10 Haziran 2012 Pazar

İnternette Birşeyler Aramak

Bizim evimizde ansiklopedilerimiz duruyor hâlâ . Çünkü çocuklarımın anneleri internete güvenmiyor pek.

Tamam güncel şeylerde çok işimize yarıyor ama bazen yalan yanlış şeylerin kopyala yapıştır yöntemiyle her tarafa dağıldığını doğrusunu tam bulamadığımı hissediyorum.

Meselâ bir ara Marsın bilmem kaç yılda bir rastlanan Ay kadar gözükeceği konusu çıktıydı, sevgili astronom kardeşim beni bilgilendirene kadar gökyüzüne aval aval baktıydım. Sonra aynı mars nasılsa her sene, o bilmem kaç yılda bir ay gibi gözükeceği konuma geldi diye haber verildi. E pes diyorum artık.

Onun için ilk baktığımız yer ansiklopediler oluyor. Hem onların güzelliğini , elime aldığımda araştırdığım konuyu ararken dikkatimi çeken diğer sayfaları okumanın keyfini asla gözden çıkartamam doğrusu.
Ders gibi konular yine fena değil de asıl en rastladığım hatalar şiirlerde . Hani neredeyse hiç düzgün şiir bulamıyorum internetten. Tam bir şiir buluyorum, kopyalıyorum, derken birşeyler rahatsızlık veriyor bana. Şiirin müzikalitesi bozulmuş, ya da aklımdaki dizelere eşlik etmiyor. Gidip üşenmeyip evdeki şiir kitaplarından araştırıyorum. Gerçekten de yanlış çıkıyor. Hele bayramlarda yazdığım şiirlerin tamamen doğru olanına hiç rastlamadım. Ama bunu internette düzeltmek pek kolay olmuyor çünkü yazan ilk kişi nasıl yazdıysa gerisi kopyala yapıştır olduğundan heryerde aynı hata bulunuyor. Şekil A da O Geliyor şiirinde rastladığım hataları görmektesiniz.

Al yüzlü doğan güneş
Al yüzlü Oğan güneş !
Fakat yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ?
Acaba yolu mu az, yoksa yükü mü ağır ?
Bu gemi umut yüklü, insan yüklü, hız yüklü !
Bu gemi umut yüklü, inan yüklü, hız yüklü;
Gizli inleyen her yürek canlanacak.
Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak

Bu da böyle bir hatırlatma oldu netekim.

He canım, dikkatli olun diye yazdım.

Zaten hastayım, üzerime gelmeyin anacım...

Eee Sıktın Artık

Geçti geçti kardeşim. Sıkıldım aksırmaktan, tıkanan burundan, acıyan boğazdan.

Kış kış...

9 Haziran 2012 Cumartesi

Metehan ve Bilgehan'a

Karnelerimizi aldık.

Her sene olduğu gibi yine gurur duydum sizinle.

Ama sadece  bununla kalmıyor.

Ben zaten her gün sizinle gurur duyuyorum.

Bilgisayarda konu araştırıp power point sunusu hazırlamanızdaki heyecan ve özenle gurur duyuyorum.

Beni mutlu etmek için dışardan gelirken papatya getirmenizdeki düşünceliliğinizle gurur duyuyorum.

Anlamadığınız bir soruyu gelip sormanızla ve ben anlatırken dikkatle dinlemenizle gurur duyuyorum.

Ödevlerinizi her gün titizlikle bitirme sorumluluğunuzla gurur duyuyorum.

Boş vakitlerinizde gitar çalmanızla gurur duyuyorum.

Gözlerinizde bir ışıltıyla heyecanla bana birşeyler anlatmanızla gurur duyuyorum.

Kitaplara gömülmenizle gurur duyuyorum.

Hikâye yazmanızdaki yaratıcılığınızla gurur duyuyorum.

Üç parça legoyu yanyana getirip ondan bir milyon değişik şey üretmedeki hayal gücünüzle gurur duyuyorum.

Kendi canavarlarınızı çizip kendi oyunlarınızı hazırlamanızla gurur duyuyorum.

Arkadaşlarınıza olan tavırlarınızla gurur duyuyorum.

Her daim araştırıp öğrenmeye meyillli merakınızla gurur duyuyorum.

