26 Nisan 2013 Cuma

Gezimiz Bitmedi Tabii ki..

Artık dolaşmaktan  iyice yorulduğumuzda bu güzel avluyu bulduk...



Tam istediğimiz gibi, açık hava, ferah bir mekan ve çay :)


Bu şiiri hep sevmişimdir ve kendisine çok güzel bir yer bulmuş duvarda.




Oradan çıkışta biraz da hayranlıkla bu satranç takımlarına bakıp arabamıza geri döndük..

Benim gibi satranç oynamayı sevmeyen birisine bile ( oynamayı hiç beceremem de) güzel geliyorsa satranç tutkunlarını nasıl büyülüyordur kim bilir...


Arabamıza döndük ama arabamız nerenin önünde park ediliyordu biliyor musunuz?

Hadi o da bir sonraki yazıya kalsın.

25 Nisan 2013 Perşembe

♥ Işık Ve Gölge ♥


 Bu ev ve sarmaşığı çekerken biraz ışıkta çok daha güzel gözükeceğini biliyordum. Gelgelelim hava bulutluydu.


Gökyüzüne başımı kaldırıp "Buraya biraz ışık alabilir miyim lütfen" derken Emel kiminle konuşuyorum diye bakıyordu bana :D



Bu da aynı sarmaşık , dönüşte ışığım gelmişti :)


Biz fotoğraf çekmeyi sevenlerin tam istediği gibi, biraz gölge, biraz ışık....

Terapi Gibi Geldi :)

Pikniğimizi yapıp kaleden çıktıktan sonra sokaklarda dolaşmaya başladık. Hem cıvıl cıvıl vitrinlere bakma keyfini yaşıyor hem de çay içeceğimiz bir yer arıyorduk. Gözümüzü çay bürümüştü anlayacağınız :)


Her adımda durup seyredilecek güzellikler vardı :)





Bizim de bir gün kuzinemiz olsa diye iç geçirdik :)



Eski radyolar, pikaplar insana zamanda yolculuk yaptırıyor.




Taşlar en çok oğluşların ilgisini çekti .






Kapının önündeki bu görüntü ve


Sobanın üzerindeki çaydanlık bizi cezbetti. Soba yanıyor, çaydanlık kaynıyordu. "Çayınızdan bize ikram ederseniz biz de size yanımızdaki keklerden veririz" diyerek girdik dükkana :) "Tabi" dedi sahibi.. Bu kadar mı güzel çay olur. Daha yeni demlemiş zaten, tam zamanında girmişiz içeri.  Bir bardak daha istemeye utandık :D Tadı damağımızda kaldı. Dükkanın ismine hiç dikkat etmemişim ama sobada çaydanlığı gördüğünüz anda girin içeri derim ben :)


Çaımızı içerken içerdeki şeyleri inceledik güzelce :)





Hakkını helal et diyerek ayrıldık dükkandan..



Kapıdan hızlı bir poz aldım, ne güzel çıkmış elinde işiyle :)

Bir an Rahmi Koç müzesindeki dükkanları görüyormuş gibi oldum burada. Çok hoşuma gitti ..

Birazdan "Işık " farkını göreceğiz, şimdi ben oğluşları okuldan almaya giderken siz bunların tadını çıkartın anacım :)

24 Nisan 2013 Çarşamba

Ankara Kalesi'nde

Tatil olunca acaba çocuklarla değişik ne yapabiliriz diye düşündüm. Bizimkiler büyüdü artık, çocuk bayramı etkinlikleri onları çok cezbetmiyor.

Bir an aklımdan Anıtkabir'e gitmek geldi. Ama , önce pazartesi günü okul olduğunu öğrendim, sonra da çarşamba günü Metehan'ın dersanesinde sınav olduğunu. Tam vaz geçiyordum ki kendi kendime bugün olmuyor yarın olmuyor ne zaman gideceksiniz diye kızdım.

Pazar günkü dersaneyi, pazartesi okulu kırdık ve yola düştük:)

Giderken yol boyunca gökyüzü kapalıydı. Pazartesi sabahı parçalı bulutlu havayı görünce kendimizi dışarı atmak istedim. Geçenlerde sevgili Ebru'nun bloğunda Ankara Kalesi yazısını okumuştum oradan aklıma geldi. (Bknz) evine gittiğim arkadaşıma hadi oraya gidelim dedim. O da hiç gitmemiş. Birlikte keşfe çıkmış olduk :)

Neyse kale pek kolay yerdeymiş, elimizle koymuş gibi bulduk :)

Evlerin restore edilenleri güzeldi ama restore edilmemiş olanlar daha etkileyici gözüküyorlardı.
Biz içerde mahalle göreceğimizi düşünmemiştik, bayıldık ortama :)

Kapalı , hafif yağan hava vardı o sırada, biraz ışık olsaydı bu evler nasıl güzel gözükürlerdi.



Ne ararsan bulunur kale duvarı, potpori gibi yapılmış sanırım restorasyon sırasında :)


Çiçeksiz olmaz tabi :)
Sağ taraftaki çocuk, biz kale duvarlarına bakarken yanımıza gelip başladı anlatmaya:) Surların üzerine çıkana kadar bize rehberlik yaptı. 13 yaşında 7. sınıfa gidiyormuş, sırtı yere gelmez :D

Burası arenaymış, aslanlar oluyormuş. Pek inandırıcı gelmedi ama ama onun yalancısıyım :)

Yalnız şu her duvara yazı yazma merakımızı biraz kâğıt kaleme çevirseydik ne güzel olacaktı. Nasıl bir psikolojidir bu bilemiyorum.


Sana geçen gün bir tepeden baktım aziz Ankara. (Pek orjinal bir cümle olduğunun farkındayım :)

Evler, çatılar ne güzel gözüküyorlar :)


Şu aşağıdaki teyzem (Teyzem diyorum ama büyük ihtimal benden bayağı küçüktür :) ingilizce konuşmaya çalışarak turistlerle ilgileniyordu. Pek güler yüzlü birşey. Bayağı muhabbet ettik kendisiyle :)



Kalenin tepesinde, yağmur altında piknik yaparken birileri gördüyseniz işte o bizdik anacım :)

Muhabbet koyulaşmış :)

Atatürk'ü görünce çekmeden duramazdım tabi :)

Bugünlük bu kadar yeter, yarın harika dükkanlarda dolaşacağız :)