31 Mart 2009 Salı

İşte Böyle :)

Ben eskiden, bir tane sakin ve akıllı oğlum var iken, pek idealist ve cool bir anneydim. Öyleydim.



Metehan'la bahçeye çıkardım. Ben kitabımı okurdum. O yere serdiğim kilimde oynardı. Soru sorardı bol bol, sabırla cevap verirdim. Haydi bunu yapalım oğluşum derdim, yapardık. Koşmak için bile izin isterdi.

Sonra bir haydut doğurdum. O, bahçede huzurla kitap okuyup sakin sakin çocuğuyla ilgilenen anne gitti yerine saçlar diken diken "Bilgehaaaaaaaannnnnn!!!" diye bağrınan bir cadı geldi. Konu komşuya rezil oldum, prestij falan kalmadı bende.



Sonra o haydut diğerini de kendisine benzetti.

Şu anda hayatım didişen iki oğlanı birbirinden ayırmaya çalışarak geçiyor.

İdealist mi?

Pöh....

Kafaları gözleri yarılmadan sağsalim bir büyütürsem yeter bana :)

28 Mart 2009 Cumartesi

27 Mart 2009 Cuma

Yatma Vakti :)


Pijamalarını giymiş çocuklar kadar yumurmalık bir görüntü olabilir mi dünyada ?

Ortadaki cimcime benim yeğenim Sude. O bir küçük hanfendi :)
Çocuklar okula gittiler.

Bir yanım, şu dolap dökme işlemine başla diyor.

Diğer yanım boşver dolabı dökmeyi akşama kadar tembellik yap diyor.

Dolaplar kapaklarından dışarı fırlıyor. Onları temizleyip şöööyle bir ferahlamak istiyorum.

Ama ayaklarımı uzatıp, geçen gün hastalandığımda çıkarttığım beyazdizilerimi okuyup, çayımı içip, arada uyuklayıp, akşama kadar keyif yapmak da pek cazip.

Şimdi annem aradı, eurosportta buz pateni varmış. Hımmm, gidip onu seyredeyim ben en iyisi. Kendimi bildim bileli bayılırım buz pateni yarışmalarını seyretmeye :)

Herkese günaydın. Tünaydın mı deseydim.

Gülümseyin.

Bugün yaşasın Cumaaaa...


Isobel - Dido

26 Mart 2009 Perşembe

Bizim Evin Can Halleri

Demin Özii'nin yazısını okuyunca kendi Can'ım geldi aklıma.

Can'ım bana Handan der. Hadi bana Handan desin Handoş falan dese vururdum onu zaten de geçen senelerden birinde sinemada on dakikayı ararken bayağı güzel bir şey keşfettim. Cep telefonumu anneme bıraktığımız için (Tabi sırf telefonu bırakmadık, yanında çocuk da var:) Can'ın telefonundan kendimi aradım. Herkesin telefonunda "aşkım" , "canım", "sevgilim" falan diye kayıtlı olur eşinin ismi, benimkinde adım, onu da geçtim bir de soyadım yazıyor. "Bu ne hayatım" dedim? "Ben herkesi böyle yazıyorum ya seninki de öyle olmuş" dedi. İnatla bütün adres defterini aradım. Benden başka adı soyadı yazan tek bir Allahın kulu vardı orada. O da kendisi. Kendi cep telefonunun numarasını da aynı simkarta adı ve soyadı olarak kaydetmiş. İşte filmin ikinci yarısında ne olduğunu bu yüzden hâlâ bilmem. Gülmekten seyredemedim. Birisi Can'ın telefonunu bulursa, tabi bulduğunda Can'ın ismi de ona vahiy olarak gelip "Haaa, bu telefonun sahibi bu adammış derse, orada kayıtlı numarayı çevirip sonra da bekler durur artık: "Hep meşgul, hep meşgul" :D

Şimdi bir dip not eklemek istiyorum: Bu olayı Can'ın arkadaşları başka birisine anlatarak dalga geçmeye çalışırlarken o kişi de "Eee, ne var bunda benimki de kayıtlı" demek suretiyle duruma son noktayı koymuştur. Patronları olan bu şahısa laf söyleyemeyen arkadaşları sessizce uzaklaşırken son gülen Can olmuştur :)
Derin bir nefes al.
Kendine gülümse.
Yaşamak güzel.
Bazen deli dolu.
Bazen sakin huzurlu.
Zaman zaman tepetaklak.
Hayat.

Derin bir nefes al.
Kendine gülümse.
Ne olusa olsun.
Herşey senin içinde.
Senin elinde.
Senin yüreğinde.


I did it my way - Frank Sinatra

24 Mart 2009 Salı

İyi ki Doğdun Metehan

Deney malzemelerimiz hazırlandı.

Masamız hazırlandı.

Gamze Ablamızın yaptığı pastamız konsepte uygun olarak süslendi.

Sabahın yedisinde kalkılıp saat ikiye kadar heyecanla arkadaşlarımızın gelmesi beklendi.


Sonunda yemekler yendi. (Hepsini kendi elceğizimle yaptım, Fatoş Yengem ben yaptım derse sakın inanmayın. ) Mumlar üflendi.


Nihayet heyecanla herkesin beklediği an geldi. Bütün çocuklara önlükleri giydirildi, gözlükleri takıldı, not defterleri verildi.

Suda iğne yüzdürmece, kuru üzümlere dans ettirmece, mor lahana suyunu kırmızı ve maviye çevirmece,söndürülen mumu dumanından yakmaca, sirke ile karbonatı karıştırıp balon şişirmece gibi deneylerimizi yaptık. Portakal kabuğunun yanıp yanmadığını kontrol ettik .

Sonunda da pil, kablo ve küçük lambalarla el feneri yaptık. Çok eğlendik.

(Çok da yorulduk tabi. Onlar ne yorulacak canım benim pilim bitti:)

Doğumgünü çocuğu iyi ki doğdun. Yüzündeki gülümseme hiç eksilmesin. Her zaman mutlu, huzurlu ol. Çevrene de hep mutluluk ve huzur ver.

Seni çooook seviyoruz .

19 Mart 2009 Perşembe

Deney Tüpü


Dün çocukları okula bıraktığımda kızlardan birisinin elinde leblebi tozu gördüm. Anaaa, işte tam aradığım deney tüpleri. (Hayır tüplerle pek birşey yapacağım da yok ama bilim partisi de tüpsüz olmaz şimdi)
İnsan birşeye odaklanınca, aradıkları önüne çıkıveriyor gerçekten de :)
Herkese günaydın.
Aradıklarımızı bulduğumuz, bulduklarımızın değerini anladığımız nefis bir güne açılsın sabahımız...


Rock & Roll - Eric Hutchinson