Alış verişe gittik.
Dördüncü yapı markete gidişimiz. Hemen her şeyi güya seçmiştik. Yine de beş saat sürdü alış veriş.
Önce parkelere yaklaştık. Daha dün gitmiştik aynı markete. Ve hepsini seçmiştik. Niye almadığımızı bilmeden eve dönmüştük. Bugün almaya gittik.
Hepsi seçili, isimleri yazılı, parkesi, süpürgeliği, kapı önü , altına sereceğimiz yalıtım malzemesi. Yine de kapı önüne koyacağımız parçayı uzun uzun inceleyip, alıp parkenin üzerine koyup, bu arada fayansları hayal edip, onunla da uyup uymadığına bakıp, sonunda seçtiğimizden farklı bir tanesini aldık.
Çabuk oldu sayılır,sadece yarım saat falan oyalanmışızdır sanırım.
Oradan fayansa geçtik. Bunu da dün seçmiştik ama yine tüm fayanslara bakıp, daha önce sorduğumuz soruları sorup, düşündükten sonra seçtiğimizi aldık.
Mutfak tezgâhı ile dolap arasına bi aksiyon yapıp canlı şey seçmiştim ama tabi biz gidip gelip dururken o bitmiş. Neyse başkasını beğenmemiz Allah'tan uzun sürmedi. Ocağın solundaki duvara bundan koysak mı koymasak mı diye hesaplamakla geçti biraz zamanımız. Sonra zaten bir paketin yetmediğini ama iki paketin de fazla geldiğini görünce hesaplamamıza gerek kalmadı.
Banyo dolabını başka yerden beğenmiştik ama madem şuradan benzerini bulamaz mıyız dedi Can. En azından sevdiğimiz modelin fotoğrafı vardı. Ona bakıp bir dolabın altı ile diğerinin üzerini birleştirebileceğimizi söylediler. İyi dedik. Bu da yarım saat falan sürmüştür.
Bu arada tam alış verişe çıkmadan, evini tutmuş, kaporasını vermiş kiracının fikrini değiştirdiğini öğrendiğimizden. Yine ne zaman çıkacakları muallakta kaldı. Teslim tarihi belirlememiz de tam bir muamma oldu. Evin yöneticisi de cins bir adammış, aldıklarımızı bodruma koymamıza bıdı bıdı edecek gibi, bir de onunla uğraşacağız. Onu geçtim taşıma da iki işe çıkıyor. Bir aşağı bir yukarı. Neyse, belki bi mucize olur da beş ayda bir ev ancak bulan adam beş günde bulup çıkar. Olur di mi ?
Nasıl teslim ediliyor, eve taşısınlar mı, arabadan indirip gitsinler mi , biz taşır mıyız soruları ile boğuşup banyo bataryasına geçtik.
Altına leğen felan koyabileyim ama su da çok sıçramasın hemi de sağa sola dönsün ve yumuşak hatları olsun filan derken neyse , çok şükür onu da seçtik.
Mutfak bataryasına geçtik.
Hortumla uzasın, altına tepsi girsin , hem normal sprey gibi aksın, kaliteli olsun, sağa sola dönsün. Daha önce gördüğümüz iki tipe yine baktık. Birinin garantisi daha uzundu, onu seçtik.
Klozete geldiğimizde işler biraz sarpa sardı. Şimdi kanalsız modeller varmış. Can suyun girdap yaparak döndüğü ( kuzey yarım kürede ne tarafa dönüyodu bu ? ) klozeti istiyordu. Geçen baktığımızda göstermişlerdi. Bugün gösterebilen yok. Millet klozet alırken kaidesi sığıyor mu, ne bileyim fiyatı keseye uygun mu felan diye bakar bizim yutubdan sifon videosu izleyerek hangisini alacağımızı seçmeye çalıştığımızı duyan Metehan'ın arkadaşları kahkaha atmışlar. Allah Allah, bir de gelip Can'ın adamlara o suyun yönünü sormasını izleselerdi. Valla Koçtaş ekibi bence nezaket ve ilgileri ile tam puan aldılar. Reyona girdikten neredeyse bir saat sonra en az dört görevli başımızda sifon konusunda anlaşmaya çalışıyorduk :D Arkası duvara yaslanan, yavaş kapanan kapaklı, taharet musluğu yeri çıkmayan ( Evet modelin birinde oraya başlığı koyuyordun, niye , sifonu çekiyorsun, o su da aynı yerden geliyor, o tazyikle bir bakmışsın taharet musluğu banyonun öte ucuna roket gibi gitmiş , olur mu olur ? Onca yıldır o musluğu çıkartıp temizleme ihtiyacı da duymamışım, iş çıkartmasınlar başıma ) , saat yönünün tersine girdap yapan bir model bulduk sonunda. Ama yine de çok emin olamadığımız için bir tane sipariş verdik. Onu kurup sifonu çekip tamam demeden diğerini almadık. Nolur nolmaz !
Klozetle birlikte verdikleri musluk ve bağlantı hortumunu kasada almadan bıraktık. Öyle tek markanın tek modelini eline tutuşturdular diye almaz benim kocam. Elli model markaya bakıp uzun uzun karar verememesi lâzım önce. Beş dakikada alınır mı hiç :D Plastik başlı alınmaz zaten, satıcı çocuk zaten çok açıp kapatacağınız bir şey değil dedi bir de, sana ne, ben belki açıp açıp kapıycam :D
Duşakabinlere ilk defa alıcı gözle baktık. Tabi ilk defa baktığımız için de almadık. Mazallah bir kere de karar veririz felan. Teknesiz model mi tekneli mi ona henüz karar veremedik. Gerçi banyonun yer fayanslarının durumuna da bağlı biraz bu. Can buzlu cam olanını klostrofobik buldu. Ben düz camlı olanının su izlerini silip durarak ömrümü çürütemem dedim. Sonunda üzerinde saydam helezonik çizgiler olan mat bir tanede anlaştık. Gibi. Malum daha birinci bakışımız. Sanki yıllardır 70 cm lik duşakabin kullanmıyormuşuz gibi 80cm lik çok dar gözüktü Can'ın gözüne. Üstelik diğeri 70x70 ti bu 80x100 olacak. Neyse beğendiklerimizin fotoğrafını çektim. Bakıcaz yine.
Bu arada artık beş saat geçirmiş olduğumuz markette hem ayaklarımıza hem de beynimize kara sular indiğinden başka hiçbir şeye bakmadan, yemeeeek diyerek kendimizi dışarı attık.
Kendimizle müthiş gurur duyuyorum. Nihayet bir şeyleri başarabildik. Dönüşte uğrarız dediğimiz mutfak evyesi ve çöp öğütücü bakacağımız dükkân da başka gğne kaldı artık ama olsun.
Buraya kadar okumayı başarmış olanları yürekten tebrik ediyorum.
Size bir tutam ada manzarası sunmadan göndermem : D

















































.jpeg)
