18 Haziran 2015 Perşembe

Ama Teker Teker Gelin Kardeşim :-)

Dün akşam bir ara, Bilgiç yaptığı mnm veren makinanın milyonuncu yeni düzenlemesini gösterirken, Metos başvuru formunun doldurulmasıyla ilgili soru sorup Can swift çekmek nedir ne değildir konulu bir konuşma yapmaktaydı.

Bu arada kimse benim kitap okuyor olmamla ilgilenmiyor tabe:-) 

~°~°~

İlkokul ikinci sınıftaydım öğleyin bozmayıp da bütün gün oruç tutacağım diye ilk ısrar ettiğimde. İşte tam böyle bir ramazandı. Yılın en uzun günleri. Saat dörtten sonra bozmak istediysem de izin verilmedi o saatten sonra. Çok susadığımı hatırlıyorum. Babamla bakkala gitmiştik. Gazoz, dondurma, ne istediysem almıştı bana:-)

Balkonda kuruyorduk iftar sofrasını. Tahtadan açılır kapanır bir masamız vardı, üzeri donatılırdı. Cami tam karşımızda. O akşam dakikalar ne uzun gelmişti. Gözlerim minarede, önümde su bardağım.

Küçüklüğümü çok hatırlamam ama o gün aklımdan hiç silinmedi.

Tam bir sene döngüsünü tamamlamışım hayatımda. Kış günleri rahat ve güzeldi ama ramazan dediğimde o ilk zamanların hatırasıyla yaz gelir hep aklıma. Balkonda kurulan sofralar. Pide kuyruğuna giden babam. Radyoda dinlenen ramazan programı, ezan sonrası sofra duası. Artık hiçbir programı dinleyemiyorum, vıcık vıcık geliyor.

Şimdi bir de iftarda ne yenmeli sahurda ne yenmeli konuları başlar, sanki bu millet ilk defa oruç tutuyor, sanki yıllarca hep yemeyi beceremedik de şimdi uzmanlar karar verecek gibi...

Neyse, bunları uzak tutyorum ben hayatımdan.

Ramazan benim huzur bulduğum bir ay. Azalan enerjimle bedenimi dinlendirdiğim, koşturmalardan uzaklaşıp sakinleştiğim bir dönem.

Aynı zamanda  irademi sınadığım, bunu başarırsam hayatta beni baştan çıkartan her türlü kötüden uzak durabileceğimi düşündüğüm bir meydan okuma.

Sağlıkla, huzurla, paylaşarak, anlayarak geçsin..

16 Haziran 2015 Salı

Nedir Bu Masanın Bizimkilerin Elinden Çektiği :-)

Okullar kapandı, masa ders kitaplarından kurtulup biraz nefes alır dedik ama bizimkilerin başka plânları varmış:-)



Derin Bir Nefes Alıyoruuz..

 "Tez olsun, kolay olsun" diyoruz, bütün işlerimiz tıkır tıkır tamamlanıyor ve üzerimizdeki yük kalkıyor.

Hadi bakalım...


Dağılsın sisler..

15 Haziran 2015 Pazartesi

Boşluk-17

Güzel bir uykuyla geçen gecenin ardından, sabah hem mutfağını toplayıp hem de hızlı bir kahvaltı yapan Lerzan Metin Bey'in gelmesiyle dışarı çıktı. Pek uzakta olmayan okula yavaş yavaş yürüdüler.

Ders saati olduğundan kalabalıklara karışmadan öğretmen odasına çıkmaları rahatlattı onu. Odada da fazla kimse yoktu.

- Lerzan Hanım, sizi görmek ne güzel.
- Teşekkür ederim.
- Çiğdem Hanım da edebiyat öğretmeni Lerzan Hanım.
- Ah, affedersiniz, aklıma gelmeei kendimi tanıtmak. Size göstermek istediğim bir şey vardı da, aklım ona takılı olunca.
-Önemli değil, göstermek istediğiniz şey neydi?
- Sizin sınıflarınızdan birisini ben aldım. En son dil anlatım sınavlarında beni eleştiren bir yazı yazmalarını isterim hep. Bu sefer daha çok sizinle vakit geçirdiklerinden sizi eleştirmelerini istedim.. Bunları okumak belki işinize yarar diye düşündüm.
- Gerçekten de bu çok iyi olur, en merak ettiğim konulardan biri nasıl bir öğretmen olduğum.
- Hemen getireyim size.

- Bu arada biz de dolabınıza da bakalım mı ?
- Evet çok iyi olur Metin Bey. Hangisi benim dolabım?
- Şuradaki. Anahtarınız var mı yedek anahtarı mı arayalım?
- Çantamda bu vardı, sanırım oranın anahtarı.
-Evet, o olmalı. Siz buyrun, ben de Emine Hanım'ı bulayım, çay ve simit var mıymış.
-Teşekkür ederim.

Heyecanla dolabını açan kadın orada ne bulacağını da bilmiyordu aslında. Koskocaman evde bir şey yokken bu dolaptan ümitlenmenin manası ne diyerek söylendi kendi kendisine.

