20 Ekim 2012 Cumartesi

Hıh...

Onlar konserde söylemezlerse ben de şuradan dinlerim.... Bunu da muhakkak dinleyin derim. Pişman olmayacaksınız canlarım :D

Yalnız daha önce de konserlerine gittiğimi tamamıyla unutmuş olmam benim için bile aşırı kaçtı :( Neyse canım 19 yıl geçmiş aradan onlar da bu kadar uzatmasalardı...

19 Ekim 2012 Cuma

Malta Eriği Çiçeği


Pek net olmamış, tam açtığı zaman çekerim yeniden. Geçen seneye kadar hiç dikkat etmemişim malta eriği ağaçlarının çiçeklerine. Tam bu mevsimde açıyorlar ve çok da hoş kokusu var.

Sonbaharla demoralize olanlara bahsedeyim dedim:)

18 Ekim 2012 Perşembe

Sonbaharı Çok Seviyorum :)

 Bu yaprakların fotoğrafını çekmekten hiç bıkmıyorum.
 Ve yerdeki başka şöleni görmezden gelemiyorum. Hele çıtır çıtırsa, üzerinde yürümenin keyif hiçbirşeyde olamaz.
 Peki bu renk cümbüşüne ne demeli ?
Hımmm... Bu deniz fotoğrafı da bugünlerde ne yazık ki pek göremediğim sevgili Katre'ye gitsin, iyi ki doğdun dileklerimle ...

Herkese günaydın.

Pırıl pırıl bir güne açılsın sabahımız...

17 Ekim 2012 Çarşamba

Biraz Şüphelendim Şimdi

Yıllar yıllar önce Can'la sahilde dolaşırken bu balonlara atış yapılan yerlerden birinde durmuştuk. Can da attığını vurmuştu. Hatta ben bir balon seçmiştim. Atış yapmış ama balon patlamamıştı. Ben tam onunla eğlenirken yavaş yavaş sönmüştü havası hain balonun. Neyse. O zamandan beri sevgili eşimin pek yaman bir atıcı olduğunu düşünüyordum.


Taa ki geçen haftasonuna kadar.

 
Babalarının ellerine tutuşturduğu silahlarla anında havaya giren oğluşlarım da attıklarını vurunca hafiften işkillenmeye başladım.


Her ne kadar Can, bu başarının genetik olduğunu iddia etse de bence balonların içinde mermi çeken bir mıknatıs mekanizması falan var. Sahilde kız arkadaşlarını tavlamaya çalışan erkekler için özel kurgulanmış bir olay...

Sonra havalanıp dursunlar artık. Tiplere bak.

Erkek milleti işte ....

Ha Ha Ha :D

Güya kim ne kopyalıyor ona bakmak için aşağıya bir - ne denir ki ona- şey eklediydim. Neyse. Diyelim gelen çok sevdiğim bir yazıyı kopyalamış oluyor, şiiri falan. Benim hemen onu okuyasım geliyor anacım. Sonra bloğumda arayıp duruyorum :D

16 Ekim 2012 Salı

''''',,,,,''''',,,,,''''',,,,,

 
 
Bu şeker köpek gibi heyecanlı ve istekli olmak istedim.  


Hiç üşenmeden tekrar tekrar atlayabilmek suya :)


Bir de bu kedicik gibi meraklı ve oyuncu..


Keyif alabilmek küçücük şeylerden bile...


Ve kuşlar gibi özgür olmak istedim..

 
Ama ayağım da yere bassın gerektiğinde ... 
 
 
 Her zaman sevdiklerimle birlikte...

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Biliyorsun, kayalara çarpıp durmak dalgadan birşey götürmez...

