13 Aralık 2022 Salı

Buzdolabı Manyetlerim Nerede ?

Vitrindeki kutuları on ay sonra boşalttım, bütün ıncık cıncıklarımı yerleştirdim içine. Aaa, manyetler o kutularda yokmuş. Eee, nerde bunlar ? En ufak bir fikrim yok. Bilimum köşeye baktım ama göremedim. Acaba nereye tıktım ben onları  :D


Kar kürelerimin dokuz tanesini atmaya karar verdim, suları bulanmış, karları tuhaflaşmış, içindeki objeler oldukları yerden pırtlamışlar. 

Dün ev telefonum takıldı. Taşındığımızdan beri aramaktan bir hal olmuştuk müşteri hizmelerini. Göya aktardılar, ne gelen oldu ne giden. Neyse dün birisi gelip yaptı. 

Metehan biber dolması pişirdi bugün. Tam kıvamını tutturamadık, pirinci bi tuhaf, biber köy biberimsi bişey olunca fazla sulu yaptırmışım oğlana. Ama lezzeti çok güzelmiş. Mutfakta bir level daha atladı bizimki. Ispanakla, taze fasülye de aldı. Sebze bulup aldım diye mutlu olduğuma inanamıyorum diyor :D

Yarın arkadaşım kahvaltıya geliyor. Eve taşındığımdan beri sanırım dokuzuncu misafirim :) Ne güzel .

Henüz ne kart yazabildik, ne hediye paketlerimi gönderebildim. Can bu sıralar çok uzun süreli gidiyor uçuşa. Meselâ dün sabah erkenden gitti, haftaya pazartesi dönecek. Yurt dışından yurt dışına uçuşlar yapıyor. Dolayısıyla bir türlü toplanamıyoruz. Neyse ay sonunda izni var en azından .

Şu an evin her yerinden çocuk sesi geliyor. Yan komşuda güreşenler, üst komşuda yerde ne bulsa yuvarlayan iki yaşındaki oğlan sesi geliyor. Evde insan hiç yalnız hissetmez :D

Bugün ilk defa kış geldi dedim. Tüm gün kapalı , yağışlı ve soğuktu. Kış de gelsin, mevsimler iyice tepe taklak gitmesin.

İyi hoş da, nerede şu buzdolabı manyetleri yahu. 

8 Aralık 2022 Perşembe

Bence Artık Yerleştik Diyebilirim

Asılacak bir kaç çerçeve, hâlâ gelmeyen telefon arıza dışında hemen her şey bitti sanırım. Can ıvır zıvır işler bulup taktırmadığım rafları ve dolabı takacak yer aramaya devam edecektir eminim ama bence yeter bu kadar.

Yarın son bir video çeksem de sonra bütün taşınmayı bir araya getirsem. Bakalım becerebilecek miyim. Video çekmek hep aklıma sonradan geldiği için asıl ekşın zamanları olmuyor ama yine de oda oda öncesi sonrası videoları çekmeyi başardığım için mutluyum. Tadilat zamanı neler çektim hiç bilmiyorum. Pek fazla yok ama görücez bakalım.


Taşınma telaşesi bittiğine göre artık yeniden sporlu sağlıklı beslenmeli hayatıma dönmeliyim. Yine 80 kilo olmuşum, bu aralar sık sık açım diye yazı yazmaya başlayabilirim. 

Bir sürü doktor randevusu almam lâzım. Öncelikle sağlık ocağında genel bir kan tahlili yaptırmalıyız.


Can'ın kolunda bi şişlik var, onu doktora göstermeli .

Dişlerim berbat. Anneminki de. Bize Şişli yolları gözükecek. Randevu almalıyım.

Bacağımın ağrısı geçmiyor. Normalde yok ama yürüyüş yapınca topallamaya başlıyorum. 

Anneme katarak ameliyatı demişti doktor. Ona bakmalıyız.

Kalbi için efor testi gibi bişey yaptırmamızı söylemişti.

Ailece dökülüyormuşuz yav.

Neyse.


Yarın okul çıkışı Bilgehan'la buluşup fotoğraf falan çekelim dedik. Umarım hava bugünkü gibi güzel olur. Bakalım.

Bugün İzmir yıllarımdaki canım arkadaşlarımdan ikisi geldi. Fotoğraf çekmemişiz yalnız. Bunuyor muyum ne ? Vitamin falan içmem gerek. 


Yerleşik düzende yaşamak nasıl bir şeydi, onu hatırlamam gerek yeniden. Bir senedir hissetmediğim bir duyguydu, daha o moda giremedim.

Dünya kupası maçlarını izliyorum bu arada. Ama tam her gün izlemeye alışmıştım çeyrek finaller geldi .

Ay sonunda Can'ın bir kaç günlük yıllık izni var, Budapeşte'ye gitsek hayallerindeyim . 

Bugün iki noel filmi izledim. Şu bir haftada hayatlarının aşklarını bulmaları nasıl oluyor da hep tutuyor bilmem. Noel Günlüğü ve İyi Kalpli Bir Noel yarım bırakmadan sonuna kadar izleyebilmemi sağladılar ama nerde o çok sevdiğim filmler. Noel Günlüğü bir tık daha iyiydi. 


Haftasonu yeni yıl kartlarımızı hazırlarız diye umud ediyorum. Bakalım. 

