11 Ağustos 2021 Çarşamba

Günaydın


 İki gündür dalgaların sesi eşliğinde ruhumu sağaltıyorum. 

Ve yıldızların altında kendimi hem koskocaman hem mini minnacık hissediyorum.

Yosun kokusu yeşil kokusuna karışıyor. 

Rüzgâr aralarından seçim yapmadan hepsini bana taşıyor.

Minik yengeçler,  kaygan taşlar, akşam serini, ateşin kıvılcımları, müziğin nameleri.

İki gün uzayıp gidiyor, sanki yirmi dört saat değil, sanki her saniyesi diğer günlerden daha uzun.

Dalgalar kayalara çarpıyor.

Dileğimi dileyip beklediğim kayan yıldız gökyüzünün en tepesinden tepenin ardına kadar süzülüp beni mutlu ediyor.

Güneş iliklerime kadar ısıtıyor, çok ısıttığında denizin serin kolları alıyor ateşimi.

Kitabım maceradan maceraya sürüklüyor.

Arada uğrayan arkadaşlar dost sohbete katılıyor. Fonda hafif bir müzik  çalıyor.

Dünyanın geri kalanı unutup iki günlük rüyanın içimdeyim.

Çok iyi geldi.



3 Ağustos 2021 Salı

Bir Şey Yapamadığım Konularda Konuşup Durmayı Sevmiyorum

Hariçten gazel okumak gibi geliyor.

Yapabileceğim bir şey var mı diye bakıyorum.

Kendimce güvenilir bulduğum kuruluşlara para göndermek dışında bir şey yok.

Onun dışında yüreğime iğneler batıyor, kızgınım, öfkeliyim...

Neyse ki boş değilim.

Misafirlerim var.

Ve onlara bakarken yüreğimin sızısı hafifliyor gibi oluyor.



Ve bu sabah Doğal Hayatı Koruma Derneği'ndeki arkadaşım Ayşe bizi yunus gözlemine çağırdı. Her mevsim bir kere çıkıp yunus gözlemine çıkıyorlarmış. Yunusların yüzgeçlerinden kimliklerini çıkartmaya çalışıyorlar, gemilerin geçişlerindeki hallerini gözlemliyorlar, kaçıyorlar mı yaklaşıyorlar mı beslenmeleri nasıl psikolojileri nasıl bakıyorlarmış.

Evden çıkmadan parmağıma yunuslu yüzüğümü takıp arkadaşlarınızı da çağırın dediğim için olsa gerek, boğazda rastlanan üç türü de görmeyi başardık.





Sadece deniz yüzeyine bakıp yunus görmeye çalışmak ruhuma çok iyi geldi.

Şu doğanın bize kazandırdıklarına verdiğimiz cevaba bak.


30 Temmuz 2021 Cuma

Ne Kadar Yeşil Ne Kadar Mavi Görsek Yanımıza Kâr Kalıyor Sanki


Bir ara "Handan bu yeşili bu maviyi  daha ne kadar görebileceğin meçhul, hâlâ varken tadını çıkart" diye düşünürken buldum kendimi.



Bu ülkede sevdiğimiz lokantalar kapanıyor, tarihi sinemalar yıkılıyor, yeşil yakılıyor, deniz ölüyor, paramızın değeri her an öyle düşüyor ki aldığımız her şey yanımıza kâr kalıyor. Minimalist yaşamaya kalksak meselâ aynı baklagile üç katı para vermemiz gerekebilir. 



Kendimi varil içinde yokuş aşağı yuvarlanır gibi hissediyorum, her yerime başka bir şey çarpıyor.



İşte o arada, insan olduğumu unutmamak, elimden kayıp gitmeden yakalamak için yüzümü güzel şeylere çevirip nefes almaya çalışıyorum. 



Hayatta yarım yüzyılı geride bırakmış bir insan olarak benim bu yaşımda huzurla dolu olmam gerekirken her mutlu olabileceğim ânıma sızan bu hüzün bu umutsuzluk bu acıyı yaratan hiç kimseye hakkımı helâl etmiyorum.  



Keşke şu fotoğrafların altına daha güzel birşeyler yazabilseydim.









 

27 Temmuz 2021 Salı

Bir de Ayın Karanlık Yüzüne Bakalım

Can'ın on gündür beli tutuk, rapor aldı 2 gün en biraz dinlensin diye kampa da o sayede gittik.

