13 Eylül 2015 Pazar

Aman Başlık Gelmedi Aklıma

Dün gece zamanda yolculuk yaptım. Aslında amacım ütü yapmaktı. Seyrettiğim dizinin kayıtları bitti. Küçük oğluşumla tartıştım. Büyük oğluşum benimle ilgilenmedi. Can çalışıyordı zaten.

Ütü yığını yüksekti. Düşünecek çok vakit vardı.

Bilgiç'e mercimek yemeğini beğenmediyse yemeden yatabileceğini söyledim. Testleri benim için değil kendisi işin çözdüğünü ekledim. 

İçim sıkıldı. Susmak istedim. Yorulmuştum birşeyler anlatmaya çalışmaktan. 

İşte o an açtım müziği. Tam şurada. Sen de bak istersen. Seksenlere döndüm. Uzandım radyosunda müzik dinlerken defterine hikâye yazan Handan'ın yanına. Onu seyrettim. Özlemle.

İyi geldi.


12 Eylül 2015 Cumartesi

Ah Burda Olsan Çok Güzel Hâlâ İstanbul'da Sonbahar...



Yağmur çok güzel yağdı. Bir an sonbahar gelmeyecel sanmıştım.


Damlacıklar insana mutluluk veriyor.


Mutfak camında sanat eseri oluşmuş sanki.


Bizim sevimli çiftimiz keyiflerini hiç bozmamışlar :)

Not: Onların yanındaki minik çam ağacımsı bitki ağaç mı olacak gerçekten de.

Not2: Başlıktaki şarkıyı çok severim.  Şurada. (Ağlamadan da dinleyemem nedense.)

Bu İş de Halloldu Bir Sene Rahatım Artık :-)



Üzerimden domates kamyonu geçmiş gibiyim. Mutfak tam bir savaş alanı ama oraya girecek halim yok şu an :-)

10 Eylül 2015 Perşembe

A- Ha

Güzel müzik ve güzel fotoğraflarla biraz yüreklerimizi dinlendirelim...

Tıklayın bakalım sevdiğiniz blr tanesine size hangi A-Ha şarkısı çıkacak..





9 Eylül 2015 Çarşamba

¤¤¤


Telefonumdaki eski fotoğraflara bakarken buldum bunu. Üç sene önce yine böyle bir eylül sabahı çekmişim.

Gökkuşağının altından geçelim, savaşlar barışa dönsün. Bencillikler paylaşmaya, düşmanlıklar dostluğa, ayrılıklar kavuşmaya dönsün.

Elele verip gökyüzüne ulaşalım birbirimizin kuyusunu kazacağımız yerde.

Bu güzel dünyanın herkesi kucaklayacak yeri var..

8 Eylül 2015 Salı

Listelerime Gömülmeliyim

Metos'un hazirandan beri süregelen telâşesi fazla bir şey düşünmeme izin vermedi. Herkes bir yıl öncesinden işlemlere başlarken biz son başvuru tarihini bile kaçırmış bir aile olduğumuzdan hepsi bir araya yığıldı tabi.

Bilgiç bu sene sınava girecek.  Ben girsem daha rahat olurdum. Daha bir haftadır yarım gün okula gidiyor ama şimdiden mızıldanmalara başladı. Allah sonumuzu hayır etsin.

Bileğimi hâlâ tam kullanamıyorum. Uzun bir müddet de kendine gelmez sanırım. Zaten eklemlerim sorunluyken bir de ben düşüp ekstradan sorun çıkartmıyor muyum, sinir olmaktayım..

Hiç enerjim yok.. Zorlukla kalkıp en elzem işleri hallediyorum. Onları bile tam hallettiğim söylenemez gerçi. Fasulye beni bekliyor ayıklanmak için mesela..  Sürekli yatasım var.

Başımı devekuşu gibi gömmüş durumdayım. Kafamı kaldırıp etrafıma baktığımda boğazım düğümleniyor. Birilerinin abuk savaşına şehit verip duruyoruz. Ne desem boş..

Neyse, bu sabah yürüyüşten döndüğümde uzanmak yerine liste hazırladım. Nihayet Kelebek Mobilya'yı aradım. Doktor baktım. Okul taksidi ödedim. Halı modelleri inceledim. Aslında bir de kuaföre gitseydim. Aaa, Can bu akşam yemeğe çıkaracak beni, üşenmeyip saçlarımı da boyatsam iyi olacak bak.

Sonbahar temizliğine ufaktan girişmeliyim. Dünyayı temizleyemiyorum evime bakayım ben en iyisi...

Bir de şu bozduğum rejime dönmeli... Yarın.. Evet yarın o işe de bakmalı.

Listeleri hazırlayıp yanlarına tik atmalı..

Bu dünyada bir şekilde hayatta kalmalı. 