24 dünde geleneksel yılbaşı partimizi yapmayı umud ediyoruz. İnşallah başarabiliriz. 

21 i geleneksel ağaç süsleme günümüz ve Nardoğan Bayramı kutlamamız.

Aralık ayında böyle çok aktivitemiz olmasını seviyorum. Yılın en karanlık ayı bir anda cıvıl cıvıl oluyor sanki. 

Her bahaneyle kutlama yapmayı seviyorum. Yaşamın kendisi bir kutlama . Neden her güne sıradan gözüyle bakalım , biraz büyülü biraz masalsı , biraz şölen havasında geçirmek varken :)

İyi geceler hepinize. 

Not:  Fotoğrafların ikisi Metehan'dan :) İçlerine şarkı sakladım, tıklayıp almayı unutmayın.

7 Aralık 2022 Çarşamba

İstanbul'da Gittiğimiz Kamp Alanlarını En Sevdiğimizden Başlayarak Sıraladım

Kampa falan gidiyorduk biz bir aralar. Negzel günlerdi :D Şu anda siteden karavanı çıkartsak sanırım geri almamak için snaypır yerleştirebilirler ağaçlara:D En son yönetim kurulundakilerden biri neden içeri girmesine izin verdiniz diye güvenliğe carlıyormuş :D Arabamız kadar yer kaplayan karavana bu kadar tepki neden hiç anlayamıyorum ama neyse. 

Kamp alanlarımız içinde en sevdiğimiz Seferoğulları Kamping oldu. Ağva'da. Kamp alanı kocaman, ağaçların içinde uzun yürüyüş patikaları var . Hele uzaktan deniz gözüken köşesi harika. Denize de giriliyor. Ağva'ya çok yakın. Kalınacak bungalovu , restoranı, tuvaleti, bulaşık yıkama alanı da var. Çadır için de çok güzel. En kalabalık bayramda gittiğimizde bile çok bunalmadan kaldık ama hafta içi haaarikaaa.


Bu kamp yeri ile ilgili odunculuktan kuş gözlemine yavru kedilerden manzaraya videom da şurada. Zavalli video dört beğeni de kalmış. Hiç ilgilenmiyorsunuz arkadaşınızın videolarıyla hiç :~}

İkinci sevdiğimiz, kayalıkların üzerine park edip dalga sesleri ile uyuduğumuz, gece denize inen yıldızları izlediğimiz Sahil Kamp. Şile'de. Yine restoranı, tuvaletleri, duşu var. Sahili de var hatta dalma dersi de veriyorlardı ama çok taşlık. Kapısını hemen yanında halk plajına da inilebiliyor hemen. Orası kumluk. Küçük bir havuzu da mevcut . Her gittiğimizde yeni yerler yapıyorlar. Hobit evinden otağa bir sürü değişik kalma yeri var. Haftasonları çok kalabalık. Çadırlar hele iç içe oluyormuş neredeyse. Hafta içi güzel.


İkinci kampımızın kısacık videosu da şurada. İlk gittiğimizde çekmişim, ne soğuktu be :)

Bir tane daha varmış, yaz gezisinden. Mover da göstermişim :) O da şurada.

Üçüncü sırada sanırım İstanbul Kamp var. O da Şile'de. Diğerine göre daha küçük bir alanda. Burada da mutfak, kafe, tuvalet, bulaşık yıkama yeri ve kalma yerleri var. Sahilde hemen. Küçücük bir plaja bakıyor. Etkinlikler düzenleniyormuş burada. Biz gittiğimizde sanırım nisan ayıydı, tam yeniden kapanmalar başlıyordu. Kimsecikler yoktu :)


Nasılsa bu kampın videosu çok tıklanmış. Sanırım tente kurduk diye . İşte şurada

Gelelim son iki kampa. Bu kamplardan biri, Bella Kamp, yeri itibariyle kamptan çok birisinin bahçesinde duruyormuşuz gibi hissettirdiği için çok sevemedik. Ama alan güzeldi. İçinde sobalı kafesi vardı. Yine sobalı bungalovlar tatlıydı. Arkadaşlarımızla gidecektik bir gece ama olmadı. Kendimiz gittik daha sonra. Yürüyerek deniz on beş dakika falandı sanırım. Şile'de. Dediğim gibi tek sorun yazlıkların arasında kalmış olmasıydı. Küçük bir bahçe havasındaydı ama içinde daha önce hiç görmediğim kuşlara rastlamam tam bir sürprizdi. 


Bilin bakalım kim o kampın videosunu yapmamış. Hemen yapıp bu hafta sonuna kadar yükleyeyim, o zaman buraya da koyarım linkini. Bol tembellikle geçen güzel bir kamptı :)

Ve son sırada Ağva Green Park var. Kamp alanı çok güzel bir yerdeydi ama gördüğümüz en kirli kamp olabilir. Üstelik kimseciklerin olmadığı bir dönemde gittiğimiz halde tuvaletleri kötüydü. Kamp alanındaki tavşanlar tatlı olsalar da pislikleri her yerdeydi. Neyse ki kendimize denize nazır bir yer bulduk ve kamp alanını arkamızda bırakıp pek bakmadan geçirdik gecemizi. Burada da yemek yeri, tuvalet, kalacak bungalovlar vardı. En ucuz kamp da olabilir. Tuvaletleri de temiz olaydı.


