9 Eylül 2022 Cuma

Aaaa Yoksa Siz Sifonu Çekince Suyu Girdap Yaptırmayanlardan mısınız ?

Alış verişe gittik. 

Dördüncü yapı markete gidişimiz. Hemen her şeyi güya seçmiştik. Yine de beş saat sürdü alış veriş.

Önce parkelere yaklaştık. Daha dün gitmiştik aynı markete. Ve hepsini seçmiştik. Niye almadığımızı bilmeden eve dönmüştük. Bugün almaya gittik.

Hepsi seçili, isimleri yazılı, parkesi, süpürgeliği, kapı önü , altına sereceğimiz yalıtım malzemesi. Yine de kapı önüne koyacağımız parçayı uzun uzun inceleyip, alıp parkenin üzerine koyup, bu arada fayansları hayal edip, onunla da uyup uymadığına bakıp, sonunda seçtiğimizden farklı bir tanesini aldık.

Çabuk oldu sayılır,sadece yarım saat falan oyalanmışızdır sanırım.

Oradan fayansa geçtik. Bunu da dün seçmiştik ama yine tüm fayanslara bakıp, daha önce sorduğumuz soruları sorup, düşündükten sonra seçtiğimizi aldık.

Mutfak tezgâhı ile dolap arasına bi aksiyon yapıp canlı şey seçmiştim ama tabi biz gidip gelip dururken o bitmiş. Neyse başkasını beğenmemiz Allah'tan uzun sürmedi. Ocağın solundaki duvara bundan koysak mı koymasak mı diye hesaplamakla geçti biraz zamanımız. Sonra zaten bir paketin yetmediğini ama iki paketin de fazla geldiğini görünce hesaplamamıza gerek kalmadı.

Banyo dolabını başka yerden beğenmiştik ama madem şuradan benzerini bulamaz mıyız dedi Can. En azından sevdiğimiz modelin fotoğrafı vardı. Ona bakıp bir dolabın altı ile diğerinin üzerini birleştirebileceğimizi söylediler. İyi dedik. Bu da yarım saat falan sürmüştür.

Bu arada tam alış verişe çıkmadan, evini tutmuş, kaporasını vermiş kiracının fikrini değiştirdiğini öğrendiğimizden. Yine ne zaman çıkacakları muallakta kaldı. Teslim tarihi belirlememiz de tam bir muamma oldu. Evin yöneticisi de cins bir adammış, aldıklarımızı bodruma koymamıza bıdı bıdı edecek gibi, bir de onunla uğraşacağız. Onu geçtim taşıma da iki işe çıkıyor. Bir aşağı bir yukarı. Neyse, belki bi mucize olur da beş ayda bir ev ancak bulan adam beş günde bulup çıkar. Olur di mi ? 

Nasıl teslim ediliyor, eve taşısınlar mı, arabadan indirip gitsinler mi , biz taşır mıyız soruları ile boğuşup banyo bataryasına geçtik.

Altına leğen felan koyabileyim ama su da çok sıçramasın hemi de sağa sola dönsün ve yumuşak hatları olsun filan derken neyse , çok şükür onu da seçtik. 

Mutfak bataryasına geçtik.

Hortumla uzasın, altına tepsi girsin , hem normal sprey gibi aksın, kaliteli olsun, sağa sola dönsün. Daha önce gördüğümüz iki tipe yine baktık. Birinin garantisi daha uzundu, onu seçtik.

Klozete geldiğimizde işler biraz sarpa sardı. Şimdi kanalsız modeller varmış. Can suyun girdap yaparak döndüğü ( kuzey yarım kürede ne tarafa dönüyodu bu ? ) klozeti istiyordu. Geçen baktığımızda göstermişlerdi. Bugün gösterebilen yok. Millet klozet alırken kaidesi sığıyor mu, ne bileyim fiyatı keseye uygun mu felan diye bakar bizim yutubdan sifon videosu izleyerek hangisini alacağımızı seçmeye çalıştığımızı duyan Metehan'ın arkadaşları kahkaha atmışlar. Allah Allah, bir de gelip Can'ın adamlara o suyun yönünü sormasını izleselerdi. Valla Koçtaş ekibi bence nezaket ve ilgileri ile tam puan aldılar. Reyona girdikten neredeyse bir saat sonra en az dört görevli başımızda sifon konusunda anlaşmaya çalışıyorduk :D Arkası duvara yaslanan, yavaş kapanan kapaklı, taharet musluğu yeri çıkmayan ( Evet modelin birinde oraya başlığı koyuyordun, niye , sifonu çekiyorsun, o su da aynı yerden geliyor, o tazyikle bir bakmışsın taharet musluğu banyonun öte ucuna roket gibi gitmiş , olur mu olur ? Onca yıldır o musluğu çıkartıp temizleme ihtiyacı da duymamışım, iş çıkartmasınlar başıma ) , saat yönünün tersine girdap yapan bir model bulduk sonunda. Ama yine de çok emin olamadığımız için bir tane sipariş verdik. Onu kurup sifonu çekip tamam demeden diğerini almadık. Nolur nolmaz ! 

