27 Ocak 2021 Çarşamba

Tatil 1. Gün


Yola çıkacağımız gün İstanbul Karlar altındaydı. Bırakıp çıkmamız çok zor oldu :)


Gideceğimiz iki yer vardı Beypazarı ve Abant. Hangisine önce gideceğimiz kar durumuna bağlıydı. Abant'taki karavan kampını aradık, araçlar gelemiyor dediler. Beypazarı'ndakini aradık, yollar açık mı diye, oradaki adam kar yok,  açık dedi. Biz hâlâ etrafta kar var da yollar açık sanıyoruz, meğer hiç yokmuş. Koca ülkede karsız yegâne yere gitmiş olduk böylece :D


Karsız ve buzzz gibi. Şu göl ikinci gece dondu. Bizim suyumuz da. Hâlâ da düzelmedi zira pompa bozuldu o arada.


Kaldığımız yer Beypazarı'na arabayla on dakika mesafede As Balıkçılık tesisisydi. Ve çok güzeldi. Normalde bir restoranı da varmış ama tabi bu dönemde kapalıydı. Karavan dışında kalacak yerleri de var. Bir de harika piknik masaları.


Kuş bakışı böyle görünüyor :)


Kazlar, tavuklar, horozlar etrafımızdaydı bir de pek dost canlısı olmayan köpekleri ise neyse ki bağlılardı :D



Kat kat kıyafetlerle ateş başında en fazla on dakika durabildik :D Ama çok sevdik orayı. (Evet Metehan o çadırda yattı, ama ilk gece, sonra Can "Sana bakmaktan uyku tutmadı" dediği için içeri geldi : D Bizim ailede oğuluşuna hiç kıyamayıp burnunun ucundan ayırmak istemeyen babadır :D)



Sevemezsek kendimize başka bir yer buluruz demiştik ama ayrılamadık. Oradan çevre civarlarda gezmeye karar verdik. Zaten gittiğimiz ve ayrıldığımız günleri saymazsak iki tam günümüz vardı. Onlardan birinde Metos'un sınavı diğerinde katılması gereken ders olduğundan gezileri kısa tutmak zorunda kaldık.  Bir senedir gezmeyen bünyemize bu bile çok iyi geldi :)
 



Tesiste, en çok, akşamları gün batımı beni benden aldı.  Kışın gitmenin şansını yaşadık sanırım, güneş tam karşımızdan battı. Bununla ilgili komik videoyu da yükleyeceğim yakında. 



 


25 Ocak 2021 Pazartesi

Uzun Uzun Anlatmaya Başlamadan Önce Kısa Bir Özet


 Ses kötü, çekimler yamuk,  bi sonrakine daha iyisini yapabilirim belki :D Kendime saydırmışım da az biraz :D

24 Ocak 2021 Pazar

Eve Döneli İki Gün Oldu Ama Hâlâ Karavan'ı Toparlamaya Çalışıyoruz

Bugün gidip orada kalan erzakları topladım. İki torba doldurdum. Hani tufan çıksa biz içeride bir ay idare edebilirdik herhalde. Onca şeyi nerelere sıkıştırıp sokuşturmuşum hayret :D

Kirlileri toplayıp getirdim. Çarşaf, yastık yüzleri, yerdeki kilimler, battaniyeler. Bir posta yukadım, daha da var yıkanacak.

Bazı şeyleri de orada tutmanın gereksiz olduğuna karar verdim. Yer var diye koymuşum ama içinde yaşarken bütün boşluklar doluyor. Meselâ kitaplarımı koyacak yer bulamadım beş gün. Gerçi kitaplar için duvara filemsi bir göz yapsak diyorum. 

Bitki çayı için bir demlik vardı, eve geri getirdim. Cezvenin için bir frençpresin presi sığdı (kendi kırıldıydı) ,  e onunla idare ederiz koca demlik yer kaplamasın dedim.

Bir küçük çöp kovası vardı. Dışarıda koyacak yer yok, bir o yana bir bu yana. Naylon torba kullandığımı fark ettim daha çok, onu da  getirdim.

Şeker iki çerez tabağım vardı. Kırmızı, ağaçlı yıldızlı ama ahşap tabaklarım bir de minik süslü kâseler var, onları kullanırım dedim. 

Böylece çaydanlığa çekmecede yer açıldı. Biraz daha zaman geçsin, kullanmadıklarımı elerim. 

Bu arada tuvalete kaydırmaz duş paspası almayı düşünüyorum. Hem ayağımız üşümez. Hem yer ıslanırsa biz ıslanmayız hemen. Zira mutfakta bulaşık durulanmadığından, oradaki lavaboyu kullanıyorum.

İçinde yaşadıkça ortaya çıkıyor bazı şeyler.

Hele -20 derecede zaman geçirince :D

Bu yolculuğumuzdan da hasarla döndük bu arada. Sular donmuştu. Su pompası ölmüş o arada. Açılsın düzelir diyorduk ama olmadı. 

İşte böyle.

Bugünün videosu akşamları karavanda ne yaptığımızı gösteriyor. 