Videosu işte şurada. Sevgili Bobby, sonbahar renkleri, yapmur, fırtına ve gökkuşağı :) Birinci yıl sonu videomuzu da orada çekmiştik. O da şurada. Başarımı kutlayabiliriz bu video için :D

Şu sıralar ikinci yılı doluyor karavanımızın. İnsan her baktığında mutlu olur mu ? Oluyorum ben. Pandemi sayesinde bu hayalim gerçekleşti. Daha önce hiç görmediğim yerleri gördüm onun sayesinde. Her kampın yeri ayrı . Hepsinde yaşadığım büyülü bir an var. Bir gün de onun yazısını hazırlayacağım .

Şimdi ben şu köşeme çekiliyorum. 



Hepinize iyi akşamlar... Huzurlu, sağlıklı ve mutlu olsun hem de :)

5 Aralık 2022 Pazartesi

Yine Dağıttık

Tam bir ay geride kaldı taşınalı, dün yine her yeri iyice dağıttık. 

Şu an meselâ şöyle bir manzaraya bakıyorum.


Ev telefonunun kablolarına ulaşmaya çalıştı Can. O çevirdiği dolabın içi de ansiklopedi dolu, nasıl ağır. Güya telefonu aktardılar ama biz bundan sadece mesajla haberdar olduk, gelen yok, giden yok, evde telefon bağlayıp bakan yok. Neyse. 

Antre de şöyle.


Metehan 'ın odasından çıkanlar . Bu dolabı boşaltmayı başardım. Ayrıca iki komidin de gidecek. Masayı bir arkadaşıma veriyorum. 25 yıllık masam, hâlâ kütür kütür. Arkadaki de mutfağa ben istemediğim halde yapılan tepe dolabı. O duvar da boş kalsın diyerek taktırmadım. Bütün evi yakın plân inceledik, nereye takacağımızı bulamadık. Sonunda takmak zorunda mıyız diyerek vazgeçtim. Duvar tepesinde bir dolap, bir de dolduracağım içini boş dolabı bulunca. Olmayıversin. 

Bir sürü raf var. Onları da takacak yer bulamadım. Buldum da toz alınıp silinecek yeni yüzeyler dışında bana artısı olmayacağına karar verip, onları da şimdilik takmıyorum. Baktım bir yerde ihtiyacım var, takarım.

Can balkon masasını yapıp taktı. 


Sanırım pek sevmedim. İki sandalyenin arasına sehpa koyabildiğimiz için çok da ihtiyacımız olduğu söylenemez. Sanki manzaramı kesti.


Metehan'ın odası boşaldı ama :D

O komidinler ve ortadaki çöp kolileri gidecek. Masayı sağa alacağım biraz daha. Camı çok kapatır mı diyorum ama öte yandan cam karşı evle burun buruna. 

Belki komidinleri masanın soluna alıp tekrar bakarım, çekmeceli ünite olarak dururlar. Ortanın boş olması çok güzel, çünkü Metehan spor yapıyor odasında , rahat yeri olacak. Gardrop da değişecek ihtimal. Bakalım.

Bilgehan'ın odası tam düzeltemesem de bitti sayılır. 


Oyuncakların bir kısmı yatağın altına girdi. Bir kaç tanesini vermek üzere ayırdım. Kabloları geçirmek için masasına delik açtı babası. İki büyük oyuncak kutusunu Metehan'ın odasına alacağım . Bakalım .

Bu sabah spor iptal oldu. Normalde hazırlandığım için kendim yapardım, istemedi canım, biraz kitap okudum, tembellik yaptım. Hafif nane mollayım bu aralar, iyiyim desem değil, kötüyüm desem değil. Dinleneyim azıcık dedim .



Şimdi gidip kahvaltı hazırlayacağım. Bu mutfakta iş yapmayı seviyorum. Her şey elimin altında, kullanışsız hiç bir alan bırakmadım. Hele camın önüne tezgâh çekip iş yapabilmek çok güzel :)

Sadece uzun dolabı döküp yeniden yerleştirmem lâzım. Çayların olduğu raf tıkış tıkış. Neden ? Çünkü aldığım yeni kavanozlar duruyor ama eskileri de duruyor. 

Antredeki dolabı da düzenlemem lâzım. Hâlâ oğlanların defterleri orada. 

Tam hah her şey güzel yerleşti diyorum bir bakıyorum bazı şeyler açıkta kalmış.

Yarın akşam Can uçuşa gidecek. O zamana kadar evi yeniden normal hale getirirsek , haftasonun kadar düzenleme işini bırakıp hediyelerimle ilgileneceğim. 