Klozetle birlikte verdikleri musluk ve bağlantı hortumunu kasada almadan bıraktık. Öyle tek markanın tek modelini eline tutuşturdular diye almaz benim kocam. Elli model markaya bakıp uzun uzun karar verememesi lâzım önce. Beş dakikada alınır mı hiç :D Plastik başlı alınmaz zaten, satıcı çocuk zaten çok açıp kapatacağınız bir şey değil dedi bir de, sana ne, ben belki açıp açıp kapıycam :D

Duşakabinlere ilk defa alıcı gözle baktık. Tabi ilk defa baktığımız için de almadık. Mazallah bir kere de karar veririz felan. Teknesiz model mi tekneli mi ona henüz karar veremedik. Gerçi banyonun yer fayanslarının durumuna da bağlı biraz bu. Can buzlu cam olanını klostrofobik buldu. Ben düz camlı olanının su izlerini silip durarak ömrümü çürütemem dedim. Sonunda üzerinde saydam helezonik çizgiler olan mat bir tanede anlaştık. Gibi. Malum daha birinci bakışımız. Sanki yıllardır 70 cm lik duşakabin kullanmıyormuşuz gibi 80cm lik çok dar gözüktü Can'ın gözüne. Üstelik diğeri 70x70 ti bu 80x100 olacak. Neyse beğendiklerimizin fotoğrafını çektim. Bakıcaz yine. 

Bu arada artık beş saat geçirmiş olduğumuz markette hem ayaklarımıza hem de beynimize kara sular indiğinden başka hiçbir şeye bakmadan, yemeeeek diyerek kendimizi dışarı attık. 

Kendimizle müthiş gurur duyuyorum. Nihayet bir şeyleri başarabildik. Dönüşte uğrarız dediğimiz mutfak evyesi ve çöp öğütücü bakacağımız dükkân da başka gğne kaldı artık ama olsun. 

Buraya kadar okumayı başarmış olanları yürekten tebrik ediyorum.

Size bir tutam ada manzarası sunmadan göndermem : D








7 Eylül 2022 Çarşamba

Yirmi Beş

Can' ın izninin tam evlilik yıldönümümüze geldiğini görünce pek romantik hayallerr gömülmüştüm nerelere gideriz diye.

Ama ertesi akşam gece uçuşu olunca bizim yirmi beşinci evlilik yıldönümü yolda geçti :D


İşte yirmi beş yılı böyle geride bıraktık. 

Yol boyunca şimdi şunu yapıyorduk, şimdi bunu yapıyorduk diye anılara daldık .

Doğrusunu söylemek gerekirse hayalimdekinden daha büyülü bir kutlama oldu :)

Bir kaç fotoğraf da tatilden olsun .


Şekerli limonatalar ve biranın sağlıklı sayılıp kolanın sağlıksız diye olmadığı restoran. Doğrusu tepemin tası attığı halde sakinliğimi korumamla gurur duydum :D


Can'ın inatla yenisini almadığı sandaleti iyice paralanınca bütün tatili geçirdiği terliklerine benim şişko hallerime bakmazsanız çok romantik bi poz bence :D


Yemeğini yutmadan fotoğrafa zorlananlar da aramızda :D


Bu dörtlü çok güzel dostum :)


Hadi şerefe o zaman:D

Bütün evlilik yıldönümlerimizi çocuklarımızla kutlamaktan zevk almışızdır. Bu da hep birlikte 7 m2 de geçen tatilin sonunda tatlı bir bitiriş oldu. Eve döndük herkes köşesine çekildi. Yüzümdeki gülümseme benimle kaldı.


Akşam eve girerken bizi karşılayan manzara da buydu.

