26 Kasım 2017 Pazar

İnsan Sevdiği İşlerle Uğraşınca Süper Güçlere Sahip Oluyor Sanırım :)

On beş günlük bıyık yapalım, ayak izi keselim, kimlik hazırlayalım modunda koşturmalarımızın sonunda dün partimizi düzenledik. 




Oldukça yorulduk ama değdi :)

Yirmi bir çocuğa dört saat bulmacasından koşturmacasına aktivite yaptırmak ciddi bir işti.




Akşam da ne zamandır bir araya gelemediğimiz sevdiklerimizle toplandık.



Bir sır vereyim mi, şu karedekilerin boş oldukları akşamı bulup bu organizasyonu yapmak parti işleri kadar zordu :) Ama başardık.

Şimdi tır tepmiş bedenimi ( evet evet Can da Handan üstünden tır geçmiştir ya da katır tepmiştir diye güldü, oysa ağzımdan çıkan bu sözle olayın vehametini anlaması gerekiyordu :) şu koltuğun üzerinde dinlendirip, ne zamandır elime alamayıp uzaktan hasretle baktığım kitaplardan birine gömülme zamanıdır.


22 Kasım 2017 Çarşamba

Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey





"Her gerçek her zihinde kendi gerçekliğine bürünür. kimse kimsenin hikâyesini anlatamaz. herkes herkesin hikâyesini yeniden yazar. Anılar izafi. Tıpkı zaman gibi. Biz nasıl yaşarsak anılarımız da öyle oluşur. Tüm huylarımız bulaşır anılara. Tüm hayallerimiz, beklentilerimiz. Kinimiz biçimlendirir onları. Öfkemiz kabartır. Kendimize güvensizliğimiz yontar sonra. Kötücül ne varsa bünyemizde, hafızamıza sirayet eder. O yüzden kimse kimsenin gerçek hikâyesini anlatamaz. Herkes herkese yeniden , yeniden gerçekler yazar. Onun kişisel tarihi bile, belki de, bin tane.

O zaman gerçek ne?

Bir anlık kıvılcım. Olup bittiği anda var olan. Sonrası külliyen hatıra. Hem yaşayan için , hem o yaşama tanık olan için. Tarih hafızadan kâğıda geçerken bile tıpkı kulaktan kulağa oyunundaki kelimeler gibi girdaplara kapılır. Hallerden hallere dönüşür. Kaybolur.."

Mine Söğüt

Rahatsız edici bir hikâyesi olan ilginç bir kitaptı. Üzerinde uzun uzun düşünülebilecek, biraz sarsılıp biraz kavga edilecek kitaplardan. Kendi açımdan baktığımda bir bütünden çok sanki cümle cümle beğendim. Meselâ yukarıdakine , meselâ aşağıdakine bayıldım :)

"Bu güne kadar yaptığı tüm hesaplara, toplamalara, çıkartmalara, çarpmalara, bölmelere inançsız, tuşlarındaki sayılardan tedirgin, hep bir suçluluk duygusu içinde, hep bir hata payında boğulmakta olan ve dükkânın köşelerinde yer değiştire değiştire tozlanan şu hesap makinesine."

Daha bir çok cümle var not aldığım.

Onları da sonra yazarım :)


21 Kasım 2017 Salı

Ortaya Karışık

Çekmecelerin bir kısmından çıkmayı başardım :) Aslında her gördüğüm şeyle ilgilenmesem daha kısa sürecek ama ben ne bulsam baktığımdan ve okuduğumdan bitmiyor tabi :)


Legolara bayılıyorum. Lütfen bakar mısınız, elindeki büyüteç gerçekten de büyüteç :)


Bu saksı yirmi yıldır kalemlik olarak kullanılıyor bizim evde. Yapan kişi geçen senelerde vefat etti. Her zaman enerjik, bol kahkahalı, yaratıcı, hastayken bile pes etmeyen sevgili Meliha Teyze evimin bir çok köşesinde benimle. Çevremizdekilerin yüreğine dokunmak ölümsüzlüğün sırrı olmalı.