Bizim cepheden şimdilik bu kadar. Her şey bitse de öncesi sonrası videosu çeksem :D


2 Aralık 2022 Cuma

2.12.22

Ay bu tatlı tarihi dilek dilemeden geçirmeyelim :)

Bir de minik mutfak değişimi videosu ekleyeyim :)


Can'la yaptığımız balkon kapalı kalsın açılsın tartışmaları, dolaplar için mimara laf anlatma çabalarım, yanlış yapılanlar, düzeltilenler, duvardaki su borularının döşeme altın çekilmesi, ocağın yerini değiştirirken doğalgaz projesi çizenlerin hataları, yüksek mutfak tezgâhının altında kalan fırın, bir türlü takılamayan davlumbaz, çalışmayan şofben falan derken mutfak son halini aldı gibi. Ergonomik ve kullanışlı olunca küçük olması dezavantajdan avantaja dönüştü, hiç yorulmadan her şey elimin altında. Karanlık olmasını da sürüsüne bereket ampulle çözdük :D Ayrıca karşıdaki tekerlekli adayı içim daralırsa camın karşısına çekip de etrafı izleyerek yemek hazırlarım diye yaptırttım. 

Bir tek kapı meselesini çözemedik. Girişi ortadan olduğu için kapı klasik açılan türde olamazdı. Sürgülü kapı için de antredeki alanım küçülüyordu. Renkli sinekli taksam rüzgârda uçuşup ocağa falan gelir diye korktum. Dış kapının karşısında olmasa umursamayacağım da , birisi girer girmez ilk göreceği yer olduğundan sürekli düzenli olması gerekecek. Neyse , evye çok derin, ani durumlarda tezgâhtakiler içine atarım :D

Kaldı Metehan'ın odası. Dolaplarını kurduk, içini yerleştirince göreceğiz eşyalar sığıyor mu sığmıyor mu ;)

Hepinize iyi geceler :)

30 Kasım 2022 Çarşamba

Enerji

Bu sabah evde dördüncü misafirimi ağırladım. Gelen herkes evimizi çok sevdi. Ne güzel bir duygu insanın sıfırdan uğraşıp yaptığı evi sevdiklerinin de sevmesi.

Can diyor ki bizi üzmemek için mi öyle diyorlar acaba? Öyle bir şey düşünmüyorum ben , herkesin gözlerindeki ışıltıyı görüyorum. Ama bu ışıltı evden de geliyor olabilir bizim gözlerimizden de. Zira ben öyle mutluyum ki etrafıma bakarken ,iş yaparken , düzenlerken; o da sinmiş olabilir evin havasına. 

Ve ağaçların büyüsü de bambaşka tabi... Bence insanlar ağaçlardan uzaklaşıp da rezidansların bilmem kaçıncı katlarına doğru karınca yuvalarına çekildikçe depresyonları arttı da farkında değiller.

Hiç mi kötü tarafı yok bu evin. Tabii ki var. Duvarlar yamuk, koyduğumuz dolaplar abuk subuk durabiliyor, sıvaları saçma sapan, arka odalar yandaki apartmana bakıyor, Bilgehan'ın odası balkonun yan duvarına bakıyor, küçük tuvalete girip kapıyı kapatabilmek için kıvraklık gerekiyor :D, minik gümüş rengi böcekler her yerde.

Hiç mi gürültü yok. E o da bolca var. Yakındaki okulun zili, üst kattaki bebeğin yerde yuvarlayıp durduğu bilimum şey (Sırf merakımdan çıkıp bakıcam bigün, ne yuvarlayıp duruyor diye :D ),  geminin motor dairesindeymiş hissini veren ısıtıcının apartman boşluğundan gelen sesi. Ama o sesler beni rahatsız etmiyor. Okul zili "Ziller çalacak "şiirine götürüyor beni, bebek akşam erken yatıyor, ona söylenen şarkılar türküler gülümsetiyor, ısıtıcı İzmir'deki evimizi hatırlatıyor. Yaşanmışlık sesleri iyi geliyor. 


Ve bir seneden sonra nihayet yerleşiyorum hissi de çok güzel. Bir senedir ev ara, ha gideceğim modunda dur, eşya topla, yapacaklarını ertele derken , meselâ dün saçlarımı kesirip üç seneden sonra manikür pedikür yaptırmaya gitmek, evde sakince ütü yapıp yemek hazırlamak falan ne iyi geldi.

Allah herkese içinde huzur ve mutluluk bulduğu ev nasip etsin . İster yeşillikler içinde , ister en merkezde kalabalıklar arasında, ister en üst katta bulutlarla birlikte ister en alt katta kedilerle iç içe, nasıl mutlu oluyorlarsa öyle bir ev nasip etsin. Meselâ ben pandemide çıldırmadıysam evimi çok sevdiğim içindir, diğer evde olsaydım herhalde patlardım.

Şu anda Can site yönetimi ile tanışmaya gitti. Karavanımızı istemiyorlar burada, ona ne yapacağımızı düşünüyoruz. Oysa karavanı koyduk diye arabamızı sitede park etmiyoruz bile başkalarını hakkına saygısızlık olmasın diye .

Ben televizyonda Dünya Kupası maçı izliyorum. İlk gençliğimin ailemle birlikte kupa izlediğim sıcacık günlerine götürüyor beni.

Bir tarafta asılacakları asıp, düzenlemelerimizi yapmaya çalışıyoruz.

İkea'dan aldığımız dolabı monte etmeye başladık. Metehan'ın odasına yerleştirince dağınıklığımızın son kalan kısmı da bitecek diye umud ederek .

Yılbaşı hediyelerimi hazırlamaya başladım. Haftaya kartlarımızı yaparız. 

2022 yaşadığım en rahatsız edici ama aynı zamanda en heyecanlı ve enerji dolu yıl olmuş olabilir. Geçen sene bu zamanlarda internette görüp camının manzarasına bayıldığım evdeyim. İnanılır gibi değil. 