İlk gözüne çarpan bir laptop oldu. Neden dolabında bırakmıştı ki onu, tuhaf. Öğrencilerin yazılıları, ödevleri dışında başka bir şey bulamadı. Bir de kahve kupası. O kadar.

Dünya üzerinde hiç iz bırakmamaya çalışan birisi varsa o da benmişim diye mırıldandı.

Diğerleri geldiklerinde laptopu dolaptan çıkartıyordu.

- Bunu neden burada bırakmışım ki acaba?

O sırada çay ve simitle içeri giren Emine Hanım cevapladı bu soruyu.

- Ben de size sorduydum aynı soruyu , evimde internet yok dediydiniz. Boşuna taşıyıp durmanıza gerek yokmuş, zaten bilgisayarlara çok da düşkün değilmişiniz,
-Öyle miymiş? Sağ olasın Emine Hanım.
- Sen sağolasın . Nasılsın, iyi oldun mu?
- Olmaya çalışıyorum.
- Geçer, geçer, her şey geçer..

O çıktıktan sonra çaylarını içip simitleri atıştırdılar sessizce. O arada teneffüs zilinin çalmasıyla oda dolmaya başladı. Lerzan sürekli gülümsemeye çalışarak hepsinin sorularına cevap verdi. Odadan dışarı kendisini atmamak için zor tuttu. Sonunda ders zili yeniden çaldığında kalabalık azaldığında ter içinde kaldığını fark etti.

- Haydi şu laptopu açalım şimdi Lerzan Hanım, internete bağlanmanız gerekirse evinizde yapamazsınız.
-Evet, haklısınız. Açalım. Gerçi bunun içinde de pek özel bir şey olmayacağına eminim.
-Belli olmaz.

Bir saat sonra belli olmuştu. Gerçekten de içinde pek bir şey yoktu.

-İnsan bir fotoğraf bile mi yüklemez, nasıl bir kişiymişim ben böyle.
-Aaa, facebook hesabınıza baktık mı? Twitter falan.
-Hayır, bakmadık.
-Sık kullanılanlara girelim, neler varmış.
- Orada da bir şey bulamazsak hükümet ajanı falan olduğumdan şüpheleneceğim artık, herkesten gizli yaşamak zorundaydım her halde.
-Durun bakalım.

Neyse sık kullanılanlar boş değildi.

Okul not sistemi, yine okul sitesi, gazetelerin yanı sıra inanılmazdı ama twitter ve facebook hesapları da bulunuyordu.

- Ben kalkayım, siz tek başınıza bakın Lerzan Hanım.
-Teşekkür ederim, çok ince düşüncelisiniz.




Hikâye

Bu Hafta

Artık evi toplamalıyım. Ramazan gelmeden temizlik yapmam da şart.
Çocuklar için fransızca kursu bakıyorum. Gerçi nasıl gözümde büyüyor şu an her gün gidip gelmek.
♣Metos gitar çalmak istiyordu, bir de ona bakmalıyım.
Hediyelerimi paketleyip, çekilişi yapmalıyım, utanıyorum artık.
♦Bilgiç'in gözlüğü kırıldı. Ama önce göz doktoruna gitmeli.
Metehan'ın başvurusuna bakmalı. Puff.
♠Çocukların okul kitapları ayıklanıp geri dönüşüme atılacak. Odaları tam anlamıyla kâbus!

Ama ben ne yapıyorum, kendimi macera romanlarına veriyorum. Geçen hafta Yükselen Dünya serisini bitiridim. Labirent serisinin de son kitabına geldim. Neyse kitap okuma hızım azalmamış, hâlâ sevdiğim romanları çabucak bitiriyor muşum:-)

Şimdi azıcık enerji lâzım bana.. Bu beden bunca koşuşturmayı bu beyin bunca planlamayı kaldıramıyor yahu. Geç doğurdum ben bu çocukları geç :-)


Neyse, üzerine kuşlar yumurtlamayınca nihayet açmayı başaran çiçeğimle hepinize günaydın diyoruz:-)

Soru işaretlerinin cevaplarını bulduğu, verimli bir haftaya açılsın sabahımız:-)

14 Haziran 2015 Pazar

Zor mu Beğenirmişim ?

Blog Mimleri diye yeni bir blog açılmış, ayağının tozuyla da beni mimlemiş:-)


Zor mu beğenirsiniz, uyumlu bir tip misiniz. Zor Beğenirim Mimini cevaplayın, çıkarımı izleyicileriniz yapsın demiş. Sorulara bakalım:-) 

Yemek seçer misin?
Ah, ah, keşke keşke seçseydim, nerdeee. Ne bulsam yerim ben.

Tatil için nasıl bir otel tercih edersin?
Şimdiii. Eğer deniz tatiline gidiyorsak sakin ve denize sıfır bir otel arıyoruz. Odadan çıkıp cumburlop deniz:-)  Onun dışında gezip dolaşırken otele pek uğramadığımızdan temiz ve rahat olması dışında ekstra bir şey istemem.

