17 Aralık 2014 Çarşamba

Sabah Teraneleri

Aslında dün sabah pek bir niyetliydim. Yatak odasının dolapları dökülüp düzelecekti. Yürüyüşümü yaptım, kahvaltıydı falan derken ağırlık çöktü, biraz kitap, biraz uyuklama havasına girmiştim ki Bilgiç'in okuudan aradılar. Benim oğlum okula bugün yazar geleceğini unuttuğundan kitabını evde bırakmış ve tabii ki dünya üzerindeki bütün kitapları yazarlarına imzalatmak gibi bir misyonu olduğundan hiç üşenmemiş müdür yardımcısını bulup beni aratmış. Yayıldığım yerden söylene söylene kalkıp yola koyuldum. Giderken taksi tuttum, dönüşte tabana kuvvet, bir buçuk saatte eve vardım.

Tabi döndüğümde ayaklarıma kara sular inmişti. Yaşlılık kötü şey azizim, yolda gelirken üniversite yıllarında, mahalle arkadaşlarımla o yolları gezinti olsun diye kaç posta inip çıktığımız geldi aklıma, hiç de yorulduğumu hatırlamıyorum, yokuşlar dik değil miydi o zaman bu kadar yoksa:-)

Neyse dün iki komidinin çekmeceleri dışïnda bir şey yapmadım. Bugünse yine o okul yolları var plânda. Üşenmeyip bir de saçlarımı boyatmam gerek. Dün gecenin bir vakti midesi rahatsızlanan Bilgiç efendi sayesinde uykum da diz boyu. Dur bakalım napiciğim...

Bir de biri benim yememi durdursun yaaaa, yine tırmanma moduna girdi kilolar... Öf, öf...

İşte bu çok önemli bilgileri sabah sabah öğrendiniz ya, artık sizi kim tutar bugün:-)


Hepinize günaydın:-)

Birazdan Paul Young en güze şarkılarıyla bu bilogda olacak sakın kaçırmayın:-)

16 Aralık 2014 Salı

Çöldeki İzler


Kızın biri Avusturalya'da çölü de geçip denize ulaşacağı uzun bir yol plânlıyor kendine. Üç deveye ihtiyacı var, bunun için deve çiftliklerinde çalışıyor, ehlileştirmeyi öğreniyor, köpeğiyle yaşıyor, kamp kurarak. En sonunda bütün gerekenleri tamamlayıp yola çıkıyor.

1977`de geçen gerçek bir hayat hikâyesi. Yollar, çöller, ıssızlık, herşeyden kopma hissi beni hep cezbetmiştir. Bir de isteklerinin peşinden gitmeye kararlı kişilere hayranım.  Gerçi bu yolculuğu elimde fotoğraf makinam olmadan sırf gitmiş olmak için gider miydim bilmiyorum bak:-)

Filmi keyifle seyrettim. Yalnız bir ara çok vahim bir durumda olduğumu fark edip üzüldüm.

Kız koskoca çölde tek başına giderken ne zaman birileri çıksa karşısına, hah şimdi başına bir şey gelecek, kesin eşyalarını çalacaklar, kıza saldıracaklar modunda izlemişim. Oysa güya benim ülkemde misafirperver, elindekini bölüşen, yardımsever insanlar yaşaması gerekiyordu, tüm film boyunca aklıma gelen felâket senaryolarına bakılırsa pööh, berbat bir durumdayız biz....

Sonuçta hanım kızımız neyse ki Anadolu'yu katetme hayalini kurmamıştı da mutlu sona ulaştı.

Filmle ilgili yazı için buraya tık tık:-) 

Temzilikçi Modu

Tamam uyku gözümden akıyor olabilir ama şimdi gidip yürüyüş kıyafetlerimi giyeceğim. Üç aylık sakatlık molası yeter, iyice tembelleştim , biraz düzene sokmam lâzım kendimi...

Dün mutfağımı temizledim. Çok kıyı köşe değildi ama yine de bayağı toparlandı. (Bizimkilere en azından bir hafta yemek yapmayacağımı bildirdim:) Bugün nereye dalsam acaba.. Ev üzerime üzerime geliyor.. Yıl başına kadar dolap içleri, ıvır zıvırlar, ne varsa toparlamak istiyorum.

Şimdi gidip Bilgiç'in ödevinde yapamadıklarını göstermeliyim. Sonra da dışarıya atacağım kendimi.

Hepinize günaydın.