Şu anda karavan burada kalır mı kalmaz mı diye gerilmiyorum , vardır bir hayır her şeyde. Derin bir nefes alıp Allah'a havale ediyorum her şeyi. Benim için en güzeli olacak. Biliyorum.





28 Kasım 2022 Pazartesi

Bu Sabah Kahvemi Özel Bir Fincanda İçtim

 


Dün çok tatlı bir misafirim vardı. Ben ne zaman tanıştığımızı hatırlayamıyorum bile, sanki hep biliyorduk birbirimizi gibi geliyor. Blog arkadaşlığı böyle bir şey işte. Yüzyüze hiç görüşmesen de başı sonu olmayan bir dostluğa dönüşebiliyor ruhlar birleşince. Değmesin Yağlı Boya idi bir zamanlar şimdi Kiremithanem ile bizimle. Çektiği harika fotoğrafların içinde kaybolabilir, sözlerinin arasında kendinizi bulabilirsiniz. 

Ne zamandır istiyorduk balkonumda oturmayı, çayımızı içmeyi karşılıklı. Geçen hafta dedi ki "Handan ben geliyorum sana ". Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Handan ben geliyorum sana dediği yer Yunanistan bu arada. Ülkeleri, kıtaları aşıp geldi arkadaşım . 

Hava buz gibi olmasına rağmen balkona çıktık, içtik çaylarımızı. Bu fincan onun hediyesi, masadaki lokumla kurabiyeyi de getirmiş. Benim ev maceralarımı dinledi uzun uzun :) Kaldığımız yerden devam edercesine sohbet ettik keyifle.

Bu evde bi güzellik var gerçekten de bak yıllardır buluşamayanları buluşturdu. Darısı diğer arkadaşlarımın başına. 

Yalnız Ankara'daki buluşmaları kıskandığımıza karar verdik, bi kafede biz de toplansak da buluşsak ne güzel olur diye hayaller kurduk. Neden olmasın, değil mi?

Sevgicim, iyi ki geldin, ayaklarına sağlık. Tatlı kızlarına ve sana öpücük yolluyorum buradan da. 



27 Kasım 2022 Pazar

Ev Özeti Geçiyorum

Sonunda yerleşmiş olmamıza çok az kaldııı. Yeni aldığımız kitaplık ve şifonyeri kurduğumuzda sanırım her şeye bir yer bulunacak. Gerçi yetmeyebilir de ama yetecek umarım. 

Bakalım neler olmuş şu iki ayda. Anlatırken sondan geriye gittim sanırım :D

Buzdolabının kapağı kendiliğinden kapanmıyordu. En sonunda Can altına bir tahta yerleştirdi. Ama her yerinden oynattığımda tekrar yapması gerekecek o işlemi :D

Fırın tezgâhtan dört parmak aşağıda kaldı. Can altına tahtadan tekerlekli bir yer yaptı, boyunu yükseltti.

Çamaşır makinası çok ileride duruyordu, usta musluğun yönünü değiştirdi biraz daha düzgün oldu.

Bulaşık makinası su boşaltmaya çalışırken bozulacaktı az kalsın. Gider hortumunun yeri değişti.

Doğalgaz için ilk geldiklerinde borularda kaçak çıktı, ikinci geldiklerinde balkon kapısına menfez koyulmadığı için açılmadı, üçüncüde ancak izini koparttık .

Ama şofbeni hemen çalıştıramadım zira tüm kabloları sökülmüştü. Zaten balkondaki prizde elektrik de yokmuş.

Sonunda hepsi düzeldi duş alabiliyor ama mutfakta sıcak suyu açtığımda şofben çalışmıyordu. Servis geldi, parça değiştirdi.

Banyo kapılarına standart kapı kulbu alındı ama standart kapıya uymadı. Can kesti biçti bişiler yapıp uydurdu sonunda.

Kablolu tv alalım dedik, kurmaya gelen adam asasör boşluğundan kablo çekmem siz çekerseniz gelip kurarım diyerek gitti. E niye kurulup parası veriyoruz biz yapacaksak her şeyi.

Dsmartı çağırdık, aktarın hesabımızı buraya diye. Dalaverecinin önde gideni bi adam geldi, söylene söylene iş yaptı. Eski lnbye bağlayıp yeni parası istemek mi dersin, yaptıklarını dsmarta göstermeyip parayı cebine atmak mı dersin. Tüm kanallar da çalışmıyor.

Duşakabinin kapağının altındaki tekerlek düşmüş, takılması gerek.

Zaten camları da sipariş ettiklerimizden gelmedi. Geri gönderdik. Uzun bekleyiş sonunda bizim istediğimiz bir türlü gelemeyince ellerindeki bir taneyi takın artık dedik .

Anten kablosu gelsin derken tuvaletteki menfez sökülmüş yeniden takılması gerek.

Mutfak balkon kapısı camlarını iki kere aldık. Biri takıldıktan sonra çatladı. Diğeri menfez delikli olması için yeniden sipariş verildi.

Bilgehan'ın masası kısa kalmıştı ek yapıp getirdi usta.

Mutfak dolabı çekmeceli olmamıştı, gidip tekrar çekmecesi geldi.

