31 Mayıs 2007 Perşembe

Hayır Sarma!


On senedir inatla yapmıyordum. Ama dün gece oturup yaprak da sardım ya, karışık duygular içerisindeyim :)
Ev kadınlığına dönüşüm işlemi başarıyla tamamlandı şeklinde bir yazı beliriyordur şu anda ekranda, birisinin bilgisayar oyununda bir karaktersem sadece.

Siyah İnci


Dün bir arkadaşımla oturup fonksiyonlar ve logaritmalara çalıştık. Bisiklete binmek gibi birşeymiş, önüme gelince hatırladım yeniden. Bir keyif bir keyif bende. Seviyorum rakamları, işlemleri zorla değil ya. Boş vakitlerimde matematik soruları çözmeye karar verdim valla. Yok canım, su doku falan istemem, ben şöyle matrisler, türevler, hatta trigonometri, sinüsler kosinüslere doğru açılacağım yavaş yavaş. Düşününce bile keyif aldım şimdi :D

Yukardaki geminin konuyla alâkası yok. Geçen hafta bizimkilerin yaptığı gemiydi. Çok hoşuma gittiği için salonda duruyor şu anda. Ama nedense fotoğrafını çekerken siyahtan çok kahverengi oldu. Bu sabah plânları yaptık Beriş'le Pazar akşamı umarım gidip "gerçek"ini göreceğiz sinemada :) Bakalım biz görmeyeli Jack neler yapmış.

Not: Yok canım bu Doktor Jack değil Korsan Jack.Hayır, Lapacıyla takılan Korsan Jackten bize ne aaa, Sparrow Jack bizimkisi:)
Not2: Lapacı da kim diyenler oğlu olup da beraber Jetix seyretmeyenler tabi :D
Not3: Konuları bir yere bağlayamadım, idare ediverin, tı tı tı.
Not4: Yazı bitti, yok başka birşey , dağılabilirsiniz :)

30 Mayıs 2007 Çarşamba

...

Hayatın fotoğrafını çektiğimiz anlar vardır. En fazla beş dakika sürmüştür ama sonsuza uzanır.

29 Mayıs 2007 Salı

Günaydın

Dünkü güzel yağmurun ardından ışıl ışıl bir sabah .

Beklenenlerin gerçekleştiği, müjdeli haberlerin geldiği, pırıl pırıl, enerjik, güzel bir güne açılsın sabahımız.

28 Mayıs 2007 Pazartesi

Terazi

Şu dünya da hiç dengede durmuyor...

Ne bileyim

Belki vardır dengesi de

Benimkine uymuyor...

25 Mayıs 2007 Cuma

Pazar

"Bak ablacım benim tente yeşil görüyor musun? Çok güzel domates bunlar." dedi satıcı domatesleri beğenmeyen kadına. Ben de kafamı kaldırıp baktım bütün tentelere. Ay adamlar domateslerin üzerine kırmızı tente geriyorlarmış özenle. Pazarcı deyip geçmemek gerek, her türlü pazarlama hilesi var mübarek :) Tabi benim gibi domatesleri teker teker gün ışığına çıkartıp seçen cinsler için bir çare bulamamışlar henüz :D

24 Mayıs 2007 Perşembe

Lost Oldum

Yok, kaybolmadım, ama daha beter halim :)

Pazartesi akşamı saat dokuzda Lost seyredeceğim diyerek itinayla TV karşısına geçtim. Çocukların uzun zamandır yapmak istedikleri maket vardı. Can da o diziyi sevmediği için çocuklarla o işe bulaştı. Tam oturdum ki o da ne. Pazartesi Lost yok ki House var. Gerçi benim için hava hoş, onu da seviyorum da, gemi direkleriyle uğraşan birisi seyredemedi tabi :)

Salı akşamı Lost seyredecektim. Beriş geldi. Onunla çay, sohbet derken kaçırmışım.

Ama beynimin bana oynadığı oyun hâlâ sürüyordu. Dün gece Can eve geç gelecekti. Telefon ettiğinde saat tam dokuza geliyordu. "Çocuklara yemek yedirdim şimdi Lost'u seyredeceğim" dedim ona. Tam o sırada film başladı. Tabi ki Grey's Anatomy. Aaaaa....

Bu akşam Lost var mıydı acaba :D

23 Mayıs 2007 Çarşamba

.



O kadar güzel yağmur yağıyor ki birkaç gündür.

Günaydın. Işıl ışıl bir güne açılsın sabahımız.

22 Mayıs 2007 Salı

Bahar Şiiri


Bu sabah mutluluğa aç pencereni
Bir güzel arın dünkü kederden
Bahar geldi, bahar geldi güneşin doğduğu yerden
Çocugum uzat ellerini

Şu güzelim bulut gözlü buzağıyı
Duy böyle koşturan sevinci
Dinle nasıl telaş telaş çarpıyor
Toprak ananın kalbi...

Şöyle yanıbaşımda çimenlere uzan
Kulak ver gümbürtüsüne dünyanın
Sonra güneşin, baharın ve aşkın
Türküsünü söyleyelim bir ağızdan...

ATAOL BEHRAMOGLU

Bu şiir 99 yılından ulaştı bana :) Ben Birsen'e göndermişim. O da geçenlerde rastlayıp bana göndermiş yeniden.

21 Mayıs 2007 Pazartesi

Arabalar Partisi :)

Bakalım Cuma gününden sonra neler yapmışız:) O gün evin içinde bir oraya bir buraya koşuşturup dağınıklıkları toparladıktan sonra parti hazırlıklarına başladım.





Cumartesi gecesi ben mutfakta nefis yemeklerimi hazırlarken evin erkekleri de marketten toplanıp getirilmiş kutuları bir bir arabaya çevirdiler.


İpuçlarını izleyerek yapacağımız piston kupasının hediyeleri tek tek paketlendiler ki çocuklar arasında sen onu aldın ben bunu aldım kavgası olmasın :)

Ve parti zamanı.



Önce makarna partisi vardı. Cümbür cemaat. Gördüğünüz karede, babalar dışarda yiyorlar, anneler çocuklara servis yapıyor, çocuklar ne renk bardakta hangi meyvesuyunu içeceklerini hep bir ağızdan bağırırken fenalaşan annelere bilimum sakinleştirici ve ağrı kesici ikram ediliyor:)(Dile kolay her yaş ve her boydan 13 çocuk)


Bu karede ise ortalık biraz daha duruluyor. Yemekler yeniliyor. Yemeyenlerinki yine fedakâr anneler tarafından bitiriliyor. Çocuklar sofradan kalkıyor. Anneler koltuklara yığılıyor. 20 dakika falan sonra nihayet onlar da sofraya oturuyorlar. Bu arada bahçeden istekler hiç bitmiyor. (Büyük oğlanlar :)



Vee pasta...

İyi ki doğdun Bilgehan. Nice sağlıklı, mutlu, güzel yıllara benim tatlı oğluşum.