21 Mart 2016 Pazartesi

Pek Keyfim Olmayınca Kendimi Filmlere Vurdum

Şöyle bir bakınca hepsi de duygusal, biraz karamsar konular.. İyi geldi bana.


Hayatını yoluna koymaya çalışan bir kadının öyküsü ki gerçek bir öykü..Bir gün ben de kendimi yollara vurmak istiyorum. Bakalım yapabilecek miyim..


Hem komik hem hüzünlü..  Çocukken bir arkadaşını öldürdüğü gerekçesiyle annesinin yanından alınıp bir yatılı okula verilen Tilly, neler olduğunu hatırlayabilmek ve annesini görmek için kasabaya dönüyor...


Korku filmi olmaya çalışmış bir aşk filmi. Tom Hiddleston bakışlarıyla, aşk filmlerine çok yakışıyor. (Ay tamam bakıştan ötesi de var ama mesele o diil, tı tıtt tı:)


Kürşad önermişti . Sonunda geçen gün izleyebildim. Harika Paris manzarası eşliğinde fantastik bir film. Geçmişe özlem duyanlar için :)


Ütü filmi olarak izledim. Güzel bir gençlik filmiydi. Arkadaşlıktan korkan bir oğlanla ölmekte olan bir kızın hikâyesi...Tabii ki hüzünlü.


İçimin iyice sıkıldığı bir gece aşk filmi izlemek istedim.  Bildiğim bir filmdi ama tekrarı da iyi geldi.


Televizyonda rastladım. Çıtı pıtı, hanım hanımcık bu kızımıza. Sonuna kadar izletti doğrusu :)

Film afişlerine tıklarsanız müziklerine ulaşabilirsiniz.. Bakalım hangisi çıkacak size.

Hepinize günaydın..

Bugün baharın ilk günü..Umarım kara kışları geride bırakıp tadını çıkartabiliriz..

 Hâlâ çok kızgınım.. Vardır bu işte de bir hayır elbet.. Belki silkelenip üzerimizdeki ölü toprağını atıveririz. Kim bilir..

Nostaljik Pazartesi

Ama benim bugünlerde koşturma içinde olmam gerekiyordu.  Ağabey oğluşumun doğumgünü yaklaşırken kafamda fikirler uçuşmalı, elimde makas kesip biçmeliydim, hazine avları planlamalı, oğluşlarla ev süslemeliydik. Ah ah... Çabuk büyüdüler çabuk...  Neyse işte neler neler yapıyorduk işte tam şurada. 

20 Mart 2016 Pazar

Çok Kızgınım

Ölen masum canlar için
Birilerinin elinde oyuncak olduğumuz için
Gözleri doymayan insanlarca beş paraya satıldığımız için
Nereye baksam oyunlar ve dolaplar döndüğü için
Çocuklarımız korku ve endişe yaşadığı için
Mutlu ve huzurlu anlarımda suçluluk duyduğum için
Bir Allahın kuluna güvenim kalmadığı için
Ormanlar kesilip, gökdelenler çıkıp, nefes alacak alan bırakılmadığı için
Abuk subuk düşünen abuk subuk konuşan insanların arasında Mars'tan gelmiş gibi hissettiğim için
Kendimizin konuşup kendimizin dinlediği mecralarda boş konuşmak dışında bir şey yapmadığımız için
Bu kadar yapayalnız hissettiğimiz için
Üç kişi bir araya gelip de kucaklaşamadığımız için
Gururla bayram kutlayamadığımız Atama bakacak yüzümüz olmadığı için
Ne olursa olsun herkes kemikleşmiş düşüncesine sarıldığı, diğerlerini suçladığı için
Türkiyeli gibi abuk bir kavram çıktığı için
Harika bir coğrafyadaki ülkemizde neler neler yapılabilecekken durup durduğumuz için
Üretmeden tüketmeye çalıştığımız şişirilmiş ekonomimiz için
Musluktan akan suyun elektriğin dünya kaynaklarından gittiğini hiç düşünmediğimiz için
Her köşede başka bir iç sıkıcı şey bizi beklediği için
Bir sene önceki ders kitaplarını bir sene sonra kullanamayacağımız hale gelen abuk eğitim sistemimiz için
Sürekli başımızı  devekuşu gibi kuma gömdüğümüz için
İnsanların içindeki kin hiç bitmediği için
Kurunun yanında yaş da yandığı için
Hayat bu kadar güzelken manasız şeyler yüzünden bu kadar zor ve çetrefilli bir hale getirildiği için
Avaz avaz bağırıp ağlamak istediğim için
Yarınımın ne olacağını bilmediğim için
Bu güzel pazar sabahında oturup bunları düşündüğüm için
Ama sadece düşünüp kılımı kıpırdatmadığım için

Çok kızgınım çok!

