16 Kasım 2020 Pazartesi

14 Kasım 2020 Cumartesi

Dünyayı Gezmekten Geçtim Kadıköy'ü Göreyim Bari Dedim

Ne zamandır Kadıköy'e gitmek istiyorum.  Bilgiç'in kırık gözlük çerçevesi 7 aydır duruyor sanırım. Allah'tan yedek çerçeve de almıştım.  Onunla idare ettik. Kadıköy'e gittiğim bir iki seferde de dükkânlar açılamadan döndüğümden bir türlü götürmedim. Ayrıcana iç çamaşırlar acınası hale geldi, internetten sipariş vermek yerine her zamanki dükkânından almak istedim. Zira Kadıköy'de kendimi bildim bileli duran yegâne yer olabilir orası. 

Bu düşünceler ile dün pırıl pırıl hava varken Metos'la gitsek mi dedik. Ve fakat Can'ın uçuşu vardı, gidip dönerek yetişemeyecektim ona. Öğlen olmuştu. Kalabalıktır felan diyerek bu sabah erken gitmeye karar verdik.

Bu sabah kalktığımda yağmur vardı. Erkeklerim uyurken evin sessizliğinde durmak hoşuma gitti. Plânları iptal ettim. 

Ve fakat günün ilerleyen saatlerinde üşengeçliğime kızdım. Bunda bir ton yemek sonrası şişen göbeğimin de etkisi olabilir.

Baktım bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Bir cumartesi öğlesi,  yağmur kalabalık ihtimalini azaltır diye hesapladım. Evet bir miktar azaltmıştı ama o hali de fazlasıyla kalabalıktı. Neyse. Yola çıktım. Elimde go-pro, bol bol fotoğraf çektim, gözlüğü verdim, çamaşır aldım, eczaneye uğradım (Onu bizim mahalledi bomboş bir tanesi ile hallettim) iki saatte eve döndüm.

Özlemişim Kadıköy Çarşısı'nı, Yeldeğirmeni'ni, denizi. Çok iyi geldi.

Size de topladım bir tutam gezinti. Bol rötyşlu fotoğraflara üşenmeyip bir de şarkı sakladım, seçip beğenip, tıklayıp alın :)



















 

13 Kasım 2020 Cuma

Kargo Şirketleri Bize Çalışıyor

Ütülenmeyi bekleyen kırmızı kareli masa örtümle bakışıyorum. (Annemle Kürşad çok gülüyorlar bana bu masa örtüm, salonum, mutfağım dememden ötürü. Masa örtüsü değil masa örtüm. Sanırsın ben örtüneceğim onunla :D) Üzerine aldığım şeffad plastik örtü de gelir yakında. Minik masayı kurduğumuzda (bak masam demedim, aferim bana :) üzerine serip,  sonra dün sipariş verdiğim bambu tabakları üzerine yerleştirdiğimde acaba nerede olacağız diye merak ediyorum. 

Karavanda hafif ve kırılmaz olsun diye plastik tabak almıştık.  Bir de piknik çantamdaki melaminlerim vardı. Plastik saklama kutularım. Ve fakat bir an plastikle kuşatılmış hissettim. Bambu tabak ondan :) Gerçi daha çok kullan at kâğıt tabak kullanmam gerek zira bir karış bile olmayan o lavaboda bulaşık falan yıkanmaz :)

Evin her yeri birşeylerle doldu. Yeni alınanlar kadar sağa sola sıkıltırılmış fazla kullanılmayan eşyalar da ortalığa döküldü. 

Kamp sobasının başında battaniyelere sarınmış açık havada kestane pişirme hayallerim günümü güzelleştiriyor. 

Elektrik hesapları yaparken Can beni güldürdü. İki laptopa elektrik nasıl yetiştirecekmiş konusuyla uğraşmaktaydı. Ne iki laptopu o dedim?  Sanırım sürekli izlediğim küçük ev videolarına takılmış kafası,  orayı ev gibi gördü :) Biz ne zaman tatile bilgisayar götürdük ki,  en fazla gameboy tarzı birşeyler vardır yanımızda. Kitaplarımız, scrabble, iskâmbil destesi, kâğıt kalem.  Zaten bu mevsim de bir ya da iki gecelik kaçamaklar düşünüyoruz sadece. 