Ve sanırım kiracılarımız ev bulmuşlar, taşınıyorlar. Ev boşalmadan inanamayacağım galiba ama biz evleniyoruz a dostlar :)


5 Eylül 2022 Pazartesi

Dün Çok İlginç Bir Şeye Şahit Olduk

Denize sıfır kamp kurmanın kötü tarafı güneşin altında kalmak. Bir tentemiz var ama sürekli sağına soluna gölgelik şeyler asmamız gerekiyor. İyi tarafı sıcaktan bunaldıkça cumburlop denize kendimizi atabiliyoruz.

Ben de öğlene doğru pek denize girmem normalde ama dün sıcaklayınca gideyim dedim . Suda balıklar var, Can maske şnorkel alacak mısın deyince iyi fikir diyerek aldım. Normalde deniz gözlüğü takmayı sevmiyorum. Ama maske şnorkel hoşuma gidiyor arada .

Sabah girdiğim zamanın aksine deniz balık doluydu. Kocaman sürü. Neyse onlar dağıldılar küçükler kaldı. O arada Metehan da yanıma geldi. Deniz gözlüğünün içine eski gözlüklerinin numaralı camlarını yerleştirerek yaptığımız gözlüğü ile eskisi gibi körlemesine dolaşmıyor artık. Bir nebze daha rahat. Sanırım önümüzdeki sene numaralı deniz gözlüğü yaptırırız ona artık .

Neyse konuyu dağıttım iyice. Sahilde durup sudaki minik balıkları izleyerek gülmeye başladık. Zira balıklar Metehan'ın ayaklarını takip ediyorlardı. Nereye gitse on beş yirmi balık takip ediyordu onu. 

Derken suda başka bir balık gördük. Dil balığı mı dedik ama değildi. Suyun dibinde sanki yürüyormuş gibi gidiyordu. Ahtapot mu acaba dedik kolları saklanmıştır. Değilmiş. Bizim balık Metehan ' a doğru ilerleyip durdu. Pusuya yatmış gibiydi. Arada bir hafif hareketleniyor ama tam pusuda bekliyordu. Derken bir anda ağzındaki tüm bacakları eliyın gibi açıldı, içinden parlak daha uzun iki tanesi kurbağanın sinek yakalaması gibi bir anda uzanıp balıklardan birini kaptı. Metehan da ben de kafamızı suyun altına sokmuş vaziyette bunu izledik. Sürünün diğer balıkları hemen saldırıya geçti ve bizim balık gözden yitti. Geri döner dönmez araştırdık, küçük bir mürekkep balığıymış bizim balık.

Neyşınıl Ceografik tadında bir deniz macerası oldu bize. 

Bu kampın hatıralardan çıkmayacak ânı da bu oldu. 

Merak edenler cuttlefish diyerek yutubda videolarına bakabilirler. Bizim gördüğümüzde daha büyük olanların nasıl yengeç yakaladığı falan var .

2 Eylül 2022 Cuma

Tatil

Pandeminin bize kazandırdığı en güzel şey karavan olabilir. Elli yaşımızdan sonra kamp keyfini öğrendik, bambaşka bir dünyaya adım attık .

Benim gibi doğa aşığı biri için sabah kapıyı açıp sessiz bir sabaha adım atmak öyle güzel ki. Dalgaların sesi, kuşlar,gökyüzünün pembeliği.  Gece ateşin karşısında yıldızların altında oturmak da .

Daha güzel bir ortam düşünemiyorum.

Evet evden çıkıp otele gelmek gibi kolay değil. Evde bir sürü hazırlık yapmak, sonra onları on postada karavana taşıma gerekiyor. Sular, içecekler alınmalı, buzdolabına mümkün olduğunca çok şey sığdırılmalı, tuvalet boşaltılmalı . 

Gelgelelim, her şey bitip de oturunca alınan keyif uğruna, o minicik mutfağın minyatür lavabosunda bulaşık yıkamak bile insanı kampa gelmekten engellemiyor. 







Tatil fotoğrafları bitmez. Şimdilik ilk sabahta kalalım, şarkınızı almayı unutmayın :)

31 Ağustos 2022 Çarşamba

Geçen Hafta

Bol misafir ağırlayarak geçti :)

Bilgehan'ın arkadaşları geldi . Aynı gün Can'ın da kardeşleri gelince gece bizim salon koğuş gibiydi :D



Gençleri evde bırakıp bir ara kendimizi dışarı attık .



Ertesi sabah kahvaltıda bir abi bir abla bir yeğen bir arkadaş iki oğluş ve anne baba vardı :D


Diğer kardeşin de yanına gidince, dördünü bir arada çekmemek olmazdı tabi.


