Son bir buçuk gün kalmış, ha gayret.
Pazar günü sabahın altısında kalkıp Bilgiç'i trene bindirerek New Jersey'e arkafaşıyla buluşmaya gönderdikten sonra odaya dönüp uyumuşum.
Bugün çok fazla bir plânımız yok. Brooklyn 'de gördüğüm tarihi bir eve bakmaya gidip, sokaklarda uzun uzun yürüyüp köprüyü geçeceğiz.
Doğrusu ev şirindi ama buraya kadar sırf onun için gelmenin gereği de yokmuş.
Neyse geldik madem, şöyle bir ev de bizim olsun diye dilek dileyelim.
Hoş geldiniz, buyruuun :)
Ev sadece haftasonları açık.
İçeride burada olan İngiliz Amerikan Savaşı ile ilgili ayrıntılar, hoş interaktif panolar ve bir de zarla oynanan oyun var.
Üst katında büyük boş bir salon. Konder falan düzenleniyormuş burada.
Önce anlamasak da sonradan bir resim sergisi olduğunu fark ettik.
İlginç bir sergiydi.
Ve çıkışta başladık yürümeye.
Uzuun bir yürüyüş sonrası denize ulaştık.
Köprüyü yürüsek mi yürümesek mi, çok mu uzun, başından fotoğraf çektirip dönsek mi şeklinde geçti ama neyse Metehan ne kadar uzun olabilir canım diyerek yürümek istediği için o güzel Brooklyn Köprüsü 'nü yürüyerek geçtik. İyi ki de öyle yapmışız. Yanız yaya trafiğinden adım atmak o kadar zordu ki.
Kalabalık olsaydı durup uzun uzun tadını çıkartırdım bu manzaraların sanırım.
Ve yeniden Manhattan.
Burada Harry ile Sally Tanışınca filminin meşhur sahnesinin olduğu restorana gidecektik.
Bilşn bakalım neyle gittik.
Hahaha, acıkmış ve artık yürümek istemeyen Can pozu :D
Ama metro durağı ile gideceğimiz yerin ortasında bir yerdeyiz. Uber çağırmaya ne gerek var canıım, yürürüz işte. Hem bak Konfüçyus Amca ve Çin mahallesini göremezdik aksi halde.
Sonunda geldik. Gerçi gelmekle de bitmedi yorgunluk yarım saat de yiyecekleri almak sürdü. Neyse o işi erkeklerim hallettiler ben masayı tuttum.
Acı bir gerçek var ki canlarım, milletin iki kişiye yeter, çok büyük dedikleri bu sandviç bizi anca doyurdu.
Açıkça ve utanarak itiraf ediyorum ki ben hiç bir porsiyonu çok büyük bulmadım, hepsini afiyetle mideye indirdim :D
Ama kahvaltı dışında tek öğün yedim bak çoğunlukla.
Eh bu yorucu, bol yürüyüşlü gün de bir çayı hakketmişti artık.
Ertesi gün eve dönüş günü.
Odada çantaları toparlama işini geceden halledebilirsek sabah biraz daha gezeriz belki.
Ay hâlâ gezmek diyor kadın :D
18 Eylül 2019 Çarşamba
16 Eylül 2019 Pazartesi
7 Eylül New York /6
7 Eylül bizim evlilik yıldönümümüz. 22 yılı geride bıraktığımız bugün neyse ki Bilgehan da sorun çıkartmadı da hep birlikte olduk.
İlk olarak uzuuuuun bir yürüyüşle İntrepid Deniz, Hava ve Uzay Müzesi 'ne gittik.
Gittiğimiz en pahalı müze buydu. Öğrenci indirimleri bile yoktu.
Neyse, daha önceden görmüş olan Can'ın karnı acıktıkca hadi çıkalım artık demelerine fazla aldırmadan Metos ile dolaştık.
Burası bir uçak gemisiydi.
İçeride bu similatör yeri vardı, ayrıca ücrete tabii, battı balık diyerek ona da bindirdim bu ikiliyi. Babasıyla uçma deneyimini bir daha ne zaman yaşayabilir ki.
Koskocamaaan uçak gemisinin içinde dolaştık sonra.
Can'ın müzelik olduğunu görüyoruz bir kere daha :)
Uzay gemisinin içini görmeyi çok isterdim doğrusu.
Gemi ismini Uzay Yolu'ndan almış. Bizim Atılgan olarak bildiğimiz Enterprise :)
Nükleer bomba taşıyan ilk denizaltıymış bu. Girmeden önce birçok interaktif ve bilgilendirici panelin olduğu bölümden geçip, kuyruk bekleme kısmı eğlenceli hale geliyor.
Denizaltıya girmeden son çıkışta bir kapı yapmışlar, buradan geçemeyen girmesin diye. Çok akıllıca bir şey zira içeri girip de onunla karşılaşmak kötü olabilirdi geçemeyen birisi için.
Bakınız şekil A. Tabi benim gibi geçmiyorlar içeride. Üstte bir bar var orayı tutup atlıyorlar.
İlk burayı gördüğümde küçük gelmişti ama koğuşları görünce burası kocamanmış meğer.
En geniş yeri mutfak.
Şu ranzada en altta yatılıyor olamaz değil mi?
Gezi sonrasında açlıktan ölmekte olan erkeklerimi en yakın steakhouse a götürdüm. Can için New York et yeme yeri zaten :D
Akşam yaklaşırken hızla Times Square gittik. Zira evlilik yıldönümümüz için Broadway'den bilet almak istiyordum. İnternetten baktığımda önce 1000 dolar gibi rakamlar gördüm, yok canıııım dedim. Ama daha önceki deneyimlerimden uluslararası bilet satan bazı yerlerin abartı fiyatlarını öğrendiğimden sakince aramayı sürdürdüm.