İşte bizde haller böyle. Ay başına yetişecek umarım karavan. Şu an deniz kıyısına park etmişiz, soğukta kimseler yok, dalgaların sesi ile uyuyoruz düşlerindeyim. Can'la o minik yatakta uyuyabilirsek tabi.

Kırmızı kareli örtü karşımda. Aklımda güzel düşünceler. Balkon paket doldu yine . Yarın bakarım neler gelmiş diye.

Queen's Gambit

Geçen gün Netflix'te bu diziye rastladık. İçinden gösterdikleri parça dikkatimizi çekince izleyelim dedik.


Annesi araba kazasında ölünce kendisini bir yetimhanede bulan bir kızın öyküsü bu.

Yetimhanedeki bir hademeden satranç görüp öğrenir ve buna büyük bir yeteneği olduğu anlaşılır. Sonrasında bu yeteneğinin peşinden gitmeye çalışırken önüne çıkanlar,içki, uyuşturucu sorunları ilw mücadelesini izleriz.

Metehan'la filmin en çok her şeyi gözümüze sokmamasını sevdik.  Seyirciye zekâ özürlü muamelesi yapmıyordu. Aralarda geri dönüşlerde anne ile hikâyesini parça parça öğrenirken annesinin matematikçi yanını sadece yaktığı kitaplardan birinin kapapındaki tez yazısından gördük örneğin. Bu konu hiç açılıp bir daha anlatılmadı. Meselâ son maç. Queen's Gambit satrançta bir açılış ismi. Son maç kesin bu açılış olacak demiştik ama tek bir yerde denmedi. Hamlelerden bakıp araştırmamız gerekti :)

Walter Tevis'in aynı isimli romanından u yedi bölümlük mini diziyi hepinize tavsiye ederim. İçinde satranç var, kötü alışkanlıklar var, kadınlar var, arkadaşlıklar var, heyecan var. Biz iki günde bitirmişiz. +18 olduğunu da hatırlatayım.


12 Kasım 2020 Perşembe

Son Hava Bükücüyüm :D


Sabahtan itibaren gözümüz gökyüzündeydi. Açıyor galiba . Bulutlandı. Meteoroloji yağmur veriyor. Bak işte onu hiç umursamıyorum, zira bin türlü hava durumu uygulaması var,  ben hiç havayla denk düştüklerini görmedim     :D

Hem yağsa ne olur ki, açarız şemsiyeleri. En fırtına olursa atarız kendimizi eve. Kapımızın önündeyiz.

Derken kapanan aralanan hava biz buluştuğumuz sıralarda günlük güneşlik. Üzerimizdekileri bile çıkarttık. Yıkanmış ağaçların yeşili başka güzel.  Yerler çamur ama olsun. Bir aydır buluşmamışız, görmüşüz birbirimizi tabi ama muhabbet etmemişiz. Ne iyi geldi.

Sonradan Ekleme Not : Fotoğraf çekerken güneş istediğimde genelde çıkar bir yerlerden. Böyle buluşacağımız zamanlarda ne kadar kötü gözükürse gözüksün açar hava. Onun için bizimkiler bana son hava bükücü derler :D

11 Kasım 2020 Çarşamba

Oradan Buradan

Sabahları pufff modunda kalkmamaya çalışıyorum ama hep o moddayım. Ne zaman ki işlerimi toparlıyorum ondan sonra biraz keyfim yerine geliyor.  Ev işleri iyice sıkmaya başladı beni. Zaten sevdiğim yoktu ya :)


Ferhan Abla'm Antalya'dan limon göndermişti,  ben de ona bu fotoğrafı yolladım :)  Limonlu kek en sevdiğim  ama limonlu çay hiç sevmem, süs olsun diye koydum sadece. Çayı sek alırım hep :)

Ay bi kere bir arkadaşımda böyle çaysamış,  dört gözle çay beklerken bir yudum aldım. Bu neee. Karanfille demlemiş. Yaa, eminim o da güzeldir ama çay olmuyor ki bitki çayı oluyor öyle. Hahaha, gidip kendime sallama çay yaptıydım sonra. 