18 Mart 2016 Cuma

Ana Ben Gidiyom Düşmana Karşı


Mütekabil siperler arasındaki mesafemiz sekiz metre, yani ölüm mahakkak, muhakkak.. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar şayanı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz ? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor , hiç ufak bir fütur bile göstermiyor , sarsılmak yok ! (Mustafa Kemal Atatürk)


Teşekkürler Atam, teşekkürler bir an bile aksini düşünmeden kendilerini veren mehmetcikler. Huzur içinde yatın...

17 Mart 2016 Perşembe

Masum Sorusunu Severim Onun Ben

Akşam ve pazar etüdü iptal edilen oğluşum bana "Anne korkmama gerek var mı?" dedi.

Ah...

Kendi çocukluğum geldi aklıma. Her akşam haberlerde yayınlanan çatışma ve ölüm haberleri. Babama bir şey olur mu endişem. İçimin sıkıntısını şimdi bile hissedebiliyorum ki ben hatırlamam öyle küçüklüğümü.

Bizim evde haber kanalı açılmaz. Aslında film izlemek dışında televizyon da pek açılmıyor.  Ama her yerden bir haber geliyor.

Sanki kapkaranlık bir yerde yönümüzü saptamaya çalışıyoruz. Bu kadar iletişim ve bilginin bize bir faydası yok, zifiri bir ormanda yolumuzu bulmaya uğraşırken gelen seslerle zıplıyor gibiyiz. Bütünüyle kuşkudayız. Herkesten,  herşeyden. Bu kadar kuşkuyla kimse hiçbir şeyi göremiyor...

Baktım güzel çocuğuma.  Mutfak masasında oturuyorduk. Dışarda günün son ışıkları harika gözüküyordu. Derin bir nefes aldım.

"Hayır" dedim. Hayır oğluşum korkmana gerek yok. Hayatta her an her şey başımıza gelebilir, ama bunun korkusuyla dolarsak yaşayamayız doğru dürüst.   Allah'a emanetiz.

Bana ve çocuğuma bunları düşündürenler elbet bir gün geldikleri gibi gidecekler layıklarını bularak. O gün oturup yüreğim temizlenene dek ağlayacağım sevincimden.



Haftanın Bloğu - Bulut Gölgesi


Sevgili Tülin yine güzel işlere girişmiş. Onun sayesinde ben de arada minik iyilikler yapmak şansına erişiyorum.  Lösev için oyuncak etkinliğine katılmak isterseniz bloğuna bir uğrayıp bakın derim.

Yaratıcı, çalışkan, sevgi dolu yüreğiyle Tülin'i tanımış olmaktan çok mutluyum. Bloğuna gitmişken yaptığı güzel şeylerin yanı sıra dikiş yüksüklerim etiketine girip yüksük koleksyonuna bakmayı da sakın unutmayın :)

Oturduğumuz yerden onu bunu kınamakla hiçbir yere varamıyoruz, kendimizi çaresiz ve umutsuz hissediyoruz. Pisipisine yitenler yüreğimizde yara, ama hâlâ yaşayan ve destek olabileceklerimiz var..

Ne demiş Richard Dehmel:

Kişiden kişiye yapılacak küçük bir iyilik bütün insanlık için duyulacak geniş bir sevgiden iyidir...

Hepinize günaydın.

Unutmayalım,bir işe kendimizden verirsek küçülürüz ama kendimizi verirsek çoğalarak artarız..

