9 Şubat 2020 Pazar

Tanışalı 33 Yıl Olmuş mu Yav


Kar,  soğuk demeden herkes farklı köşelerden döküldü. Arkadaşımızın evinde hem mis gibi kahvaltı yaptık, hem onu sadekârlık atölyesine çevirdiği odasında taşlarla, gümüş tozları ve pencereden süzülen kar taneleriyle ruhumuzu arındırdık.

6 Şubat 2020 Perşembe

E Bu Kar Hâlâ Yağmıyor

Eveet fabrika ayarlarına dönmüş, ütüleri yapmış,  yerine yerleştirmiş, gece oğluşu Kayseri'den evine ulaşmış (aman bi de uçak derdine düştük gece gece),  sabah iki saat spor yapmış, ter atıp kendine gelmiş Handan geldi anacım.



Şimdi mutfağa gidip bol sebzeli mantar kavuracağım.  Bir de çorba pişireyim yanına. Sabah gayet iyi kahvaltı yapmıştım ama açlıktan gözüm dönmüş durumda şu an.



Bugünün plânında kar yağıyor mı diye sık sık pencereden bakarken kitap okumak var. Belki bir ara kalkıp evi süpürürüm.




5 Şubat 2020 Çarşamba

Yürüyüş mürüyüş yapmadım bugün. Günlerdir elimi sürmediğim ütüyü yaparak kalori harcamayı umuyorum.

Pazartesi tartıldığımda iki kilo almış gözüküyordum. Bir iki gün geçsin de şişkinliğim gitsin dedim, bu sabah hâlâ iki kilo almış gözüküyorum. Şişkinlik diilmiş :<

Kitap okuyasım gelmiyor, zorla okumaktayım üç beş sayfa.

Yağmurlu bir sabah. Lodos esiyor, hava ılık. Bunun ardından da kar gelmezse daha da yapmaz bence.

Ütü filmi bulmam gerek.

Günlerdir youtube da küçük evler,  sıfır atıklar falan izleyip kendi büyük, karışık ve bol atıklı evime bakmaktayım.

Portmantodaki ıvır zıvırları attım koltuğun üzerine. Can ha  babam aldığı polarlar, yok rüzgâr geçirmezler, yok teflonlular ile beni çıldırtmakta. İnsan giymediği şeyleri niye alır durur. Hadi bir tane aldın  ,  ikincisi ne iş. Kıyafet verip azıcık rahatladı dolaplar diyorum,  hooop çocuklara hediye kazak geldi, bizimki alışveriş yaptı, doldu yine. (Çoğunluğa göre çok az kıyafetimiz vardır gerçi de bana batıyor)

Yatıp dinlenerek dinlenemiyorum. Çok ilginç. Ne kadar yatarsam o kadar daha yatasım geliyor. Aa çok uyudum bu sabah zımba gibi hissediyorum diyememekteyim hiç. Hep yorgunum. İnsanlar sevmedikleri işleri yaparken yorgun olurlarmış. Duymazdan geliyorum.

Benimki gibi hayatlar çok tuhaf. Hayatımda söylenebileceğim bir şey yok çok şükür. İşte tam da bu yüzden birşeyler yanlışmış gibi hissetmek yanlış geliyor. Nankörlük etme diyorsun. Ve bir milim ilerleyemiyorsun. Allah yoklukla imtihan ettiği kadar varlıkla da imtihan ediyor. Ve bence ben sınıfta kaldım.

Çayım soğumuş gidip yenisini doldurayım. Bitmek tükenmez açlığım için birşeyler de alayım yanına. Dört makina çamaşırı yığıp bir yerden başlayayım. İtü mezunu ütücü olarak sıcak evim sıcak yuvam, yeni televizyonum (çok lazımdı,  pöh) ve ben şükrederek oturalım. Hey gidi hey Cobb Douglas'lar, çoklu doğrusallıklar, çift logaritmik kalıplar, iki kare yöntemi ile hayatımın pascal dağılımını hesapla Sebastiyan, biliyo musun ben yüksek mühendistim bi zamanlar. Hatta müfetişlik yapmışlığım vardı. Müzisyenliğim de cabası. Sen git, ben azıcık düşüneceğim şuracıkta. Çekilebilirsin.