Bilge Adamın Korkusu


7 Eylül 2015 Pazartesi

On Sekiz Yıl Olmuş mu Evleneli :-)

Tamam Metehan Kanada'da , Can Helsinki'de , Bilgehan da okulda olabilir. Ben yine de yıldönümü kutlamasında toparlarım onları şuracığa:-)

6 Eylül 2015 Pazar

O Bir Maceraya Gidiyoooor :)

Öncelikle hepinize güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.

Dün üzerimden bir tır geçmiş gibi hissettiğimden akşama kadar bir sürü sağlıksız şey yedim ve yattım. Zaten bir gün önce balkon yıkarken düştüğümden sol kolum pek bir şey yapmama da izin verecek gibi değildi. ( İki düşme bir başıma geçen lamba, sanırım üçlemiş oluyoruz artık:)

Bu karman çorman dönemimde yine ne kadar şanslı olduğumu hissettim. Arkadaşlarım hep yanımdaydı.

Sizler burada sözlerinizle yüreğime dokundunuz.

Ne hikmetse fotoğraf çekmemişim ama Ferhan Ablam buradaydı. Any oğluşuyla bizdeydi, iki arkadaş gitmeden uzun uzun vakit geçirdiler.

Cuma akşamı ailece toplandık. Tezer, Müzoş ve şeker çocuklar da gelince keyifli bir gece geçti. Son aldığımız tişörtlerin kurumasını beklerken hediyeleri çantaya sıkıştırmak için yüksek möğendis bilgilerinden faydalanıp en sonunda her deliğe bir şey sıkıştırarak kapattık :)


Cumartesi sabahı ardımızdan su dökülerek hava alanına doğru yola çıktık. Uçak saatini beklerken Bodrum ekibi de Metos'u uğurlamaya geldi. Cıvıl cıvıl halimizle oğluşumu tam da olması gerektiği gibi neşe içinde yolcu ettik. O pasaport sırasındayken kardeşi gözyaşı döktü tabi ama olacak o kadar.



Üç aylık bir koşuşturma ve kafa yoğunluğunun ardından eve döndüğümüzde yatıp uyumuşum. Zaten hüzünlüyken uyurum ben. Buzdolabını açıp da su şişesini orada görene kadar iyi idare etmiştim aslında :)

Neyse, akşam yine böyle bir hüzün anında kendime kızdım. " Oğluşun çok mutlu ve harika bir maceraya gitti, kötü bir şey olmuş gibi ağlayıp durma" dedim. Eh, ben reklâm filmine bile bakıp ağlayabilen bir kadınım ne kadar etkisi olur bu sözlerimin bilmem :)

Sabah altı itibariyle oraya vardığını bildiren mesaj geldi. Ayrıntıları ben de sizin kadar merak ediyorum. Umarım bloğunu dediği gibi düzenli yazar. Yoksam, geçen sene on beş gün Londra'da kalıp beş kere aramış birisi olduğundan yandık anacım :)

Evvelsi günkü yazısı şurada :) Koyduğu hareketli fotoya bayıldım yalnız :)

4 Eylül 2015 Cuma

İlk Mektup

Sen şimdi yepyeni bir heyecana yelken açmak üzeresin. Midenin içinde kelebekler kıpır kıpır. İlk defa ailenden ayrı kendi ayaklarının üzerinde duracak olmanın verdiği mutluluk ve korku.

Bilinmeyenin önünde durup, bilinen o sımsıcak yerin geri çağrısıyla daha önce görülmemiş maceraların daveti arasındaki o karışık yerdesin.

Ben hiç oradan öteye gidemedim oğluşum. Belki de senden ayrılacağımı her düşündüğümse burnum sızlasa gözlerim dolsa da adım atman için destek olmamın sebebi budur.

Hayat çok hızla geçiyor. Şimdi seni heyecanlandıran şeylerin çoğu bir süre sonra aynı etkiyi vermeyecek. Bu en harika çağını en harika geçirmen en büyük isteğim.

Seni yolcu ederken biliyorum ki benim oğluşum nerede olursa olsun doğruyu bilir, en güzeli yapar, aklım hiç onda kalmaz.

Ve diliyorum ki hayat karşına hep güzel insanlar çıkarsın, işlerin yolunda gitsin, en sevdiğin şeyleri en iyi şekilde yapasın.

Şimdi sağlıcakla git. Güzel gülümsemen, hayata pozitif bakışın ve harika kişiliğinle dünyanın öte yanındakileri de etkile tıpkı bizi etkilediğin gibi.

Annenin hep yanında olduğunu unutma. Aydedeye öpücük yolla, ben de her gördüğümde seninkileri bırakacağım ona.

Seni çok seviyorum...


Çok, çok, çok, çok, çok, çok, çok, çok, çok, çok....