16 Kasım 2020 Pazartesi
14 Kasım 2020 Cumartesi
Dünyayı Gezmekten Geçtim Kadıköy'ü Göreyim Bari Dedim
13 Kasım 2020 Cuma
Kargo Şirketleri Bize Çalışıyor
Ütülenmeyi bekleyen kırmızı kareli masa örtümle bakışıyorum. (Annemle Kürşad çok gülüyorlar bana bu masa örtüm, salonum, mutfağım dememden ötürü. Masa örtüsü değil masa örtüm. Sanırsın ben örtüneceğim onunla :D) Üzerine aldığım şeffad plastik örtü de gelir yakında. Minik masayı kurduğumuzda (bak masam demedim, aferim bana :) üzerine serip, sonra dün sipariş verdiğim bambu tabakları üzerine yerleştirdiğimde acaba nerede olacağız diye merak ediyorum.
Karavanda hafif ve kırılmaz olsun diye plastik tabak almıştık. Bir de piknik çantamdaki melaminlerim vardı. Plastik saklama kutularım. Ve fakat bir an plastikle kuşatılmış hissettim. Bambu tabak ondan :) Gerçi daha çok kullan at kâğıt tabak kullanmam gerek zira bir karış bile olmayan o lavaboda bulaşık falan yıkanmaz :)
Evin her yeri birşeylerle doldu. Yeni alınanlar kadar sağa sola sıkıltırılmış fazla kullanılmayan eşyalar da ortalığa döküldü.
Kamp sobasının başında battaniyelere sarınmış açık havada kestane pişirme hayallerim günümü güzelleştiriyor.
Elektrik hesapları yaparken Can beni güldürdü. İki laptopa elektrik nasıl yetiştirecekmiş konusuyla uğraşmaktaydı. Ne iki laptopu o dedim? Sanırım sürekli izlediğim küçük ev videolarına takılmış kafası, orayı ev gibi gördü :) Biz ne zaman tatile bilgisayar götürdük ki, en fazla gameboy tarzı birşeyler vardır yanımızda. Kitaplarımız, scrabble, iskâmbil destesi, kâğıt kalem. Zaten bu mevsim de bir ya da iki gecelik kaçamaklar düşünüyoruz sadece.
İşte bizde haller böyle. Ay başına yetişecek umarım karavan. Şu an deniz kıyısına park etmişiz, soğukta kimseler yok, dalgaların sesi ile uyuyoruz düşlerindeyim. Can'la o minik yatakta uyuyabilirsek tabi.
Kırmızı kareli örtü karşımda. Aklımda güzel düşünceler. Balkon paket doldu yine . Yarın bakarım neler gelmiş diye.
Queen's Gambit
Geçen gün Netflix'te bu diziye rastladık. İçinden gösterdikleri parça dikkatimizi çekince izleyelim dedik.
Annesi araba kazasında ölünce kendisini bir yetimhanede bulan bir kızın öyküsü bu.
Yetimhanedeki bir hademeden satranç görüp öğrenir ve buna büyük bir yeteneği olduğu anlaşılır. Sonrasında bu yeteneğinin peşinden gitmeye çalışırken önüne çıkanlar,içki, uyuşturucu sorunları ilw mücadelesini izleriz.
Metehan'la filmin en çok her şeyi gözümüze sokmamasını sevdik. Seyirciye zekâ özürlü muamelesi yapmıyordu. Aralarda geri dönüşlerde anne ile hikâyesini parça parça öğrenirken annesinin matematikçi yanını sadece yaktığı kitaplardan birinin kapapındaki tez yazısından gördük örneğin. Bu konu hiç açılıp bir daha anlatılmadı. Meselâ son maç. Queen's Gambit satrançta bir açılış ismi. Son maç kesin bu açılış olacak demiştik ama tek bir yerde denmedi. Hamlelerden bakıp araştırmamız gerekti :)
Walter Tevis'in aynı isimli romanından u yedi bölümlük mini diziyi hepinize tavsiye ederim. İçinde satranç var, kötü alışkanlıklar var, kadınlar var, arkadaşlıklar var, heyecan var. Biz iki günde bitirmişiz. +18 olduğunu da hatırlatayım.
12 Kasım 2020 Perşembe
Son Hava Bükücüyüm :D
Sabahtan itibaren gözümüz gökyüzündeydi. Açıyor galiba . Bulutlandı. Meteoroloji yağmur veriyor. Bak işte onu hiç umursamıyorum, zira bin türlü hava durumu uygulaması var, ben hiç havayla denk düştüklerini görmedim :D
Hem yağsa ne olur ki, açarız şemsiyeleri. En fırtına olursa atarız kendimizi eve. Kapımızın önündeyiz.
Derken kapanan aralanan hava biz buluştuğumuz sıralarda günlük güneşlik. Üzerimizdekileri bile çıkarttık. Yıkanmış ağaçların yeşili başka güzel. Yerler çamur ama olsun. Bir aydır buluşmamışız, görmüşüz birbirimizi tabi ama muhabbet etmemişiz. Ne iyi geldi.