  ( Ay ne özlü konuştum yahu, birilerinden duymadım di mi ben bu sözü, ben buldum bem buldum :)

16 Mart 2016 Çarşamba

Üstümü Başımı Silkeledim


Bu çiçeğin ismini bilmiyorum.  Bütün saksılarıma dağılmış. Minicik birşey ama yayıldıkça yayılmış tek başına farkına bile varılmayacak olmasına rağmen çiçeklenip dikkatimi çekmeyi başarmış.. İyilik gibi, sessiz sakin,  kendi yolunda. Umursamadan büyük ve şaşalı şeyleri..


Bunu da bilmiyorum. Çam ağacına benziyor. Fıstık çamı mı acaba diye şüpheleniyorum. Bir gün ekivermişim, can bulmuş.. Belki birilerinin yüreğine de farkında olmadan ektiğim güzellik tohumları vardır fikrini sunmuş..


Bu budanmış bir ağacın dalları. Minik tomurcuklarıyla yerde gördüğümde dayanamayıp bir kaç tanesini vazoya yerleştirmiştim. Kolay kolay yıkılmam diyerek yapraklanıyor, koskocaman bir ağaç olduğunu unutma dercesine..


Bu bir karpuz sanıyorum. Yaprağının üzerindeki çekirdek ona benziyordu. Yine yedikten sonra o minik mucizeyi toprağa koymuşum. Hayatın sonsuz döngüsü karşımda boy göstermiş, yenilenmiş geri dönmüş, anlamamı bekliyor.


Bu saksımdaki yeşil bir bitki. Kopmuş dalını suya koymuştum. Kopmuş bir dal.. Köklendi, yaşıyor. İki yaprağı var üzerinde. İki yaprağıyla suda pes etmeden hayatına devam ediyor.

Ölüme çare yok.. Ölümcüller her yerde,çirkin ve kirli ellerini uzatıp duruyor.

Ama biliyor musun?

Hep hayat kazanıyor.

Güzel ve iyi, sessiz ve derinden yoluna devam ediyor.

Ve göreceksin, yine yeşillenecek... Dallarını kırsalar, köklerini kopartsalar, yapraklarını yolsalar da hiç fark etmez. Yine yeşillenecek.

Aksini kabul etmiyorum...

O kadar...

15 Mart 2016 Salı

Cevabı Esen Yelde....



Öyle işte.. Pek bir şey söyleyesim yok bugün...

Günaydın...

Uyandığımız bir güne açılsın sabahımız...

14 Mart 2016 Pazartesi

Çok Şey Diyecektim Bugün

Bugün Rumi yılbaşı olduğundan söz edecektim. Yeni yılınız kutlu olsun diyerekten. Bir şeyler biter bir şeyler başlar.  Başlangıçlar güzeldir. Ama hayatlar bitince,  hayatlar pisipisine, garip oyunlar düzenlerle bitince öyle kalakalırsın yüreğinde bir ağırlık...

Bugün tıp bayramı,  gecesi gündüzüne karışmış,  işine bağlı, içinde şefkat ve iyilik olan tüm tıp personelinin bayramını kutlayacaktım. Görevleri kutsaldır. Ama hayatlar bitince, hayatlar pisipisine, garip oyunlar ve düzenlerle bitince kutlamalar ağıda dönüşür öyle kalakalırsın yüreğinde bir ağırlık.

Bugün pi günü.  3. Ayın 14 ü, 3,14 olduğundan. En sevdiğim günlerdendir. Hatta nostaljik pazartesi  de hazırdı. Geçen sene ve ondan önceki sene yazdıklarımla. Sonsuza uzanan rakamlar dizisinin büyüsüne hayranlığımı dile getirecektim. Çeşitliliğini, karmaşasını, karmaşanın ve çeşitliliğin bir araya geldiğindeki güzelliğini... Ama hayatlar bitince, hayatlar pisipisine, garip oyunlar ve düzenlerle bitince o sarmal karışıp sonsuzluk bir kara noktaya çekilir kalakalırsın öyle yüreğinde bir ağırlık...

12 Mart 2016 Cumartesi

İşte Ben de Tam Bu Yüzden En Sevdiğiniz Şeyi Meslek Edinin Diyorum Çocuklarıma


Ne yazık ki ülkemizde çocuklar zeki ve çalışkansa mühendislik ve doktorluk falan dışında bir yerlerde okursa yazık olacak gibi bir hissiyat var. Sanki diğer mesleklerde zekâ gerekmiyor...  Ah ah...