İki gündür dalgaların sesi eşliğinde ruhumu sağaltıyorum.
Ve yıldızların altında kendimi hem koskocaman hem mini minnacık hissediyorum.
Yosun kokusu yeşil kokusuna karışıyor.
Rüzgâr aralarından seçim yapmadan hepsini bana taşıyor.
Minik yengeçler, kaygan taşlar, akşam serini, ateşin kıvılcımları, müziğin nameleri.
İki gün uzayıp gidiyor, sanki yirmi dört saat değil, sanki her saniyesi diğer günlerden daha uzun.
Dalgalar kayalara çarpıyor.
Dileğimi dileyip beklediğim kayan yıldız gökyüzünün en tepesinden tepenin ardına kadar süzülüp beni mutlu ediyor.
Güneş iliklerime kadar ısıtıyor, çok ısıttığında denizin serin kolları alıyor ateşimi.
Kitabım maceradan maceraya sürüklüyor.
Arada uğrayan arkadaşlar dost sohbete katılıyor. Fonda hafif bir müzik çalıyor.
Dünyanın geri kalanı unutup iki günlük rüyanın içimdeyim.
Çok iyi geldi.















































