22 Eylül 2017 Cuma

Ekinoks Halleri

Tam ayağım ağrısa da buz koyup yürümeye devam edeceğim dedim boğazım ağrımak suretiyle durdurdu beni.

Kahpe feleeeek diye çığıracağım şimdi.

Neyse bedenim yat biraz dedi, yatıyorum ben de. Boğaz ağrısının en berbat tarafı ha babam bir şey yemek istemem. Kilo vereceğim derken almasam bari.

Hazır boş otururken liste yapayım.

1. Kapılar boyanacak. Ne ara nasıl olacak bilmiyorum henüz.
2. Filmekimi filmlerine ve biletlerine bakılacak.
3. Haydarpaşa Garı'nda sergi gibi bir şey var sanırım ona gidilecek. (Aslında gelmek isteyenler varsa haber versin hep birlikte gidelim, ne güzel olur :)
4. Metehan'a ayakkabı alınacak.
5. Defterleri tamamlanacak.
6. Dişçiye hâlâ gidemedik iyi mi.
7. Kuzenime gitmeli onu arayayım.
8. İstanbul Bienali ilgimi çekiyor, iyi bir komşu sıkıldığında kapısını çalıp ben geldim diyebildiğindir bence :)
9. Çocukların odasına girilecek. Bu iş bir haftamı alır sanırım :)

Hepinize günaydın, dengelerinizi bulduğunuz bir güne açılsın sabahınız.

Unutmayın bugün Yaşasın Cuma :)

Bu şarkı benden size hediye olsun.


21 Eylül 2017 Perşembe

Netflix Deneme

Önerin bakiim güzel dizileri, deneyeceğim bu kanalı bir ay. D Smart'ta dizilerden soğudum. Hoşuma giden hiçbir şey yok. Türk dizileri zaten izleyemiyorum, içim daralıyor.  Şöyle gizemli mizemli, olmadı hastalı doktorlu, olmadı komik bişiler arıyorum.

19 Eylül 2017 Salı

Hypotopia

Geçen gün Metis ajandamdaki yazıları okurken Avusturya hükümetinin, 2014 yılında bir bankayı kurtarmak için 19 milyar dolar harcamasının ardından, Viyana’da bir grup öğrencinin protesto amaçlı olarak Hypotopia adını verdikleri dev bir kent modeli oluşturduklarını gördüm.

O ajanda bu sene hayali ülkeleri de anlattığı için gerçek mi diye emin olamayıp araştırdım. (İnternetten uzak kalma çabam da anında yerle bir oldu tabi)

100.000 kişilik bu hayali kent, Hypotopia,  en ince ayrıntısına kadar plânlanmış. Bankanın kurtarılması için verilen paralar harcanarak bu şehrin yapılabileceği ortaya konmuş. Viyana'nın bir meydanında sergileniyormuş.


Bizde olsa çoktan paralanmıştı. Zaten izin alıp da meydana böyle bir şey yapılamazdı da ihtimal.

Hayranım gençler tarafından yapılan böyle duyarlı işlere.




18 Eylül 2017 Pazartesi

Okulun İlk Günü



Biri ben on ikiyiiiim,  gidip martılara simit atayım diye çıktı evden. Diğeri okulunun değişen binasının heyecanıyla.

Allah bütün öğrencilere zihin açıklığı versin, sevecekleri, sayacakları öğretmenler ile karşılaştırsın.

Bütün güzel öğretmenlere de enerji ve sabır versin, zehir gibi, gözünün içine bakan öğrencilerle karşılaştırsın.

Eğitim sistemimiz demeye utanıyorum artık, sistemli bir şekilde eğitmemeye odaklı bir yola gitmekteyiz. Sonumuzu hayır etsin.

17 Eylül 2017 Pazar

Açık Büfe


Tencerenin dibindeki pilavlar onların hakkı.

Yalnız her yere dağıttılar alt kattakiler kızsa hakları var, bir dahakine az az koymalı.

Kumrularla serçelere dayanamıyorum :)


Bu da sabah arkadaşımın evindeki manzara, sevgili Paçanga Mango'yu hâlâ emziriyormuş. Üç aylık kazık kadar olmuş kızım o :)



Çok güzel bu kedi ya :)

16 Eylül 2017 Cumartesi

Dağınık

Bütün kapıları kapatıp kendimle başbaşa durasım var. Araya başka bir şey girmeyince ne kadar katlanabiliyormuşum kendime bulasım var.