Sonradan Ekleme Not : Fotoğraf çekerken güneş istediğimde genelde çıkar bir yerlerden. Böyle buluşacağımız zamanlarda ne kadar kötü gözükürse gözüksün açar hava. Onun için bizimkiler bana son hava bükücü derler :D
11 Kasım 2020 Çarşamba
Oradan Buradan
Sabahları pufff modunda kalkmamaya çalışıyorum ama hep o moddayım. Ne zaman ki işlerimi toparlıyorum ondan sonra biraz keyfim yerine geliyor. Ev işleri iyice sıkmaya başladı beni. Zaten sevdiğim yoktu ya :)
Bugün hava izin verirse annem, Aynur ve Kürşad'la bahçede buluşacağız.
Biz hâlâ annemle sarılmadık, kapalı ortamda bir araya gelmedik.
Geçen hafta Bilgiç bir arkadaşına gidip bilgisayarını yapacaktı, sonra biz o gün birlikte birşeyler planladığımızdan gidemedi. Babası korona olmuş arkadaşının. Ucuz atlatmışız.
Spor hocamın dayısı vefat etmiş koronadan. 38 yaşındaymış henüz.
Ben güya hep evdeyim ama Can dışarı çıkıyor, Bilgiç okula gidiyor. Ve bu ara karavan malzemesi alıyoruz diye bir sürü koli eve geliyor.
O yüzden annemden uzak durmaya devam edeceğiz sanırım.
Neyse ki evi yakın da, en azından görüyorum kapıdan.
Evet. Günlük ortaya karışık bu kadar.
Şimdi gidip pizzalar mayalanmış mı bakayım.
Salonu toparlayayım.
Bugün spor yapacak mıyız bilmiyorum.
Lütfen güneş açsın biraz, özledik birbirimizi.
10 Kasım 2020 Salı
Nasıl Söylerim Öldüğünü ?
Anıtkabir'e iki kere gittim.
İlkinde Ankara'da teftişteydim. 10 Kasım, pazar gününe denk gelmişti. Ne mutlu olmuştum. Can Merzifon'daydı o sene. Haftasonu geldi. Birlikte gittik. Hayatımda kalabalık yerlere girmeyi hiç sevmemişimdir ama bir kaç istisnası var. Birisi de Anıtkabir. Ne kadar uzun kuyruk o kadar mutlu ediyor insanı.
Diğerinde 23 Nisan'da çocuklarla İstanbul'dan gittik. Sadece Anıtkabir'de bayram kutlamak için yollara düşmüştük, çok güzeldi.
10 Kasım yüreğimi titreten bir gün. Atam'ı minnetle anmadığım bir gün bile yok ama birazdan balkona çıkıp bütün yurdun üzerinde yankılanan sesi duyduğumda yine gözyaşlarım sel olup gidecek. Bunlar sadece hüzün gözyaşı değil, bu minnet, şükür, sevgi gözyaşları.
Sana binlerce teşekkürler, bize verdiğin bu güzel ülke için. Nur içinde, huzur içinde yat canım Atam ❤
7 Kasım 2020 Cumartesi
6 Kasım 2020 Cuma
Gözlemeli mi Gözlememeli mi :D
Sabah saatin sesiyle uyandım. Bir mucize. Hep daha önce uyanıp, sonra sağa sola dönüp en sonunda kendimi yataktan atarım. Can yoktu dün gece, ben yatağa yatmış hiç kıpraşmadan sabah kalkmışım. Tek başına yatmak benim gibi her tıka uyanan bir insan için nimet. Deliksiz uykuya hasret kalıyorum.
Neyse kalktım, hava karanlık. Sallana silkine kahvaltı hazırladım. Gözleme yaparım belki diyordum, hiç gözüm yemedi, sandviçle idare etsinler dedim. Sekizde kaldırdım oğlanları. Bulaşık makinası boşalttım o arada.
Dokuza kadar koltukta tembellik yaptım. Hatta biraz daha çok olabilir. Baktım sporuma kırk dakika var yerler patlamış mısır kırıntısı en azından şu halıyı süpüreyim spor yaparken ağzıma dolmasın toz toprak derken mutfak, antre de aradan çıktı. Toz aldım biraz. Orta sehpaları sildim.
Spordan sonra saat oldu 11.00.
Biraz instagram için kitap fotoğrafı çekerek oyalandım. Evde işten bol bişey yok ama kim uğraşacak. Zaten sağ kolum bir şey kaldıramıyor, güç harcayamıyor hâlâ . Ütü yapmak bile azap, çamaşır yıkamıyorum kaç gündür :)
Saat on ikiye gelirken öğle yemeği yapmam gerektiği geldi aklıma. Gözlemelere üşenmeyeyim artık dedim. Patates soyup haşladım, bol soğanla kavurdum. O arada Metos dolaşıyordu hadi gel sana nasıl gözleme yaptığımk öğreteyim dedim. Bilgiç 'i de çağırdım. Ve fakat ben öğle tatili oldu sanıyorum meğer dersteymiş. Tabi ekranında oyun açık olunca algılamam güö oluyor. Hemencecik geldi maymun. Sorsalar annem çağırdı derse giremedim olur valla.
Sonrası videoda :D
Yemek sonrası koltuğumda tembellik yapmaktayım şu an. Kasap alış verişim gelecek bir ara. Akşama tavuk burger yapacağım. Sonra Metos ile film izleriz.
Şimdi biraz kitabıma gömüleyim.














