Jeton diye bir şey kaldı mı hâlâ?  1990 yılında basılmış bu jetona mutlulukla ve hayranlıkla bakan sadece ben miyim bilmiyorum :)


Mürekkebi bile kurumamış, inanılmaz. Otuz yıllık geçmişimiz var kendisiyle :) Sevgili rapido takımım vasıfsız bir ev hanımı olmadan önce yüksek mühendis olduğumu hatırlatma görevini başarıyla yerine getiriyor :D Aman, tabii ki vasıfsız ev hanımı falan değilim, mübalağa sanatı yaptım :) Hehehe, kendini beğenmişim ben bi kerem :D


Patates salatası. Bakmayın öyle, başlıkta ortaya karışık diye yazdım, ne ararsan var burada. Değişik bir sunum olduğundan hoşunuza gidebilir dedim. Patatesi haşladığınızda tuz ve limon suyuyla (yanında yağ da olabilir, ben pek koymam ama) ezip yuvarlak toplar yapıyorsunuz.  Bu topları incecik doğranmış dereotuna bulayıp ortasını hafifçe çukurlaştırarak tabağa yerleştiriyorsunuz. Biraz yağla kavurduğunuz rendelenmiş havuçları o çukura doldurup üzerine yoğurt ve kırmızı biberle ikram ediyorsunuz. Hem görüntüsü şık hem de tadı güzel. Daha ne olsun :)


Mutfaktan çıkıp fuara gidelim. Şu kitapların kapaklarına bayıldım.


Fuarda bu sene ilk önce sergi gezdik oğluşla, yorulmadan önce gezince pek keyifli oluyormuş. Aslında daha buraya koymadığım sergi fotoğraflarım da bayağı var, bir ara ilgilenmeliyim onlarla.

Şimdi ben hafta sonuna kadar yetişecek pek önemli işlerimle meşgul olmaya gidiyorum.

Gitmeden son olarak şunu da diyeyim. Yine bütün güzel günler papuca girmiş gibi dünkü yağmurda çıkıp paketlerimi postaladım (hep böyle yapıyorum). Çok mutlu ve gururluyum. Bir de Nilgün'le buluşabilirsem bloğun yeni yaşı gelmeden bütün çekiliş hediyeleri yerine ulaşmış olacak :)

Hepinize günaydın gözünüzde büyüyen işlerin pıt diye hallolduğu verimli bir güne açılsın sabahınız :)

20 Kasım 2017 Pazartesi

Nostaljik Pazartesi

Bugünün yazısı da neredeyse altı yıl öncesinden gelsin. Mutfak ve ev işleriyle çok vakit getiren despereyt evkarisinin felsefik çıkartımları :)


1 Ocak 2012 Pazar

Meselâ...

Meselâ

Kolay alınsın diye bir ileri bir geri dizilmiş peynir dilimleri gibi pratik olsun hayat
Köpük şeklindeki cam temizleyicileri gibi yapışıp kalsın, hemen akıp gitmesin hayaller
Temiz kapaklı ketçaplar gibi kapansın, bulaşmasın olumsuz düşünceler

Meselâ

Açma yeri hemen bulunan market torbaları gibi yürüsün işler,
Çıkartmaya çalışırken kopmayan yağ şişesi halkaları gibi sağlam olsun dostluklar
Söndürülünce yeniden alev alan mumlar gibi canlı kalsın umutlar

Meselâ

Kaynayınca otomatik atan çaydanlıklar gibi durulsun öfke...
Açılınca büyüyen çantalar gibi kocaman olsun yürekler
Kendiliğinden yanan lambalar gibi aydınlansın zihinler

19 Kasım 2017 Pazar

Tam Benlik Olmuş Bu Film

Aksiyon macera filmlerini seviyorum. Sadece bazen kavga dövüş sahneleri uzata uzata daraltıyorlar.

Aksiyon filmlerinin komedi unsurlarına bayılıyorum. Komedi filmlerinin çoğunu sevmem örneğin, yapış yapış bir komiklik, ama aksiyonlarda dozaj çok iyidir.

Dün aslında Doğu Ekspresinde Cinayet'e gitmek istiyordum ama Bilgehan Thor Ragnarok 'u izlemedik deyince, sinemada daha keyifli olur diyerek onu seçtik.



Loki'ye geçen filmden hastayım. Cate Blanchet de var üzerine. Oh oh, çifte kaymaklı. Derken film başladı. Afişteki azamete bakmayın azıcık maymuna çevirmişler kahramanları, hele zavallı Lokim sadece komedi unsuru olarak kalmış. Ama çok komik. Film boyunca kahkaha attım.


Bu ikili komedi ikilisiydi. Hulk da öyleydi :)


Hatun tam karizmatik olmamış mı :) Ben de bu göz makyajından yaptıracağım bir gün.
( Karizma sadece göz makyajından gelmiyor diyeni vururum :D)


En kahraman bence Heimdall'dı.