Biraz enerji hiç fena olmazdı doğrusu :)




15 Aralık 2014 Pazartesi

Şarkılardan Fal Tuttum :)

Son günlerde mutfak radyomda Power Love (Şuradan dinleyebilirsiniz:) ayarlamışım. O kadar güzel şarkılar çalıyor ki, bana zamanda yolculuk yaptırıyor. Zaman zaman Can'la dans ederken buluyoruz kendimizi :)

Neyse dün akşam da Chris De Burgh vardı. Metos'la dans ettik bu sefer. Sonra ona şarkıcının sevdiğim diğer şarkılarından gösterdim. Ne çok özlediklerim varmış içlerinde. Hemen derleyip toparlayıp sizlere pazartesi sabahı keyfi yapayım dedim :)

Tıklayın bakalım bir fotoğrafa, size ne çıkacak :)

http://www.mynet.com/video/muzik/chris-de-burgh-separate-tables-445092/

http://www.izlevideo.net/chris-de-burgh-the-traveller-1980-hq--445189.html

http://m.youtube.com/watch?v=FC1C4g8YOA4


http://www.youtube.com/watch?v=NRTXFfTNRGE

http://www.youtube.com/watch?v=WaBGR3CfLxA


Hepinize günaydın. Enerjik, cıvıl cıvıl ve keyifli bir haftaya açılsın sabahımız :)

Not:  Ne yazık ki şarkıların bir kısmı kimi tabletlerde gözükmüyor, gözükenini de bulamadım: (

14 Aralık 2014 Pazar

Dallardan Çam Ağacı


İnternetten yılbaşı süslerine bakarken bu ağaç hoşuma gitmişti. Kırk lira civarında bir şeydi. Şöyle bir baktım, bunu biz de yapabiliriz ki diye düşündüm.

Hatırlarsanız oğluşlarla koruya gidip dal topladık demiştim. İşte bugün erkeklerim o dalları kesip benim istediğim şekli verdiler:-)


Ben masa üzerine koymak değil duvara asmak istediğimden dalları arkalarından geçirdiğimiz bir kalın kurdeleye raptiyeledik ve beyaz bir misina ile duvardaki buat deliğinden astık. Doğrusu o kadar ağır süsü iyi taşıdı:-)


Üzerine de biraz kar spreyi sıkınca, işte süsümüz hazır. Bence satılandan daha güzel oldu:-)

Kim bilir belki biraz da süsleriz sonra:-)

11 Aralık 2014 Perşembe

Nostalji...

Arap kızı saç tokaları vardı, benim saçımı toplayamazlardı gerçi kırılırlardı hemen:-)

Oynattıkça üzeeindeki görüntü hareket eden televizyon şeklinde kalemtraşlar vardı. Büyülü gibi gelirdi hareket etmeleri. 

Yılbaşı kartları simli olurdu ama kalın simlerdi, içinde kaybolmak isterdin:-) 

Bakkala gittiğinde bisküvi kutuları olurdu camlı, kesekâğıdına doldururdun istediğin bisküvileri.

Bizim mahallede bir tane kırtasiye vardı. İki kişi ancak sığar içine. En büyük mutluluğumuz oraya gitmekti. Kitaplar, kutu oyunları, çocuğu mutlu edecek her şey:-) 

Çocuklar uzaktan kumandalı arabalarının arkasından koştururken plastik olup tepesine tel takılmış arabalar geldi aklıma. Onları da arkasından koşarak sürüyordu çocuklar:-)  

Sonra dondurmacı gelirdi sokağa. Bisikletli arabasında iki çeşit. Ya kaymaklı ya kakaolu. Bir liralık dondurmaları yalayarak dolaşılır, alamayanlara külahın altından bir parça koparıp mini dondurma yapıp verilirdi.

Omzuna aldığı sopanın iki yanından sarkan tepsilerle yoğutçular, güğümlerle sütçüler. Yarım ve çeyrek litrelik maşrapalarıyla. Kaynatılan sütün üzerindeki kaymak çilek reçeliyle harika gider:-) 

Şemsiye ve parmak çikolatalar her çocuğun hayali. 

Sokaktan toplanan gazoz kapakları hazine. Bir de cikletten çıkan kartlar.

Akşamları açılan televizyonun yegâne kanalında heyecanla beklenen günün tek çizgi filmi, siyah beyaz. Heidi , Şeker Kız, Uçan Kaz, Flanderlerin Köpeği, Marco... 

Esem Spor veya Panter spor ayakkabıları. 

Okul kapısında satılıp alınmayan elma şekerlerinin kırmızısı:-) 

İki tip beslenme çantası. Kapalı küçük ve delikli daha büyük olanlar:-) 

Kokulu silgilerin ilk çıkışı. Sabun defterlere yazdıktan sonra el yıkamaya çalışınca kararan eller:-) 

Defter arasında düzleştirilen rengârenk çokomel paketleri. 