Bookstagram hesabımla oyalanmaya devam. Yalnız geçen bir video koydum, öyle yorum aldı ki (beş tane falan yani, hahaha, bir an kendime güldüm.) pek gülümsetti beni. E tabi ben ciddi iş yapamıyorum, videolarda cıvımış olabilirim :D



Nedense bi kabak almışım migrostan. Uzun bir süre buzdolabında durup bozulmamış olunca pişireyim bari dedim. Bakmayın görüntüsüne şeker içine zırnık işlememiş :)


Bu papağanlar, her sabah deli gibi uçuşurlar, dün sirenler çalarken bu şekilde duruyorlardı. Sonra biraz daha durup bana poz verdiler ve uçup gittiler. 


Geçen gün anneminkiyle benim evim arasında sallana silkine giderken yakaladıklarım da bunlar.


Ve bu komik suratlı Ent'e de koruda rastladım.  Dünyanın hallerine bayağı şaşırmış duruyordu :D

Bugün hava izin verirse annem, Aynur ve Kürşad'la bahçede buluşacağız. 

Biz hâlâ annemle sarılmadık, kapalı ortamda bir araya gelmedik. 

Geçen hafta Bilgiç bir arkadaşına gidip bilgisayarını yapacaktı, sonra biz o gün birlikte birşeyler planladığımızdan gidemedi. Babası korona olmuş arkadaşının. Ucuz atlatmışız.

Spor hocamın dayısı vefat etmiş koronadan. 38 yaşındaymış henüz. 

Ben güya hep evdeyim ama Can dışarı çıkıyor, Bilgiç okula gidiyor. Ve bu ara karavan malzemesi alıyoruz diye bir sürü koli eve geliyor.

O yüzden annemden uzak durmaya devam edeceğiz sanırım.

Neyse ki evi yakın da,  en azından görüyorum kapıdan.

Evet. Günlük ortaya karışık bu kadar.

Şimdi gidip pizzalar mayalanmış mı bakayım.

Salonu toparlayayım.

Bugün spor yapacak mıyız bilmiyorum. 

Lütfen güneş açsın biraz,  özledik birbirimizi. 

10 Kasım 2020 Salı

Nasıl Söylerim Öldüğünü ?

 Anıtkabir'e iki kere gittim. 


İlkinde Ankara'da teftişteydim. 10 Kasım, pazar gününe denk gelmişti. Ne mutlu olmuştum. Can Merzifon'daydı o sene. Haftasonu geldi. Birlikte gittik. Hayatımda kalabalık yerlere girmeyi hiç sevmemişimdir ama bir kaç istisnası var. Birisi de Anıtkabir. Ne kadar uzun kuyruk o kadar mutlu ediyor insanı. 


Diğerinde 23 Nisan'da çocuklarla İstanbul'dan gittik. Sadece Anıtkabir'de bayram kutlamak için yollara düşmüştük, çok güzeldi.


10 Kasım yüreğimi titreten bir gün. Atam'ı minnetle anmadığım bir gün bile yok ama birazdan balkona çıkıp bütün yurdun üzerinde yankılanan sesi duyduğumda yine gözyaşlarım sel olup gidecek. Bunlar sadece hüzün gözyaşı değil, bu minnet, şükür, sevgi gözyaşları. 


Sana binlerce teşekkürler,  bize verdiğin bu güzel ülke için. Nur içinde, huzur içinde yat canım Atam ❤




6 Kasım 2020 Cuma

Gözlemeli mi Gözlememeli mi :D

Sabah saatin sesiyle uyandım. Bir mucize. Hep daha önce uyanıp, sonra sağa sola dönüp en sonunda kendimi yataktan atarım. Can yoktu dün gece,  ben yatağa yatmış hiç kıpraşmadan sabah kalkmışım. Tek başına yatmak benim gibi her tıka uyanan bir insan için nimet. Deliksiz uykuya hasret kalıyorum.