Diyelim ki kuzeninin düğünü var. Kıyafetini kaç gün öncesinden ayarlarsın?
Kıyafetim için pek uğraşmam da göbeği indirmek için biraz çaba sarf ederim:-) Büyük ihtimal kot pantolon üzerine bir blüz giyeceğimdir zaten :)

Bir kuaförün var mı?
Ekâbir biri olarak evime en yakın kuaföre gidiyorum. Saçlarım bembeyaz olduğundan mecburen mecburen:-) 

Yolda rastladığın arkadaşın sana; "Kilo almışsın sen." dese, nasıl bir tepki verirdin?
Heee aldım derim büyük ihtimal :-) Zaten hayatım yalama gibi bir alıp bir vererek geçtiğinden.  Bir tek Bilgehan kırk günlükken "Handan sen kilo mu aldın?" dediklerinde sinir olduydum, yok anacım yumurtlayarak doğurdumdu ben bu çocuğu zaten!

Bikini mi mayo mu?
Yüzücü mayosu, rahat, yüzüp çıktığımda anında kuruyanlarından:-) 

Eleştiriye açık mısın?
Eleştiriye açık mıyım? Kimin eleştirdiğine, nasıl eleştirdiğine, eleştiren kişinin kapasitesine falan bağlı. 

Eşinin / sevgilinin en beğenmediğin yanı?
Sevdiğim yanı da aynı en sevmediğim yanı da:-) Nasıl mı?

Tuttuğunu kopartır , kafasına taktığını ne yapar ne eder gerçekleştirir benim adam :-) Eh, tatil için izin isterken,veya ne bileyim girmek istediğimiz ama hayır diyen yerlerde cevabı muhakkak evete çevirirken iyi de bana karşı olunca cidden yıpratıcı oluyor.

Boş zamanlarında seni nerede buluruz?
Salondaki koltuğumda çevremde kitap, defter, kalem ve tabletle birlikte:-) Bir de çayım varsa ooh, gel keyfim gel:-) 

Ee, karara vardınız mı bakalım nasıl bir tipmişim:-) 

Masal Kahramanı, Biz Kimiz Kadınız, Kedili Evin Tarzı, Sessiz Prenses, Hayat İzlerim... Ben de sizi ebeledim :)


13 Haziran 2015 Cumartesi

İşte Böyle Bir Şey :)



Sumo güreşini robotlar yaparsa nasıl bir şey olur sorusunun cevabını merak edenlere minik bir gösteri. Kazanan robot Bilgiç'in Asumo'su :)

Bu ilk denemesinde üçüncü tura kadar ulaştı, ilerde bir şampiyonluk da görürüz belki, kim bilir :)

Filizlenmek


Balkonda bir köşeye dayalı duran Gandalf'ın asasına kendi kendine bir haller olmuş:-) Be mübarek sopa toprağın yok suyun yok sen nasıl yaprak verdin böyle?

Hepinize günaydın.

Kim ne derse , ne beklerse beklesin yüreğinizden geçenin gerçekleşeceğine emin olduğunuz bir güne açılsın sabahınız :-)


12 Haziran 2015 Cuma

Memleketimin Havasını Soludum Geldim:-)

İstanbul-Trabzon, Trabzon-Giresun, Giresun Görele, Görele- Giresun, Giresun-Trabzon, Trabzon-İstanbul istikametlerinde yapılan yolculukların sonunda evimize döndük..

Allah sizi inandırsın vücudumdaki her kas sızlıyor. İki günü bir spor salonunun hangi sivri zekâlı çıkarttıysa artık oturma kısmında bacak koyma yeri arasında tümsekli yapılmış son derece rahatsız sandalyelerinde geçirmekten ve fonda çocuk bağrışları ile içiçe yaşamaktan dün akşam eve döndüğümde tüm hayalim oğlanların bir an evvel uyuması ve benim sessizliğe gömülmemdi:-)

Şu an tutulmuş olan sırt kaslarım, açılmamakta direnen gözlerim eşliğinde çocukları okula gönderip tatil öncesi son sakin günü uyuyarak geçirme hayalindeyim..

Biraz kendime geldiğimde, kuzenimin tatlı ailesiyle geçen zamanı, sisli manzaraları, teyzemin harika sofrasını, üçüncü tura kadar çıkan Bilgiç'in robotunu, Metos'un kendine yeni arkadaşlar bulduğunu , çocuklarımın Duru ve Osman'la keyifli oyunlarını anlatacağım:-) Bu arada yaptığım sanatları da paylaşacağım tabi.( Sanat yapmak:  Fotoğraf çekmek oluyor :-)

Şimdi uyuyakalmadan şu oğluşları kaldırmalıyım.

Hepinize günaydın, çocuklarla yaratıcı, keyifli, bol dinlenmeli, huzurlu, gezip tozmalı harika bir yaz tatiline açılsın sabahımız:-)