Kış geceleri sokaktan gelen bozacının hafif alacakaranlık kuşağı modundaki sesi. Bekçinin düdüğüyle duyulan güven hissi:-) 

Turfanda meyve sebzeler. Sokakta dolaşan zerzevatçı arabasının başına toplanan mahalleli.

Kırık kiretmitle yere çizilen seksek çizgisi. Bir yerlerden bulunan kaymak taşlarla oynanan seksek:-)

Yorumlarda hatırladıklarımızı da eklersek:

Piramit şeklinde meyve suyu kutusu olan Meysu.

Yemesi tam bir maharet isteyen leblebi tozu.

Tahtalara bilye çakılıp yapılan kendimizi yokuş aşağı  bıraktığımız arabalar.

Leğen ya da naylon torba ile karda kaymalar.

Minik kolonya poşetleri.

Sarı altın rengi kaplı çikolatalar.

Mabel, Tipitip, Minti sakızları.

Bez bebekler, yün bebekler. Unla su karıştırılıp yapılan hamurlar. Mini mekanikler.

Ağaca kurulan salıncaklar. Üzerine ne kadar minder atsan da bir yerden sonra kesmeye başlar:-)

Salçalı ekmekler.

Çocukluğumun güzel hatıraları:-)


10 Aralık 2014 Çarşamba

Bir Telefon Konuşması

Bu öğlen sularında annesini arayan Handan havadan sudan konuşmaktadır.

- Ben de Montaingne'in Denemeler'ini okuyorum, o kadar güzel ki , yavaş yavaş tadını çıkartmak gerek.
-Evet çok güzeldi o.
-Bu senin miydi bizim miydi anne? ( Metehan'ın okuma listesindeydi, annemden mi aldık biz mi aldık hatırlayamadım:-)
- Ne demek bizim miydi, benimdi tabi.
- Ne bileyim , pek yeni bir kitap da biz mi aldıydık dedim:-)
- Yeni aldım herhalde:-) Kitap bu Handan, etek metek değil, vermem: D

Ha ha ha, kitabını sevsinler senin:-)

Şurada da yıllar önce yapmış olduğumuz başka bir telefon konuşması var. Onu da okuyun anacım:-)


Bakalım Modumuz Neymiş Bugün

Depeche Mode modundayım bu sabah, size de derledim bir kaç şarkısından.

Tıklayın istediğiniz bir fotoğrafa, bakalım size hangisi çıkacak?

http://www.youtube.com/watch?v=8Bv802FwvCY

http://www.youtube.com/watch?v=_7eD2Gy8uKg

http://www.youtube.com/watch?v=pPhbT73ZG2Q

http://www.youtube.com/watch?v=Fy7FzXLin7o

http://www.youtube.com/watch?v=aGSKrC7dGcY
 
http://www.youtube.com/watch?v=LgooMi4NYhY

Hepinize günaydın :)

Hayatın sımsıcak renklerinin tadını çıkartıp o harika seslerinin içinde huzur bulduğunuz bir güne açılsın sabahınız :)

9 Aralık 2014 Salı

Üstü Kalsın

Sokaktaki dilencilere para vermeyi sevmem. Duygu sömürüsü yapıp insanları aptal yerine koymaları hoşuma gitmiyor. Şimdilerde daha da cin gibiler, yok annem hastalandı hastaneye götüreceğim, yok yolda kaldım bir bilet parası falan. Sonra bir bakıyorsun o anne hep o köşede, o adam birazdan senden bilet parası aldığını unutmuş yine gelmiş yanına...

Dolayısıyla kimseye inanamıyor bir yerden sonra insan.

Kendi kendime üzülüyordum. Ufak da olsa kimselere yardım edemiyorum, bilmiyorum kimin ihtiyacı var kim dalavereci diye.

Ki aklıma geldi birden. Yapabilirdim:-)  Evet kimseyi tanımıyorum, evet ihtiyacı olan olmayan belli değil. Ama her gün kapıma gelenler, gün içinde rastladıklarım var. Bir şey sipariş ettiğimde getirenler meselâ, en başta sucu olmak üzere. Restorandaki garsonlar, markette torba dolduranlar. İşini yapan, sülük gibi yaşamaya çalışmayan ve her gün karşılaştıklarım. 

Tabii ki her zaman olmayabilir. Ama eğer işlerini güzel yapmışlar ve benim de maddi durumum müsaitse , hepsine mutlulukla "Üstü kalsın" diyorum:-) 

Belki küçücük bir şey, ama kime ne zaman yardımcı olacağını bilemeyiz değil mi:-) Bazen insan elli kuruş arayıp da bulamayabiliyor evde:-) 


Hepinize günaydın.

Paylaşarak artan bir güne açılsın sabahınız:-)