir sürü eşyalarım var. Patates soğandan küçük tüpe çöp kutusundan pazar arabasına her şey orada.

Tezgâh küçük olacak diyordum ama evyeyi tekli yapıp yanına da bulaşıklık olsun diye girintili çıkıntılı bir kısım yaptırmayınca tezgâh yeterli oldu. Zaten tekerlekli tezgâh da var . Genelde içim sıkılınca soğanı falan onu camın önüne çekip orada doğruyorum. Ayrıca mutfak masası da iş yaparken elimdekileri koyduğum kocaman bir alan veriyor. 

Karanlık mutfak olması içimi sıkar diye endişelenmiştim. Dört ampul takınca ışıl ışıl  :D Dolabın altında da led ışık var. Ayrıca mutluluk verici objelerimle dolu. İçimi aydınlatıyorlar .

Bir önceki evdeki devasa mutfağa göre daha kullanışlı desem inanır mısınız bilmem.  Banyo da kesinlikle daha kullanışlı. Her gün iki metre tezgâhını silmek zorunda kalmıyorum. Bizim pasaklılar her bulduklarını tezgâha bıraktıklarından sürekli etraf topluyordum. 

Neyse benim güzellemeler bitmez.

Şurada karşılaştırmalı fotoğraflar dursun bari de son bir yazı yazmış olayım dedim.

Bir kaç resim kaldı asacak. Metehan'a gardırop bakarız belki. Kendime küpelerim ve kolyelerim için bir yer ayarlayamadım, o kaldı. 

Yatak odasına koyduğum koltuğu da verdim bu arada. Baktım sadece elimize ne geçerse üzerine atıyoruz. Dağınıklık dışında bir işe yaramıyor. Arkadaşımın yeğeninin bekâr evine gitti bütün eşyalar. Mutlu oldum birilerinin işine yarayacağı için.


Yatak odasında yatak başına kelebek şeklinde aynalardan sipariş vermeyi düşünüyorum. Yatak duvarı tam ortalamadığından oraya resim asamadık. Yatağa göre assak duvarı ortalamıyor, duvara göre assak yatak yanda kalıyor. En iyisi duvara yayalım küçük objeleri dedik. Bakalım.

Şimdi ben mutfağa gitmeliyim. Yarın misafirim gelecek, bu saat oldu daha hazırlıklara başlamadım. Belki yatmadan bir iki şeyi hallederim. Bakalım.

Herkese iyi geceler.

Oradan Buradan


Kaynar suya kakao karıştırdım, sanki tatlı bir şey içiyormuşum hissiyatındayım.

Battaniyelerimiz dün akşam birimizin film izlediğini birimizin kitap okuduğunu anlatıyor.

Kenara çekilmiş sehpalar sabah spor yapıldığının göstergesi.

Elbette ki balkon kapısının tülü açık, sürekli açılıyor o kapı zira .

Az sonra yürüyüşe gideceğim. Yarın misafirim gelecek, yufka alayım. İşim çok bugün.

Gece uyku tutmadı , ihtimal öğleyin sızarım bir köşede .

Kitabım çok güzeldi, elimden bırakamadan bitirdim. Ne zamandır bu duyguyu özlemişim.

Bugün Can vereceğim eşyaları yerlerine ulaştırsa ne güzel olurdu. Verdim verdim bitiremedim eşyaları. 

Şimdi şu koltuktan kalkabilirsem dışarı çıkacağım inşallah bakalım. 

14 Ocak 2023 Cumartesi

Aklımdan Geçenler

Uzun ve sıkkınç yazı yazmıştım sonra kendim sıkıldım o halimden, amaaan bırak dağınık kalsın.

Herkesler uyuyor, arada apartmanın merkezi ısıtma sisteminin sesi geliyor sanki geminin kazan dairesindeyim gibi :D Kahvemi içtim. Az sonra annemle parkta iki tur atarız. Dönüşte kahvaltı hazırlarım. 