O arada kütüphanelerinde bulduğum bir kitabı da bitirdim :)


Tam gitmeden önceki gün Günsu karavanı görebildi. Evden daha serindi içi.




Şu anda gidip çanta hazırlamam gerekiyor.

Onun kargosu geldi mi, bunun dersleri ne durumda, otele gidip malak gibi yatsak mı , yollara düşüp yeni yerler görsek mi sorularıyla boğuşarak geçti zaman diyeceğim ama ona bile vaktimiz yoktu. Sonunda Can' ın bir haftalık yaz iznine ulaştık. Kiracımız sorularımızı tek kelimelik " Yok" cevabıyla geçiştirip telefonlarımıza cevap vermediğinden hâlâ gitmeye niyeti olmadığını anlayıp, izinde taşınırız hayalini bir kenara bıraktık. Sanırım bizim maddi durumumuz onlardan iyi olduğu için kul hakkı yediklerini düşünmüyorlar. Neyse. Allah' a havale ettim onları. Vardır bir hayır elbet bunda da. 

Malak gibi yatmaktan vazgeçtik. Zira yatarken insan düşünüp düşünüp sinirlenebilir. Hem Sincap bizi özlemiştir. Bu sene çok az birlikte olabildik. 

Umarım tatilimiz güzel geçer. Ondan sonra Metehan'ın işlerinin peşinden koşacağız. 

İşte böyle.

Fotoğraflara üçüncü saniyesinde kapatmadan dayanabildiğim 2022 yaz hitlerini ekledim : D Yahu yaz hitleri neden hep böyle oluyor?


23 Ağustos 2022 Salı

Kitap Salı / Kütüphane Turu

 









Niye bu fotoğraflar tersten yayımlandılar hiçbir fikrim yok, siz alttan üste doğru bakın :)


Günsu evine dönmeden önce son bir buluşma yapalım dedik, Moda İskelesi aklımızdaydı, orayı görelim istedik.

İskele' nin üst katı kütüphane oldu. İçeride çok insan olduğundan direk fotoğraf çekmek istemedim ama ikinci fotoğrafta ( Alttan tabi ki ) sağımızda raflar hafiften gözüküyor. 

Kütüphaneden en fazla üç kitap alınabiliyormuş ve bir ay süresi varmış. Gayet uzun bir süre geldi bana.

Alt katta kafe ve tuvalet var. İskelede deniz taksi olacakmış . 


Öğlen vakti gitmemize rağmen oldukça doluydu. Deniz kıyısında oturacak alan bulmadık. İçeride bir koltuk kapınca soluklandık azıcık.



Bardak çok şeker, değil mi ?

Neyse çayımızı içip biraz toparlanınca soğuk birşeyler içeceğimiz başka bir yer bulalım dedik. Kahvesi güzel olan Yer çok güneşti. Kahvesi sıradan olan Bomonti gölge, rüzgârlı ve harikaydı. Orada hayata geri döndük. 

Akşam olunca dönüş yoluna geçtik. Moda Sahil' e bir kere daha gitsek modunda aşağı sahile indik. Yürürken karşı kıyıdan sesler geldi, Kalamış Festival Alanı'nda akşamki konserin provası vardı. Konser dokuzda, çok geçti ama haydi o tarafa doğru bakalım dedik. Giderken ciğerci görünce acıktığımız aklımıza geldi. Sağ olsunlar bir yavaş servis yaptılar ,çıktığımızda saat sekiz buçuktu. Konsere kalmış yarım saat. Artık girmek farz oldu tabi.


Sahilde, kayaların üzerine oturup bir saat dinlemişiz müziği orada.

Nasıl güzel geldi.

Öğlen kitabımı elime alıp akşama kadar bunu bitirsem yazarım diyordum, akşama kendi kitabıma yeni bir sayfa eklenmiş buldum.

Bu haftaki kitap salı değişik oldu, haftaya buluşmak üzere :)

21 Ağustos 2022 Pazar

Yatak Üzerindeki Bin Tane Yastığı Anlamayan Tek Ben Değilmişim

 


Bu kız yine hislerime tercüman olmuş :D

Dekorasyon modası diye hayatı kendimize zehir etmeye ne gerek var. Koltuğun üzerinde yastıklardan sana yer kalmayıp da her oturduğunda onları yere atıyorsan niye tekrar tekrar koymaya çalışıyorsun ? Ya da yatağının önünde kocaman bir koltuğa ne gerek var ? Yatağı bırakıp orada mı oturacaksın? Ne bulduysan üzerine atma koltuğu olmaktan öte geçemeyecek bence. Hele yemek masası üzerindeki devasa süsler ? Sofraya oturduğumda birileri ile gözgöze gelmeye imkân yok, bariyerler ardındasın :D

Valla biz Metehan'la kahkahalarla izledik. Size de pazar neşesi olsun.