Davlumbazı takmaya gelen adam mutfak dolabından ve fayanstan takamamıştı. Fayanslar kırıldı, dolap çıkartıldı, davlumbaz takıldı. Dolapları bilahare Can'la davlumbaza uygun hale getirip taktık.

Ha takan usta davlumbazı iki santim sola takmış , dolaplar sığmayınca anladık, onu söküp tekrar taktık kendimiz.

Ada ünitesinin uzatma kısmı fazla geldi, söktük.

Ölçüp biçtikleri mutfak dolabı yerine oturmayınca gidip düzeltilip geldi.

Duşakabin yamuk , ona yapacak bişey bulamadık, özgün takılıyor.

Bir ay beklediğimiz banyo dolabı üstü kahverengi altı beyaz geldi. Taşınmadan bir gün önce doğrusunu getirdiler.

Salonun kapısındaki alçıpanı yıktık, usta yerine bir sanat eseri yaratınca yeniden alçıpan yaptırdık.

Yerleri sistire yapmaya gelen adama sistire makinası parası ödediğimiz halde gözümüzün önünde el makinesiyle sistire yapmaya kalktı, bu ne deyince iki gün sonra büyük makina geldi.

Su sistemi düzgündü Allahtan, Yunus Usta şansımız oldu.

Elektrik sistemi düzgündü, onu Can ağabeyiyle birlikte yaptı.

Boya badana rezalet. Duvarlar mağara duvarından hallice ne yazık ki. Bir ayın sonunda gidiyorum artık dediğinde hâlâ banyolar boyanacaktı. Adama lâf anlatmaktan yorulduğumuz için onu yolcu edip biz boyadık kalanını. Ama alttaki sıvalar berbat.

Bütün bu işlemler birbirleriyle de alâkalı olduğundan yapılan şeyleri tekrar yapmak, biri olmadığından diğerini de bekletmek, ustalara lâf anlatamayıp delirmek felân sonunda hâlâ keyfimizin yerinde olmasını evin bize verdiği pozitif enerjiye bağlıyorum. 

Bir de karavanımıza vızvız yapmayıp, bir köşecikte durmasına ses çıkartmasalar ne iyi olacaktı ama neyse , vardır her işte bir hayır.








26 Kasım 2022 Cumartesi

Ev Yerleştirmeyi Bırakıp Gezmeye Çıkmak Bir Alışkanlık Oldu Bende :D

Ne zamandır gitmek istiyorduk.  Aynur 'la Kürşad seneler önce orada köfte yemişler , gidip birlikte yiyelim diyorlardı, bir türlü denk düşmedi. Bir kere tüm ayarlamaları yaptık, o gün sel oldu, Meriç taştı, gidemedik. 

Geçen hafta okullar tatilken bizimkiler iki gecelik kaçamak ayarlamışlar, gelir misiniz siz de dediler. İlk gün Can'ın uçuşu vardı ama sonraki iki gün boştu, ev işi bitmez haydi gidelim dedik.

Seneler öncesinden gitmek istediğim yerler sıralıydı. Tabi kısa sürede ne kadarını gezebilirsek diyordum. Doğrusu fena performans göstermedik.


Arabamızı Selimiye'nin yakınındaki bir otoparka bıraktık. Öğlen bir buçuktu vardığımızda akşam yediye kadar 35 lira tuttu ücreti. Hahaha, biz İstanbul'da bir saat bırakmaya bile bazı yerlerde daha çok veriyoruz. İlk olarak köfteciye attık kendimizi. Köfteci Osman , çarşıda. Gayet lezzetli bir köftesi vardı, keyifle yedik.

Oradan çıkışta gezmeye başladık. İlk durak Eski Cami. 


Oradan Selimiye Camii'ne geçerken nihayet Edirne 'ye gelmeyi başardığımızı belgeledik :)

Caminin önündeki alanda neler olduğunu anlayabilmemiz için internete bakmamız gerekti zira tabelalarda yürüyüş yolu dışına çıkmayın yazısı dışında açıklayıcı hiçbir şey yoktu.


Arasta'dan geçip (Arasta: Üstü kapalı, tek tür ürün satan çarşı demekmiş, ama günümüzde kapalı çarşı gibi her çeşit hediyelik eşyanın olduğu yer ) dükkânlara bakarak alış veriş yaptık.


Selimiye Camii tam bir hayal kırıklığı oldu. Restorasyondaydı, yukarıdaki kısım dışında görebildiğimiz yeri olmadı. 2022 Edirne yılı ilân edilmişken en önemli simgesinin görülememesi çok tuhaftı.


Neyse biz de yanındaki medresedeki müzeyi, sonrasında da Edirne Müzesi 'ni gezdik uzun uzun.


Ardından kalacak yer arayışına geçtik. Can nasılsa bir gece kalacağız dandik yer de olsa olur modundaydı. Ben de nasılsa bir gece kalacağız güzel bir yer olsun modundaydım :D

Onun bulduğu dandik yerle benim bulduğum beş yüz yıllık Mimar Sinan tarafından yapılmış han arasında 100 lira fark olunca topu topu Taşhan Otel'e geçtik. Odası uzun kalacak olsak , ya da iş için falan girmiş olsak pek kullanışlı değildi. Yatak daracık bir köşedeydi ayak koyacak yer yoktu yanında. Işık yetersizdi, yatak başında hiç yoktu. Duş açıktı, tüm banyo ıslanırdı duş alsaydık. Ama gıcırdayan ahşam merdivenleri, derin pencere pervazları, tarih kokan yapısı ile bir gece için bize çok güzel geldi. Avlusundaki sabah kahvaltısı da bol çeşitli ve özenliydi. Keyif aldık oradan.