Evdeki bütün fazla eşyalar işe yarayacakları başka bir eve gittiler. Ferahladım sanki. Bir ara oturup Metehan'a güzel bir gardırop modeli bulmalıyım. Beni mutlu ediyor böyle şeyler.

Bir de kendime çıtır çerez roman bulmalıyım, ağır geliyor kitaplar .

Aaa, artık yapboz da yapabilirim yeniden .

Akşama ne pişireceğimi de buldum.

Bilgehan'ın bir arkadaşı bundan önceki sitede yaşarken bizim yan binamıza taşınmıştı. Şimdi onların da kaldıkları bina yıkılıyormuş, bilin bakalım hangi siteye taşınıyorlar :D Geçen sefer pandemide pek ilgilenememiştim. Bugün onlara da birşeyler göndereyim, annesiyle tanışayım.

Hadi çıktım ben.

Ey menopoz gelgitleri sen beni yenemeyeceksin cicim :P




12 Ocak 2023 Perşembe

Canım Kardeşim

Babam bana "oyuncağım, oyunum" demişti ya sen de benim için öyleydin, kardeşlerin en güzeli. Ne dünyalar kurduk birlikte, ne güzel oyunlar oynadık. Sonra büyüdük. Büyüdük ama sımsıcak çocukluğumuz hep bizimle kaldı.  Hâlâ birlikte yapabildiğimiz ne çok şey var. Sulu bisküviler yerini pastalara, iskâmbil kâğıtlarından yapılmış yollar gerçek yollara, kasetlerdeki şarkılar konserlere taşındı. Ve hâlâ kardeşim olduğun için o ilk günkü gibi çok mutluyum. Sen olmasan ne kadar büyük bir boşluk olacaktı hayatımda. Beni abla yaptığın için, hep yanımda olduğun için, ne zaman ihtiyacım olsa arkamda olduğunu hissettirdiğin için,  birlikte gittiğimiz sinemalar, konserler için, bana aldığın kasetler için, sevgi dolu yüreğin, yaratıcı zekânla hayatımıza kattıkların için, kahkahalar için , sürpriz seksenler partisi için ve tabii ki o domatesli kahvaltı için ve cetvel için teşekkür ederim. 

İyi ki doğdun Ömer Kürşad. 

Daha nice harika yılların olsun. 







10 Ocak 2023 Salı

Hadi

Bugün ağzımızdan dökülecek eleştirileri yutup sadece güzel şeyler söyleme günü olsun mu ? Samimi olmadığımız insanlarla olan ilişkilerimizdeki nezaketi yakınlarımıza da gösterelim meselâ. Ağzımızdan dalga dalga boşalmasın aklımızdan geçenler. Süzelim onları. Güzellerini ayıklayıp özenle verelim en sevdiklerimize. 

Bugün çocuklarımıza bin bir direktif sıralamayalım da meselâ günaydın yavrum diyerek kocaman öpücüklerle sarılalım. Onun güzelliği, ne çok sevdiğimiz dışından hiçbir şey düşünmeden yapalım bunu. Dersleriymiş, giyinmesiymiş ayrıntıları hiç ortaya koymadan birlikte sohbet ederek kahvaltı yapalım. En sevdiğimiz yemekten bahsedelim meselâ, kendi komik çocukluk anımızı anlatalım, gelecek tatil hayalleri kuralım. 

Eşimizin dağınıklığını görmeyiverelim örneğin. Biz de atlayalım üstünden. Bir kahve yapıp huzurla içelim. O sırada yapılması gerekenleri , işleri falan atalım aklımızdan. Hayallerimizi anlatalım, en son okuduğumuz kitabı paylaşalım. Telefonu da uzağa koyalım bi zahmet :)

Annemizi - babamızı ilacını içtin mi , tansiyonunu ölçtün mü diye değil de canım annem-babam nasılsın bugün diyerek arayalım. Seni seviyorum  diyelim. Çayı demle simitleri alıp geliyorum diyelim.

Velhasıl, bugün sırf sevgimizden yaptığımız bıttırı bıttırıları bırakalım. Bırakalım da sırf sevgimiz kalsın.