3 Şubat 2020 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Kırk bir yaşıma az kala gittiğim ilk yurt dışı deneyimimle kırk yılda bir deyimini kelimenin anlamıyla gerçekleştirmiştim.

Bu tatilin bende yeri başkadır. İlk defa yurt dışına çıkmıştım. Tek başımaydım giderken. Can'ın dersleri olduğundan orada da tek başıma dolaşmıştım. Nasıl iyi gelmişti o kendimle başbaşa hiç bilmediğim yerlerde dolaşmak. Bakalım bir daha tek başıma ne zaman tatil yapabilirim.

11 Eylül 2011 Pazar

Japon Bahçesi

Gözüm hâlâ gitmediğim parklardaydı, dolayısıyla o kadar yürüyüp de içinde Japon bahçesi olan parka uğramamak tabi ki olmazdı.

İçeri girer girmez göl bizi karşıladı. Tam fotoğraf çekerken çıkan rüzgâr da pırıltıları ortaya çıkarttı. (Bu arada hava çok sıcak olmasın dileklerim bütün haftasonu gerçekleşti. Dün güneşli ama harika rüzgârı olan bir gündü. Zaten kanal kıyısı gölge ve serindi. Bugün de bulutluydu, tam gezmelik.)



Sonra bu çiçekleri gördük. Saatlerce fotoğraflarını çekebilirdim sanırım :)




Bu heykeli oğluşlarım için fotoğraflamasam olmazdı tabi.



Bu da içerde hâlâ Japon Bahçesini araken bulduğumuz enteresan birşey. Böcek yuvası .


 Yok Metehan'cım aklından bile geçirme şimdilik salyangozlarla idare edeceksin :)

Ve en sonunda koca parkın ortasında saklanmış bahçe :



Bu akşamlık da bu kadar. Bugün çektiklerim ve diğer yayımlamadıklarımı artık yarın akşam evimde yazarım :D

1 Şubat 2020 Cumartesi

Şarkı Falı

Fotoğraflara tıklayarak şarkını dinleyebilirsin :) Her telden var :D

Şarkı ismi verenlerinki de aralarda karışık, bakalım kaçıncı denemede bulacaklar şarkılarını :D























31 Ocak 2020 Cuma

İstek Şarkı Alıyorum Efeeem

Şarkı falı yapacağım ama hiç şarkı gelmiyor aklıma, hadi istediklerinizi yazın :)

30 Ocak 2020 Perşembe

Koş Handan Koş

Saati yediye kurup yattım, spora çıkmadan önce mutfağımı toparlarım diye düşünüyordum. Zira evde geçireceğim gün diye plânladığım dünde bir arkadaşımla Kadıköy'de buluşup, diğerinin sünnet olan oğluşlarının duasına gittim. O arada evden çıkarken günlük güneşlik olan hava bardaktan boşanrcasına yağmaya başladı, taksi tutma hayallerim sulara gömüldü, bütün suyu çeken paltomla üç vasıta değiştirip bir sürü de yürüdüm. Gece keh küh öksürüp durdum sonuçta.

Yarın Bilgiç'in arkadaşları gelecek. Öncesinde macn cheese yapacaklarmış. Cumartesi evi temizlemem lâzım, pazar sabahı kahvaltıya misafirim var.

Bu bilgiler ışığında biyonik kadın olmadığıma karar verdim. Yürüyüşü de pilatesi de iptal ettim. Evde durup işlerimi halletmeyi hayal ediyorum. Gün ışıyana kadar da kalkmayacağım :)

28 Ocak 2020 Salı

Kendimi Akıntıya Bıraktım Bugün

Çok pek sportif, baş kaldıran, arkadaş canlısı, süpürge torbası, yürüyüş delisi, otlakçı bir gün bugün.