Video çekme konusunda cidden çok kötüyüm. Zamanla düzelir umarım. Sesi çok az. Kamerayı da çok hareket ettiriyorum.

Fotoğraflarımı toparlar toparlamaz sizlere Beypazarı, Mahkeme Ağcin Köyü, Abacı Peribacaları ve Abant'ı anlatacağım.

19 Ocak 2021 Salı

Bu Soğuk Havada Yola Koyulup, Karları Arkasında Bırakarak Derin Dondurucuya Giden Deliler


 Eeeeet, nihayet yeni karavan maceramıza çıktık.

Yine bir sürü aksilikler bizi buldu.

Sanırım karavan hayatı bu demek. Sürekli bozulan, karılan, dökülen ya da dökülmeyen şeylerle dolu olmak zorunda :D

Karlarla kaplı güzel mahallemizi geride bırakıp yola çıktık. Elbet gideceğimiz yerde de kar olur diyorduk ama,  hahahaha, nerdeee.

Neyse baştan başlayayım.

Her sene kar tatilinde muhakkak midesini üşüten Bilgiç'in kustuğu bir gün yaşarız. Bu sene pek erken yaşadık. Arabada giderken bilimum ekranlara bakmak rahatsız ettiği  halde yine de inatla başını ekrandan kaldırmayan mahlûka Bilgehan deyoruz. Eliyle ağzını kapattığı an,  hayatım bir film şeridi gibi önümden geçti. Yüzlerce kusma modunu bir bir gördüm o beş saniyede. Naylon torba yetiştirene kadar püskürtme yöntemi ile her yeri halletti, bağrışlarımızla paltosuna gömüldü, onu da halletti. Aylardır hiçbir yere girmemek için uğraşan ben buz gibi soğukta bir benzin istasyonu tuvaletinde donmadan akmayı becerebilen ip gibi bir suyla koca paltoyu temizlemeye uğraşarak tatile başladım.


Bakınız camdan manzaram, kurusun diye asılmış bir palto. Bilahare gece buz tutmuş olarak içeri aldık :)

Neyse sonunda kamp yerine vardığımızda akşam olmak üzereydi. Nefis bir gün batımı manzarası bütün yorgunluğumu aldı. Elimi makinamdan çekemedim bir türlü.

Ö




Nihayet üçüncü kampımızda çadır kurduğu için mutlu olan Metehan, eksi 15 derecede orada yatmayı başardı. Sabah çadırı donmuştu :D


Fotoğraf çekme faslından sonra mutfağa geçtim. Kırmızı çaydanlıkımı çıkarttım ve acı gerçeği gördüm. Yolda nasılsa kapağının kulbu çıkıp içine düşmüş ve yol boyunca sarsıntıyla emayesini kırmış. 



Yolda çay içmek için yanımıza aldığımız termoslara su kaynatıp koyarak akşam çay ihtiyacımızı karşıladım ama ocakta kaynayan çaydanlık gibi sıcak olmadı tabi.

İşte böyle. Gece sularımızın donmasını (ve hala açılmamasını)  saymazsak başka bir sorunumız olmadı neyse ki.

Akşam scrabble oynadık, Bilgiç 7 harfini de kullanarak ekstra elli puanı kaptı. Gerçi bilahare bitirme kısmında sıkıldı ama sonuna kadar dayanıp bizi yendi :)





Sabah buz gibi havaya rağmen çıkıp gün doğumu fotoğrafları kaçırmadım.





Şimdilik bu kadar. 


Bakalım başka ne maceralar bizi bekliyor. Mümkünse tatlı sürprizlerle dolu olsun :)
.





17 Ocak 2021 Pazar

Bi Karavan Videosu Daha, Buzdolabının Boyutları Üzerine :D


Karavandaki buzdolabı oldukça büyükmüş, ben içine hiçbir şey almaz zannederken hemen her şeyi yerleştirdik. Buzluğuna iki tane kiloluk tavuk kanat paketi sığıyormuş meselâ. 

Yalnız öyle tıkıştırdım ki her şeyi,  ne nerede bulabilecek miyim bilemiyorum. Bir bakıyormuşuz beş yıl sonra elimize geliyormuş iç olmadık yerlerden kayıp eşyalar :D

Karlı bir iki fotoğrafla bu yazı da bitsin. 