Çok dağılmış gibiyim dijital dünyada. Elimden bırakamadığım ne varsa atıp dört duvar arasına dönesim var.

Yapbozları çıkartsam,  kitaplarımı alsam, defterlerime yazsam,  evimi döküp toplasam, yollara düşüp yürüsem, fotoğraflarımı bastırsam.

Ah bildiğiniz gibi değil, kendime çok çok kızasım var.


15 Eylül 2017 Cuma

100. Fotoğrafı Seçmek

İnstagram hesabı açalı bir buçuk ay olmuş, yüzüncü fotoğrafımı arıyorum şu anda :)

Doğrusu sevdiğim fotoğraflarımı ve güzel sözleri bulmak oldukça vaktimi alıyor. Orada gevezelik yapmamaya karar vermiştim ama cıvıyorum ben hemen, dur bakalım ne kadar gidecek böyle :)

Elimdeki fotoğraf arşivi ne kadar daha idare edecek beni o da başka bir merak konum :)

Hâlâ hesabımı görmeyen varsa şuraya alayım.

Hazır konu açılmışken yeni girdiğim bu dünya ile ilgili düşüncelerimi söyleyeyim.

Sadece kendi yüzünü çekip çekip duranlar pek itici geldi.Bari yanında birileri olsun, ne bileyim bir arka plan olsun. Daha da komik gelen sırf kendi yüzünü çekip altına okkalı sözler yazanlar,  hahaha, ne alâka diyerek pek gülüyorum.

Fazıl Say'ın yazdıklarına bayılıyorum. Genel kültürümü arttırıyor.

Harika fotoğraflar var.

Kitap fotoğraflarına baktıkça sürekli aynı koltuk üzerinde çekmiş olduğum kitap fotoğraflarım pek zavallı gözüktü, benim kitaplar dünya yüzü görmüyormuş, hahaha :)

Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Gidip şu fotoğrafı bulayım ben en iyisi. Takipçilerim meraklanmaya başlamıştır şimdi :P

14 Eylül 2017 Perşembe

Tatates

Dün Metehan ilk patatesini kızarttı. Öğlene kadar her şeyi hazırlamıştım. Sonra evden çıkmam gerekti. Patatesleri kızartması onlara kaldı. Aslında koşturup geri dönesim çok geldi ama kendisi yapsın istedim. İlk iki postayı yakmış ama son posta kıvamındaydı:)

Her şeye koşup her işe müdahale etmeme konusunda kendimi eğitmeye çalışıyorum :)

13 Eylül 2017 Çarşamba

Sadece Bana mı Öyle Geliyor Yoksa Bizde Sürekli Bir Misafir Durumu mu Var?

Metehan bu sefer haftasonundan planlama yaptı. Bir kişi gelecekti ama sayı dörde çıktı sanırım. İki de bizimkiler.

Kalk Handan kalk, yemek yapman lâzım, evi toparlaman lâzım, alış verişe gitmen lâzım.

Dün gece nostalji yapıp buluşan iki delikanlıyla gece ikiye kadar oturmayaydım iyiydi.

Neyse fasülyeyi ayıklamıştım o ara şimdi gidip ocağa koyayım onu.


Yaz tatiline ne kadar kaldı demiştiniz?

12 Eylül 2017 Salı

Seni Seviyorum İstanbul

Bir ay sonra ilk defa Kadıköy'e yürüyerek gittim. Çok yavaş ve nazikçe ilerledim ki topuğum ve bacağım ağrımasın. Hâlâ geçmemesine gıcık kapmaktayım.

Kadıköy'e ulaştığımda susamıştım, bir büfeden su alacakken vazgeçip iskeleye gittim. Üst katında kendime su ve çay söyledim. Her ne kadar gölge yer kalmamışsa da dışarı oturup çay keyfi yaptım. Her zaman alış veriş derdinde bir an evvel bitirme telaşesinde oluyorum. Bu sefer zorladım kendimi bu mola için.


Bir çay yanında minik kurabiyesi ve su 3 TL, manzaranın güzelliği ve insana yaşattığı mutluluk ise paha biçilmez. Reklâma benzedi biraz ama idare edin :)

Neyse, kafamda deli düşünceler var bu sıralar. Bir tarafta tembelliğim bir tarafta hayallerim çarpışıyorlar. Dur bakalım neler olacak.

Eh, çayım demlenmiştir artık. Simit peynir domates keyfi yapabilirim balkonda.

Hayat kısa, günler uçuyor.  Her anın tadını çıkartmak gerek.