28 Kasım 2012 Çarşamba

En Sevdiğim Kara Filmler

Korku filmlerinden pek hoşlanmam. Gerilim, karanlık şeyler de pek sevmem ama buradaki filmleri nedense her rastladığımda keyifle seyrediyorum.


İçlerinde en rahatsız edici olan bu. Bizde "Dehşetin Nefesi" gibi bir ismi vardı sanırım.


En saçma sapan olanı da bu . Oyuncular olmasa seyreder miydim bilmiyorum ama onun karanlık ortamı kendimi iyi hissetmeme sebep oluyor.


Neler olduğunu anlamaya çalışarak geçti film. Soru işaretlerim filmin sonunda da azalmadı doğrusu :)


Bakış açısına göre herşey değişiyor değil mi?


Bunu sinemada tek başıma izlemiştim. Film arası geldiğinde görevliye devam edelim dediydim, oh mis :D Hayattaki küçücük ayrıntıların nerelere vardığına ilişkin güzel bir konuydu. Mantıksal gariplikleri düşünmeyeceğiz tabi :)


Her gece 10 metre uzunluğundaki karanlık bir koridordan geçip mama hazırlamanız gereken bir bebeğiniz varsa sonradan korkutucu olabiliyor. O koridorda yürürken senin neyine gerek böyle film seyretmek diye epey söylendiğimi hatırlıyorum :) Ama her rastladığımda seyretmeme engel değil bu. Zaten bu evimde koridor da yok :)


Brandon Lee'nin en karizmatik hali olmasından mı, adamcağızın bu film setinde ölmüş olmasından mı, filmden mi, müzikten mi en sevdiğim budur her zaman :)

Benim bu üstün açıklamalarımdan hiçbirşey anlamamış olanlar (Ho ho ho anlayan varsa şaşarım zaten :)  tıklasınlar afişlerine haklarında bilgi edinsinler. Bu iyiliğimi de unutmayın anacım :D

27 Kasım 2012 Salı

Biraz Itır Biraz Hanımeli

Daha önce de söylemişimdir tüm hanımeliler babamdan bana hediye :)

En son kopardığım bardakta sürekli yapraklandığı için atmaya kıyamamıştım, artık köklenmiş beni dik diyor. Aslında yeri de hazır ama hoşuma gidiyor karşımda durması.


Bu da ıtır, Emel Yengem kopartıp verdi bir yaprağını, o da dikilecek ama arada koklamak için mutfakta tutuyorum. Hem Günsu'nun getirdiği bardakta pek güzel duruyor .


Bu küçücük iki dal bile insanın havasını değiştirebiliyor.

Ne güzel :)

Seç Kendine Bir Tane :)

En sevdiklerimden bir demet yaptım. Bak bakalım sana hangisi çıkacak. Merak ederim bana da söyle sonra tamam mı :)
 
E durma öyle, tıkla hadi bir fotoğrafa...
 
 















Bizim Evin Bilgiç Halleri


Fotoğraflara bakarken buna rastlayınca gülümsedim :)

Bu bizim ünlü repliğimizin fotoğrafı.

Gördüğünüz küçük afacan, sahilde bulmuş olduğu bu oyuncaklarla oynamaktadır. En sonunda oyuncakların sahibi gelip almaya çalışır. Ne der insan ? "Vermem, olmaz, hayır" falan gibi şeyler değil mi?

Bizimkinin cevabı aynen şöyle:

"İstemiyosun, istemiyosuunnn..."

Ha ha :D

Şimdi Can'la ben ne zaman fikir ayrılığına düşsek hemen başlıyoruz:

"İstemiyosun, istemiyosunnnn "

Not : Allahım ne çabuk geçiyor seneler. Güya tatlarını çıkarta çıkarta büyütüyorum ama yetmiyor sanki. Oy yumururum ben seni.


´´``


Sabah çocukları okula bıraktıktan sonra yürüyüşe gittiğim yoldaki manzara.

Herkese günaydın...

Çevremizdeki küçük güzellikleri görebildiğimiz bir güne açılsın sabahımız....

26 Kasım 2012 Pazartesi

Eveeeet

Can'ın doğumgünü geride kaldı. Yengemin getirdiği cazip mamalar bitti. Annemin aşureleri de silinip süpürüldü. Yılbaşına kadar ne doğumgünü ne bayram falan mevcut. Demek ki güç bela verip tabii ki peşinden verdiklerimin yarısını geri aldığım kiloları düzene sokmak için 4-5 haftam falan var. (Sonrası yılbaşı, annemin doğumgünü, kardeşimin doğumgünü, şubat tatili derken pek tehlikeli bir dönem daha yaklaşıyor:)

Normalde bir rejim düzenini takip etmesem de bu haftalık kendime pek kolay bir rejim buldum.(Listesi pek kolay da yapmasını nasıl başarırım bilmem) Böylece ilk hafta midemi küçültürsem sonrasını kendimi çok sıkmadan idare edebilirim.

 Dün pazardan sebzelerimi eve doldurdum. Hatta salatalık malzemelerin çoğunu yıkadım, sebze çorbamı hazırladım.

Sabah sabah adaçayı içerek (Dr Öz bir programında adaçayının yağ yakma özelliği olduğunu söylediydi de.) yeni bir sağlıklı beslenme dönemine başlıyorum.

Ne diyelim hayırlı olsun.

Herkese günaydın.

Enerjik, uzun zamandır biriken işlerin halledildiği harika bir haftaya açılsın sabahımız...

24 Kasım 2012 Cumartesi

Gökkuşağı

Dün evin içinde dağınıklıkla boğuşurken güneş açtı. Ne güzel güneş açtı diye düşündüm. Tam o anda biraz önce yağan yağmur aklıma geldi. Bırakıp elimdeki işimi pencereye koştum hemen.


İşte karşımdaydı :)


Tam beklediğim gibi :)


Gülümsedim :)

Atatürk Gülümsedi

Atatürk gülümsedi öğretmenim
Siz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca

Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklayamadı sevincini

Baktı ki gençsiniz bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca

Baktı ki karışmış aramıza
Çiziyorsunuz yolu
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu

....

Baktı ki Türkiyesi Türkiyemiz
Aydın ufuklara yürüyor hızla
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizle

Dağıldı kara bulutlar
Biz sınıfa girince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce..

Talât TEKİN

Atatürk yine gülümsesin istiyorum, içim burkulmadan okumak istiyorum böyle şiirleri çocukluğumdaki gibi...

Atatürk izinden giden bütün öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun....

Not: Şiirin tamamını yazmadım,