Üşenmeyip jeneriğin en en en sonuna kadar beklerseniz (sinema salonunda kimse kalmadığı halde kapıyı açıp duran görevlilere inat beklerseniz bizim gibi :) küçük bir kahkahayla daha ödüllendiriliyorsunuz :)



Şarkılar da çok güzeldi. Bu çılgın Led Zeppelin şarkısı eşliğinde filme bir göz atabilirsiniz isterseniz :)

Bir de üç boyutlu olmayaydı iyiydi. Filmlere üç boyutlu oldukları için fazladan para verip karanlık bir şekilde izlemeyi hiç sevmiyorum. Üç boyutla kazandığımız hiçbir şey de yok üstelik.

Neyse.

Kafanızı dağıtmak, kahkaha atmak ve bu arada bir macera yaşamak için bence güzel bir seçenek. Tavsiye ediyorum :)


Biraz Dağıttım mı Ne :)


17 Kasım 2017 Cuma

Ağzım Kulaklarımda :)


Evde her yer dağınık. Kütüphanenin yerini aldığı dolap orta yerde, içinden çıkanlar her yerde, mutfak ilgi bekliyor , koltuklar montaj sırasında ittirilmiş falan. Ben mutlu mutlu manzarama bakıyorum :)

Vitrindeklerin hepsini buraya taşımadım, sadece ikinci sıra dizdiklerimi aldım. Sağa sola sıkışmışları topladım. Henüz çocukların odasındakilere bakmadım. Orada da üstüste yığın halinde kitaplar.

Bu benim ilk kitaplığım. Evlenmeden önce annemlerin kütüphanesi öyle zengindi ki doğru dürüst kitap almama bile gerek olmadı. İzmir'de koridorda kocaman bir gömme dolap vardı onu kullanıyordum. İstanbul'a geldiğimden beri çoğu kitabımı hediye ettim. Sakladıklarım da her yerdelerdi. Şimdi derli toplu oldular.

Kitapları renk ve boylarına göre dizen tek kişi olmadığımı söyleyin lütfen. Tek ben takıntılı değilim,  di mi...

Bu arada, eve gelmesi için üç gün beklemeye dayanamadığımdan  o koca paketleri arabaya sığıştırıp eve taşıyan Can'a ve okuldan döner dönmez kurmak için koşturan Bilgiç'e teşekkürleri bir borç bilirim.

Can'a doğumgünü hediyesi yerine kendime kitaplık alma konusuna gelirsek. O bana daha hediye almamıştı ki,  napalım. Sırasını beklesin :)

Liste

# Bugün çok keyifli bir şey yapacağım. Gidip İkea'dan Billy alacağım. Yok salon takımıma uymazdı, yok buradan taşınırsak nereye sığdıracağım falan derken her yanımdan kitap düşer oldu. Sanırım kitaplığı almamla dolması bir olacak. Dur bakalım :)

# Gelecek haftaya bir doğumgünü hazırlıyoruz. Yapacak çok iş var. Bu madde bütün haftamı alacak gibi.

# Bilgiç'le benim bot almamız gerekiyor. Onunki küçüldü benimkinin en son tabanı düşmüştü.

# Evin temizlenmesi gerekiyor gelecek hafta sonuna misafirim de var :)

# Alış verişe gitmeliyim.

# Ütüsüz olmaz, bak kendimi kötü hissederim. Yeni ütümü denemeliyim, değil mi?  Evdeki hemen her şey yirmi yıllık ama bu altıncı ütü. Sanırım durumum vahim :/

# Yarın bir sinemaya gitsek ailece.

# Pazartesi arkadaşlarımla buluşacağım.

Tamam bu kadar.

Değil tabii ki

# Aldığın çorapları Burcu'ya gönder. Tülin'in paketini postala. Çekiliş hediyeleri kadar da taş düşsün başına.

Şimdi tamam.

Yalnız acilen ağrıyan sırtıma ve sürekli rüya gördüğüm uykuma bir çözüm bulmalıyım. Çok yorucu, çok.

16 Kasım 2017 Perşembe

İyi ki Doğdun Can


Hediye almaktan kaçıyormuş gibi gözükmek istemem ama, hayat bize en güzel hediyeleri vermiş baksana :)

Bol kahkahalı , gezmeli tozmalı (hayır bi kere kendim için istemiyoruuum :) , düzgün uçuş programlı, sağlıklı, huzurlu  nice güzel yıllara :)

Yaşlandın zannetme, sen hâlâ benim gözümde 22 yaşındaki delikanlısın :)