Ben de giyinip bir hafta sonra ilk defa evden çıkayım. Bu kadar hasta modu yeter, silkeleneyim azıcık .

Öptüm sizi.




18 Ağustos 2022 Perşembe

Perşembe Bitmeden Düşünceleri Yazalım

Geçen hafta dileklerden bahsetmiştim. Çok dikkatli dilerim diye .

Yaz başından beri çok kilo aldım .

Omzumu sakatlayıp spor yapamayarak geçen ( Ne spor yapması yüzümü yıkayamıyordum ) haftaların üzerine korona olup homili gırtlak yediğim haftalar bindi. Boğazım acıdığında hiç acımam çok pis yerim zira. 

Eh ondan sonra zaten battı balık rejime kadar yiyebilirim modu geliyor. 

Canım sıkkınken çok yerim. Hâlâ yerinden ayrılmayan kiracı can sıkıcı tabi. Okullar açılana kadar taşınalım istiyorduk. Pek mümkün gözükmüyor şu an .

Bir de yaz mevsimi var. Hep kilo alırım. Zira hareketlerim zaruri yapmam gerekenlerle sınırlı kalır. Ve karpuz, kavun, incir, şeftali, kiraz yenmez mi yaa. Hiç yaramıyor meyveler bana hiç.

Sonunda kaslarım yine sınırı aştın demeye başladı. Kramplarla çok güzel dertlerini anlatır kaslarım. Eklemlerim de öyle. Ama dedim ya, yazın rejim yapamıyorum ben. Eylül gelsin de bakarım artık bir çaresine diyordum.

Olaya iç organlarım müdahale etti . 

Oldum olası kilo vermeyi dilerken dibine sağlıkla sıhhatle diye eklerim.

Pazartesi sabahı kahvaltı yaparken tiksindim. Çok da önemsemedim zira taş gibi lor peyniri koymuştum yumurtama, bazen bayıyor. Ama akşama ne yediysem çıkartınca hımmm dedim. Aksi gibi evde metpamid de yokmuş. Sabaha kadar her yattığımda midem bulandığından otobüste gider gibi oturur vaziyette uyumaya çalıştım. Bu arada tuvalete taşınmam da bitmiyor tabi.

Salı sabahı Bilgehan hemen ilaç aldı geldi. Mantıken bulantı ilacını içip , midemi toparlayıp su içince olay çözülecekti. Olmadı. Çok bir şey içemedim .Ateşim bir türlü inmedi aşağı. Mecburen hastaneye gittim. Serum taktılar. Biraz toparladım. Can uçuşa gitti. Metos arkadaşlarıyla buluşacaktı. Bilgiç 'le evde kaldık. Ama yine kötüleştim. Ateşime bakayım dedim. 40. Hımmm. Zaten her yerim ağrıyorsa daha aşağı olamaz. İkinci bir parolu içip duşa attım kendimi. Neyse 38,5 a düştü de gidip akşam 21.30 da yattım. Uyumuşum.

Dün sabah çöp gibi kalktım. Can uçuştan döndü. O yatmaya gitti ben ilaç içip midemi birşeyler yiyebilecek hâle getirmeye çalışıyorum. Derken bir öğürme sesi. Haydaaa. Metehan da hasta. Annenin üç kuruş hasta olma hakkı bitiyor tabi o ara. 

Bi hasta olup yatamıyorum diye diye onunla ilgilendim. Neyse mide ilacı vardı en azından. Ateşi de akşam 37,5 a düştü.

Dünün en mutlu ânı şeftali yediğim andı. Sıcak nasıl bastıysa beni ,her şeye tiksinirken tek hayalim şeftaliydi : D

Bugün çok şükür ana oğul ateşimiz çıkmadı. Fazla olmasa da yemek yiyebildik. Karnımız hemen davul gibi oluyor tabi.

Velhasıl bir kilo gitti sanırım. Hızlı detoks yapmadan başlanmaz bu rejime , çok feci yemeğe alıştım diyordum. Çok hızlı detoks oldu.

Neden hastalandık çözemedik. Pazar günü birlikte piknik yaptığım arkadaşlarım da benim kadar kötü olmasa da aynı şeyi yaşadılar. 