En sonunda ucuza bilet bulma yöntemini öğrendim. Times Square 'de tckt bayiine gidip o gün oynayacak oyunlar için indirimli bilet bulunabiliyormuş.
Oyunu Metehan seçti. Geç gittiğimiz halde bilet rahat bulundu. Ve biz akşam saat 20.00 de Majestic Tiyatrosu'nun önüne geldik.
Tiyatro öyle güzeldi ki. Salon küçük olduğundan nereye bilet alırsanız alın sahneye yakınsınız. (Radyo tiyatrosu gibi dinlediğimiz ve karınca gibi silüetlerini görebildiğimiz Zorlu'nun salonuna selam olsun)
Oyun boyunca telefon yasak, uzun zamandır bu keyfi yaşamamışım, nasıl mutlu oldum.
Ve sahne..
İnanılmaz bir şeydi Broadway müzikali izlemek. Önümüzde değişen sahnelerle, bir çatı katına çıktık bir mahzenlere indik. Dekorlar öylesine akıcı ve mükemmel değişiyorlardı ki bir an önceki rüyaymış sanki kamera çevrilmiş diğer yere geçilmiş gibi akışkan, görmesek film hilesi diyebileceğimiz bir ortamı yaşıyorduk.
Müzik ve oyunun güzelliği de cabası.
Kendimi bir masalın içindeymiş gibi hissettim. İyi ki gitmişiz. Umarım bir gün bu yazıyı okuyan herkes bir Broadway müzikaline gidebilir. Gönülden diliyorum.
İlk olarak uzuuuuun bir yürüyüşle İntrepid Deniz, Hava ve Uzay Müzesi 'ne gittik.
Gittiğimiz en pahalı müze buydu. Öğrenci indirimleri bile yoktu.
Neyse, daha önceden görmüş olan Can'ın karnı acıktıkca hadi çıkalım artık demelerine fazla aldırmadan Metos ile dolaştık.
Burası bir uçak gemisiydi.
İçeride bu similatör yeri vardı, ayrıca ücrete tabii, battı balık diyerek ona da bindirdim bu ikiliyi. Babasıyla uçma deneyimini bir daha ne zaman yaşayabilir ki.
Koskocamaaan uçak gemisinin içinde dolaştık sonra.
Can'ın müzelik olduğunu görüyoruz bir kere daha :)
Uzay gemisinin içini görmeyi çok isterdim doğrusu.
Gemi ismini Uzay Yolu'ndan almış. Bizim Atılgan olarak bildiğimiz Enterprise :)

Ve müzede gezdiğimiz son kısım denizaltı. Giriş kuyruğu çok, acıktık, yorulduk gibi bütün sözlere kulak tıkayıp herkesi zorla sürükledim. O kadar para vermişim be, konkort uçağına da girememişiz denizaltı kesin gezilecek :D
Nükleer bomba taşıyan ilk denizaltıymış bu. Girmeden önce birçok interaktif ve bilgilendirici panelin olduğu bölümden geçip, kuyruk bekleme kısmı eğlenceli hale geliyor.
Denizaltıya girmeden son çıkışta bir kapı yapmışlar, buradan geçemeyen girmesin diye. Çok akıllıca bir şey zira içeri girip de onunla karşılaşmak kötü olabilirdi geçemeyen birisi için.
Bakınız şekil A. Tabi benim gibi geçmiyorlar içeride. Üstte bir bar var orayı tutup atlıyorlar.
İlk burayı gördüğümde küçük gelmişti ama koğuşları görünce burası kocamanmış meğer.
En geniş yeri mutfak.
Şu ranzada en altta yatılıyor olamaz değil mi?
Gezi sonrasında açlıktan ölmekte olan erkeklerimi en yakın steakhouse a götürdüm. Can için New York et yeme yeri zaten :D
Akşam yaklaşırken hızla Times Square gittik. Zira evlilik yıldönümümüz için Broadway'den bilet almak istiyordum. İnternetten baktığımda önce 1000 dolar gibi rakamlar gördüm, yok canıııım dedim. Ama daha önceki deneyimlerimden uluslararası bilet satan bazı yerlerin abartı fiyatlarını öğrendiğimden sakince aramayı sürdürdüm.
En sonunda ucuza bilet bulma yöntemini öğrendim. Times Square 'de tckt bayiine gidip o gün oynayacak oyunlar için indirimli bilet bulunabiliyormuş.
Oyunu Metehan seçti. Geç gittiğimiz halde bilet rahat bulundu. Ve biz akşam saat 20.00 de Majestic Tiyatrosu'nun önüne geldik.
Tiyatro öyle güzeldi ki. Salon küçük olduğundan nereye bilet alırsanız alın sahneye yakınsınız. (Radyo tiyatrosu gibi dinlediğimiz ve karınca gibi silüetlerini görebildiğimiz Zorlu'nun salonuna selam olsun)
Oyun boyunca telefon yasak, uzun zamandır bu keyfi yaşamamışım, nasıl mutlu oldum.
Ve sahne..
İnanılmaz bir şeydi Broadway müzikali izlemek. Önümüzde değişen sahnelerle, bir çatı katına çıktık bir mahzenlere indik. Dekorlar öylesine akıcı ve mükemmel değişiyorlardı ki bir an önceki rüyaymış sanki kamera çevrilmiş diğer yere geçilmiş gibi akışkan, görmesek film hilesi diyebileceğimiz bir ortamı yaşıyorduk.
Müzik ve oyunun güzelliği de cabası.
Kendimi bir masalın içindeymiş gibi hissettim. İyi ki gitmişiz. Umarım bir gün bu yazıyı okuyan herkes bir Broadway müzikaline gidebilir. Gönülden diliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