Basit şeylerden benimle birlikte keyif almanızla gurur duyuyorum.

Siz benim oğluşlarımsınız.

Bana hayatın en güzel hediyeleri.

Her baktığımda mutluluk ve şükran duyduğum.

Sizinle yaşamak, sizinle yeniden öğrenmek ve hergün sizi daha çok tanımak çok güzel.

İyi ki varsınız birtanelerim.

8 Haziran 2012 Cuma

Hımm Nefis ...


Roka, domates, sarımsak, ton balığı, yağsız kavrulmuş mantar, bol limon, tuz...

Kocaman bir salata tabağı alınıp mis gibi keyif yapılır :)

Not: 9 kilo oldu :)

7 Haziran 2012 Perşembe

Mutluluğun Resmi :)

Önce annemle sonra da kardeşimle konuştuk gülümseyerek. Sharapova 'nın yarı final maçını kazandıktan sonraki mutluluğu o kadar güzeldi ki :)



6 Haziran 2012 Çarşamba

Sünnet Fikirleri

Yaz geldi, okullar kapanmak üzere ya, şimdi bir sünnet sezonu başlar, ben de kendi deneyimlerimden paylaşayım biraz dedim.

Uzun zamandır bu bloğu okuyanlar biliyorlar benim sünnet maceramı. Oradan bazı şeyleri hatırlatayım belki başkalarına da fikir verir.

* Davetiyeyi kendim hazırlamayı tercih ettim. Zaten yıllardır doğumgünü davetiyeleri hazırlamaktaydım, neden yapamayayım dedim. Önce esprili birşeyler yapayım dedim ama sonunda sadelik düşkünlüğüm baskın geldi.


 * Davetiyedekiler de dahil bütün fotoğrafları ben çektim. Bir sütüdyoda boğuşmaktansa evimde çocuklarıma daha güzel poz verdirtebileceğimi düşündüm. Gerçekten de harika hallerini yakaladım :)




* Görüldüğü üzere keyafetleri klasik kıyafetlerden değildi. Kendimi bildim bileli takım elbiseleri pek sevmem. Çocuklarıma hele hiç giydirmedim. Gidip ağır ceket pantolon falan alıp yaz sıcağında çocuklarımı nefessiz bırakmak, bir daha asla giydirmeyeceğim bir kıyafete bir sürü para vermek hiç mantıklı gelmedi. Uzun süre istediğim gibi şapka aradım. Bir de maşallah yazısı aldım. Ellerindeki ne deniyor onlara değneklere para vermek de çok saçma geldi. Bizimkilere ona o kadar para vereceğimizie ben size değnek yaparım isterseniz dedim, vazgeçtiler değnek sevdalarından :D Sonra ver elini waikiki :D Beyaz tişört, lacivert kapri. Bence nefis gözüküyorlardı :)

* Sünnet çocuklarım düğünde sünnetli olduklarından bir de gecelik almıştım. Sonradan o geceliklerin eteğini kestirttim, oğluşların mezuniyetlerde giydikleri gömlek olur kendisi :)

*Sünnet kilodu denilen şeyden almadım. Sonradan çok pişman oldum. Kesinlikle tavsiye ederim, benim yaptığımı yapmayın sakın :D

* Son olarak mekan yaşadığımız yerin bahçesiydi. Kendimiz süsledik.


5 Haziran 2012 Salı

Oradan Buradan

Çok sıcak..Benim evim bile sabahın bu saatinde bu kadar sıcaksa başka yerleri düşünemiyorum bile.

Evde herkesin burnu tıkalı. Ya öksürüyor ya hapşırıyor. Her taraf damlalar, spreyler, şuruplar ve haplar dolu.

Nihayet beklediğimiz tatil geldi. Yok okulun kapanması değil, bir haftalık bir deniz kaçamağı. Şu anda o kadar halsizim ki o bile yorucu gözüküyor gözüme. Oysa Bodrum Bodrum diyip duruyordum. (Ne kafiyeli bir cümle oldu:) Tek düşüncem denizin hepimizi iyileştireceği. Sinüslerimize tuzlu suyu doldurduk mu sağlıklı bir şekilde döneriz artık oradan.