Karvanda inanılmaz keskin bir bıçak takımım var. Karpuz keseceğim derken parmağını kesti. O akşam büyük bir bantla kanamayı durdurduk ama eve döndüğümüzde onu doğru hastaneye yolladım. Üç dikiş atmış doktor.

Dün sabah yürüyüşten döndüm, Metos'un yüzü bembeyaz kesmiş karnının sağ alt kısmının ağrıdığını söylüyor.

Hemen babasıyla hastaneye gittiler. Büyük ihtimal karnını üşütmüştür ama yine de apandist mapandist olmasın sakın diye endişelendik. Apandist değilmiş böbrek taşı düşürüyormuş :/ Neyse ki kendi kendisine düşecek boyuttaymış.

İşte bu da her şeyin öte tarafı.

Yine de bir çok şeye şükür. 


Dün akşam karavanı kıyı köşe temizledim, dolap içlerini döküp yeeleştirdim. Metos'un bir arkadaşı yarın İzmir'den gelip orada kalacak. Hoş hava o kadar sıcak ki bence evde kalsa daha mantıklı. Dolayısıyla bugün de evi  temizleyeceğim.

Yarın bir sergiye gideceğiz.  Bir arkadaşımın resimleri de varmış. 

Bu hafta bir gün de vapur turu hayalim var. Boğazda salına salına gitmek. Bakalım.





26 Temmuz 2021 Pazartesi

Upuzuuun Bayram Tatilinin Son Günlerinde Kampa Gitmeye Cesaret Eden Aile

Yep. Biziz o.

Normal zamanda bile haftasonları çıkmayan ben Can'ın bulabildiği yegâne boş zamana söylene söylene tamam dedim. 

Artık gittiğimiz yer çok kalabalık olmaz umarım, dönüşte yolda üç bin saat geçirmeyiz umarım felan diyerek hazırlandım.

Hazırlandım dediysem evde yiyecek içecek ne varsa torbaya doldurdum.

Bilgiç bizimle gelmek istemedi. Onun bir kırıklığını hissetmiş olsam da sonuçta göbekleri benimle kesilmedi. (Hımm, aslında kesilmiş gibi bişi oluyo ama bu kısmı çok çözemedim henüz :D) 

İzmit'te dere kıyısı olan küçük bir kamp yeri görmüştüm. Dalından Yensin. 

Ata tohumlarıyla sıfır kimyasal kullanarak bir bahçe yapmış sahibi. Kalan yeri de üç küçük karavan ve sayısını hatırlamadığım çadır alanı olarak değerlendirmiş. Kendisi planını çizmiş, anne babası ile birlikte yapmışlar. 

Doğrusu alan güzeldi ama beni benden alan dere kıyısıydı. Hele bir de semaverde odun ateşi ile çay demlediklerinde tamam dedim kesinlikle cennetteyim.

Ve bilim bakalım kaç kişi vardı. Hahaha, bayram tayfası sabah ayrılmış, bizim rezarvasyon tamamlanmış gözükmeyince yeni gelmek isteyenlere de kapalı demiş biraz dinlenip işlerini halletmek için. Kapıda bizi görünce bu hayalleri iptal oldu ama napalım, bi geleceğiz demiştik. Sadece uçuştan yorgun dönen kocam kimlik numaralarımızı yollama kısmını önemsememiş pek.

Dün bütün günü şu şekilde geçirmiş olabilirim.


Ve çok çok fazla fotoğraf çekmiş olabilirim.


























Bir de bol su sesli videom var. 



Ah, söylemeyi unutmuşum. 45 dakikada döndük kamptan. Pazar günü herkes trafikten korkup dönüşünü başka güne alarak bizim için boş bırakmış yolları sanırım :D

23 Temmuz 2021 Cuma

Uzun Zaman Sonra Moda


Sabahın dokuzunda yollara düşüp denize nazır çay keyfi yaptık annemle.


Rüzgârlı ve sakin bir köşe bulduk.


İstanbul'un en nezih köşelerinden birinw kurulduk.


Ağacımız da ne tatlıydı baksanıza.


Dönüşte Bahariye Caddesi'nden turist gibi bakına bakına geçtik. 

Pek sakindi etraf.

İstanbul'dan gidenler dönmek için hiç acele etmesinler diyerek dolaştık :D

Bu küçük kaçamağımızı da tarihe not düşelim :)