Otel arama işi uzun sürünce o arada Meriç 'e bir kaçamak yaptığımızı atlamışım. Günbatımı çok güzelmiş deyince Aynur, hava kararmadan oraya yetiştik.


Manzara harikaydı ama tabi halimize pek güldük. Bahsi geçen güzel günbatımı yaz aylarında görülüyordu ihtimal, bizimkisi nehirde değil ağaçların arasında battı.


Yine de nefis .

Akşam Gazibaba Meyhanesi'ne gittik. Ne yazık ki üst katında bir grup olduğundan aşırı yüksek müziğe maruz kaldık ama onlar başlayana kadar sakin, huzurlu bir havası vardı.


Gazibaba'nın oğlu İsmail Bey sahibiymiş şu anda burasının. Benim biten kolamı almak için bakkala gitmesinden ısındım ortama. Bilahare bizim yemekler bitip de kalkmamıza yakın gelip masamıza oturdu. Sanırım üç saat konuştuk sonrasında. Biraz monolog konuşma oldu ama hoşumuza gitti onu dinlemek :)


Ertesi sabah şu manzaraya uyandım. Kahvaltı sonrası yirmi dakikalık bir yürüyüşle 2. Bayezid Külliyesi'ne gittik. 20 lira bilet ücreti. 




Bir tarafında imarethane kısmının müzesi vardı, diğer tarafta sağlık müzesi. Ortasında camii. 

Gerçekten etkileyic bir ortamdı. Sağlık müzesi kısmında şu anda basitçe halledilen sorunları için o zamanlarda nasıl uğraşıldığını görünce insan teknolojiye şükrediyor.

Bu arada orada şimdiki modern çiçek aşısı bulunmadan önce bizde çiçek aşısı uygulandığını veo yöntemin buradan Avrupa'ya gittiğini öğrendim. Bildiğin aşıymış. Kola çizik atılıp o yaraya çiçek hastasının cerehati konuluyor, üzeri ceviz kabuğu ve bişilerle sarılıyormuş. Bir hafta sonra ateşlenen çocuklar ölümcül olmadan atlatıyırlarmış hastalığı.


Müze sonrası Karaağaç 'a gittik.


Arkadaşlar, sonbaharda Karaağaç'ı gidip görmelisiniz. Bir an bambaşka bir ortama ışınlandık. Ben hiç bilmiyordum buraların bu kadar güzel olduğunu. Diğer mevsimlerde de güzeldir eminim ama sonbaharda bambaşka.


Yine bilmediğim Eski Karaağaç Garı'nın şu anda Güzel Sanatlar Fakültesi olduğuydu. O nasıl güzel bir okul. Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi deseler bana sıradan bir okul gibi gelirdi ama bıraksalar okurum dört sene.

İçeride Lozan Müzesi ( Hem yorgunluktan sanırım hem de her yerin sadece uzun yazılarla dolu olmasından ve benim o yazıları her yerde okuyabilecek olmamadan dolayı çok sevmedim o müzeyi) ve İlhan Koman Heykel ve Resim Müzesi vardı ( ki o beni benden aldı :) . Vaktimiz olsa kasabada başka gezilecek yerler de vardı. Sadece oraya gidip iki gece kalıp o resimleri sergileri gezip, uzun ağaçlı yol kenarındaki kafelere oturmak, sakince vakit geçirmek isterdim doğrusu.



Dönüşte çarşıya inip meşhur ciğeri yemeye gittik. Bir gece önce İsmail Bey bize Kâzım'dan bahsetmişti. Küçük tam bir esnaf lokantası. Duvardaki çerçeveli fotoğraflar dışında en ufak bir albenisi yok. Sahibi ciddi amca masaları dolanıp mercimek çorbası ve ciğerden oluşan menüyü söylüyor. Yok böyle ciğer. Hem gözümüz hem midemiz doldu.


Çarşıda peynir ve kurabiye aldıktan sonra üşenmeyip tekrar Meriç kıyısına gidip manzaraya karşı çayımızı içtik. 


Oradan da güneşi arkamızda bırakarak evimize döndük.


Bu yazıya tam 22 fotoğraf koydum. Bir ara kalan fotoğraflarla şarkı falı yapacağım.

Hepinize keyifli haftasonları olsun.



13 Kasım 2022 Pazar

Onuncu Günden Bildiriyorum Hâlâ Sıcak Suyum Yok ve Ne Bulsam Atıyorum

 


Dün üçüncü defa gelen doğalgaz görevlisi artık bizden bıktığı için olsa gerek açtı sonunda doğalgazı. Büyük bir sevinçle şofbene gittim. Bir yandan da umarım şofben bozum mozuk değildir diyorum, zira evde kalıp da kullandığımız tek şey o. Açtım , bir hareket yok. Doğalgaz geç geleceği için zaten hemen yanmayacaktı ama bunda elektrik yok. Aaa fişi takılı değil . Fişini takmak üzere elimi kabloya götürdüğümde fişi olmayan kopuk kablo ile yüzyüze geldim. İşte orada küfürü basmışım sayın seyirciler. Hayır Can evde olsa beş dakikada ona fiş takar. Ama kendileri salı günü teşrif edecekler. 