15 Ekim 2012 Pazartesi

"Bir daha kendime İstanbullu demeyeceğim"

Diye söylenerek ilerlemeye çalıştım yoldan. Pazar günü pek dışarı çıkmayan birisi olarak zaman tahmini yapamamaktaydım tabi. Benim hesabıma göre on dakika sonra Üsküdar'da olmam gerekiyordu ama nerde, kıpırdamayan otomobillerin olduğu caddede hemen minibüsten inmiş olmama rağmen yayalardan yol bulup da yürüyememekteydim. Kendimi iskeleye attığımda motor da uzaklaşmaya başladı. Al sana bir gıcık şey daha. 10 dakika güzelim kız kulesi manzarasına falan bakıp sakinleşmeye çalıştıktan sonra nihayet yola çıktık. "Özii telefonda neredesin, kahve siparişini veriyorum" dedi. "Tamam" dedim. İstanbullu olduğumdan buluşacağımız yerin nerede olduğunu da sormuyorum ona inatla, elbet bulurum hele bir kıyıya atayım da kendimi :)

Neyse, bir yöne doğru yürüyüp buralarda bir yerdedir herhalde diye bakınırken, Kahve Dünyası tabelasını gördüm. Tam o anda telefonum çaldı, telefonla konuşan,masada yalnız, kızıl saçlı hatunu da fark ettim hemen bu sayede, "Tam karşında geliyorum dedim" Özii'ye :)

Böylece nihayet yıllar sonra buluşmuş olduk :D

Öziicim, çok keyifli bir saat oldu, bunu tekrarlayalım canım :)

42 Yılı Geride Bırakırken...


O akşam yine gün batımına hayran oldum. Dayanamayıp fırladım balkona. Valla karşı apartmandakiler huylanacaklar, artık bana kefil olursunuz arkadaşlar :)


Sonra sofraya oturduk. Ama o sırada gözümüz sadece sofra gördüğünden ancak sonunda aklımıza geldi fotoğraf çekmek.

Dolmalar, poğaça, şekerpare, mercimek köftesi yengemden, diyorum ya hep Yalova'nın en meşhur şeyleri bize göre, ta oralardan geldiler :D

Arka plandaki hamsili pilav ve kiraz kavurması annemden :)

Ben de ayıp olmasın diye bir pizza yaptım işte. Aaa bir de mantarlı bişi yapmıştım ama o bitmiş.(Bir ara onun tarifini vereyim size :)


Bu sıralarda yaş pasta yerine favorim bu, hem servisi  pratik hem lezzetli :)


Çay isteyen gelsin :D

12 Ekim 2012 Cuma

İyi ki Doğdum :)

Doğumgünlerimi her zaman kutlarım. Yok yaşlandım da, yok sıradan bir gün de falan da filan demem. Ben zaten her sıradan günü de kutlamaya meyilli bir yapıdayım, bir bahanem olacak da kutlamayacağım ha. İmkânsız.

Bir yıl daha yaşlandım diye bakmıyorum olaya, bir yıl daha yaşadım diye bakıyorum. Öyle planlarım, hesaplaşmalarım falan yoktur, her sabah yeni başlangıçtır zaten bana bir yıl falan bekleyemem ...

İyi ki doğmuşum valla :D




Sevgili hayat, bana verdiğin bütün güzellikler için teşekkür ederim.

En başta biricik annem ve babam için.

Ve sevgili kardeşim için.

Bütün akrabalarım için. Hepsinin bende yeri başkadır.

Arkadaşlarım için. Pek şanslıyım bu konuda da.

Hayatımın resmen yarısını birlikte geçirdiğim Can'ım için.

Peki ya çocuklarım. Daha güzel olamazlardı :)

Hep güzel yerlerde yaşadığım, güzel evlerde oturduğum, yeşillikten hiç ayrılmadığım için.

Her zaman sevildiğimi hissettiğim için.

Bütün görebildiklerim, duyabildiklerim, koklayabildiklerim, dokunabildiklerim ve tabii ki tadabildiklerim için.

Hissedebildiklerim için.

İnsan başka ne ister ki ?