Bir de korona testi yaptı doktor. Ben bunca zamanı o testi yaptırmadan geçirmiştim ne güzel. Yahu daha korona olalı iki ay geçmemiş dedim ama dinleyen kim.

Neyse. Negatif çıktı . İyi olmuş gerçi yaptıkları, Metehan da hasta olunca paronaya başlayabilirdi.

Şu an şiş göbeğimle oturup pislikten batan evime bakarken, haftaya cuma Bilgehan'ın arkadaşları gelecek parti yapacaklar telaşına düşecekken Can' ın ablası ile abisi de nasıl aynı güne denk düşürdüler şehre gelme plânlarını diye vahlanıp, bir an evvel iyileşsem demekteyim.

Aslında bugün yazacağım düşünceler silsilesi bu değildi ama o da haftaya kalsın.

Dilek dilerken, plân yaparken sağlıkla, huzurla, hayırlısıyla diye ekleyerek haminnelere bağlamayı unutmayın. ( Haminne : Hanım ninenin halk ağzıyla söylenmesiymiş. Ben hiç hanım nine diyeni görmediydim . Duymadıydım yani )

Bunca şeyi okuduysan haydi pazar gününden keyifli fotoğraflara sakladığım şarkılardan al :) Tam on iki saat piknik ile rekor kırmış olabiliriz :D







Ay çenem düştü ama. Piknikte bir ara yan masamıza beş genç oturdu ve isim şehir oynadılar. Ay ben onları sevdim sevdim uzaktan, telefona gömülmeyip birlikte oyun oynayan genç görmek ne iyi geldi.

Pazar sabahı dokuz gibi Yıldız Parkı' na giderseniz, güzel bir piknik masası kapabilirsiniz benden söylemesi .

Perşembe bitmeden yazı bitse bari .

İyi geceler .

Hoş siz bunu görüp okuyana kadar günaydın zamanı gelmiş olur  :)

17 Ağustos 2022 Çarşamba

Çalışkan Çarşamba / Revzen + Billur Müzesi

Geçen hafta bir de Beykoz Cam ve Billur Müzesi'ne gittim arkadaşlarımla. Zamanlamayı pek iyi ayarlayamamışım. Dönüş vapur saati 17.45 , biz de oraya vardığımızda 15.00 olduğundan biraz hızlı tur geçti ama yine de güzeldi. Yine gideceğim belki . İskeleden taksi ile gittik biz, zira yürüyerek yokuş yukarı yarım saat sürecekti. Dönüşte de taksi durağından çağırdık. Zaten yakın mesafe olduğundan aynı parayı ödedik gidiş dönüş.

Yeni bir müze burası. Bir buçuk sene olmuş. Tarihi bir ahırdan müzeye çevrilmiş. Binaya bakınca at olsam diyor insan :) Müzenin kendisi küçük aslında ama bahçesi kocaman. İsterseniz sadece bahçesine de giriş yapabiliyorsunuz. Tavşanlar, tavuskuşu falan görebilirsiniz bahçede. Çok da güzel bir çocuk parkı vardı. Bir dahaki gidişimde piknik yaparım belki diye düşünüyorum. Pazartesi hariç her gün 9.00-18.00 arası açık müze 30 TL, indirimli 10 TL yabancılara 60 TL imiş. 12 yaşına kadar ücretsiz sanırım. Müze kart geçerli değil. 




Bu müzeden aklımda tutmaya çalıştığım kelime revzendi. Bir kelime daha vardı ama onu unuttum :D

Revzen alçı ile birleştirilmiş cam parçalarından oluşan pencere. Bir nevi vitray olarak biliyoruz biz onu. ( Şuradan bakabilirsiniz)

Müzenin arkadan ışık vurulup yere rengârenk izlerinin düştüğü revzen kısmı çok hoştu . 


Diğer kelimeyi de hatırladım. Daha doğrusu az önce internetin altını üstüne getirip buldum. Kubadabad.


Kubad Abad Selçuklu Sarayı. Bu da oradaki kalıntılarda br foseptik çukurundan çıkmış tabakmış. Konya'daki bir müzeden buraya taşınmış. Üzerinde 2. Gıyaseddin Keyhüsrev'in isim ve ünvanları yazıyormuş. Ben kubadabad bir cam türü falan diye düşünmüştüm. 

Bu arada müzede fotoğraf çekmek yasaktı, son iki görseli internetten buldum. 

İşte bu haftalık bilgilerimiz de bunlar .

Sınav yapıcam ay sonunda iyi çalışın bak :D