Neyse bu hayal kırıklığının ardından evi süpürüp toparladım ve hemen akabinde de dağıttım. Bilimum ıvır zıvırı tıktığım dolaplardan birini koyacak yer yok, içindekileri elemeye çalışayım dedim. Kocaman bir oğlanların karne , başarı belgesi ve diğer ıvır zıvırların durduğu kutu vardı. Vize başvuru belgeleri bile duruyordu orada. Bilgehan'ın karnelerinin yanı bir de yabancı dil karneleriyle dolu. Deneme sınavında birinci oldular belgeleri. Yok efendim lego oyununa katılmışlar onun belgesi. Yani bi moklu bezlerini saklamamışım. Karneleri ,gerçek belgeleri ve sertifikaları ayırıp geri kalanını attım. Koca kutudan üç dosya çıktı. 

Tam dört yapboz kutusuna lego yapım kılavuzları dolmuştu. Neredeyse beş kilolar. Bilgehan içlerinden bir kaç tanesini hatıra olarak ayırdı, gerisini attık. Devasa bir çanta doldu. Tüm yapım klavuzları zaten internette var. Üstüne üstlük bizimkilerin onları yaptıkları da yok. Bunları neden attırıyorsun diye söylenen oğlana legoları atmadığıma şükret diye cevap yetiştirerek bir gereksiz şeyden daha kurtulmanın haklı sevincini yaşadım.

Rengârenk fotoğraf çerçevelerim vardı İkeadan aldığım. Onlardan sıkılmıştım artık, içindekileri çıkartıp onları da postaladım. 

Bir koca torba yeni kavanoz kapağını ayırdım veririm kapıcıya diye. Gelecek sene bir domates yapıcam diye koca sene saklayamayacağım. ( Ehehe dört paketi duruyor daha )

Şu an salonun her köşesi karman çorman. Yemek masasının üstünü açmayı başardım ama :D

Mutfakta kırk yılda bir kullandığım bir kaç şeyi dolap tepesine, bir kaç şeyi de mutfak dolabının altındaki on santimlik boşluğa tıkıştırdım. 

Bilimum belki kullanırım diye tuttuğum plastik kutuyu attım.

Bir ara dekoratif şeyleri çıkartıp onları eleyeceğim. 

Devasa bir mektup kutum var. Can'la altı sene çıkıp bunun çoğunu ayrı şehirlerde geçirmemiz sebebiyle yazmış da yazmışız. Ayrıca arkadaşlarımın mektupları da az uz değil doğrusu. O kutuya el atmam lâzım ama şimdi açarsam çok vaktimi alır. 

Hiç kullanmadığım çeyizlik dantelli mantelli yatak çarşafları gardrobun üzerine sıkıştırmayı başardığımız için bu seferlik kurtardılar paçayı :D

Hâlâ Metehan'ın odası karman çorman. Yatak odası çok şekilsiz.

Banyo ve tuvaletin kapılarının kulbu yok. Zira kapılar normal kulplara göre dizayn edilmiş, Can tutturdu yuvarlak olanlardan takacağım diye. Uzun bir işi olacak onun.

Duşa bir raf almıştık. Bir saat sürdü kurup takmamız. Güya tavanla yer arasına sıkıştırdığından pratik olması gerekiyordu. Kurmasını çözmek on dakika aldı. O rafları boruya geçirmek tam kâbustu. Tabi kayıp düşmemesi için sert olması gerekiyordu ama Can olmasa hayatta geçirmem mümkün değildi benim. Hepsini yaptıktan sonra iç içe geçmiş borular düşmeden yerine götürüp sıkıştırmak da başka meseleydi. Duruşunu tekinsiz bulduğumuzdan bir de duvara tutturduk onu :D Neyse en azından şampuanlar kalktı ortadan. Kocam sağolsun her gördüğünde üçer beşer şampuan aldığından yer gök şampuan dolu. Hayır saçma sapan şampuanlar. Onların bir kısmını da yok edeyim ortadan ben. Adamın beş tane traş köpüğü varmış meselâ. 

Neyse rn önemli şeyi yaptık : Balkonu açtık. Yarım gün oradaki tamir malzemelerini temizleyip içeri almış olsam da, şu an antrede beş kutu malzeme duruyorsa da çayımı alıp balkona  çıkınca tüm sinirim gidiyor.

Zaten bu evi o manzaraya aşık olup da beğenmiştim. Geri kalan her yeri berbat ve fakat balkon nefis bir tabloya bakıyor.


Geçmiş ev deneyiminden de iyice anladığım üzere beni yeşilden uzaklaşmak hasta ediyor. Çok şükür kavuşturana. 


Not: Fotoğrafa şarkı ekleyecektim ama internet yavaşlatılmış, hiçbir şey çalışmıyor. Terör saldırısı olmuş İstiklâl'de. Haber alamayınca olmamış gibi mi olacak ? Size de her seçim yaklaştığında terör artıyor gibi gelmiyor mu ? Çok tuhaf...