Gelecek sefere artık gezmeli tozmalı olsun fotoğraflar :)




Şarkı Falı

Son günlerde çektiğim fotoğraflardan derledim size. İçlerine de şarkılar sakladım, pazar günü eğlencesi olsun diye :)


















15 Ocak 2021 Cuma

Sincap'a Mıknatıslı Bıçaklık Taktık


Karavan'da hemen her şey toparlandı. Sadece bıçaklarımı koyacak yer bulamamaktaydım. Aslında benim takıntılarım yüzünden. Bıçak takımı hediyeydi, evdeki takımım taaa evliliğimden kalma, ondan ayrılamadığım için bu takımı saklamıştım. Karavanı aldığımızda evde oraya götürecek şeyler bakarken tamamen aklımdan çıkmış bıçakları görünce mutlu oldum. Gelgelelim takım kocaman bir kutunun içinde. Kutuyu dolaba sığdırdım ama hiç pratik değil. Dolabı aç, kutuyu çıkart, bıçağı al. Ölme eşeğim ölme. Hiç sevmem böyle zor işleri. Takıntım var dedim ya, takımı bölüp sadece küçük bıçakları alsam olur ama onu da yapamıyorum. Her an elimin altında olması gereken şey. Evdeki gibi tezgâh üzerine koyamayacağımdan (tezgâh olmadığından :D)  mıknatıslı bıçaklık geldi aklıma. Otuz santim, sırf bıçaklarla kalmadı güzel tepsimi de tuttu. Şimdi çeşit çeşit yemekler yapabilirim artık :D Hahaha, ah pandemi, bittiğin gün bu mutfak sadece çay için kullanılacak bilesin. Yemek yaptığım tatil mi olurmuş.

Yine sesi pek güzel değil ama izlemek isteyen buyursun. 

Bir de,  niye haber vermiyorsunuz, youtube videoları kolayca yükleniyormuş artık. Ben oradan link al, buraya aç, html kopyala uğraşıp duruyordum hâlâ.  
 

14 Ocak 2021 Perşembe

Yorumlarda Kalmasın, Burada Dursun :)

Kürşad'ın doğumgününü kutlayan herkese teşekkür ederim. Onun yorumunu da buraya alıyorum, yine pek keyifli yazmış :) 



Ablaaa :)


Çok güzel yazmışsın. Kucağında beni sallarken yere uçuşumuzu hatırlamıyorum pek :)
Katuz sapata kısmını da.

Alien filminde konsept gereği yaratık olmuştuk :P

Ayrıca üç beş santimin lafı mı olur ne güzel boylu poslu kızsın :)

Guns konseri evet, sonrasında "bulamadık" ayağına beni o poşetlerle bırakmış olmanız ise aslında işin daha trajik kısmı :)

Commodore 64'deki çabalarımız sayesinde iş güç sahibiyim valla :)

Sabahlara kadar oynadığımız Lands of Lore ise, bilgisayar oyunlarından en çok zevk aldığımız dönemdi herhalde.

Kasetlerin de ayrılması "planlamadığım" bir bölüm oldu evet. Keşke aldığım bütün kasetleri bir şekilde sana hediye yapmasaymışım. Elde tek bir "Master of Puppets" kala kaldım. Düşündüm de, onu da verseymişim bari :P
Neyse ki sonra bir çoğunu bana kopyalamıştın.

İyi ki benim ablamsın. En çok şeyleri senden öğrendim. Hiç de sıkılmazdın anlatmaktan:) Zaten genelde anlatmaktan sıkılmayan bir yapın vardır, bunu bu blogu okuyan herkes anlamıştır herhalde. :))Bu benim çok işime yaradı valla.

Öpüyorum seni biricik, canım ablam.

12 Ocak 2021 Salı

Ömer Kürşad Dört Dörtlük Oldu :)



Gözümün önünden geçiyor her şey.

Eve geldiğin ilk ânı hatırlıyorum. Parmaklarını sayışımı. Benim de artık bir kardeşim var şarkısını söyleyerek dolanmamı.

Kucağımda sallarken birlikte divandan yere uçuşumuzu, doğumgünümde bütün arkadaşlarımın arasında gelip beni bulduğunu,sarı bukleli saçların  sıkılası yanaklarınla ne  tatlı bir bebek olduğunu, bademciklerinin devasa boyutlarda şiştiğinde kıpkırmızı bir yanakla yatmanı, yere uzanmış "Katuz sapataaa" diyerek arabanla oynamanı, dizlerime sarılıp seni havada hoplattığım anları. 

Anlatacak ne çok şey var.

Sinemada rahat yere seni oturtmaya çalışıp dururken benden uzun olduğunu fark ettiğim gün, Alien filmine sarımsaklı pizza ile girip kokusunu bir türlü bastıramadığımız zaman, Guns n Roses konserine annemin eline verdiği kocaman torbayla gelişin (İçinden üç çift çorap da çıktığında çevremizdekilerin yüz ifadesi :D) ,  Commodore 64 te program yazmaya çalışmalarımız, bilgisayar oynarken sabahlamalarımız, yatakta yatarken gelen tıkırtılarla ödümüzün kopması, evlenip evden ayrılırken bütün kasetlerin de benimle gelmesi ile yıkılışın :D... 

Bir kardeşim olsun çok istemiştim. Çok güzel bir kardeşim oldu

İyi ki benim kardeşimsin. Yanımda olduğunu bilmek öyle güzel ki. Varlığınla dünyamı zenginleştirdin. 

Seni çok seviyorum. İyi ki doğdun Ömel Kiltat.


Şuraya da bu sabahtan bir hatıra bırakayım. Anne balkonunda harika doğumgünü kahvaltısı. 




Çok uzak kalmışız, dur yakınlaştırayım azıcık :)