Epeydir kilo falan vermedim sanırım. O birşey değil de alma moduna geçmemem lazım. Sıkıldım artık bu yalama durumdan.

Uzun zamandır ilk defa tatilde içine sığabildiğim bir kaç kıyafetim olacak :) Bir kapriyle geçirdiğim tatillerden sonra pek bir değişik bir durum :)

Hava sıcak demiş miydim? İlaçlarımı içip, çayımı alıp balkona atacağım kendimi. Belki yemek yapacak enerji bulurum o çaydan sonra.

Herkese günaydın. Sağlıklı bir güne açılsın sabahımız....

4 Haziran 2012 Pazartesi

Enjoy Yourself

Enjoy yourself, it's later than you think.
Enjoy yourself, while you're still in the pink.
The years go by, as quickly as a wink.
Enjoy yourself, Enjoy yourself,
It's later than you think.

You work and work
For years and years
You're always on the go.
You never take a minute off,
Too busy making dough.
Someday, you say, you'll have your fun
When you're a millioniare.
Imagine all the fun you'll have
In some old rocking-chair.

Enjoy yourself, it's later than you think.
Enjoy yourself, while you're still in the pink.
The years go by, as quickly as a wink.
Enjoy yourself, Enjoy yourself
It's later than you think.

You're gonna take that ocean trip
No matter come what may.
You got your reservations
But you just can't get away.
Next year, for sure, you'll see the world,
You'll really get around;
But how far can you travel
When you're six feet underground?

Enjoy yourself, it's later than you think.
Enjoy yourself, while you're still in the pink.
The years go by, as quickly a as wink.
Enjoy yourself, Enjoy yourself
It's later than you think.

Get out and see the world...

You worry when the weather's cold,
You worry when it's hot.
You worry when you're doing well,
You worry when you're doing not.
It's worry, worry all of the time,
You don't know how to laugh.
They'll think of something funny
When they write your epitaph.

Enjoy yourself, it's later than you think.
Enjoy yourself, while you're still in the pink.
The years go by, as quickly as wink.
Enjoy yourself, Enjoy yourself
It's later than you think.

(House'da duydum, sözleri çok hoşuma gitti. O kadar doğru ki.)

3 Haziran 2012 Pazar

Rafael Nadal Parera (3 Haziran 1986 )


Hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki. Şu sıralar 7. Roland Garros şampiyonluğunun peşinde. Tükenmez enerjisi, yılmaması, her sayı için yeniden başlaması. Sonra maçın sonlarında rakibine davranışı. Yense de yenilse de her zaman ağırbaşlı oluşu. Röpörtajlarda daima seviyesini koruyuşu. Samimi konuşması, asla kimseyi kıracak birşey söylememesi. Turnuva başından final maçını soranlara şu anda sadece birinci turu düşünüyorum herşey birer birer diyen hayata bakış açısı. Yenilgiyi kabullenişi. Her durumdan pozitif pay çıkartmaya çalışması.

Şurada bazı röpörtajlardan alıntılar var. Okuyun anlayacaksınız ne demek istediğimi :)


Garip batıl inanaçları, takıntıları ile insan olduğunu hatırlatmasa nasıl bir yaratık diye bakacağım :)


Bu arada Fransa Açık Tenis Turnuvası ikinci haftasına girdi. Bu hafta maçlar daha çekişmeli geçer. Kaçırmayın derim :)

2 Haziran 2012 Cumartesi

Bizim Metosun Gülümseten Halleri :)

İki kardeş Migros'un verdiği Guinnes kartlarından bir defter yapıyorlardı. Bazı kartlarda da sorular var, cevapları gizlice yazılmış üzerine. Bir tanesine uğraşıp baktılar hangisiymiş cevap diye. "c" dediler. Sonra Metos bana dönüp anne bil bakalım dünyanın en uzun kemanı ne kadarmış diye şıkları okudu. Tabi biraz önce "c" yi duyduğumdan onu söyledim.

-Oğluşum biraz önce okudunuz ya cevabı duydum zaten.

-Biliyorum anne güya şıkları karıştıracaktım sana söylerken ama, a şıkkı ile b nin yerini değiştirince bir işe yaramıyor tabi :D

Sonrasında ikimiz de uzun uzun güldük. Hâlâ gülüyorum hatta :D