Neyse kalktım, hava karanlık. Sallana silkine kahvaltı hazırladım. Gözleme yaparım belki diyordum, hiç gözüm yemedi, sandviçle idare etsinler dedim. Sekizde kaldırdım oğlanları. Bulaşık makinası boşalttım o arada.

Dokuza kadar koltukta tembellik yaptım. Hatta biraz daha çok olabilir.  Baktım sporuma kırk dakika var yerler patlamış mısır kırıntısı en azından şu halıyı süpüreyim spor yaparken ağzıma dolmasın toz toprak derken mutfak, antre de aradan çıktı. Toz aldım biraz. Orta sehpaları sildim.

Spordan sonra saat oldu 11.00.  

Biraz instagram için kitap fotoğrafı çekerek oyalandım. Evde işten bol bişey yok ama kim uğraşacak. Zaten sağ kolum bir şey kaldıramıyor, güç harcayamıyor hâlâ . Ütü yapmak bile azap, çamaşır yıkamıyorum kaç gündür  :)

Saat on ikiye gelirken öğle yemeği yapmam gerektiği geldi aklıma. Gözlemelere üşenmeyeyim artık dedim. Patates soyup haşladım, bol soğanla kavurdum. O arada Metos dolaşıyordu hadi gel sana nasıl gözleme yaptığımk öğreteyim dedim. Bilgiç 'i de çağırdım. Ve fakat ben öğle tatili oldu sanıyorum meğer dersteymiş. Tabi ekranında oyun açık olunca algılamam güö oluyor. Hemencecik geldi maymun. Sorsalar annem çağırdı derse giremedim olur valla.

Sonrası videoda :D


Yemek sonrası koltuğumda tembellik yapmaktayım şu an. Kasap alış verişim gelecek bir ara. Akşama tavuk burger yapacağım. Sonra Metos ile film izleriz. 

Şimdi biraz kitabıma gömüleyim. 


4 Kasım 2020 Çarşamba

Doğumgünü Hediyem Geldiii


Kendime doğumgünü hediyesi sipariş etmiştim Bahar'a. (Tık)  Nasıl istersin dedi, yaptığın her albüme bayılıyorum nasıl istersen öyle yap dedim. Nefis bir şey yapmış yine. Albümü elinize aldığınızda sayfalara hayran hayran bakıyorsunuz, insan üzerine el değdirmeye kıyamıyor. Bir sayfada bir pürüz, yapışkan, ne bileyim kesim hatası olmaz mı?  İnanılır gibi değil.

Bahar'ın youtube kanalından aldım bu videoyu, tam bakıp mutlu olmalık. 

Bu arada dün kargo şirketleri bize çalıştı. 

Antalya'dan kuzenim limon nar göndermişti. Bir haftada ancak gelebildi ama neyse kayıp yoktu. 


Sonra Metos'un çadırı geldi. Bayağı büyükmüş, biz karavanda tıkışırken oğlan keyif yapacak :D


Ayı saldırısı temsili fotoğrafı :)


Bahar'ın paketinden çıkanlar. 


Bu da Can'la benim uyku tulumumuz. Karvanda yatak yapması gözümde büyüdüğünden yatağın üzerine atarız diye düşünmüştüm. Gerçi Alaska'da olsak işe yarardı da havalar ısınınca hayatta kullanılmaz. Bir de kocaman.  Şu an karavana sığacağına şüpheliyim :)

Vee son olarak pammık nine Handan.


Gidip saçlarımı kestirdim . Boyaların hepsi gitti. Çok soluk benizli oldum yalnız. Biraz boya badana gerekiyor. 



Şunu da bu akşam Kürşad yolladı. Bloğu açtığım sene, kamera ile görüşürürken. Bir zamanlar pek şeker bi küçük oğluşum varmış.


İşte böyle. 

Zaman su gibi akıyor, hayallerimizi gerçekleştirmek için neler yapabileceğimize bakalım. Belki de sandığımız kadar uzakta değillerdir.