Pilates hocamız tatilden döndü, yerine bakan hanım hanımcık arkadaşı bizi tatlı tatlı yorarken cadımız iki günde yere serdi yine :D 2020 olimpiyatlarına hazırlıyor bizi hatun.

Sabah squatlı mukuatlı kardiyo pilates dediği bol miktar bacak ve kalça çalışıran dersin ardından kırk dakika yürüdüm. Niye?  Yürümezsen bir hafta Sürahi Hanım'a bağlıyorsun. Gerçi benim yürüme işi bugün sapıttığından yine bağlayabilirim :)

Eve döndüm hazırlanıp dışarı attım kendimi. Kanal İstanbul 'a karşı dilekçe vermenin son günüymüş, gitsem de versem falan diye düşünürken,  dün bir arkadaşım bugün için imza verme broşürü yollamış,  e ben de gitmek istiyordum hadi gidelim o zaman diyerek üç arkadaş buluştuk.

Buluştuk da haritalarda Sabancı Lisesi'nin yanında gözüken Çevre Müdürlüğü orada yok, üzerine de kapısına Altunizade'ye taşındık yazmışlar. Nasıl ya, ben ordan buraya boşuna mı geldim?  Neyse ki şans eseri minibüste imza için giden bir çift gören Pınar onların peşine takılmış. Meğer yeri darphanenin karşısıymış.  Peki Altunizade'ye taşındık yazısı neydi o kısmını bilememekteyim.


Neyse dilekçemizi verdik. Oradan Beşiktaş'a geri yürüdüm. Vapurla Kadıköy'e geçtim. Hava mis, açıkta oturup keyif yaptım. Biraz kitap okuyayım dedim ama tabii ki denizi izlemek ağır bastı.


Kadıköy'de gözüğümü alacaktım. Sonra aklıma bitmiş süpürge torbam geldi. Gidip onu da alayım dedim. Yollarda ağır ağır ilerlerken Kadriye'nin işyerinin önünde geçtiğimi fark ettim. (Bizim Mai işte, nostalji yazısını okuduğumuz) Telefon ettim, çayın varsa geliyorum dedim. Hem çayımı hem kahvemi sımsıcak sohbet eşliğinde içtim. Bir de kitap kaptım ondan.


Ballı mıyım neyim :) Bakalım kime kısmet olacak diye alıp koymuş.  Eh bloglarda bile kendim gibi çılgın olanları buluyorum ben :)

Sohbete dalmışım ki baktım gözlükçü kapanacak mecburen yola koyuldum.

O sırada Aynur telefon etti. Yiyecek birşeyler alıp anneme geçeceklermiş, gelir misiniz dedi.

Bu gün benim akıntıya kapılma günüm belli ki. Kısmetlerimi toplaya toplaya dolaşıyorum.  (Öğlen yemeğimi de Birsen ısmarladıydı :)

Kadıköy'den eve kırk dakila daha yürüdüm. (Kaç bin adım attım bugün bilmiyorum valla) Oturup dinlendim.

Şimdi yeniden dışarı çıkacağım akşam yemeğim için. Açlıktan da öldüm ha. Bi kilo vermiş miyimdir acaba.

Onu hiç sanmam da,  güzel insanlarla bezeli bu güzel günden aldıklarıma çok memnunum :)

Kitap Salı

Koca hafta tenis maçı ve buzpateni izleyerek geçince. Üzerine bir de gezme tozmaları ve misafir ağırlamamı sayarsak, bir kitabı bitirmiş olmam bile mucize bence :)



"-Allah'ın varlığına inanmasam,  O'na seslenmezdim!
- Bu üslupla mı?  diye alay etti kadı.
- Dolaylı üsluplara sultanlarla ve kadılarla konuşurken başvurmak gerekir. Rab'le konuşurken değil. Allah büyüktür, bizim o küçük pozlarımız ve laf cambazlıklarımızla işi olmaz O'nun. Beni düşündüren O'dur, o halde ben de düşünüyorum ve düşüncemin ürününü hiç gizlemeye çalışmadan sunuyorum O'na."

"Sevmeyi bilmiyorsan şayet, neye yarar güneşin doğması ve batması?"